Standardize edilmiş referans testlere göre ya da bireyin yaşıtlarına göre gelişiminin ortalamanın altında olma durumudur. Zihinsel yetersizlik anlamına gelmez ve erken müdahaleyle akran düzeyine ulaştırılabilir.
Kaba motor, ince motor, dil/konuşma, bilişsel ve sosyal/kişisel gelişim alanlarının en az iki veya daha fazlasında akranlara göre belirgin düzeyde gerilik olması durumudur.
22 yaşından önce ortaya çıkan, öz bakım, dil ve bağımsız yaşam gibi alanların en az üçünde önemli sınırlılıklara yol açan, yaşam boyu süren kronik durumdur.
Doğum öncesi dönemi ifade eder; bu dönemdeki genetik bozukluklar, yetersiz beslenme veya radyasyon gibi etmenler gelişimsel geriliğin nedenlerindendir.
Doğum anı ve doğum sırasındaki süreci ifade eder; prematüre doğum, oksijensiz kalma veya doğum travmaları bu dönemdeki risk faktörleridir.
Doğumdan sonraki süreci ifade eder; çocuk ihmali, kafa travmaları, zehirlenmeler ve bulaşıcı hastalıklar bu dönemdeki gelişimsel gerilik nedenlerindendir.
Zihinsel işlevlerde normalin belirgin derecede altında olma ve uyumsal becerilerde sınırlılık gösterme durumudur; belirtilerin 18 yaşından önce başlamış olması gerekir.
Erken çocuklukta başlayan, sosyal etkileşim ve iletişimde yetersizlik, basmakalıp yineleyici davranışlar ve sınırlı ilgi alanlarıyla karakterize nöro-gelişimsel bozukluktur.
Merkezi sinir sisteminin ilerleyici olmayan bir hasarı sonucu ortaya çıkan, vücut duruşu ve motor hareket bozukluklarını içeren kalıcı bir durumdur.
Omurilik çevresindeki koruyucu omurga kılıfının arka yüzde tam kapanamaması nedeniyle bel bölgesinde doğuştan açıklık olması durumudur.
Genç erişkinlerde sık görülen, genellikle ataklar ve düzelmelerle seyreden, santral sinir sistemini etkileyen kronik bir hastalıktır.
Sadece kız çocuklarında görülen, normal bir gelişim döneminin ardından hızlı bir nörolojik gerileme, motor ve sözel yetilerin kaybıyla seyreden genetic bozukluktur.
Genellikle 3-4 yaşlarında kaslarda belirgin güçsüzlükle başlayan, nedeni tam bilinmeyen biyokimyasal kökenli ilerleyici bir kas hastalığıdır.
7. kromozomdaki genetik bozukluğa bağlı olarak solunum yetersizliği, anormal mukus salgısı ve sindirim sistemi emilim güçlükleriyle seyreden hastalıktır.
Türkiye'de özellikle Çukurova bölgesinde sık görülen, alyuvarların şekil bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan genetik bir kansızlık türüdür.
Kanın pıhtılaşması için gerekli olan faktörlerin eksikliği veya yetersizliği sonucu ortaya çıkan, yüksek tedavi maliyetli genetik bir kan hastalığıdır.
0-6 yaş arasındaki çocukların gelişimini dil-bilişsel, ince motor, kaba motor ve sosyal/öz bakım alanlarında anneye sorulan sorularla değerlendiren tarama aracıdır.
0-72 ay Türk çocuklarının gelişimini oyun ortamında gözlemleyerek ve aileden bilgi alarak değerlendiren, kullanıcı sertifikası gerektiren yerli ölçme aracıdır.
Sağlıklı görünen çocukları taramak, riskli bebekleri izlemek ve şüpheli durumları nesnel olarak saptamak amacıyla 0-6 yaş grubuna uygulanan en yaygın tarama testidir.
RAM bünyesindeki Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu tarafından çocuğun gelişimsel özelliklerine göre eğitsel ihtiyaçlarının belirlenmesi ve eğitim planı hazırlanması sürecidir.
