Canlıların varlıklarını ve gelişimlerini doğal yapılarına uygun bir şekilde sürdürebilmeleri için gerekli olan şartların bütünüdür. Sanayileşme ve aşırı tüketim bu dengenin bozulmasındaki en büyük etkendir.
Doğal kaynakların bugünkü ve gelecek kuşakların hakları göz önünde bulundurularak, savurganlığa yol açmayacak akılcı yöntemlerle kullanılması ilkesidir. Ekonomik gelişmeyi çevreyi tahrip etmeden sağlamayı amaçlar.
Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye ve çevreyi iyileştirmeye yönelik çalışmaların bütünüdür. Kanunlar, uluslararası sözleşmeler ve sivil eylemler bu sürecin parçasıdır.
Kişi ve toplum sağlığını etkileyen fiziksel, kimyasal, biyolojik ve sosyal etkenlerin saptanması ve kontrol altına alınmasını hedefleyen bilim dalıdır. Halk sağlığının en önemli alt kollarından birini oluşturur.
Su, toprak, hava gibi cansız varlıklar ile ısı, ışık, ses, radyasyon ve vibrasyon gibi enerji türlerinden oluşan çevre unsurudur. İnsan sağlığı üzerinde doğrudan fiziksel etkilere sahiptir.
Tek hücreli mikroorganizmalardan başlayarak bitkiler, hayvanlar, vektörler ve besinleri kapsayan canlılar alemidir. Patojenler ve zoonoz hastalıklar bu çevrenin sağlık üzerindeki risklerindendir.
İnsan etkinlikleri sonucu oluşan aile, eğitim, kültür, yasalar, ekonomik ilişkiler ve toplumsal kurallar bütünüdür. Bireyin ruhsal yapısını ve yaşam standartlarını doğrudan şekillendirir.
Hastalığa sebep olan patojen mikroorganizmaları insanlara taşıyan sivrisinek, kene, bit, pire gibi eklembacaklılar ve fare gibi kemiricilerdir. Sıtma ve tifüs gibi salgın hastalıkların yayılmasında rol oynarlar.
Hayvanlardan insanlara doğrudan temas, etinin yenmesi veya sütünün içilmesi yoluyla bulaşabilen ortak hastalıklardır. Kuduz, şarbon ve brusella bu kategoriye giren tehlikeli hastalıklardandır.
İnsan faaliyetleri sonucu atmosferde biriken sera gazlarının yeryüzü sıcaklığını aşırı derecede artırması olayıdır. Buzulların erimesine, deniz seviyelerinin yükselmesine ve sel gibi felaketlere yol açar.
Akıcı özellik göstermeyen, çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde bertaraf edilmesi gereken kullanılmaz durumdaki maddelerdir. Uygun yönetilmediğinde koku ve vektör üremesine neden olur.
Radyoaktif maddelerin kontrolsüz kullanımı veya atıklarının çevreye yayılması sonucu oluşan, canlılarda kansere ve genetik mutasyonlara yol açan kirlilik türüdür. Çernobil kazası bu kirliliğin en somut örneğidir.
Çevresel bozulma ve kaynak kıtlığının bireysel, toplumsal ve küresel düzeyde güvenliği tehdit etmesi durumudur. İklim değişikliği ve su savaşları bu kavramın inceleme alanına girer.
Çalışanların bedensel, ruhsal ve sosyal iyilik durumlarını en üst düzeyde tutmayı ve iş yeri koşullarından kaynaklanan risklerden korumayı amaçlayan disiplindir. İş kazalarını ve meslek hastalıklarını önlemeye odaklanır.
Birden fazla yönetim sisteminin gerekliliklerinin tek bir çatı altında birleştirilerek aynı anda uygulandığı bütüncül sistemdir. İşletmelerde kaynak tasarrufu ve operasyonel kolaylık sağlar.
Bir ürün veya hizmetin, belirlenen veya olabilecek ihtiyaçları karşılama derecesidir. Müşteri memnuniyetini ve beklentilerini aşmayı hedefleyen dinamik bir süreçtir.
