Dünya Sağlık Örgütü'ne göre sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, fiziksel, mental ve sosyal yönden tam bir iyilik hâlidir. Bu tanım sağlığın pozitif ve çok boyutlu yönünü ortaya koyar.
Toplumdaki birey ve ailelerin katılımıyla, ülkenin karşılayabileceği bir maliyetle sunulan, sağlık sisteminin çekirdeğini ve ilk başvuru noktasını oluşturan esas sağlık hizmetleridir.
Bir toplumda bir yılda 0-365 günlükken ölen bebek sayısının, aynı yıldaki canlı doğum sayısına bölünmesiyle elde edilen ve binde olarak ifade edilen kritik bir sağlık göstergesidir.
Yazılı hukuk kurallarının üstünlük derecelerine göre sıralanmasıdır. Bu hiyerarşide alt sırada yer alan bir kural (örneğin yönetmelik), üst sıradaki kurala (örneğin kanuna) aykırı hükümler içeremez.
Hastalık kişide biyolojik olarak henüz başlamadan önce, risk faktörlerini ortadan kaldırmak veya vücut direncini artırmak amacıyla yapılan aşılama ve sağlık eğitimi gibi faaliyetlerdir.
Hastalıkların belirtisiz veya erken dönemlerinde tarama testleri ve muayenelerle tespit edilerek, ilerlemeden tedavi edilmesini amaçlayan erken tanı hizmetleridir.
Hastalık klinik olarak ortaya çıktıktan sonra, en etkin tedavinin uygulanması ve kalıcı hasarları önlemek amacıyla yapılan tıbbi ve sosyal rehabilitasyon çalışmalarını kapsar.
Toplumsal, ekonomik ve yasal düzenlemelerle hastalıklara yol açabilecek risk faktörlerinin oluşmasını en baştan engelleme sürecidir; emniyet kemeri takma zorunluluğu buna örnektir.
Hastalık veya kaza sonucu kaybedilen organların yerine protez takılması veya zayıflayan organların fizik tedavi gibi yöntemlerle yeniden işlevsel hale getirilmesi sürecidir.
Fiziksel veya psikolojik engeli olan bireylerin, durumlarına uygun işlere yerleştirilmesi ve toplumsal yaşama uyum sağlamaları için yapılan destekleyici çalışmalardır.
Bireylerin kendi sağlıklarının değerini bilerek, sağlıklarını bozacak davranışlardan (örneğin sigara içmekten) kendi istek ve çabalarıyla uzak durması durumudur.
Bireyin içinde yaşadığı toplumun meslek, eğitim, gelir, din, aile yapısı gibi unsurlarından oluşan ve sağlık ile hastalık algısını doğrudan şekillendiren çevredir.
İnsanın dışındaki termal koşullar, gürültü, radyasyon, hava, su, toprak ve kimyasal maddeler gibi fiziksel ve kimyasal etkenlerin tamamını kapsayan çevre kategorisidir.
İnsanın dışında kalan ve sağlığı olumlu ya da olumsuz etkileyebilen bitkiler, hayvanlar ve enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmaların oluşturduğu canlı çevredir.
Sağlık hizmetlerinin sunumunda, eşitliğin ötesine geçerek bebekler, gebeler ve yaşlılar gibi yüksek risk altındaki gruplara ihtiyaçları oranında daha fazla hizmet sunulması ilkesidir.
Sağlık çalışanının kasıtlı olmaksızın ihmal, tedbirsizlik, dikkatsizlik veya mesleki acemilik sonucu hastaya zarar vermesiyle ortaya çıkan ceza sorumluluğu türüdür.
Sağlık çalışanının hukuka aykırı veya hatalı bir fiili sonucunda hastaya verdiği maddi veya manevi zararı hukuken karşılamak ve ödemekle yükümlü olmasıdır.
Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasını sağlamak üzere çıkardıkları yazılı hukuk kurallarıdır.
Savaş, salgın hastalık veya doğal afet gibi durumlarda ilan edilen OHAL süresince, Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan ve kanun hükmünde olan kararnamelerdir.