Bir devletin yönetim biçimini, yasama, yürütme ve yargı güçlerinin sınırlarını belirleyen ve yurttaşların temel kamu haklarını güvence altına alan en üst düzey temel yasadır. Ülkedeki hiçbir kanun veya yönetmelik anayasa hükümlerine aykırı olamaz.
Özel gereksinimli bireyin sosyal ve fiziksel çevresinden mümkün olduğunca ayrılmadan, akranlarıyla en üst düzeyde etkileşim kurabileceği ve eğitimsel ihtiyaçlarının en iyi şekilde karşılanabileceği ortamı ifade eden temel özel eğitim ilkesidir.
Özel gereksinimli bireyin eğitsel performans düzeyi, ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan, bireye sunulacak destek eğitim hizmetlerini, uyarlamaları ve değerlendirme süreçlerini içeren yazılı programdır.
Özel eğitim gerektiren bireylerin, hazırlanan bireysel eğitim planları doğrultusunda, uygun yöntem ve teknikler kullanılarak akranları ile birlikte genel eğitim sınıflarında eğitilmelerini sağlayan uygulamadır.
Binaların, açık alanların, ulaşım araçlarının, bilgi ve iletişim teknolojilerinin engelli bireyler tarafından başkalarının yardımına ihtiyaç duyulmadan güvenli ve bağımsız şekilde kullanılabilmesidir.
Doğuştan veya erken çocukluk döneminde kaybedilen ya da hiç kazanılmamış olan becerilerin, bireyin potansiyelini en üst düzeye çıkarmak amacıyla geliştirilmesi ve bireye kazandırılması sürecidir.
Sonradan hastalık, kaza veya benzeri nedenlerle kaybedilen işlevsel yeteneklerin ve becerilerin yeniden kazandırılması, optimize edilmesi ve bireyin bağımsızlığının artırılması sürecidir.
Zihinsel veya ağır engelli olmaları nedeniyle normal iş gücü piyasasına uyum sağlayamayan bireylerin istihdam edilmelerini sağlamak amacıyla özel olarak tasarlanmış ve devletçe desteklenen iş ortamlarıdır.
Ağır engelli olduğu sağlık raporuyla belirlenen ve başkasının yardımı olmadan yaşamını sürdüremeyen bireylerin evde bakımını üstlenen yakınlarına ödenen sosyal yardım ücretidir.
Bireyin engelli olması, sosyal güvenlik kurumuna bağlı olmaması, ailesini kaybetmiş veya ailesinin ekonomik/sosyal yoksunluk içinde bulunması gibi kriterleri içeren, sosyal yardımlardan yararlanma sınırını belirleyen koşullardır.
Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM) oluşturulan, bireylerin eğitsel değerlendirme, tanılama ve uygun eğitim ortamlarına yönlendirme işlemlerini yürüten resmi kuruldur.
Toplumsal yaşamda dezavantajlı durumda olan grupların (engelliler, kadınlar, çocuklar vb.) diğer bireylerle eşit düzeye gelebilmesi için onlara yasal olarak sağlanan öncelik, hak ve koruyucu tedbirlerdir.
Özel gereksinimli bireyin eğitsel performansının, gelişim özelliklerinin ve eğitim ihtiyaçlarının belirlenerek en uygun eğitim ortamına yerleştirilmesi amacıyla yapılan değerlendirme sürecidir.
0-72 ay arasındaki çocukların bireysel özelliklerinin ve gelişim alanlarının takvim yaşına göre beklenen düzeyde olmaması durumudur. Örneğin, zihinsel yetersizliği olan bir çocuğun akranlarına göre kavramları daha geç öğrenmesi bu kapsamdadır.
Freud'un psikoseksüel gelişim kuramına göre 0-18 ay arasını kapsayan ve haz bölgesinin ağız olduğu evredir. Bu dönemde bebeğin emme ve çiğneme gibi eylemlerle dünyayı tanıması ve güven duygusunu geliştirmesi beklenir.