Bir ürün veya hizmetin kalite standartlarına uygun olarak üretilmesini sağlamak amacıyla yürütülen planlı ve sistematik çalışmaların bütünüdür. Hataları oluşmadan önlemeye odaklanır.
Planla, Uygula, Kontrol Et ve Önlem Al aşamalarından oluşan yönetim metodolojisidir. ISO standartlarının temelini oluşturur ve sürekli iyileştirmeyi garanti altına alır.
Kuruluşların faaliyetlerinin çevreye verdiği zararları azaltmak ve doğal kaynakları korumak amacıyla geliştirdikleri Çevre Yönetim Sistemi standardıdır. Kirliliğin önlenmesini ve yasal uyumu şart koşar.
Çevresel değerlerin korunması, kirliliğin önlenmesi ve sağlıklı bir çevrenin oluşturulması amacıyla hazırlanan yasal kuralların bütünüdür. Ulusal ve uluslararası yaptırımları içerir.
Çevrenin kirlenmesine veya bozulmasına neden olan harcamaların, kirliliğe yol açan tarafça karşılanması kuralıdır. Çevre Kanunu'nun en temel mali yaptırım mekanizmasıdır.
Bugünkü ve gelecek kuşakların sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan, ekonomik, sosyal ve çevresel hedefler arasında denge kuran gelişim modelidir.
Bir ülkede yürürlükte olan anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve tebliğ gibi yazılı hukuk kurallarının tamamıdır. Çevre koruma faaliyetleri bu yasal çerçeveye göre yürütülür.
Gelecek kuşakların kaynaklarını tehlikeye atmadan, bugünün çevresel değerlerinin korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesi sürecidir. Doğal dengenin korunmasını esas alır.
İnsanlar üzerinde olumsuz psikolojik ve fizyolojik etkiler yaratan, iş verimini düşüren rahatsız edici ve istenmeyen sesler bütünüdür. Kan basıncı artışı ve stres gibi sağlık sorunlarına yol açar.
Çevrenin korunmasını, geliştirilmesini ve kirlenmesinin önlenmesini amaçlayan, tüm idari, cezai ve hukuki normları bünyesinde barındıran hukuk dalıdır.
Bugünkü ve gelecek kuşakların sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan, çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayanan kalkınma modelidir.
Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye ve insan sağlığına olası etkilerinin önceden belirlenerek, olumsuz etkilerin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlayan süreçtir.
ÇED'in daha ileri bir aşaması olarak, makro düzeydeki plan, program ve politikaların hazırlanma aşamasına çevresel faktörlerin entegre edilmesini sağlayan bütünleşik çevre yönetim aracıdır.
Uyumlu sıklık bileşeni bulunmayan, insanlar üzerinde psikolojik ve fizyolojik olumsuz etkiler yaratan, istenmeyen ve rahatsız edici sesler topluluğudur.
Herhangi bir üretim, tüketim veya hizmet faaliyeti sonucunda oluşan, çevreye atılan veya bırakılan, doğrudan ya da dolaylı zarar verme potansiyeli taşıyan maddelerdir.
Atıkların oluşumunun önlenmesi, kaynağında azaltılması, yeniden kullanılması, geri dönüştürülmesi, taşınması ve nihai olarak bertaraf edilmesini kapsayan disiplinli yönetim sürecidir.
İsrafın önlenmesini, kaynakların daha verimli kullanılmasını, atık miktarının azaltılmasını ve atıkların geri kazanılmasını hedefleyen atık yönetim felsefesi ve sistemidir.
Tehlikeli maddelerin üretimi, işlenmesi veya depolanması sırasında meydana gelen, insan sağlığı ve çevre için anında veya sonradan ciddi tehlike yaratan büyük emisyon, yangın veya patlama olaylarıdır.
İnsan faaliyetleri sonucu deniz çevresine doğrudan veya dolaylı olarak bırakılan, deniz canlılarına, insan sağlığına ve denizcilik faaliyetlerine zarar veren madde veya enerji girişidir.