Toplumların cinsiyetlere yüklediği rol, görev ve sorumlulukları ifade eden, bireylerin maruz kaldığı iş risklerini ve sağlık davranışlarını etkileyen sosyal bir kavramdır.
Eşlerin doğum aralıklarını kadının sağlığını etkilemeyecek şekilde belirleyerek, istedikleri zamanda ve istedikleri sayıda çocuk sahibi olmalarını sağlayan koruyucu sağlık hizmetidir. Nüfusu azaltmayı değil, anne ve çocuk sağlığını korumayı amaçlar.
Üreme sistemi işlevleri ve süreci ile ilgili sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil; tüm bunlara ilişkin fiziksel, mental ve sosyal yönden tam bir iyilik halinin olmasıdır. Bu kavram kadın ve erkek her iki cinsi de yaşam boyu kapsar.
Bireylerin ve çiftlerin çocuklarının sayısına, aralığına özgürce karar verme, gerekli bilgi ve hizmetlere ulaşma ve üreme sağlığı kararlarında şiddet, baskı ve ayrımcılıktan uzak olma hakkıdır.
Çeşitli geçici veya kalıcı yöntemler kullanılarak gebeliğin oluşmasının önlenmesi sürecidir. Bu amaçla kullanılan tüm araç ve ilaçlara kontraseptif yöntemler adı verilir.
İlk âdet kanamasından menopoza kadar üremeye yönelik olarak her ay tekrarlayan, hormonal değişiklikler ve âdet kanaması ile karakterize döngüsel süreçtir. Genellikle 28 gün sürer.
Cinsel ilişki sırasında erkeğin boşalmadan hemen önce cinsel organını vajinadan çıkararak meniyi dışarıya boşaltmasına dayanan, başarısızlık riski yüksek geleneksel bir korunma yöntemidir.
Doğumdan sonraki ilk 6 ay boyunca annenin bebeğini sadece anne sütüyle beslemesi sonucu yumurtlamanın baskılanması ve âdet kanamasının gerçekleşmemesi durumuna dayanan geleneksel korunma yöntemidir.
İçeriğinde östrojen ve/veya progesteron hormonları barındıran, yumurtlamayı engelleyerek ve rahim ağzı salgısını kalınlaştırarak gebelikten koruyan, her gün düzenli yutulan doğum kontrol haplarıdır.
Rahim içine yerleştirilen, polietilen esnek materyalden yapılmış T şeklindeki alettir. Rahim içinde oluşturduğu inflamasyon reaksiyonu ile spermleri etkisiz hale getirerek uzun süreli koruma sağlar.
Kadında yumurtayı taşıyan fallop tüplerinin cerrahi olarak bağlanması işlemidir. Yumurtanın spermle karşılaşmasını engelleyen, geri dönüşü oldukça zor, kalıcı bir kısırlaştırma yöntemidir.
Erkekte testislerden sperm taşıyan kanalların cerrahi olarak bağlanması işlemidir. Menide sperm bulunmasını engelleyen, erkeğin cinsel fonksiyonlarını etkilemeyen kalıcı bir korunma yöntemidir.
Korunmasız cinsel ilişki veya kondom yırtılması gibi durumlarda, ilişkiden sonraki ilk 72 saat içinde yüksek dozda hormon içeren ertesi gün haplarının kullanılmasıyla gebeliğin önlenmesidir.
Mikrobiyolojik etkenlerin cinsel temas yoluyla enfekte kişiden duyarlı kişiye geçmesiyle oluşan, toplumda tabu olarak görüldüğü için vaka sayıları gizli kalan hastalıklardır.
Genellikle Herpes Simpleks Virüsü Tip 2 (HSV-2) ile meydana gelen, genital bölgede ağrılı, içi su dolu baloncuklar ve ülserlerle seyreden, kesin tedavisi olmayan tekrarlayıcı bir enfeksiyondur.