18-36 ay arasını kapsayan, haz ve ilginin dışkılama bölgesinde yoğunlaştığı psikoseksüel gelişim evresidir. Çocuğun tuvalet eğitimi yoluyla kendi bedeni üzerinde ilk bağımsız kontrolünü kazandığı dönemdir.
36-60 ay arasını kapsayan, haz duygusunun ve ilginin cinsel organlara yöneldiği gelişim evresidir. Bu dönemde çocukların cinsel organlarını keşfetmesi ve mastürbasyon davranışını ilk kez sergilemesi doğaldır.
7-11 yaş arasını kapsayan, cinsel konulara olan merakın azaldığı ve önceki edinimlerin pekiştirildiği evredir. Bu dönem, gelişimsel yetersizliği olan çocuklarda mahremiyet eğitiminin telafisi için en uygun zamandır.
11-18 yaş arasını kapsayan, ergenlikle birlikte cinsel enerjinin aile dışındaki karşı cinse ve olgun ilişkilere yöneldiği evredir. Bireyin bağımsız bir yetişkin olma yolundaki adımlarını içerir.
Bireye ait fiziksel, düşünsel, sosyal ve duygusal değerlerin tamamını kapsayan gizlilik ve dokunulmazlık hakkıdır. Arapça yasaklanmış anlamına gelen 'haram' kelimesinden türetilmiştir.
Kişinin sosyal yaşamda ve ev ortamında kendi başına yalnız kalabileceği, sınırları belirlenmiş özel bir alanının olması hakkıdır. Örneğin, tuvalet veya banyo kapısını kapatarak içeride yalnız kalabilmek bu mahremiyet türüne girer.
Bireyin kendi bedeninin dokunulmazlığını ve diğer insanlarla olan fiziksel samimiyet derecesini dilediği sınırlar çerçevesinde yaşama hakkıdır. Kimsenin izinsiz olarak bireyin bedenine dokunamayacağını ifade eder.
Bireyin kendisine ait özel bilgileri, bedensel değişimleri veya özel eylemlerini ne zaman, nasıl ve ne ölçüde başkalarıyla paylaşacağına kendisinin karar vermesidir.
Ortak kullanılan sosyal alanlarda ortamın gerektirdiği şekilde giyinik olmaya özen gösterilmesi ve cinsel organların kapalı tutulması kuralıdır. Örneğin, banyodan çıkarken bornoz veya havluya sarınarak odaya geçmek bu kuralın bir gereğidir.
Bedenin başkası tarafından görülmemesinin sağlanması ve özel alanlarda yapılan eylemlerin sosyal ortamlarda alenen paylaşılmamasıdır. Tuvalette kapının kapatılması bu kurala somut bir örnektir.
Bireyin bedeninin kendisine özel olduğunu bilmesi ve başkalarının izinsiz dokunuşlarına izin vermemesidir. Tuvalet sonrası temizliğini bağımsız yapan bir çocuk bu algıyı geliştirmiş olur.
Gelişimsel yetersizliği olan bireyin çevresindeki güvenilir ve tanıdık kişilerin belirlenerek yabancılardan ayırt edilmesini sağlayan öğretimsel yaklaşımdır. Çocuğun sadece bu çemberdeki kişilerden bakım yardımı alması hedeflenir.
Bireyin kendi kol mesafesini esas alarak belirlediği, fiziksel ve psikolojik olarak kendini güvende hissettiği sınırdır. Tanımadığı kişilerden bir kol mesafesi uzakta durarak bu alanı koruması öğretilir.
Bireyin kendini güvende, rahat ve mutlu hissettiği, sosyal kabul sınırları içindeki dokunuşlardır. Örneğin, tanıdık birinin izin alarak elini sıkması veya sırtını sıvazlaması bu gruba girer.
Bireyin cinsel organlarını veya bikini bölgesini hedef alan, rızası dışında gerçekleşen ve rahatsızlık veren dokunuşlardır. Bu tür dokunuşların derhal güvenilir bir yetişkine rapor edilmesi gerekir.