Çevre sorunlarının toplumsal barış, insan sağlığı ve devletlerin istikrarı üzerindeki tehditlerini önlemeyi amaçlayan, ekolojik denge ve kaynak eşitliğini savunan güvenlik yaklaşımıdır.
Küresel ısınma, iklim değişikliği ve ozon tabakasının incelmesi gibi dünya genelini ve büyük ekosistemleri etkileyen küresel ölçekli çevre sorunlarını kapsayan güvenlik boyutudur.
Belirli bir bölge veya yerleşim yeriyle sınırlı olan, hava, su, toprak kirliliği ve yerel atık sorunları gibi dar alanda etki gösteren çevresel riskleri ifade eder.
Kanun ve yönetmeliklerin uygulanmasında izlenecek usul ve esasları, teknik detayları açıklamak amacıyla ilgili bakanlıklarca yayımlanan resmi açıklama belgeleridir.
İnsanoğlunun doğa üzerinde gerçekleştirdiği faaliyetler sonucunda havada, suda ve toprakta meydana gelen olumsuz gelişmelerle ekolojik dengenin bozulmasıdır. Örneğin, sanayi atıklarının nehirlere dökülmesi su ekosistemini bozarak çevre kirliliğine neden olur.
Çeşitlilik ve üretkenliğin devamlılığı sağlanırken, ekosistemin ve insan faaliyetlerinin daimî olma yeteneğini gelecek nesilleri tehlikeye atmadan devam ettirebilmesidir.
Kirleticilerin insan sağlığı, refahı ve/veya çevre üzerindeki birikimi ve bunun sonucunda ortaya çıkan olumsuz etkilerin tümüdür.
İnsanlığın ve insan faaliyetlerinin doğa, çevre ve ekosistem üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak oluşturduğu etkiler ve değişimlerdir.
İnsan faaliyetleri sonucu su kaynaklarının doğal bileşimindeki maddelerin konsantrasyon değerlerinin üzerine çıkması veya suda daha önce var olmayan yabancı maddelerin ortaya çıkmasıdır.
Soluduğumuz dış havada kükürt dioksit, partiküler madde, azot oksitler ve ozon gibi kirleticilerin çevre ve sağlık üzerinde olumsuz etkiler yapacak düzeylerde bulunmasıdır.
Belirli bir kaynaktan doğrudan atmosfere bırakılan toz, gaz, duman, su buharı ve koku gibi havayı doğrudan bozan kirletici maddelerdir. Karbon monoksit (CO) ve kükürt oksitler (SOx) buna örnektir.
Atmosfere salınan birincil kirleticilerin kimyasal reaksiyonlar veya güneş ışığı etkisiyle tepkimeye girmesi sonucu oluşan yeni kirleticilerdir. Atmosferde oluşan antropojenik ozon (O3) buna örnektir.
Tüketicisi tarafından bir işe yaramaması nedeniyle atılan evsel, ticari ve endüstriyel faaliyetler sonucu oluşan ve düzenli bertaraf edilmesi gereken katı maddelerdir.
Konutlardan, bahçelerden, parklardan ve piknik alanlarından kaynaklanan, zararlı ve tehlikeli içeriğe sahip olmayan organik ve ambalaj atıklarından oluşan katı maddelerdir.
Sanayi ve üretim tesislerindeki bir süreç sırasında veya sonrasında ortaya çıkan, zararlı ve tehlikeli içeriğe sahip olmayan katı atıklar ve çamurlardır.
Sağlık kuruluşlarındaki tıbbi müdahale, teşhis ve tedavi süreçlerinde ortaya çıkan enfeksiyon yapıcı, patolojik ve kesici-delici katı atıkların tümüdür.
Patlayıcı, parlayıcı, zehirli, korozif, kanserojen veya eko-toksik özellikler taşıyan, insan sağlığı ve çevre için yüksek risk oluşturan atıklardır.
Yasal olarak evsel katı atık sınıfı dışında kalan, özellikleri ve miktarları nedeniyle atık pil, akümülatör, elektronik eşya gibi özel yöntemlerle toplanıp bertaraf edilmesi gereken atıklardır.