HIV virüsünün vücudun bağışıklık sistemini çökertmesi sonucu ortaya çıkan, vücudu enfeksiyonlara ve kanserlere karşı tamamen savunmasız bırakan kazanılmış bağışıklık yetersizliği sendromudur.
Gebelikte, doğum sırasında ya da doğumdan sonraki ilk 6 hafta (42 gün) içinde, gebelik süreciyle doğrudan veya dolaylı ilişkili bir nedenden dolayı meydana gelen kadın ölümüdür.
Bebeğin doğumundan sonraki ilk 28 günü kapsayan, dış dünyaya uyum sağlama açısından en hassas ve bebek ölümlerinin en yoğun görüldüğü dönemdir.
Karaciğerdeki fenilalanin hidroksilaz enziminin eksikliği nedeniyle fenilalaninin kanda birikerek beyne zarar vermesiyle karakterize, topuk kanı taramasıyla erken teşhis edilen kalıtımsal hastalıktır.
Yenidoğan döneminde tiroid hormonu yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan, tedavi edilmediğinde çocukta ciddi zeka geriliği ve cüceliğe yol açan en sık endokrinolojik sorundur.
Doğumdan sonraki ilk birkaç saat içinde salgılanmaya başlayan ve ilk 5 gün devam eden, bebeği enfeksiyonlardan koruyan antikorlar yönünden zengin sarımtırak ilk ağız sütüdür.
Vücudun enfeksiyon hastalıklarına karşı direncini artırmak amacıyla, aşılar vasıtasıyla bağışıklık sisteminin yapay olarak uyarılması ve antikor üretiminin sağlanması işlemidir.
Etkin ve yaygın aşılama çalışmaları sonucunda, bir hastalık etkeninin dünya genelinde tamamen yok edilmesi durumudur. Çiçek hastalığı buna en somut örnektir.
Bireyin fiziksel ve zihinsel dinçlik kapasitesinin bir ölçüsüdür; egzersize adaptasyon, hastalıklardan iyileşme süresi ve sosyal aktivite düzeyine göre belirlenir ve kronolojik yaştan farklılık gösterebilir.
Yaşlılık döneminde ortaya çıkan sağlık sorunları, bu sorunların teşhisi, tedavisi ve yaşlı sağlığının korunmasıyla ilgilenen uzmanlık tıp dalıdır.
Yaşlılık sürecini, yaşlanmanın sosyal, psikolojik, biyolojik ve kültürel yönlerini çok boyutlu olarak inceleyen yaşlılık bilimidir.
Yaşlanmaya bağlı olarak iskelet kası kütlesinde, kalitesinde ve gücünde meydana gelen ilerleyici ve genel azalma durumudur.
Yaşlanmayla birlikte göz içindeki merceğin esnekliğini kaybetmesi sonucu yakındaki nesneleri net odaklayamama ve görememe durumudur.
Yaşlanma sürecinde iç kulaktaki tüy hücrelerinin ve sinirlerin kaybı sonucu, özellikle yüksek frekanslı (tiz) seslerde ortaya çıkan işitme kaybıdır.
Akciğerin bir kısmının ya da tamamının büzüşerek sönmesi, genişleyememesi ve dolayısıyla solunum fonksiyonunu yerine getirememesi durumudur.
Akciğer arterlerinin (atar damarlarının) vücudun başka yerinden gelen bir pıhtı veya hava kabarcığı tarafından aniden tıkanmasıyla karakterize ölümcül tablodur.
Bireyin uzanırken veya otururken aniden ayağa kalkması durumunda kan basıncında meydana gelen ani ve geçici düşüştür.
Böbreklerin kanı süzme yeteneğini ölçmek amacıyla 24 saatlik idrarda yapılan ve yaşlılarda böbrek fonksiyonunu en doğru gösteren testtir.
Vücudun canlılığını sürdürebilmesi için dinlenme anında ihtiyaç duyduğu minimum enerji miktarıdır; 30 yaşından sonra her yıl %1 oranında azalır.
Kemiklerden kalsiyum kaybının artması sonucu kemik yoğunluğunun azalması, kemiklerin zayıflayarak kolayca kırılabilir hale gelmesi durumudur.