Cinsel eğitimde kız ve erkek çocuklarda mayo veya bikini ile kapatılan, başkalarının dokunmasına kesinlikle izin verilmemesi gereken mahrem vücut alanıdır.
Kız çocuklarında ergenlik dönemiyle birlikte salgılanması artan, vücut hatlarının yuvarlaklaşmasını ve göğüslerin büyümesini sağlayan dişi cinsiyet hormonudur.
Erkek çocuklarında ergenlik döneminde salgılanan, kas yapısının gelişmesini, sesin kalınlaşmasını ve sakal çıkmasını sağlayan erkek cinsiyet hormonudur.
Kadınlarda ergenlik ile menopoz arasında periyodik olarak gerçekleşen, uterus kanaması ile karakterize biyolojik döngüdür. Gelişimsel yetersizliği olan kızlarda bu döneme özel ped değiştirme becerileri çalışılmalıdır.
Vücudumuzun düzenli çalışması için gerekli olan besin ögelerinin vücuda alınması ve bir dizi metabolik işlem sonucunda uygun şekilde vücutta kullanılmasıdır. Yeterli ve dengeli beslenme, vücudun en iyi şekilde çalışması için besin ögelerinin uygun miktarlarda tüketilmesini ifade eder.
Yeterli ve dengeli beslenme için gerekli olan, besinlerin bileşiminde bulunan kimyasal ögelerdir. Bu ögeler protein, karbonhidrat, yağ, vitamin, mineral ve su olmak üzere altı gruptan oluşmaktadır.
Kötü beslenme anlamına gelmektedir. Alınan besin ögeleri ile ihtiyaç duyulan besin ögeleri arasındaki dengesizliği ve yetersiz beslenme durumunu ifade eder.
Bireylerin daha önce denemedikleri, bilmedikleri yeni yiyecekleri tadarken veya denerken rahatsız olmaları ve bu yiyecekleri tüketmekten kaçınmaları durumudur.
Oral yolla beslenemeyen hastalarda, besleme tüpünün cerrahi veya endoskopik yöntemle doğrudan mideye bağlanması yoluyla gerçekleştirilen enteral besleme yöntemidir.
Çiğneme ve yutma işlemlerini gerçekleştiremeyen bireylerde, besleme tüpünün doğrudan ince bağırsağa bağlanmasıyla uygulanan bir enteral beslenme yoludur.
Yüksek yağ ve oldukça düşük karbonhidrat içeren, vücutta açlığa benzer bir metabolik mekanizma oluşturarak dirençli epilepsi nöbetlerini azaltmayı amaçlayan özel bir tıbbi beslenme tedavisidir.
Kan şekeri düzeyinin 70 mg/dL veya daha altına düşmesi durumudur. Soğuk terleme, titreme, çarpıntı ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterir.
Mide içeriğinin yemek borusuna veya sindirim sisteminin daha yukarı kısımlarına geri gelmesi durumudur. Karın ağrısı, kusma ve yutma güçlüğü gibi belirtilere yol açar.
Besinlerin sindirilemeyen kısımlarına verilen isimdir. Sindirim sistemi hareketlerini düzenleyici etkiye sahip olup sebze, meyve ve kuru baklagillerde bol miktarda bulunur.
Buğday, arpa ve çavdarda bulunan gluten isimli proteine karşı vücudun geliştirdiği kronik alerjik hassasiyet ve bağırsak iltihaplanması durumudur.
Belirli bir besine karşı vücudun bağışıklık sisteminin geliştirdiği reaksiyondur. İshal, kusma, karın ağrısı, deride döküntü ve kızarıklık gibi belirtilerle ortaya çıkar.
Vücuttaki yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması durumudur. Fiziksel aktivite azlığı ve yüksek enerjili besinlerin tüketimiyle tetiklenen küresel bir sağlık sorunudur.
Bu ders kapsamında zihinsel yetersizlik, otizm spektrum bozukluğu ve fiziksel yetersizlikleri bir arada toplayan, bireyin gelişim dönemlerinde ortaya çıkan sınırlılıkları ifade eden çatı terimdir.
