← Ünite 1

Ünite 1: Anayasa Kavramı, Anayasacılık Akımı ve Anayasa Çeşitleri — Konu Anlatımı

1Anayasa Kavramı ve Anayasacılık Akımı

Anayasa, bir devletin temel örgütleniş tarzını, organlarını, bu organlar arasındaki ilişkileri ve devlet ile birey arasındaki ilişkilerin temel kurallarını belirleyen üstün bir kanundur. Anayasa hukuku ise bu üstün kanunu ve devletin temel örgütlenmesine ilişkin diğer mevzuatı inceleyen, yorumlayan ve sistemleştiren hukuk bilimi dalıdır.

Anayasacılık akımı, 18. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmıştır. Bu akımın doğuşunda düşünsel ve sosyolojik olmak üzere iki temel faktör rol oynamıştır. Düşünsel faktör; Rönesans, Reform ve Aydınlanma felsefesinin etkisiyle siyasal düşüncenin ilahi temellerden koparak laikleşmesi ve toplum sözleşmesi teorilerinin ortaya çıkmasıdır. Sosyolojik faktör ise yükselen burjuvazinin mutlak monarşilerin baskısı altında hak ve hürriyetlerini güvence altına almak için devlet iktidarını sınırlandırma ihtiyacı duymasıdır.

Amerikalı siyasal bilimci Barrington Moore'un “Burjuvazi yoksa demokrasi de olmaz” cümlesi bu sosyal dönüşümün önemini vurgulamaktadır. İlk yazılı anayasalar olan 1787 tarihli ABD Anayasası ve 1791 tarihli Fransız Anayasası, anayasacılık akımının bu büyük sosyal ve hukuki dönüşümünü tescil eden ilk somut belgelerdir.

2Anayasal Devlet ve Kuvvetler Ayrılığı

Anayasacılık akımının temel amacı, devletin mutlak iktidarını birey hürriyetleri lehine sınırlandırmaktır. Bunu gerçekleştirecek en önemli araç ise İngiliz düşünür John Locke ve Fransız düşünür Montesquieu tarafından geliştirilen “kuvvetler ayrılığı” ilkesidir. Montesquieu teorisine göre devletin üç temel iktidarı vardır: Yasama (genel ve objektif hukuk kuralları koyma), yürütme (bu kuralları uygulama) ve yargı (hukuki ihtilafları çözme).

Bu kuvvetlerin tek bir elde toplanması istibdat (zorbalık) yönetimine yol açar. Kuvvetlerin farklı organlara ayrıldığı ve birbirlerini frenleyip dengelediği (checks and balances) sistemlerde ise birey hürriyetleri devlete karşı korunmuş olur. Bu nedenle sınırlı devlet ile anayasal devlet kavramları eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

Bir devlette yazılı bir anayasanın bulunması o devletin otomatik olarak anayasal devlet olduğu anlamına gelmez. Otoriter veya totaliter rejimlerin de anayasaları vardır ancak bunlar fonksiyonel değil sadece biçimsel anlamda anayasalardır; amaçları iç ve dış kamuoyuna meşruluk görüntüsü vermektir. Gerçek anayasal devlet, iktidarın hukuki yollarla etkin bir şekilde sınırlandırıldığı devlettir.

3Yazılı-Yazısız ve Sert-Yumuşak Anayasa Ayrımı

Yazılı anayasa, anayasacılık akımının doğal bir sonucudur. Bugün yazılı anayasaya sahip olmayan devletler çok istisnadır. İngiltere yazılı bir anayasaya sahip olmasa da güçlü anayasal gelenekleri, demokrasi kültürü ve sivil toplum kuruluşları sayesinde bir anayasal devlettir. İsrail, laik ve ortodoks Yahudiler arasındaki derin görüş farkı nedeniyle; Suudi Arabistan ise tek meşru anayasanın şeriat olduğu inancıyla yazılı anayasa yapmamıştır.