İnsanlar üzerinde olumsuz fizyolojik ve psikolojik etkiler oluşturan, işitsel konforu bozan ve çevre sakinleri tarafından arzu edilmeyen seslerdir.
Halk sağlığına, iş verimliliğine ve insanların yaşam kalitelerine olumsuz yönde etki eden, çevre standartlarının üzerindeki rahatsız edici ses yoğunluğudur.
İnsan işitme sisteminin düşük şiddetteki seslere karşı hassas olduğu orta ve yüksek frekanslara daha fazla ağırlık veren, gürültünün etkilenim değerlendirmesinde kullanılan ses seviyesi ölçütüdür.
Antropojenik etkiler sonucunda toprağın kimyasal, fiziksel, biyolojik ve jeolojik yapılarının bozularak doğal verimliliğini ve dengesini kaybetmesidir.
Tarımsal üretimde zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak veya zararlarını azaltmak için kullanılan kimyasal maddeler veya ilaçlardır.
Farklı enerjilere sahip parçacık veya elektromanyetik dalgaların bir ortam veya uzay içerisindeki yayılma ve hareket etme sürecidir.
İçerisinde belirli düzeyin üzerinde radyoaktif konsantrasyon barındıran, bozunmaya uğrayarak çevreye zararlı radyasyon yayan ve geri kullanımı olmayan atık maddelerdir.
İşçi tulumları, şırıngalar ve taşıma kapları gibi malzemelerin az miktardaki kısa ömürlü radyoaktivite ile teması sonucu oluşan, zırhlama gerektirmeyen atıklardır.
Nükleer malzeme ile temas etmiş ekipmanlar veya radyoaktif akışkanların temizlenmesinde kullanılan reçineler gibi, ısı üretmeyen ancak radyasyon yaydığı için zırhlama gerektiren atıklardır.
Fisyon reaksiyonu sonucunda ortaya çıkan, yüksek derecede radyoaktif, uzun ömürlü elementleri ve kullanılmış nükleer yakıtları içeren, yüksek ısı üreten tehlikeli atıklardır.
Temiz atmosferde toz, duman, gaz ve koku gibi kirletici parametrelerin miktarının canlı yaşamına, eşyalara ve çevre kalitesine zarar verecek seviyeye ulaşmasıdır.
Belirli bir emisyon kaynağından doğrudan doğruya atmosfere salınan kirletici maddelerdir. Örnek olarak taşıt egzozlarından çıkan karbonmonoksit ve bacalardan salınan kükürtdioksit verilebilir.
Doğrudan bir kaynaktan salınmayıp, atmosferdeki birincil kirleticilerin kimyasal ve fotokimyasal reaksiyonlar neticesinde birbirleriyle veya su buharıyla tepkimeye girmesiyle oluşan yeni kirleticilerdir.
Milyonda bir birim anlamına gelen, havada bir milyon birim hacimde bulunan bir birim hacimdeki kirletici madde miktarını ifade eden hacimsel derişim birimidir.
Canlı yaşamının ve meteorolojik olayların gerçekleştiği, yer kabuğundan yukarıya doğru yaklaşık 10-12 km yüksekliğe kadar uzanan atmosferin en alt tabakasıdır.
Atmosferin alt tabakası olan troposferde, azot oksitler ve uçucu organik bileşiklerin güneş ışığı altında reaksiyona girmesiyle oluşan, solunum yollarına ve bitkilere zarar veren ikincil kirleticidir.
Yer seviyesinden 30-35 km yükseklikteki stratosfer tabakasında bulunan ve yeryüzünü güneşten gelen zararlı ultraviyole ışınlarından koruyan ozon tabakasıdır.
Kurşun, civa ve kadmiyum gibi ağır metallerin canlı vücudundan atılamayarak zaman içerisinde dokularda birikmesi ve toksik seviyelere ulaşması olayıdır.
Aerodinamik parçacık çapı 10 mikrometre ve altında olan, havada asılı haldeki kaba partikül maddelerin toplam kütlesel derişimidir.