Doğuştan veya sonradan oluşan işlev kayıplarını en aza indirmek, bireyi tıbbi, sosyal ve mesleki olarak en bağımsız düzeye ulaştırmak amacıyla yürütülen tedavi edici süreçtir.
Yetersizliği olan bireylerin kendi aile ortamlarında, sosyal hayattan kopmadan yaşam kalitelerini artırmak amacıyla sunulan tıbbi, psikososyal ve fizyolojik desteklerin bütünüdür.
Farklı meslek alanlarından gelen doktor, hemşire, sosyal hizmet uzmanı gibi profesyonel veya yarı profesyonel kişiler tarafından ücretli ve planlı sunulan bakım hizmetidir.
Gelişimsel yetersizliği olan bireye kendi aile üyeleri, akrabaları, komşuları veya yakın çevresi tarafından sevgi ve sorumluluk ilişkisi içinde sunulan ücretsiz bakımdır.
Bireyin tuvalet, banyo, tırnak kesimi, saç taranması, giyinme ve yemek yeme gibi doğrudan günlük yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan fiziksel temizlik ve bakım işlemleridir.
Engelli bireyin ve ailesinin engel durumunu kabullenmesi, yalnızlık ve depresyon gibi olumsuz duygulardan kurtulması ve sosyal haklarını kullanabilmesi için yürütülen grup veya bireysel çalışmalardır.
Az sayıda gelişimsel yetersizliği olan çocuğun, toplumdan soyutlanmadan, bir apartman dairesi veya bağımsız evde küçük gruplar halinde profesyonel destekle yaşadığı bakım modelidir.
Hastanelerde tedavi gören engelli bireylerin tedavilerini olumsuz etkileyebilecek sosyal ve ekonomik sorunların çözümü için sosyal hizmet uzmanlarınca yürütülen destek hizmetidir.
Özel gereksinimli bireyin eğitsel, sosyal ve gelişimsel ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanan, hedef ve yöntemleri belirleyen, çok disiplinli ekip tarafından uygulanan kişiye özel plandır.
Bakım veya eğitim veren kişinin, karşılaştığı sorunları (örneğin davranış problemlerini) çözmek amacıyla alanında uzman bir profesyonelden (psikolog, danışman) bilgi ve strateji desteği almasıdır.
Öğrenme veya tedavi sürecinin farklı bölümlere (istasyonlara) ayrıldığı, bireylerin kendi hızlarında ve kendilerine uygun yöntemlerle bu istasyonlarda çalışarak beceri kazandığı modeldir.
Bakım ve rehabilitasyonun resmi kurumlarda verildiği, ailenin sadece çocuğu kuruma getirip götürmekle yükümlü olduğu, bazen ailenin aşırı koruyucu tutumlar sergileyebildiği iş birliği modelidir.
Uzmanların süreçteki tüm kararları tek başına aldığı, aileyi sadece bilgilendirdiği, profesyonel odaklı ve hiyerarşik yapıya sahip iş birliği yaklaşımıdır.
Kararların yine uzmanlar tarafından alındığı ancak ailenin evdeki gözlemlerinden ve aktardığı değerli bilgilerden de aktif olarak yararlanıldığı iş birliği modelidir.
Bakım ve rehabilitasyon programlarının içerik, materyal ve yöntem açısından çeşitlendirilerek daha ileri düzeye taşındığı ve ailenin bu süreçler hakkında detaylı bilgilendirildiği modeldir.
Uzmanların aileye öneriler sunduğu, ailenin ise bu öneriler doğrultusunda çocukları hakkında nihai kararları verdiği, karşılıklı bilgi alışverişine dayalı iş birliği modelidir.
Bakım ve rehabilitasyon gibi teknik konularda kararların uzmanlara, ev ve sosyal yaşam gibi diğer alanlardaki kararların ise aileye ait olduğu, eş güdümlü yürütülen modeldir.