Gelişmiş Batı toplumlarındaki yaşlılarda sık görülen, aort kapağının kalsiyum birikimiyle sertleşmesi ve kireçlenmesi durumudur.
Solunum yollarında bulunan, titrek tüylü yapılarıyla akciğerlere kaçan yabancı maddeleri ve salgıları balgam şeklinde yukarı doğru süpüren hücre tabakasıdır.
İskelet kaslarının kasılması sonucunda enerji harcanmasını gerektiren, vücudun hareket hâlinde olduğu her türlü eylemdir. Ev işleri, bahçe işleri ve yürümek bu aktivitelere örnek gösterilebilir.
Fiziksel uygunluğu veya performansı korumak ya da geliştirmek amacıyla özel olarak planlanmış, yapılandırılmış, düzenli ve tekrarlı fiziksel aktivitelerdir. Pilates, yoga ve ağırlık antrenmanları egzersiz sınıfına girer.
Büyük kas gruplarını çalıştırarak kalp ve solunum hızını artıran, uzun süreli ve düşük-orta yoğunluktaki dayanıklılık egzersizleridir. Yüzme, tempolu yürüyüş ve bisiklete binme bu egzersizlerin en yaygın örnekleridir.
Kas gücünü, dayanıklılığını ve hacmini artırmak amacıyla zorlu yüklere karşı yapılan direnç veya anaerobik egzersizlerdir. Ağırlık kaldırma ve şınav çekme gibi kısa süreli, yüksek yoğunluklu aktiviteleri kapsar.
Vücudun uzaydaki pozisyonunu koruma yeteneğini geliştiren, özellikle yaşlılarda düşme ve yaralanma riskini azaltan egzersizlerdir. Tek ayak üzerinde durmak veya geri geri yürümek bu gruba dahildir.
Eklem hareket açıklığını artırmak, kasları uzatmak ve yaralanma riskini azaltmak amacıyla yapılan germe egzersizleridir. Egzersiz öncesi ısınma ve sonrasındaki soğuma aşamalarında uygulanması önerilir.
Vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun metre cinsinden karesine (m²) bölünmesiyle hesaplanan ve bireyin kilo durumunu sınıflandıran formüldür. Örneğin, 18.5-24.9 arası değerler normal kilolu kabul edilir.
Bireyin yaşına göre egzersiz sırasında güvenle ulaşabileceği en yüksek kalp atım hızı sınırıdır. '(220 - Yaş) ± 10' formülüyle hesaplanarak hedef egzersiz nabzının belirlenmesinde kullanılır.
Soğuk hava koşullarında yapılan egzersizler sırasında vücut sıcaklığının normal sınırların altına aşırı derecede düşmesi durumudur. Uygun giyinmeme ve susuz kalma bu durumu tetikler.
Kaslarda meydana gelen acılı, ağrılı ve istemsiz kasılmalardır. Egzersiz öncesi yetersiz ısınma, sıvı kaybı veya mineral eksikliği nedeniyle ortaya çıkabilir.
Büyüme, gelişme, hücre yenilenmesi, doku onarımı ile enzim ve hormonların yapımı için gerekli olan temel yapısal besin ögesidir. Et, süt, yumurta ve kurubaklagiller proteinden zengin besinlerdir.
Vücudun birincil ve en ekonomik enerji kaynağı olan, glikoz formunda kas ve karaciğerde glikojen olarak depolanan besin ögesidir. Tahıllar ve baklagiller karbonhidrat yönünden zengindir.
Vücuttaki serbest radikallerle bağ kurarak hücrelere zarar vermelerini engelleyen ve hücresel hasarı azaltan koruyucu maddelerdir. A, C ve E vitaminleri güçlü antioksidan özellik gösterir.
Besinlerin sindirilemeyen kısımları olup, bağırsak hareketlerini düzenleyen ve sindirim sistemi sağlığını koruyan maddedir. Kurubaklagiller, taze sebze, meyve ve tam tahıllarda bolca bulunur.
Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılan tüm uygulamalar ve alınan tüm temizlik önlemleridir. Kelime kökenini mitolojik sağlık tanrıçası Hygieia'dan alır.
Sağlığın iyileştirilmesi, korunması ve geliştirilmesi amacıyla ortamdaki her türlü zararlı etmenin uzaklaştırılması sürecidir. İnsan, çevre, gıda ve işletmeyi koruma çemberine alır.
Herhangi bir yüzey üzerinde fiziksel veya kimyasal etki gösteren ve estetik görünümü bozan her türlü kirin ortamdan uzaklaştırılması işlemidir. Fiziksel, kimyasal ve mikrobiyal olarak üç grupta incelenir.
İnsan sağlığına zararlı fiziksel, kimyasal veya biyolojik etkenlerin ya da mikroorganizmaların salgıladığı toksik maddelerin besin maddelerine bulaşması durumudur.
Hastalık yapıcı mikroorganizmaların vücuda girerek çoğalması ve dokularda hasar veya reaksiyon oluşturması durumudur. Kirli su ve gıdalarla kolayca yayılabilir.
Kendisi klinik olarak hasta olmadığı halde, hastalık etmenini vücudunda barındıran ve bunu diğer insanlara veya gıdalara bulaştırabilen taşıyıcı kişidir.
Gıda üretim zincirinde, oluşabilecek bir tehlikenin tespit edilerek önlenebildiği, kabul edilebilir seviyelere çekildiği veya tamamen ortadan kaldırıldığı aşamadır.
Su arıtma işlemlerinde, suda asılı halde bulunan istenmeyen maddelerin bir araya gelerek dibe çökmesini kolaylaştırmak amacıyla suya ağır kimyasal maddelerin ilave edilmesi sürecidir.
Su arıtımında koagülasyon aşamasından sonra, bir araya gelerek ağırlaşan yabancı maddelerin yer çekimi etkisiyle suyun dibine çökmesi işlemidir.
Mikroorganizmaların vejetatif (aktif) formlarını öldüren ancak dirençli spor formlarına etki etmeyen, ortamdaki zararlı canlı sayısını güvenli düzeye indiren kimyasal veya fiziksel işlemdir.
Yüzeylerdeki veya aletlerdeki mikroorganizmaların dirençli sporları dahil olmak üzere tüm canlı formlarının yüksek ısı, basınç, kimyasallar veya ışınlama ile tamamen yok edilmesi işlemidir.
Cerrahi aletlerin ve laboratuvar malzemelerinin yüksek atmosfer basıncı altında ve yüksek sıcaklıktaki su buharı ile steril edilmesini sağlayan cihazdır.
Gıda maddelerinde uygun olmayan saklama koşullarında üreyen küf mantarlarının salgıladığı ve insanlarda gıda zehirlenmesine yol açan zehirli kimyasal bileşiklerdir.
Hem 6 bacaklı böcekleri (insekt) hem de 8 bacaklı akarları (mite-akar) kapsayan, su ve gıda hijyenini tehdit edebilen eklembacaklı canlıların genel adıdır.
Kalp karıncıklarının (ventriküllerin) kasılarak kanı aort ve pulmoner artere doğru pompalaması olayıdır. Sistol esnasında atardamarlar üzerinde hissedilen kan basıncına sistolik tansiyon denir.
Kalp kasının gevşeyerek kulakçık ve karıncık odacıklarının yeniden kanla dolması evresidir. Bu evrede damar duvarında kalan minimum basınca diyastolik tansiyon denir.
Kalp atım hızının (nabız sayısının) dinlenim halinde dakikada 60 atımın altına düşmesi durumudur. Yaşlılık veya ileti sistemi bozukluklarında ortaya çıkabilir.
Kalp atım hızının dinlenim durumundayken dakikada 90 atımın üzerine çıkması halidir. Egzersiz, stres, ateş veya ritim bozukluklarında gözlemlenir.
Otonom sinir sistemi etkisiyle veya ilaçlarla kan damarlarının düz kaslarının kasılarak damar çapının daralması olayıdır. Kan basıncının artmasına neden olur.
