İnsan ömründen uzun yaşayan, göreli bir kararlılığa sahip, ortak coğrafya, dil, kültür ve üretim biçimlerini paylaşan en geniş insan topluluğudur. Metne göre toplum, bireylerin tesadüfen değil belirli amaçlar doğrultusunda bilinçli olarak biraraya gelmesiyle oluşur.
Herhangi bir siyasi, ekonomik veya dinsel amaç gütmeden, bazen tesadüf eser aynı coğrafyayı ve benzer kültürel özellikleri paylaşan insan gruplarıdır. Metne göre topluluklarda birincil ve yüz yüze ilişkiler ön plandadır.
Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletlerin oluşturduğu tüzel varlıktır. Georg Jellinek'e göre insan, toprak ve egemenlik unsurlarının biraraya gelmesiyle oluşur.
Bir halkı başka halklardan ayıran yaşayış biçimleri, kullanılan aletler, inançlar, düşünsel ve sanatsal faaliyetler ile siyasal örgütlenme biçimlerinin tümüdür. Toplumların uzun zaman ve birikim sonucu ulaştığı ileri bir aşamadır.
İnsanların doğa durumundaki çatışma veya sorunlardan kurtulmak amacıyla kendi rızalarıyla hak ve yetkilerini devlete devretmelerini öngören felsefi kuramdır. Hobbes, Locke ve Rousseau bu kuramın en önemli temsilcileridir.
Emile Durkheim'a göre nüfusu az, işbölümü ve ihtisaslaşmanın çok sınırlı olduğu geleneksel toplum türlerinde görülen dayanışma biçimidir. Bireyler arası benzerlikler ön plandadır.
Emile Durkheim'a göre nüfusu fazla, işbölümünün ve mesleki uzmanlaşmanın gelişmiş olduğu modern toplum türlerinde görülen dayanışma biçimidir.
Ferdinand Tönnies'e göre ırk, etnik köken ve kültür bakımından aynı bireylerden oluşan, samimi ilişkilerin kurulduğu homojen ve küçük topluluklardır.
Ferdinand Tönnies'e göre ırk, etnik köken ve kültür sistemleri bakımından farklılaşmış, hür iradeye dayanmayan ilişkiler üzerine kurulmuş geniş ve heterojen toplumlardır.
Louis Althusser'e göre devletin topluma kendi ideolojisini benimsetmek amacıyla kullandığı din, aile, eğitim, hukuk, siyaset, haberleşme ve kültür gibi kurumların bütünüdür.
Louis Althusser'e göre devletin suç işleyenlere yönelik ceza sistemi kurarak toplum üzerinde korku ve baskı yarattığı polis, mahkeme, asker ve ordu gibi kurumlardır.
Halkın dini yasalara ve kurallara göre yönetildiği devlet şeklidir. Auguste Comte'un teolojik düşünce yapısına sahip toplumlarıyla benzerlik gösterir.
Yönetim merkezi tek olan, yasama, yürütme ve yargı organları bulunan ve merkezi yönetim altında belediye, köy, ilçe gibi idari birimlere bölünmüş devlet yapısıdır.
Din ve devlet işlerinin birbirine karışmamasını, devletin tüm inançlara eşit mesafede durmasını ve yasal düzenlemelerin dinî kurallardan bağımsız olmasını öngören siyasal ve hukuki sistemdir. Metne göre Avrupa'da kilise egemenliğine karşı akıl ve bilimin savunulması mücadelesi sonucu doğmuştur.
Latince 'saeculum' (çağ, dünya) kökünden gelen, dinî kuralların ve metafizik öğelerin toplumsal ve bireysel yaşamın merkezinden çıkarılarak dünyevi işlerin öncelik kazandırılmasını savunan düşünce akımıdır. Laikliğe kıyasla devlet yapısından ziyade toplumsal yaşamdaki çağdaşlaşma ve dünyevileşmeye odaklanır.