Gelişim döneminde (18 yaş öncesi) başlayan, zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde sınırlılıklara yol açan ve özel eğitim desteğine ihtiyaç duyuran gelişimsel bozukluktur.
Standartlaştırılmış zekâ testleri ile elde edilen zekâ yaşının, bireyin takvim yaşına bölünmesi ve 100 ile çarpılması sonucu hesaplanan sayısal değerdir.
Bireyin günlük yaşamını bağımsız bir şekilde sürdürebilmesi için içinde bulunduğu çevrenin kendisinden beklediği kavramsal, sosyal ve pratik davranışların bütünüdür.
Alıcı ve ifade edici dil, okuma-yazma, para kavramları, zaman ve sayı kavramları gibi bilişsel ve akademik nitelikli günlük yaşam becerileridir.
Kişiler arası ilişkiler kurma, sorumluluk alma, sosyal kuralları izleme, yasalara uyma ve kurban olmaktan kaçınma gibi sosyal etkileşim becerileridir.
Yemek yeme, giyinme, tuvalet, hareket etme gibi öz bakım becerileri ile ev yaşamı, iş becerileri ve güvenlik gibi günlük pratik uygulamalardır.
Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, gerekli destek hizmetler sağlanarak akranlarıyla birlikte genel eğitim sınıflarında eğitim görmesini sağlayan uygulamadır.
Bireyin günlük yaşamında doğrudan işine yarayacak olan, market reyonu okuma veya hesap makinesiyle alışveriş hesabı yapma gibi pratik akademik konulardır.
Genel eğitim okulları bünyesinde, benzer yetersizlik düzeyine sahip özel gereksinimli öğrencilerin eğitim alabilmesi için açılmış özel ortamlardır.
Benzer özellikler gösteren yetersizliği olan bireylerin, gereksinimlerine uygun olarak tasarlanmış özel donanımlı kurumlarda bir arada eğitim aldığı okullardır.
Yetersizliği olan bireyin tuvalet, banyo, ağız-diş temizliği, giyinme ve beslenme gibi birincil hijyen ve yaşam gereksinimlerinin karşılanması sürecidir.
Bireyin ve ailesinin engel durumunu kabullenmesi, sosyal haklarını kullanması ve sosyal hayata uyum sağlaması amacıyla sunulan danışmanlık ve rehberlik hizmetleridir.
Bir becerinin gerçekleştirilmesi için bireyin elinden, bileğinden veya dirseğinden tutularak hareketin bizzat yaptırılması şeklinde uygulanan en yüksek yardım düzeyidir.
Bireyin taklit becerisini kullanarak öğrenmesini sağlamak amacıyla, hedef davranışın bakım veren kişi tarafından bizzat yapılarak gösterilmesidir.
Bir becerinin veya davranışın nasıl yapılacağının bireye sözlü yönergeler ve açıklamalar yoluyla aktarılması şeklinde uygulanan en düşük yardım düzeyidir.
Öğretime en az yardım içeren sözel ipucu ile başlayıp, tepki alınamadıkça sırasıyla model ve fiziksel ipucuna doğru yardım düzeyinin yükseltildiği yöntemdir.
Zihinsel yetersizliği olan bireylerde sıkça rastlanan, toprak, kağıt gibi besleyici değeri olmayan yenilmeyecek maddeleri yeme alışkanlığıdır.
Yemek reddi gösteren bireyin ağzına kaşığın değdirilmesi ve birey yiyeceği kabul edip ağzını açana kadar kaşığın geri çekilmemesi esasına dayanan tekniktir.
Yemek seçiciliği olan bireye, kaşığın üst kısmına sevdiği yiyecek, alt kısmına ise sevmediği yiyecek konularak her ikisinin aynı anda sunulması yöntemidir.
Bireyin sevmediği yiyeceği tüketmesini sağlamak amacıyla, sevdiği yiyecek ile sevmediği yiyeceğin kaşıkla ardı ardına sırayla sunulması tekniğidir.