Kan damarlarındaki düz kasların gevşemesi sonucu damar çapının genişlemesi durumudur. Dokulara giden kan akımını artırırken tansiyonu düşürür.
Solunum kasları ve diyafragmanın kasılması vasıtasıyla atmosferdeki oksijence zengin havanın akciğerlere çekilmesi, yani nefes alma işlemidir.
Göğüs kafesi kaslarının ve diyafragmanın gevşemesiyle akciğerlerdeki karbondioksitli havanın dışarıya verilmesi, yani nefes verme işlemidir.
Gastrointestinal sistem boyunca yer alan düz kasların ritmik kasılma ve gevşeme dalgalarıdır. Besinlerin ağızdan anüse doğru sindirim kanalı boyunca ilerletilmesini sağlar.
Böbreklerin kanı süzme, idrar oluşturma ve elektro-hidrik dengeyi sağlama işlevlerini yürüten mikroskobik temel yapısal ve fonksiyonel birimidir.
Nefronun başlangıcında yer alan, renal arterden gelen kanın yüksek basınçla süzüldüğü kılcal damar yumağı filtre yapısıdır.
İdrarda gözle görülebilir veya mikroskobik düzeyde eritrosit (alyuvar) bulunması durumudur. Glomerülonefrit veya üriner taş göstergesidir.
Süzme bariyerinin bozulması sonucu idrarla anormal miktarda protein (özellikle albümin) atılması durumudur. Böbrek hasarını simgeler.
Bireyin idrar yapma esnasında hissettiği ağrı, sızı ve yanma duyusudur. Genellikle sistit ve üretrit gibi alt üriner enfeksiyonlarda görülür.
Günlük atılan toplam idrar miktarı değişmeksizin, bireyin normalden çok daha sık aralıklarla idrara çıkması durumudur.
Bireyin gece uykusundan birden fazla kez uyanarak idrara çıkma ihtiyacı duyması durumudur. Böbrek yetmezliği ve prostat hipertrofisinde belirgindir.
Kafa İçi Basıncın Artması Sendromu; kafatası boşluğu içinde tümör, kanama veya ödem nedeniyle basıncın artarak beyin dokusunu sıkıştırmasıdır.
Serebrovasküler olaylar sonucu beynin bir yarım küresindeki hasara bağlı olarak vücudun karşı taraf kol ve bacağında gelişen tam motor felç durumudur.
Kas gruplarının antagonist kasılmasıyla ortaya çıkan istemsiz, ritmik sallantı veya titreme hareketleridir. Parkinson ve serebellum hastalıklarında belirgindir.
Büyüme kıkırdakları kapanmış erişkin bireylerde, hipofizden aşırı Büyüme Hormonu (GH) salgılanması sonucu el, ayak, çene gibi uç kemiklerin orantısız büyümesidir.
Mide mukozasındaki bozulma sebebiyle İntrensek Faktör (IF) salgılanamaması ve buna bağlı olarak B12 vitamininin emilemeyip megaloblastik anemi gelişmesidir.
Bir veya birden fazla eklemde ağrı, kızarıklık, şişlik, ısı artışı ve fonksiyon kaybı ile seyreden mikropsuz veya mikrobik iltihaplanma durumudur.
Sindirim sisteminde yağ emiliminin bozulması (malabsorbsiyon) sonucu dışkının bol, hacimli, soluk renkli, kötü kokulu ve yağlı olması halidir.
Yaşlanmaya bağlı olarak göz merceğinin esnekliğini kaybetmesi ve uyum yapma yeteneğinin azalması sonucu 40 yaş üstü bireylerde gelişen yakın görme kusurudur.
Uzun süredir devam eden, kendi kendine iyileşmeyen, nadiren tam tedavi edilebilen ve ilerleyici özellik gösteren hastalıklardır. Örneğin hipertansiyon ve diyabet yaşam boyu süren kronik hastalıklardandır.