Türkiye'de Cumhuriyet döneminden önce 'secularism' kavramının karşılığı olarak kullanılan, 'çağa uymak' anlamına gelen ancak dönemin dincileri tarafından züppelik, köksüzlük ve dinsizlik şeklinde olumsuz anlamlar yüklenerek yıpratılmış olan terimdir.
Hristiyanlık dininde dinî kurumları yöneten, kiliseye bağlı ayrıcalıklı din adamları sınıfıdır. Orta Çağ Avrupa'sında siyasi erk üzerinde hak iddia eden ve toplumu sömüren bu sınıfın gücünün kırılması laiklik hareketinin temelini oluşturmuştur.
İslam topraklarının liderliğini simgeleyen, 1517-1518 Memlük-Osmanlı mücadelesi sonrasında Osmanlı'ya geçen ve 1924 yılında Türkiye'de işlevini yitirdiği için kaldırılan dinî-siyasi makamdır. Kaldırılması Türkiye'de laiklik inkılabının en önemli hukuki adımıdır.
Toplumsal kurumların, düşünce yapısının ve bireysel yaşamın dinî denetimden ve kutsal referanslardan arınarak dünyevileşme ve çağdaşlaşma sürecine girmesini ifade eden sosyolojik kavramdır.
Feodal toplumun bağrından çıkan, üretim araçlarını ve kapitalist ekonomiyi elinde tutan ancak feodal dönemde siyasi ayrıcalıklara sahip olmadığı için kiliseye ve senyörlere karşı cephe alarak devrimlere öncülük eden sınıftır.
Kilisenin otoritesine karşı çıkanları veya dinî kurallara uymayanları dinden çıkarma cezasıdır. Kilisenin toplumu baskı altında tutmak ve cezalandırmak için kullandığı sosyo-kültürel baskı unsurlarından biridir.
Devlet yönetiminin ve hukuk kurallarının dinî kurallara, din adamlarına ve tanrısal iradeye dayandırıldığı, sekülarizm ve laikliğin tam karşısında yer alan yönetim biçimidir.
Dinî pazarların durumu, rekabet koşulları ve devlet müdahalelerinin dinî katılımla olan ilişkisini ampirik verilerle inceleyen, Finke ve Stark gibi kuramcıların geliştirdiği sosyolojik yaklaşımdır.
Kişinin hukuk düzeni içinde kullanabileceği meşru yetkilerdir. Özgürlüğün somutlaştırılmış biçimi olarak tanımlanan hak, toplum içinde özgürlüklerin sürdürülebilmesini sağlar. Örneğin, bir bireyin mülk edinmesi veya mahkemede adil yargılanma talep etmesi birer haktır.
İnsanın herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın kendi iradesine ve düşüncesine dayanarak karar vermesi ve davranması durumudur. Başkalarının haklarını ihlal etmeyen bu alan, bireyin dış etkenlerden bağımsız olmasını ifade eder. Örneğin, kişinin inandığı gibi ibadet etmesi düşünce ve inanç özgürlüğünün bir sonucudur.
Bütün insanların kanun önünde aynı haklara ve statüye sahip olması durumudur. Hukuksal, siyasal, ekonomik ve sosyal olmak üzere farklı türleri bulunur. Örneğin, tüm vatandaşların cinsiyet veya ırk gözetilmeksizin aynı seçimde oy kullanabilmesi siyasal eşitliktir.
Irk, dil, din, etnik köken, cinsiyet ve milliyet gözetmeksizin bütün insanların yalnızca insan olmalarından ötürü sahip olduğu temel hak ve hukuksal yetkilerdir. Evrensel nitelik taşır ve pozitif hukuk tarafından tanınmış olsun olmasın her insanın sahip olması gereken haklardır. Örneğin, yaşama hakkı ve işkence yasağı tüm insan haklarının temelini oluşturur.