Konuşma becerisi gelişmemiş bireylerin kendilerini ifade edebilmeleri için sözel dil yerine resim, fotoğraf veya işaret kartları kullandıkları sistemlerdir.
Erken çocukluk döneminde ortaya çıkan, sosyal etkileşim ve iletişimde belirgin sınırlılıklar ile birlikte yineleyici davranışlar ve daralmış ilgi alanlarıyla kendini gösteren nöro-gelişimsel bir bozukluktur.
Karmaşık veya çok basamaklı bir becerinin, öğretimi ve değerlendirmeyi kolaylaştırmak amacıyla daha küçük, gözlenebilir ve ölçülebilir alt basamaklara ayrılması işlemidir.
Öğretim sürecinin tesadüfi değil, önceden belirlenmiş bir plan, yöntem, ipucu ve pekiştirme sistemi dahilinde tutarlı bir şekilde yürütülmesidir.
Etkililiği hakemli bilimsel dergilerde yayımlanmış, deneysel ve kontrol gruplu araştırmalarla kanıtlanmış olan güvenilir öğretim ve müdahale yöntemleridir.
OSB olan bireylerde sıklıkla görülen, başkalarının çıkardığı sesleri, kelimeleri veya cümleleri anında ya da belirli bir süre geçtikten sonra papağan gibi aynen tekrarlama durumudur.
Çok basamaklı bir becerinin öğretimine ilk basamaktan başlanarak, her seferinde bir sonraki basamağın eklenmesiyle sırayla devam edilen öğretim yaklaşımıdır.
Çok basamaklı bir becerinin öğretimine analizdeki en son basamaktan başlanıp, geriye doğru gidilerek becerinin tamamlanmasını hedefleyen yöntemdir.
Öncül (ayırt edici uyaran), hedef davranış ve sonuç (pekiştirme veya hata düzeltme) bileşenlerinden oluşan, yapılandırılmış ve hızlı tekrarlı öğretim denemeleridir.
Öğretim hedeflerinin çocuğun günlük doğal rutinlerine, oyunlarına ve etkinliklerine gömülerek, çocuğun ilgisi ve liderliği takip edilerek sunulmasıdır.
Bireyin gün içindeki aktiviteleri veya bir becerinin basamaklarını bağımsızca yerine getirmesini sağlayan, resim ya da sözcüklerden oluşan görsel kılavuzdur.
Bireye hedef beceriyi doğru şekilde gerçekleştiren bir modelin videosunun izletilmesi ve ardından bu beceriyi kendisinin yapmasının istenmesi esasına dayanan yöntemdir.
Öğretilmesi hedeflenen karmaşık bir beceriyi çocuğun öğrenebilmesi için önceden sahip olması gereken daha basit düzeydeki temel becerilerdir.
Kazanılan bir becerinin öğretim ortamı dışındaki farklı ortamlarda, farklı kişilerle, farklı araç-gereçlerle ve farklı yönergelerle de başarıyla sergilenmesidir.
Yönetmelikte tanımlanan; banyo, tuvalet, tırnak kesimi, giyinme, yemek yeme gibi bireyin günlük yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan doğrudan beden temizliği ve bakım işleridir.
Sosyal açıdan önemli davranışları değiştirmeyi hedefleyen, davranış ile çevre arasındaki ilişkileri inceleyen ve bilimsel ilkelere dayanan sistematik müdahale yaklaşımıdır.
Sinir sisteminin zedelenmesi, kazalar, travmalar, doğumsal anomaliler veya genetik problemler nedeniyle kas, iskelet ve eklem sistemlerinin işlevlerini yerine getirememesi durumudur. Örneğin, bacak kas ve kemiklerinde meydana gelen kısıtlamalar bu kapsamda değerlendirilir.
Vücudun bazı bölümlerinin hareket ettirilmesi, hissedilmesi, kullanılması ve kontrol edilmesini sağlayan merkezi sinir sistemini etkileyen yetersizlikler grubudur. Örneğin, merkezi sinir sistemindeki bir zedelenmeden dolayı bacakları hareket ettirememe durumu buna örnek gösterilebilir.