Atardamar duvarlarında kolesterol ve diğer maddelerin birikmesiyle plakların oluşması ve damarın esnekliğini kaybederek daralması sürecidir. Bu durum kalp kasının beslenmesini engelleyerek anjina ağrılarına yol açar.
Kalp kasına giden kan akımının yetersiz kalması (iskemi) sonucu, özellikle fiziksel aktivite sırasında göğüste hissedilen sıkışma ve ağrı durumudur. Bu ağrılar kalbin yeterli oksijen alamadığının en önemli erken belirtisidir.
Kalbi besleyen koroner damarların tamamen tıkanması sonucu kalp kası hücrelerinin oksijensiz kalarak hızla ölmesiyle karakterize kalp krizidir. Acil tıbbi müdahale gerektiren ölümcül bir tablodur.
Kalbin kasılması (kan pompalama) anında atardamar duvarlarında oluşan en yüksek kan basıncı değeridir. Halk arasında büyük tansiyon olarak bilinir ve normal değeri 120 mmHg civarındadır.
Kalbin gevşemesi ve kanla dolması anında atardamar duvarlarında ölçülen en düşük kan basıncı değeridir. Halk arasında küçük tansiyon olarak adlandırılır ve normal değeri 80 mmHg'dir.
Beyin damarlarının yüksek kan basıncı veya anevrizma nedeniyle yırtılarak beyin dokusu içine kanaması sonucu oluşan beyin felci tipidir. Kan sızıntısı beyinde ödem ve yüksek basınca yol açarak hücreleri öldürür.
Beyne oksijen taşıyan atardamarların bir pıhtı nedeniyle tıkanması sonucu oluşan ve tüm inmelerin %85'ini oluşturan en yaygın beyin felci tipidir. Tıkanan bölgedeki beyin hücreleri oksijensiz kalarak hızla ölür.
Vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun metre cinsinden karesine (m²) bölünmesiyle hesaplanan ve şişmanlık derecesini belirleyen formüldür. Değerin 30 ve üzeri çıkması bireyin obez olduğunu gösterir.
Akciğerlerdeki büyük hava yollarının geri döndürülemez şekilde tıkanmasıyla karakterize, kronik bronşit ve amfizemi kapsayan ilerleyici akciğer hastalığıdır. En yaygın nedeni uzun süreli sigara kullanımıdır.
Akciğerlerde gaz alışverişini sağlayan alveollerin (hava keselerinin) kalıcı hasara uğrayarak esnekliğini kaybetmesi ve akciğer yüzey alanının azalması durumudur. KOAH hastalarında yaygın olarak gözlenir.
Hava yollarının çeşitli tetikleyicilere karşı aşırı duyarlı olması nedeniyle geçici olarak daralması, şişmesi ve mukus salgılamasıyla seyreden kronik iltihabi akciğer hastalığıdır. Krizler halinde solunum güçlüğüne yol açar.
Akciğerlerin hava hacmini, kapasitesini ve üfleme hızını ölçmek için kullanılan tıbbi cihazdır. KOAH ve astım hastalarının teşhisinde ve takibinde hayati bir rol oynar.
Pankreastaki hücre hasarı nedeniyle vücutta hiç insülin üretilememesi sonucu oluşan ve genellikle çocukluk çağında başlayan diyabet tipidir. Hastalar yaşam boyu dışarıdan insülin enjeksiyonu almak zorundadır.
Vücutta insülin üretilmesine rağmen hücrelerde insülin direnci gelişmesi veya üretimin yetersiz kalmasıyla oluşan, genellikle 40 yaş üstü obez bireylerde görülen en yaygın diyabet tipidir.
Kanser hücrelerinin geliştikleri ilk dokudan kan veya lenf yolları aracılığıyla vücudun diğer uzak organlarına yayılması sürecidir. Metastatik kanserler en saldırgan ve ölümcül evreyi temsil eder.
Eklemlerde iltihaplanma ile başlayan; kıkırdak, kemik, tendon hasarına ve ilerleyen aşamalarda iç organlarda bozulmalara yol açan kronik iltihabi eklem hastalığıdır. Kadınlarda erkeklere göre 3 kat daha sık görülür.