Devlet eliyle çıkarılan kanunların ve kuralların tüm ülkede devlet aracılığıyla geçerli kılınması durumudur. Devlet hukuku olarak da bilinir ve bağlayıcılığını doğrudan yasal metinlerden alır. Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Türk Medeni Kanunu pozitif hukuk örnekleridir.
Bağlayıcılığını devletten almayan, devlet hukukunu aşan ve devlet hukukunun değerlendirilmesinde yararlanılan evrensel adalet esaslarıdır. Olması gereken ideal hukuk olarak da ifade edilir. Örneğin, insan haklarının doğuştan var olduğu ve yazılı kanunlardan bağımsız birer evrensel değer olduğu inancı doğal hukuk anlayışına dayanır.
Devletin müdahale etmemesi, bireyin özel alanına girmemesi gereken haklardır. Temelinde özgürlük düşüncesi yatar ve devlet bu hakların kullanımında tarafsız kalmalıdır. Örneğin, din ve vicdan özgürlüğü ile ifade özgürlüğü negatif haklar arasındadır.
Devlete aktif sorumluluk yükleyen, ekonomik, sosyal ve kültürel hayata ilişkin haklardır. Bireyin temel ihtiyaçlarının karşılanması için devletin imkânlarını kullanmasını gerektirir. Örneğin, devletin okullar açarak eğitim hizmeti sunması ve hastaneler kurarak sağlık hizmeti vermesi pozitif hakların gereğidir.
Eski Avrupa sisteminde imparatorun gücüne özerk anlamda ortaklık sağlayan, yerel yöneticilerin imparatora bağlanmasını simgeleyen kurumsal bir yapıdır. Feodaliteden modern devlete geçiş aşamalarından biridir. Örneğin, Kutsal Roma İmparatorluğu döneminde Fransa, Avusturya ve Almanya'da görülen yerel yönetim ve sınıf birliktelikleridir.
Toplumsal ihtiyaç ve beklentilere göre şekillenmiş, kurumsallaşmış nitelikteki siyasi yapılanmadır. Yasal olarak fiziksel güç kullanımını (şiddet tekelini) elinde bulunduran otoriter ve egemen güçtür. Örneğin, Max Weber'in tanımladığı ve idari görevlilerin yasal güç tekelini elinde tuttuğu ulus-devlet yapısı modern devlettir.
Sınırları çizilmiş bir alanda ortak dil, kültür veya siyasi birliktelikle yaşayan halkın egemenliği elinde tuttuğu modern devlet biçimidir. Egemenliği içte ve dışta tek elde toplayan homojen bir yapı oluşturmayı hedefler. Örneğin, Fransız Devrimi sonrasında egemenliğin millete ait olduğu ilkesiyle kurulan ulus devletlerdir.
Batılı demokratik ülkeler tarafından desteklenen, 17. ve 18. yüzyıl reformist teorilerine dayanan kişi ve siyasal haklardır. Devletin bireyin özel alanına müdahale etmemesini öngören klasik haklardır. Örneğin, yaşam hakkı, mülkiyet hakkı, seçme ve seçilme hakkı birinci kuşak haklardandır.
Sosyalist geleneklere ve sanayileşme sürecindeki işçi sınıfı mücadelelerine dayanan ekonomik, sosyal ve kültürel haklardır. Bireylerin eşit koşullarda yaşamasını ve devletin sosyal yardımlar sunmasını amaçlar. Örneğin, çalışma hakkı, sendikal haklar, eğitim ve sağlık hakkı ikinci kuşak haklardandır.
Doğal hukuk ilkelerine dayanan ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan 'dayanışma hakları' olarak da bilinen kolektif haklardır. Bütün halkların ortak çıkarlarını ve küresel sorunların çözümünü hedefler. Örneğin, barış hakkı, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ve gelir dağılımında adalet talepleri üçüncü kuşak haklardandır.