Aerodinamik parçacık çapı 2.5 mikrometre ve altında olan, akciğer alveollerine kadar nüfuz edip kana karışabilen ince partikül maddelerdir.
Normal iç ortam sıcaklık ve basınç koşulları altında kolayca buharlaşabilen, karbon bazlı organik kimyasal bileşiklerdir. Boyalar, çözücüler ve yapıştırıcılar en önemli kaynaklarıdır.
Kapalı bir binadayken ortaya çıkan, boğazda tahriş, baş ağrısı ve halsizlik gibi belirtiler gösteren ve bina terk edildikten sonra kendiliğinden kaybolan rahatsızlıklar bütünüdür.
Toprağın yapısında doğal olarak bulunan uranyumun bozunmasıyla oluşan, beton gibi yapı malzemelerinden sızarak iç ortama biriken ve akciğer kanserine yol açan radyoaktif gazdır.
Atmosferdeki moleküllerin ışık enerjisini (fotonları) absorplayarak kimyasal bağlarını kırması ve yeni reaktif ürünler oluşturması esasına dayanan tepkimelerdir.
İnsan ve çevre sağlığı üzerindeki doğrudan etkileri nedeniyle ulusal ve uluslararası kuruluşlarca sınır değerleri yasal olarak belirlenmiş altı temel hava kirletici parametredir.
Atmosfere salınan kükürt dioksit ve azot oksit gazlarının su buharı ile tepkimeye girerek sülfürik ve nitrik aside dönüşmesi ve yağışlarla yeryüzüne inmesi olayıdır.
Soğuk hava tabakasının sıcak hava tabakası altında sıkışması sonucu dikey hava hareketlerinin engellenmesi ve kirleticilerin yer seviyesinde birikerek yoğunlaşması durumudur.
Doğada doğrudan veya dolaylı olarak insan faaliyetleri sonucunda meydana gelen etkileri, değişimleri ve kirleticileri ifade eden terimdir.
Su kaynaklarının kimyasal, fiziksel veya biyolojik özelliklerinin insan veya doğa etkisiyle bozularak canlı yaşamına zarar verecek hale gelmesidir.
Su ortamlarında azot ve fosfor gibi besin tuzlarının aşırı artması sonucu alglerin kontrolsüz çoğalarak sudaki oksijeni tüketmesi olayıdır.
Kirleticilerin tek ve belirlenebilir bir kaynaktan, örneğin bir fabrikanın atık su borusundan doğrudan su kaynağına deşarj edilmesi durumudur.
Kirleticilerin belirli tek bir noktadan değil, tarım arazilerinden süzülen ilaçlar gibi geniş alanlardan dolaylı yollarla suya karışmasıdır.
Endüstriyel tesislerin sıcak atık sularını yüzeysel sulara boşaltmasıyla su sıcaklığının artması ve çözünmüş oksijenin azalması durumudur.
Bir mal veya hizmetin üretimi için tüketilen yüzey ve yer altı tatlı su kaynaklarının toplam hacmini ifade eden göstergedir.
Bir ürünün üretim sürecinde doğrudan kullanılan ve toprakta depolanan toplam yağmur suyu miktarını temsil eden bileşendir.
Mevcut su kalitesi standartlarına ulaşabilmek amacıyla kirlilik yükünü seyreltmek için ihtiyaç duyulan tatlı su hacmidir.
Hücre içerisindeki DNA moleküllerine zarar vererek mutasyonlara ve kanser gibi genetik hastalıklara yol açan kimyasal maddelerdir.
Kimyasal maddelerin sinir sistemi ve sinapslar üzerindeki normal iletişimi bozarak felç, kas kasılması ve depresyona yol açması durumudur.
İçme sularındaki yüksek nitrat seviyesi nedeniyle bebeklerin kanındaki oksijen taşıma kapasitesinin azalmasıyla ortaya çıkan ölümcül tablodur.
Birden fazla ülkenin topraklarından geçerek akan ve paylaşımı uluslararası anlaşmazlıklara yol açabilen nehir ve akarsulardır.