Vücutta bakteri, virüs, mantar, protozoon gibi gözle görülemeyen veya helmintler gibi görülebilen patojen organizmaların neden olduğu genel hastalıklardır.
İnfeksiyon hastalıkları içerisinde, doğrudan veya dolaylı yollarla bir canlıdan diğer bir canlıya geçebilme yeteneğine sahip olan hastalıklardır.
Hastalık etkenlerini kendi biyolojik ve anatomik özelliklerine göre vücutlarında taşıyan ve bunları diğer canlılara nakleden eklembacaklı canlılardır.
Bir mikroorganizmanın patojenliğini, yani konakçıda ne derecede ve ne kadar güçlü hastalık oluşturabileceğini ifade eden kapasitesidir.
Belirli bir popülasyonda, belirli bir süre içerisinde hastalığa yakalanan bireylerin sağlam bireylere oranının yüzde veya binde olarak ifadesidir.
Belirli bir popülasyonda, belirli bir süre içerisinde hastalık nedeniyle ölenlerin toplam popülasyon nüfusuna olan oranıdır.
Belirli bir hastalığa yakalanan ve hastalanan bireyler arasından hayatını kaybedenlerin, toplam hastalanan kişi sayısına oranıdır.
Bir hastalığın belirli bir zaman diliminde, belirli bir toplumda yeni ortaya çıkan vaka sayısının görülme sıklığı ve oranıdır.
Bir popülasyon içinde belirli bir zaman diliminde veya anında mevcut olan eski ve yeni tüm vakaların toplam nüfusa oranıdır.
Bir enfeksiyon hastalığının herhangi bir yer veya zaman bağlantısı olmaksızın, tek tek olgular hâlinde seyrek biçimde görülmesi durumudur.
Bir enfeksiyon hastalığının belirli bir coğrafi bölgede veya toplumda alışılmış sıklıkta, sürekli ve kararlı olarak görülmesi durumudur.
Belirli bir bölgede aynı anda normalden çok daha fazla sayıda insanın hastalanmasına neden olan, hızla yayılan salgın durumudur.
Bir hastalığın ülke sınırlarını aşarak kıtalararası düzeyde, dünya genelinde çok geniş bir coğrafyaya yayılmasıyla oluşan büyük salgındır.
Bir hastalığın seyri, süresi, olası komplikasyonları ve sonuçları hakkında hekim tarafından yapılan tahmini değerlendirmedir.
Bir hastalığın bir toplumda, bölgede ve nihayetinde dünya genelinde bir daha ortaya çıkmayacak şekilde tamamen ortadan kaldırılmasıdır.
Kişide hastalık etkeni bulunmasına rağmen dışarıdan fark edilebilecek herhangi bir klinik belirti ve semptomun görülmemesi durumudur.
Doğal koşullarda omurgalı hayvanlardan insanlara ve insanlardan hayvanlara doğrudan veya dolaylı olarak geçebilen enfeksiyon hastalıklarıdır.
Kızamık hastalığına özgü olarak, döküntüler başlamadan önce yanağın iç kısmında azı dişlerinin hizasında görülen ortası beyaz çevresi kırmızı lekelerdir.
Patojen mikroorganizmaların kana karışarak orada çoğalması ve tüm vücutta ağır, sistemik bir enfeksiyon tablosu oluşturmasıdır.
Vektörün, hastalık etkenini vücudunda hiçbir gelişim veya çoğalma evresi geçirmeksizin sadece fiziksel olarak taşıyıp bulaştırmasıdır.
Hastalık etkeninin, bulaşmayı sağlayan vektörün vücudunda zorunlu olarak çoğalması, şekil değiştirmesi veya her ikisini birden gerçekleştirmesidir.
Bulaşıcı hastalıkların kontrolü amacıyla verilerin sistematik olarak toplanması, analiz edilmesi, yorumlanması ve gerekli mercilere bildirilmesi sürecidir.