Tüm iktisadi ve sosyo-kültürel yapılar içerisinde halkın refahını yükseltmek, rahat yaşam koşullarını temin etmek ve sermaye grupları ile işgücü arasındaki optimum dengesini sağlamakla yükümlü idari anlayış biçimidir. Metinde belirtildiği üzere bireylerin tıbbi, mali, hukuki ve kültürel haklarının gözetildiği en güncel toplumsal mutabakat yansımasıdır.
Bireysel özgürlüklere ve serbest piyasa ekonomisine dayanan, müdahalesiz iktisadi sistem anlayışıdır. Metinde liberalizmin serbest piyasa unsurlarının toplumun refah taleplerine tek başına direnememesi, devletin koruyucu ve düzenleyici mekanizmalarıyla desteklenen sosyal devlet anlayışının doğmasına zemin hazırladığı ifade edilmiştir.
Sultan Abdülaziz'in onayıyla 1863 yılında yoksul ve yetim çocukların eğitimi için kurulmuş olan köklü Türk kurumudur. Metinde, Osmanlı döneminden beri süregelen yardımların modern anlamda kurumsallaşmasının erken dönemdeki en önemli tarihi örneklerinden biri olarak gösterilmektedir.
Sultan II. Abdülhamid Han tarafından 1896 yılında açılmış olan, yoksul ve bakıma muhtaç tüm kişilere yönelik yardımları modern bir sistematik kavuşturan Türk kurumudur. Osmanlı coğrafyasında sosyal devlet geleneğinin tarihsel köklerini yansıtan önemli bir yapıdır.
1944 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleştirilen ve uluslararası ekonomik sistemin savaş sonrası döneme hazırlanmasını amaçlayan iktisadi piyasa toplantısıdır. Altına dayalı sistemin Amerikan Doları ile karşılık bulduğu, uluslararası para akışının kurumsallaştığı bir dönüm noktasıdır.
Yerel yönetimler bünyesinde çevrecilik faaliyetlerini ve yaptırımları hayata geçiren uluslararası bir çevre organizasyonudur. Bursa ve Gaziantep büyükşehir belediyelerinin de üyesi olduğu bu yapı, iklim değişikliği ile mücadele ve enerji çıktılarına dair raporlama hedefleri taşır.
Gönüllülük esasına dayalı finansman sağlanan, uluslararası çevre düzenlemelerine hukuki bir ortak çerçeve arayışı sağlayan Birleşmiş Milletler çevre programıdır. Refah devletleri çerçevesinde farkındalık yaratarak çevresel problemlere yol haritası üretir.
Eşitliği kendi milletine öncelik vererek sağlayan, Almanya'da 20. yüzyılda yükselen baskıcı idari ve siyasi fikri akımdır. Metinde bu rejimin dışarıya kapalı ve baskıcı yapısının nihayetinde büyük insani kayıplara ve ekonomik çöküntülere yol açtığı vurgulanmıştır.
İşgücünün sendikal hareketlerle bağlantı kuramadığı veya haklarının zarar görebileceği durumlarda, enflasyon verileri ve millî hasıla hesaba katılarak ailenin geçimini güvence altına alan fiyatlandırma mekanizmasıdır. İşverenin suiistimalini önleyerek işgücünün verimini korumayı hedefler.
Resmî devlet eliyle şekillendirilmemiş, gönüllülük esasına dayalı, halkın sesini duyurabildiği ve devletin sırtındaki mali külfeti hafifleten organizasyonlardır. Sağlık, sendikal haklar ve çevre gibi alanlarda uzlaşı kültürü oluşturarak refah devletinin çarklarının işlemesine katkı sağlar.
Üretim esnasında çevreye zararlı atık çıktısı oluşturan işletmelerin yerleşmeleri ve vergilendirmelerindeki sabit operasyonları düzenlemek amacıyla 20. yüzyılın sonlarında oluşturulan yasal yerleşkelerdir. Halkın maksimum seviyede sağlık riskinden uzaklaştırılmasını amaçlar.