Bireyin günlük yaşam performansını olumsuz yönde etkileyen kalp yetmezliği, astım, orak hücre anemisi, lösemi, epilepsi, böbrek yetmezliği ve hemofili gibi süreğen veya akut sağlık problemlerini içeren durumdur.
Hamileliğin erken dönemlerinde bilinmeyen bir nedenle omurganın tam olarak kapanamaması veya omuriliğin alt kısmını kontrol eden sinirlerin gelişiminde yetersizlik meydana gelmesi durumudur. Ülkemizde her 1000 çocuktan 3'ünde görülen açık omurga rahatsızlığıdır.
Doğum öncesi, doğum sırası veya doğum sonrası erken çocukluk çağında (0-7 yaş) beyinde meydana gelen bir hasara bağlı olarak ortaya çıkan yürüme, hareket ve duruş bozuklukları ile seyreden bir bozukluktur. Okul çağında görülen en yaygın fiziksel yetersizliklerden biridir.
Serebral palsi vakalarının %50-60'ını oluşturan en yaygın türdür; kasların sert ve gergin olmasına, hareketin yavaşlamasına ve hareket kontrolünde güçlük yaşanmasına neden olur.
Kasta normal gevşekliğin ötesinde aşırı bir gevşekliğin bulunduğu ve eklemlerde de gevşeme görülen, serebral palsinin nadir görülen bir türüdür.
Çocuğun bacak, kol, el veya yüzünde yavaş, sarsıntılı ve kontrolsüz hareketlerin görüldüğü, dengenin zayıf olduğu bir serebral palsi türüdür.
Sarsıntılı, değişen ve titrek hareketlerin sadece çocuk elleriyle bir şey yaptığında, yürüdüğünde veya dengeyi sağlamaya çalıştığında görüldüğü, genellikle yürümeye başlandığında teşhis edilen türdür.
Sinir sistemini koruyan ve nöral mesajların iletilmesini sağlayan miyelin tabakasına zarar vererek beyin ve omurilikte sertleşmiş dokular (sklerozan plaklar) oluşturan ilerleyici bir sinir sistemi hastalığıdır.
Kafatasına dışarıdan gelen trafik kazaları, düşmeler, spor yaralanmaları veya fiziksel şiddet gibi darbeler sonucunda oluşan; hafıza kaybı, motor beceri kaybı ve nöbetlerle seyredebilen durumdur.
Çoğunlukla kızlarda görülen, 6-18 aya kadar normal gelişim sonrasında el becerilerinde kayıp, stereotipik hareketler ve kafa gelişiminde yavaşlama ile kendini gösteren genetik temelli ilerleyici sinir sistemi bozukluğudur.
Çocukluk çağında nadir görülen, eklemlerde iltihaplanma, ağrı, tutukluk ve şişlik meydana getiren süreğen bir eklem rahatsızlığıdır.
Beyindeki elektriksel işlev düzensizliğinden kaynaklanan; hareket, duyu, davranış bozukluğu ve bilinç kaybına neden olan nöbetlerle kendini gösteren sinir sistemi anormalliğidir.
Salgı bezlerinden aşırı yoğun ve yapışkan salgı salgılanarak akciğer, karaciğer ve pankreas gibi organların işlev görmesini engelleyen genetik geçişli bir hastalıktır.
Kırmızı kan hücrelerinin yapısındaki kalıtsal bir bozukluk sonucu ortaya çıkan, bireyin güç harcadığında veya oksijensiz kaldığında zorlanmasına ve ağrı çekmesine neden olan hastalıktır.
Kan pıhtılaşma mekanizmasında bozukluğun olduğu, en ciddi sonucu iç kanama olan nadir görülen bir kan hastalığıdır.
Genellikle anneden gebelik, doğum veya emzirme yoluyla geçen, vücudun bağışıklık sistemini zayıflatarak mikroplara karşı koyma gücünü yok eden bir hastalıktır.