← Ünite 8

Ünite 8: Türkiye’de Turizm — Konu Anlatımı

1Türkiye'de Turizmin Tarihsel Gelişimi ve 1980 Öncesi Dönem

Türkiye'de turizm faaliyetlerinin kökeni çok eski dönemlere dayanmaktadır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ticaret yolları üzerinde inşa edilen kervansaraylar ve hanlar, seyahat edenlerin güvenliğini ve konaklama ihtiyaçlarını ücretsiz veya düşük maliyetlerle karşılayarak seyahat kültürünün gelişimine öncülük etmiştir. Modern anlamda dış aktif turizm ise ilk kez 1863 yılında İstanbul'da açılan Sergi-i Umumi-i Osmani'yi (Osmanlı Sergisi) ziyaret etmek amacıyla Avrupa'dan gelen ilk turist gruplarıyla başlamıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra, 1923 yılında Türkiye Seyyahin Cemiyeti kurulmuş ve bu kuruluş daha sonra Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu adını almıştır. Kamu yararına çalışan bu dernek, Türkiye'nin ilk tanıtım afişlerini, yol haritalarını, otel rehberlerini ve broşürlerini hazırlamış, ilk tercüman rehberlik sınavlarını gerçekleştirmiştir. Aynı dönemde ulaştırma altyapısına büyük önem verilmiş; 1925'te Türk Tayyare Cemiyeti kurulmuş, demiryollarında yataklı tren seferleri başlatılmış ve demiryolu uzunluğu 1945 yılında iki katına çıkarak 7000 kilometreye ulaşmıştır.

Türkiye'de 1961 Anayasası ile planlı kalkınma dönemi başlamış ve 1963 yılından itibaren turizm yatırımları beş yıllık kalkınma planları ile yönlendirilmiştir. Ancak 1980'li yıllara kadar olan dönemde turizm sektörü istenen düzeyde gelişememiştir. Bu durumun temel nedenleri arasında İkinci Dünya Savaşı, 1929 ve 1974 ekonomik krizleri, siyasi istikrarsızlıklar, altyapı ve üstyapı yetersizlikleri, yabancı sermaye eksikliği ve Türkiye'nin 1980 yılına kadar ithal ikameci sanayileşme modelini benimseyerek sanayileşmeye öncelik vermesi yer almaktadır.

21980 Sonrası Dönem ve Turizmde Yapısal Dönüşüm

1980 yılı, Türkiye'de dış aktif turizmin gelişmesi açısından kritik bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde yaşanan askeri ihtilal sonrasında kurulan geçici hükümet, ithal ikameci büyüme modelinden vazgeçerek ihracata dayalı büyüme ve kalkınma stratejisine yönelmiştir. Turizm sektörü, hem hızlı yabancı döviz kazandırıcı stratejik bir ihracat sektörü hem de Türkiye'nin uluslararası alanda olumlu bir imaj yaratmasına yardımcı olacak bir araç olarak görülmüştür. Bu doğrultuda kamu sektörü, turizmin gelişiminde aktif bir rol üstlenmiştir.

1980-2014 yılları arasında Türkiye'ye gelen ziyaretçi sayısı yıllık bileşik %10.8, aktif dış turizm gelirleri ise yıllık bileşik %14.6 oranında muazzam bir artış göstermiştir. Uluslararası turizm gelirlerinin toplam ihracat içindeki payı 1980 yılında %11 iken, 2014 yılında %21.3'e yükselmiştir. Aynı dönemde turizm işletmesi belgeli yatak sayısı yıllık bileşik %8.1 artarak 56 binden 808 binin üzerine çıkmıştır. Turizmin gayri safi milli hasıla içindeki payı %0.6'dan %4.3'e, toplam istihdamdaki payı ise %1'den %7.5'e yükselmiştir.

Bu hızlı büyümenin arkasında yatan iç faktörler arasında; sosyal ve politik istikrarın sağlanması, 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu'nun çıkarılması, kamu arazilerinin tahsisi, düşük enerji maliyetleri, vergi kolaylıkları, Türk Lirası'nın devalüasyonu ile tatil fiyatlarının cazip hale gelmesi ve 1983 Sivil Havacılık Kanunu ile hava ulaşımının liberalleşmesi yer almaktadır. Dış faktörler ise; küresel refah artışı, Türkiye'nin Avrupa pazarına coğrafi yakınlığı, Avrupalı tur operatörlerinin yeni ve ucuz destinasyon arayışları ve gelişmiş ülkelerdeki yoğun şehirleşmedir.

3Türkiye'de Dış Aktif Turizm Talebinin Yapısı

Türkiye'nin dış aktif turizm talebi incelendiğinde, 2014 yılı verilerine göre ülkeye 36.8 milyonu yabancı, 4.6 milyonu yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları olmak üzere toplam 41.4 milyon ziyaretçi gelmiştir. Bu ziyaretçilerden elde edilen toplam turizm geliri 34.3 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Ziyaretçilerin kişi başına ortalama harcaması 824 ABD doları, ortalama kalış süreleri 4.13 gün ve ortalama geceleme süreleri ise 10 gece olarak hesaplanmıştır.