Şirketlerin ekonomik, yasal, etik ve hayırseverlik olmak üzere dört ana sorumluluk alanını kapsayan, modern refah toplumundaki işletme davranışlarını açıklayan modeldir. Şirketlerin kârlılığı maksimize ederken yasalara ve toplumsal normlara uymasını zorunlu kılar.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, liberal iktisadi anlayışın serbest piyasa zararlarını atarak devlet mekanizmasının ekonomiye müdahil olmasını savunan sosyal refaha dayalı sistem mekanizması fikridir. Savaş sonrası krizlerin önlenmesinde kilit rol oynamıştır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde yabancılar tarafından başlatılan ilk sigorta ve güvence çalışmalarının ardından kurulan ilk yerli sigorta işletmesidir. Topraklarımızdaki ticari risklerin azaltılması adına atılan kurumsal adımlardandır.
Savaş sonrası döneme dair düzenleyici mekanizma işlevi görecek, parasal akışların değişimine ve sermayenin akışkanlık kazanmasına öncülük eden uluslararası finans kuruluşudur.
ICLEI bünyesinde Avrupa'da ve dünyada yerel yönetimler bağlamında çeşitli iklim eylem planları yürüten, enerji çıktılarını azaltmayı hedefleyen uygulamadır.
Vatandaşların doğumdan ölümüne kadar devlet tarafından güvence altına alınan eğitim, sağlık, barınma, çalışma, sosyal güvenlik ve adli güvenlik gibi temel hakların tümüdür.
1982 Anayasası'na göre Türk milleti adına yalnızca TBMM tarafından kullanılan ve devredilemeyen temel devlet yetkisidir. Genel kurallar koyma ve kanun yapma gücünü ifade eder.
Milletvekillerinin Meclis çalışmalarındaki oy, söz ve düşüncelerinden dolayı sorumlu tutulamaması halidir. Sürekli bir koruma sağlar ve kürsü dokunulmazlığı olarak da bilinir.
Milletvekillerinin seçimden önce veya sonra işledikleri suçlar nedeniyle Meclis kararı olmadıkça tutulamamasını, sorguya çekilememesini ve yargılanamamasını sağlayan geçici bir güvencedir.
TBMM'nin çalışmalarını, komisyonların yapısını ve siyasi parti gruplarının faaliyetlerini düzenleyen, hukuki açıdan bir Meclis kararı olup Anayasa Mahkemesi denetimine tabi olan metindir.
TBMM'de faaliyet gösterebilmek ve Meclis komisyonlarında oranlı temsil hakkı elde edebilmek için en az 20 milletvekiline sahip olunması gereken yapıdır.
Yürütme yetkisinin ve görevlerinin tek bir organda, örneğin Amerikan başkanlık sisteminde halk tarafından seçilen devletteki tek başkanda toplandığı sistemdir.
Yürütme yetkisinin bir devlet başkanı ile Bakanlar Kurulu arasında paylaşıldığı, parlamenter sistemlerin temel özelliklerinden biri olan yönetim biçimidir.
16 Nisan 2017 anayasa değişikliği ile Türkiye'de parlamenter sistemin yerini alan, Bakanlar Kurulu'nun kaldırıldığı ve yürütme yetkisinin doğrudan halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanında toplandığı sistemdir.
Mahkemelerin ve hâkimlerin görevlerinde tamamen bağımsız olması, Anayasa, kanun ve hukuka göre vicdani kanaatleriyle hüküm vermesi, hiçbir organ veya kişinin emir ve talimat verememesi ilkesidir.
Adli ve idari yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama, nakletme, disiplin cezası verme ve özlük işlemlerini yürütme görevine sahip 13 üyeli anayasal organdır.
Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlükleri kamu gücünün ihlali nedeniyle zedelenen bireylerin, olağan kanun yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine başvurduğu istisnai ve ikincil bir hak arama yoludur.
Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve TBMM İçtüzüğü'nün Anayasa'ya şekil veya esas bakımından aykırı olduğu gerekçesiyle doğrudan Anayasa Mahkemesinde açılabilen dava türüdür.
Bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya tarafların iddiasını ciddî bulması halinde, AYM'nin karar vermesini beklemek üzere davayı geri bırakması sürecidir.
Kamu hizmetlerinin merkezde toplanması ve bu hizmetlerin merkez hiyerarşisi içindeki kuruluşlarca yürütülmesi ilkesidir. Politikaların belirlenmesi ve karar alma yetkisinin merkezde olduğu, Türkiye gibi üniter devletlerde ağırlık taşıyan bir örgütlenme biçimidir.
Katı merkeziyetçiliğin sakıncalarını gidermek ve hizmetlerin taşrada gecikmesini önlemek amacıyla, merkezî yönetimin karar alma ve yürütmeye yetkisini taşra örgütündeki yöneticilerine (örneğin illerde valilere) devretmesidir.
Cumhurbaşkanının yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkarabildiği düzenleyici işlemdir. Temel haklar, kişi hakları ve siyasi haklar bu kararnamelerle düzenlenemez; kanunlarla çelişmesi durumunda kanun hükümleri geçerli olur.
Parlamenter sistemin temel ilkelerinden biri olup, yürütme yetkisinin sorumlu unsur olan Bakanlar Kurulunda olduğunu ifade eder. 2017 sistem değişikliğiyle Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesiyle bu kural ve uygulama ortadan kalkmıştır.
Anayasa Mahkemesinin, Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların görevleriyle ilgili suçlarından dolayı yargılama yaptığı sıfatıdır. Meclis soruşturması sonucunda üye tamsayısının üçte ikisinin gizli oyuyla sevk kararı alınır.
Başkent örgütünde Cumhurbaşkanına ve bakanlıklara görüş bildirme, danışmanlık yapma ve önerilerde bulunma amacıyla kurulan, tüzel kişiliği olmayan ve hiyerarşi dışında yer alan uzmanlaşmış kurullardır. Örnek olarak Millî Güvenlik Kurulu ve Danıştay verilebilir.
Ülkenin ulusal güvenlikle ilgili konularında ortak görüş belirlemek ve Cumhurbaşkanına tavsiye kararları sunmak amacıyla sivil ve askerî otoriteleri bir araya getiren anayasal bir yardımcı kuruluştur.
İl genel yönetiminin başı olan, ilde Cumhurbaşkanının hem temsilcisi hem de idari yürütme vasıtası olarak görev yapan mülki idare amiridir. Yetki genişliği ilkesinden yararlanır ve il genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumludur.
İlçe yönetiminin başı olan, Cumhurbaşkanı onayı ile atanan ve ilçedeki merkezî yönetim kuruluşlarının hiyerarşik amiri konumundaki mülki idare amiridir. Valiye hiyerarşik olarak bağlıdır ve genel emir çıkarma yetkisi bulunmaz.
Bakanlık merkez örgütünden farklı statüleri olan, kimisinin tüzel kişiliği varken kimisinin bulunmadığı (örneğin Emniyet Genel Müdürlüğü'nün tüzel kişiliği yokken Karayolları Genel Müdürlüğünün vardır) bakanlık alt örgütleridir.
Bakanlıklar bünyesinde yer alan ve tamamının ayrı kamu tüzel kişiliği bulunan kuruluşlardır. Bakanlıkla aralarında hiyerarşik bağ bulunmaz, bunun yerine yasanın öngördüğü ölçüde vesayet denetimi söz konusudur.
İl yönetiminde valiye yardımcı olmak üzere kurulan; valinin başkanlığında hukuk işleri müdürü, defterdar, millî eğitim müdürü, çevre ve şehircilik müdürü, sağlık müdürü ve tarım müdüründen oluşan kuruldur.