Halk sağlığını korumak amacıyla içme suyunun temizliği, kanalizasyon ve atık suların güvenli bertarafını kapsayan hijyenik önlemler bütünüdür.
Patojen mikroorganizmaları hastalıklı bir canlıdan alıp sağlıklı bir canlıya taşıyan sinek, böcek gibi aracı organizmalardır.
Tarımsal üretimde zararlı organizmaları, böcekleri ve otları engellemek amacıyla kullanılan, suları kirleten kimyasal ilaçlardır.
Tarımsal alanlarda istenmeyen yabani otları yok etmek amacıyla kullanılan ve su kaynaklarına sızabilen kimyasal bileşiklerdir.
Bir ekosistemde zaman içinde türlerin aşamalı olarak birbirinin yerini alması ve ekosistemin yapısının değişmesi sürecidir.
Güç dengesi eşit olmayan taraflar arasında yürütülen, su kaynakları ve barajlar gibi stratejik unsurların hedef alınabildiği çatışma türüdür.
Toplumların yaşamını sürdürebilmesi ve ekonomik kalkınması için yeterli miktar ve kalitede suya kesintisiz erişim güvencesidir.
Çalışma ortamındaki risk etmenleri ve koşullar sebebiyle çalışanın sağlığının zamanla ve tekrarlayan maruziyetler sonucunda bozulmasıdır. Örneğin, gürültülü bir fabrikada yıllarca çalışan bir işçinin zamanla kalıcı işitme kaybı yaşaması meslek hastalığıdır.
Çalışma ortamında aniden meydana gelen, önceden planlanmamış ve iş görene hemen o anda bedensel veya ruhsal zarar veren olaydır. Örneğin, bir pres makinesinde çalışırken aniden parmağın sıkışması ve yaralanması iş kazasıdır.
Tehlikeli bir olayın meydana gelme ihtimali ile bu olayın gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak zarar veya şiddetin bileşkesidir. Yüksekte çalışan bir işçinin düşme olasılığı ve düşerse alacağı hasarın derecesi riski oluşturur.
Çalışma ortamında var olan veya dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörlerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması sürecidir.
İş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemini sürekli iyileştirmek için kullanılan Planla, Uygula, Kontrol Et ve Önlem Al aşamalarından oluşan sistematik döngüdür.
Makinelerin malzeme üzerinde delme, kesme, ezme, bükme veya şekillendirme gibi asıl işi gerçekleştiren ve en yüksek mekanik tehlikeyi barındıran hareketli kısımlarıdır.
Makinelerde motordan alınan gücü operasyon noktasına ileten kayış, kasnak, zincir, dişli ve mil gibi hareketli güç iletim elemanlarıdır.
Bir çalışma ortamındaki sıcaklık, nem, hava akım hızı ve radyant ısı gibi faktörlerin, çalışanların bedensel ve zihinsel faaliyetlerini rahatça sürdürebilmeleri için en uygun düzeyde olması durumudur.
Çalışma ortamının kuru termometre sıcaklığı, ortamdaki hava akım hızı ve havanın bağıl nemine bağlı olarak insan vücudunun hissettiği ve performansını doğrudan etkileyen sıcaklık değeridir.
Çalışma ortamında veya çevrede meydana gelen, hoşa gitmeyen, istenmeyen, rahatsız edici ve işitme sağlığına zarar verme potansiyeli olan akustik ses dalgalarıdır.
Bir cismin iç veya dış kuvvetlerin etkisiyle denge noktası etrafında yaptığı periyodik salınım hareketidir. El aletleri kullanımı el-kol titreşimine yol açar.
Titreşimli el aletlerinin uzun süre kullanımı sonucu el ve ayak parmaklarındaki kılcal damarların büzülmesiyle kan akışının kesilmesi ve parmakların beyazlaşmasıyla karakterize meslek hastalığıdır.
Solunum yoluyla akciğerlere ulaştığında lifli yapıları nedeniyle dokularda şişlik, sertleşme ve kalıcı hasar (pnömokonyoz) oluşturan silis, asbest ve talk gibi inorganik toz türleridir.