Ziyaretçilerin ulaşım tercihinde havayolu %70 ile ilk sırada yer alırken, bunu %23.8 ile karayolu, %6 ile denizyolu ve %0.05 ile demiryolu takip etmektedir. Seyahat organizasyonlarında yabancı turistlerin %44'ü paket turları tercih ederken, %56'sı bireysel organizasyonlarla gelmektedir. Ancak Japonya (%85.5) ve Rusya (%85) gibi uzak veya geleneksel pazarlardan gelen turistlerde paket tur oranı son derece yüksektir. Ziyaretçilerin geliş amaçlarında gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler %57.7 ile en büyük paya sahiptir.

Milliyetlerine göre dağılımda en önemli pazarlar sırasıyla yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları (%10.8), Almanya (%10.5) ve Rusya Federasyonu'dur (%8.3). Bölgesel bazda ise Avrupa %52.78 ile lider konumdadır. Yaş grupları analiz edildiğinde, gelenlerin %40.6'sının 25-44 yaş aralığında olduğu, eğitim düzeylerinde ise %34'ünün fakülte veya yüksekokul mezunu olduğu görülmektedir. Bu veriler, Türkiye'ye gelen turist profilinin ağırlıklı olarak orta yaşlı, orta-düşük gelir grubuna mensup ailelerden oluştuğunu göstermektedir.

4Türkiye'de Turizm Eğitimi: Yapısı ve Sorunları

Turizm eğitimi, bireylere turizm sektörüyle ilgili bilgi, beceri, tutum ve davranışları kazandıran sistemli bir öğrenme sürecidir. Türkiye'de turizm eğitimi formal (resmi) ve informal (gayri resmi) olmak üzere iki ana yapıda yürütülmektedir. Formal turizm eğitimi kendi içinde genel turizm eğitimi (toplumda turizm bilinci oluşturmak amacıyla ilk ve ortaöğretimde verilen dersler) ve mesleki ve teknik turizm eğitimi olarak ikiye ayrılmaktadır. Mesleki ve teknik turizm eğitimi ise örgün ve yaygın eğitim şeklinde yapılandırılmıştır.

Örgün mesleki ve teknik turizm eğitimi, ortaöğretim düzeyinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı meslek liselerinde (2014 yılından itibaren Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Çok Programlı Anadolu Lisesi adı altında birleştirilmiştir) ve yükseköğretim düzeyinde YÖK'e bağlı önlisans, lisans, yüksek lisans ve doktora programlarında verilmektedir. Ortaöğretim operasyonel düzeyde personel yetiştirirken, önlisans orta kademe, lisans ise üst kademe yönetici adayı yetiştirmeyi hedefler. Yüksek lisans ve doktora programları ise sektöre araştırmacı kazandırmayı ve akademisyen yetiştirmeyi amaçlar.

Yaygın mesleki ve teknik turizm eğitimi ise örgün eğitim sistemine dahil olamamış veya kısa sürede meslek edinmek isteyen bireylere yönelik kursları kapsar. Bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlığı denetimindeki Turizm Eğitim Merkezleri (TUREM), Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TUGEV) kursları, işbaşı eğitim programları ve Turist Rehberliği kursları yer almaktadır. Sektördeki en büyük eğitimsel sorunlar ise; öğrencilerin sektörü tanımadan tercih yapmaları, meslek yasasının eksikliği, stajyerlerin ağır iş yükü altında ezilmesi ve nitelikli öğretim elemanı yetersizliğidir.

5Kamu ve Özel Sektör Turizm Örgütleri

Turizm sektörünün çok yönlü yapısı, kamu ve özel sektör düzeyinde güçlü örgütlerin kurulmasını zorunlu kılmıştır. Kamu sektöründeki en üst düzey örgüt Kültür ve Turizm Bakanlığı'dır. Bakanlık; merkez, taşra (İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri) ve yurt dışı teşkilatından (Kültür ve Tanıtma Müşavirlikleri) oluşmaktadır. Kamu kurumu niteliğindeki diğer önemli meslek kuruluşları ise 1618 sayılı kanunla kurulan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ve 6326 sayılı kanunla kurulan Turist Rehberleri Birliği'dir (TUREB).

Özel sektörde ise turizm işletmelerinin, yatırımcıların ve çalışanların haklarını korumak amacıyla sivil toplum kuruluşları, dernekler ve sendikalar kurulmuştur. Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED), Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD) ve Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) işveren ve yatırımcı düzeyindeki en önemli temsilcilerdir. Çalışanların haklarını korumak amacıyla ise TOLEYİS ve OLEYİS sendikaları faaliyet göstermektedir. Ayrıca 1923'te kurulan Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu, tarihi restorasyonlar ve ilk tanıtım faaliyetleriyle sektöre öncülük etmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250