2017 Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle yönetim sistemimize giren; Cumhurbaşkanınca alınacak kararlar ve politikalarla ilgili öneriler geliştirmek ve stratejiler oluşturmak üzere kurulan kurullardır (Örn: Eğitim, Ekonomi, Güvenlik Politikaları Kurulları).
Kamu hizmetlerinin merkezi yönetim yerine, devlet tüzel kişiliğinden ayrı kamu tüzel kişileri tarafından yürütülmesidir. Örneğin, il özel idareleri ve belediyeler bu sistemin coğrafi alandaki temsilcileridir.
Belirli bir coğrafi alanda yaşayan halkın ortak ve yerel nitelikteki gereksinimlerini karşılamak üzere kurulan, karar organları seçmenler tarafından seçilen kamu tüzel kişileridir. İl özel idaresi, belediye ve köy bu kapsamdadır.
Merkezi yönetimin, idarenin bütünlüğünü ve kamu hizmetlerinde birliği sağlamak amacıyla yerel yönetimler ve hizmet yerinden yönetim kuruluşları üzerinde kanunla sahip olduğu denetim yetkisidir.
İl halkının mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan, karar organı seçmenler tarafından seçilen, idari ve mali özerkliğe sahip bir yerel yönetim birimidir. Örneğin, 5302 sayılı Kanun'la düzenlenmiştir.
İl özel idaresinin karar organı olup, ildeki seçmenler tarafından ilçeler adına beş yıllığına seçilen üyelerden oluşur. Stratejik plan, bütçe ve imar planlarını onaylama yetkisine sahiptir.
Belde sakinlerinin mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere nüfusu 5000'i geçen yerlerde kurulan, karar organı seçmenler tarafından seçilen özerk kamu tüzel kişiliğidir.
Nüfusu 750.000'den fazla olan ve sınırları il mülki sınırı olan illerde, ilçe belediyeleri arasında koordinasyonu sağlayan ve geniş yetkilerle donatılmış yerel yönetim birimidir.
Nüfusu iki binden aşağı olan yerleşim yerlerinde kurulan, köy derneği, ihtiyar meclisi ve muhtardan oluşan en küçük yerel yönetim birimidir.
Teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren kamu hizmetlerini ülke genelinde veya belirli bir alanda yürütmek üzere merkezi yönetim dışında kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip uzmanlık örgütleridir. Örneğin, Karayolları Genel Müdürlüğü veya TRT.
Belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak ve meslek disiplinini korumak amacıyla kanunla kurulan, organları yargı gözetiminde seçilen kamu tüzel kişileridir. Örneğin, Türkiye Barolar Birliği.
Serbest piyasa ekonomisinin işlerliğini sağlamak, haksız rekabeti önlemek ve sektörel denetim yapmak amacıyla kurulan idari ve mali özerkliğe sahip üst kurullardır. Örneğin, BDDK ve RTÜK.
Köy tüzel kişiliğinin genel karar organı olup, köyde yaşayan ve seçmen niteliğini haiz tüm kişilerden oluşur; muhtar ve ihtiyar meclisi üyelerini seçer.
Valinin başkanlığında toplanan; genel sekreter, il genel meclisinin ve valinin seçeceği üyelerden oluşan il özel idaresinin yürütme ve inceleme organıdır.
İş bölümü, otorite hiyerarşisi ve yazılı kurallara sahip rasyonel bir örgüt biçimini ifade eden kavramdır. Örneğin, modern devletlerde bakanlıklar ve kamu kurumları bu rasyonel yapıya göre örgütlenmiştir.
Hukuk devletinde normları oluşturan kurallar arasında var olan üst-alt sıradüzeni ve kademeleşmedir. Örneğin, hiçbir yönetmelik veya yasa Anayasa hükümlerine aykırı olamaz.