Anayasalar değiştirilme yöntemlerine göre yumuşak (esnek) ve sert (katı) anayasalar olarak ayrılır. Yumuşak anayasa, olağan kanunlarla aynı yöntemlerle değiştirilebilen anayasadır. Ancak toplum sözleşmesi niteliğindeki bir anayasanın kolayca değiştirilebilmesi anayasacılık düşüncesiyle çeliştiği için günümüzde yumuşak anayasa örneği neredeyse kalmamıştır.

Çağdaş devletlerin benimsediği sert anayasa ise yapıl ması ve değiştirilmesi olağan kanunlardan daha güçleştirici şartlara bağlı olan anayasadır. Anayasayı tümden yeniden yapma iktidarına asli kurucu iktidar, yürürlükteki kurallara göre değiştirme iktidarına ise tali kurucu iktidar denir. Sert anayasalar, siyasal istikrarı sağlamak ve çoğunluğun keyfi iktidarına karşı azınlıkta olan toplum gruplarını (azınlık vetosu yoluyla) korumak amacıyla benimsenmiştir.

4Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Anayasal Gelişmeler

Osmanlı İmparatorluğu mutlak bir monarşiydi ve padişahın yetkilerini sınırlayacak etkin mekanizmalar yokıştı. Padişahın yetkileri teoride şeriata uygun olmalıydı ancak bunu denetleyecek kurumsal bir yapı bulunmuyordu. Osmanlı'da anayasal gelişmenin ilk adımı 1808 tarihli Sened-i İttifak'tır. Merkezî hükûmet ile âyanlar arasında imzalanan bu belge, merkezî otoritenin zayıfladığını gösteren ilginç bir belgedir ancak kalıcı olmamıştır.

İkinci aşama 1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanı'dır. Bu fermanlar can, mal, ırz güvenliği ile din farkı gözetilmeksizin kanun önünde eşitlik ilkelerini getirmiştir. Hukuk devletinin gelişimi açısından önemli olmakla birlikte, padişahın yetkilerini sınırlayacak ve bu hakları güvenceye alacak hukuki mekanizmalardan yoksun idiler.

Bu gelişmeler aydınlar arasında Genç Osmanlılar (Yeni Osmanlılar) grubunu doğurmuştur. Bu grubun baskısıyla 1876 yılında ilk Osmanlı Anayasası olan Kânûn-i Esâsî ilan edilmiştir. Çift meclisli bir parlamento (Meclis-i Umumî) kuran bu anayasa, padişaha fesih yetkisi tanıdığı ve meclisin yetkilerini sınırlı tuttuğu için tam bir meşruti monarşi kuramamıştır. II. Abdülhamid 1878'de meclisi tatil ederek mutlakiyete dönmüştür.

5II. Meşrutiyet, 1909 Değişiklikleri ve Millî Mücadele Dönemi

1908 yılında Rumeli'deki askerî ayaklanmalar sonucunda II. Abdülhamid Kânûn-i Esâsî'yi yeniden yürürlüğe koymuş ve II. Meşrutiyet dönemi başlamıştır. 31 Mart Vak'ası'nın bastırılmasından sonra 1909 yılında anayasada önemli demokratik değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerle Bakanlar Kurulu Meclis-i Mebusan'a karşı sorumlu kılınmış, padişahın fesih yetkisi ağır şartlara bağlanmış ve kanun teklif etme imtiyazındaki padişah izni kaldırılmıştır.

Mondros Mütarekesi sonrası İstanbul'un işgali ve son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin kapatılması üzerine Mustafa Kemal Paşa'nın çağrısıyla Ankara'da olağanüstü yetkileri haiz Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 23 Nisan 1920'de açılmıştır. İlk TBMM, yürütme yetkisini kendi içinden seçtiği bakanlarla üstlenmiş ve bir devlet başkanlığı makamı yaratmamıştır.

20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu ile bu yapı yasalaşmıştır. 1921 Anayasası'nın en önemli yeniliği milli egemenlik ilkesidir. Yasama ve yürütme güçlerinin TBMM'de toplanması, bakanların meclis tarafından seçilmesi ve meclisin onları her an değiştirebilmesi özellikleri, bu dönemin tam bir "meclis hükümeti" sistemi olduğunu göstermektedir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250