Havadaki oksijenin yerini alarak ortamdaki oksijen konsantrasyonunu yaşam için yetersiz seviyeye indiren karbondioksit, metan, etan ve azot gibi kimyasal olarak aktif olmayan gazlardır.
Solunduğunda vücuttaki hemoglobinle birleşerek veya hücre düzeyinde oksijen kullanımını engelleyerek dokuların oksijensiz kalmasına yol açan karbonmonoksit ve hidrojen sülfür gibi gazlardır.
Çalışma ortamında enfeksiyona, alerjiye veya zehirlenmeye neden olabilen her türlü mikroorganizma, bakteri, virüs, parazit ve mantarlardır.
Kişinin kendini tehdit altında hissettiği fiziksel, zihinsel veya psikolojik zorlanmalara karşı vücudunun savunma veya uyum sağlamak amacıyla verdiği genel tepkiler bütünüdür.
İş yerindeki kronik stres faktörlerine karşı gösterilen direncin yetersiz kalması sonucu çalışanda ortaya çıkan fiziksel, duygusal ve zihinsel tükenmişlik durumudur.
Çalışanların fiziksel, anatomik ve psikolojik sınırlarını dikkate alarak işin, makinelerin, araçların ve çalışma ortamının insana en uygun hale getirilmesi bilimidir.
Elektrik tesisatında gelen akım ile dönen akım arasındaki farkı sürekli ölçerek, bir kaçak veya çarpılma anında elektriği milisaniyeler içinde kesen hayat kurtarıcı güvenlik cihazıdır.
Kimyasal maddelerin ambalajlarında ve etiketlerinde yer alan, o maddenin taşıdığı tehlike sınıfını (alevlenir, toksik, korozif vb.) görsel olarak simgeleyen standart resimli sembollerdir.
Kimyasal maddelerin tehlikeleri, güvenli kullanım, depolama, taşıma, acil durum önlemleri ve bertaraf yöntemleri hakkında detaylı bilgi içeren 16 bölümlük standart belgedir.
Tehlikeli maddelerin ve karışımların taşıdığı risklerin derecesini ve niteliğini belirten, Küresel Uyumluluk Sistemi kapsamında tanımlanmış standart tehlike cümleleridir (örneğin H350: Kansere yol açabilir).
Tehlikeli kimyasalların kullanımından kaynaklanan olumsuz etkileri en aza indirmek için alınması gereken tedbirleri belirten standart güvenlik cümleleridir (örneğin P102: Çocukların erişemeyeceği yerde saklayın).
Çalışma ortamında maruz kalınan kanserojen kimyasal, fiziksel veya biyolojik etmenlerin tetiklemesi sonucu yıllar sonra ortaya çıkan kanser türleridir.
İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme potansiyelidir. Örneğin, bir fabrikada zeminin ıslak olması bir tehlikedir.
Tehlikelerden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimalidir. Örneğin, ıslak zeminde yürüyen bir çalışanın kayıp düşmesi ve yaralanması bir risktir.
İşyerinde yürütülen işlerin bütün safhalarında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili riskleri ortadan kaldırmak veya azaltmak için planlanan ve alınan tedbirlerin tümüdür.
İşyerinde meydana gelen; çalışan, işyeri ya da iş ekipmanlarını zarara uğratma potansiyeli olduğu halde zarara uğratmayan olaydır. Örneğin, ayağın kayması ama düşülmemesi.
Yasal yükümlülüklere ve işyerinin önleme politikasına uygun, kayıp veya yaralanma oluşturmayacak risk seviyeleridir. Risk analizlerinde belirlenen en düşük risk puanı dilimlerini kapsar.
İşyerinde var olan veya dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bunların riske dönüşmesine yol açan faktörlerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması sürecidir.
İşletmedeki tehlike kaynaklarının ve risk derecelerinin makro ve mikro düzeyde ayrıştırılarak görselleştirildiği, iş kazaları ve meslek hastalıkları için ayrı ayrı hazırlanan grafiksel planlardır.