Toplum-devlet ilişkilerinde devlet merkezli yapıdan uzaklaşarak çok aktörlü ve karşılıklı etkileşime dayalı yeni bir yönetim tarzını ifade eder. Örneğin, yerel politikalarda sivil toplum kuruluşlarının ve halkın karar süreçlerine dahil olması.
Bireylerin idareye başvurarak belirli konularda bilgi ve belgelere ulaşmasını sağlayan temel bir insan hakkıdır. Örneğin, bir vatandaşın belediyenin ihale dosyalarını yasal yollarla incelemek istemesi.
Siyasal kurum ve kişilerin ile kamu yönetiminin gerçekleştirdikleri eylem ve işlemlerden dolayı yetkili mercilere ve halka açıklama yapma zorunluluğudur. Örneğin, bakanların bütçe harcamaları hakkında parlamentoya bilgi vermesi.
Yurttaşların ve sivil toplum örgütlerinin kamu kurumlarının karar alma ve politika oluşturma süreçlerine etkin olarak dahil olmasıdır. Örneğin, belediyelerin kent konseyleri aracılığıyla halkın görüşünü alması.
Bireylerin devlet karşısında sahip olduğu, anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış temel hak ve özgürlükler bütünüdür. Örneğin, dilekçe hakkı veya seçme ve seçilme hakkı.
Demokratik hukuk devletinde kamu yönetiminin her türlü eylem ve işleminde yasalara dayanma zorunluluğunu belirten ilkedir. Örneğin, bir kamu kurumunun yasa veya yönetmelik dayanağı olmaksızın yeni bir birim kuramaması.
Kişilerin siyasal yakınlıklarına değil, bireysel yeteneklerine, liyakatine ve başarılarına dayanan yönetim ve personel sistemidir. Örneğin, kamu memurluğuna giriş sınavlarında yüksek puan alanların atanması.
İdarenin kamu yararını gerçekleştirebilmek amacıyla özel kişilere oranla sahip olduğu üstün yetki ve ayrıcalıklardır. Örneğin, idarenin kamu yararı için kamulaştırma yapma yetkisi.
İdari işlemlerin hukuka aykırı oldukları gerekçesiyle iptal edilmesi amacıyla idari yargıda açılan nesnel nitelikli bir idari davadır. Örneğin, hukuka aykırı bir atama kararının iptali için Danıştay'a başvurulması.
İdari eylem ve işlemler nedeniyle kişisel hakları ihlal edilen kişilerin uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle açtıkları öznel nitelikli davadır. Örneğin, belediyenin çukur açıp uyarı levhası koymaması sonucu zarar gören sürücünün tazminat davası açması.
Kamu yönetimini denetlemek ve vatandaş ile idare arasındaki uyuşmazlıkları çözmek üzere yasama organı tarafından görevlendirilen bağımsız denetçidir. Örneğin, Kamu Denetçiliği Kurumu'na yapılan vatandaş şikayetlerinin incelenmesi.
Merkezde toplanmış yetkilerin bir bölümünün, merkezin denetimi altında taşradaki bazı üst düzey yöneticilere aktarılmasıdır. Örneğin, il yönetiminde validen alınan kararların merkeze danışılmadan uygulanabilmesi.
Karar verme süreçlerinin teknik ve bilimsel nitelik kazanması sonucu, kendi alanlarında uzman kamu görevlilerinin siyasi otorite karşısında güç kazanmasıdır. Örneğin, sağlık veya ekonomi politikalarında uzman bilim insanlarının karar süreçlerini yönlendirmesi.
Kişilerin kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetlerini yetkili makamlara ve TBMM'ye yazı ile bildirme hakkıdır. Örneğin, bir mahalle sakinlerinin park yapılması için belediyeye imza toplayıp başvurması.
Belediye kanunuyla kurulan; hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, çevreye duyarlılık ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçiren geniş katılımlı platformdur. Örneğin, şehirdeki sivil toplum kuruluşları ve muhtarların katıldığı kent konseyi toplantıları.