Tesisin son tasarım aşamasında veya detaylı çalışmalara model olması amacıyla hızlıca uygulanan, potansiyel tehlikeleri ve kaza ihtimallerini belirleyen ön çalışma niteliğindeki yöntemdir.
Süreçteki beklenmedik durumların yol açabileceği sonuçları 'Olursa ne olur?' sorusuyla sorgulayan, analistlerin tecrübe ve deneyimlerine dayanan informal bir risk analiz metodudur.
Belirli bir iş görevinin küçük alt adımlara bölünerek, her bir adımda ortaya çıkabilecek tehlikelerin ve bunlara karşı alınacak önlemlerin detaylıca incelendiği çalışan odaklı yöntemdir.
Risk değerini hesaplamak için olasılık, şiddet ve frekans (maruz kalma sıklığı) olmak üzere üç farklı bileşeni kullanan ve elde edilen skora göre eylem planı sunan kantitatif yöntemdir.
Sistemdeki ana hata olayından başlayarak bu hataya neden olabilecek alt bileşen arızalarını ve insan hatalarını mantık kapılarıyla şematize eden tümdengelimsel bir analiz yöntemidir.
Bir başlangıç olayının gerçekleşmesi durumunda, güvenlik sistemlerinin çalışıp çalışmamasına bağlı olarak ortaya çıkabilecek olası kaza senaryolarını ve sonuçlarını tümevarımsal modelleyen yöntemdir.
5x5 boyutlarında bir matris kullanarak riskin gerçekleşme olasılığı ile şiddetinin çarpılması esasına dayanan, sebep-sonuç ilişkilerini değerlendiren yaygın ve pratik bir yöntemdir.
Geçmişe yönelik en az 5 yıllık kaza arşivine ihtiyaç duyan, olasılık, şiddet, etkilenen personel sayısı ve personelde kalan hasar derecesi gibi çoklu değişkenleri analiz eden karmaşık bir yöntemdir.
Kimya ve proses endüstrisinde yaygın kullanılan, kılavuz kelimeler ve proses parametreleri yardımıyla sistemdeki tasarım sapmalarını ve operasyonel riskleri belirleyen beyin fırtınası yöntemidir.
Olasılık, Şiddet ve Tespit Edilebilirlik (Saptanabilirlik) bileşenlerinin çarpımıyla Risk Öncelik Sayısını (RPN) hesaplayan, otomotiv ve uzay sanayisinde yaygın kullanılan sistematik yöntemdir.
Gelişmiş kontrol listeleri ve önceden sınıflandırılmış risk haritaları kullanılarak, tehlikeli alanlardaki uygunsuzlukların uzman denetçiler tarafından sistematik olarak incelenmesi yöntemidir.
Ishikawa şeması olarak da bilinen, bir problemin veya kazanın kök nedenlerini insan, makine, çevre ve yönetim gibi ana kategoriler altında gruplandırarak görselleştiren yöntemdir.
Risk kontrol adımlarında tehlikeli olan bir maddenin, ekipmanın veya yöntemin; tehlikesiz ya da daha az tehlikeli olanla değiştirilmesi işlemidir. Örneğin, solvent bazlı boya yerine su bazlı boya kullanılması.
Risk kontrol adımlarında, kişisel korunma önlemlerine kıyasla öncelikli olarak uygulanması gereken, tüm çalışanları aynı anda tehlikeden koruyan önlemlerdir. Örneğin, korkuluklar veya lokal havalandırma.
Fine-Kinney risk analizinde kullanılan, çalışanın veya sistemin tehlike kaynağına ne kadar sıklıkla (saatlik, günlük, haftalık vb.) maruz kaldığını gösteren zaman bazlı bileşendir.
FMEA yönteminde kullanılan, bir hatanın veya uygunsuzluğun prosesi terk etmeden veya müşteriye ulaşmadan önce mevcut kontrol sistemleri tarafından fark edilme olasılığıdır.
HAZOP analizinde tasarım amacından sapmaları belirlemek için kullanılan 'Hiç', 'Daha Fazla', 'Daha Az', 'Ters' ve 'Kısmen' gibi standartlaştırılmış kelimelerdir.