Anonim ortaklığın kurulabilmesi için öncelikle esas sözleşmenin hazırlanması ve bu sözleşmedeki imzaların noter tarafından onaylanması ya da ticaret sicili müdürü veya yardımcısı huzurunda atılması gerekir. Bu kurucu işlemin tamamlanmasını müteakip, nakit olarak taahhüt edilen sermayenin en az dörtte birinin (yüzde 25) bankaya ödenmesi zorunludur. Geri kalan dörtte üçlük kısmın ise ortaklığın ticaret siciline tescil edildiği tarihten itibaren en geç yirmi dört ay içerisinde ödenmesi kanunen şart koşulmuştur.
Sermaye borcu olarak paradan başka bir unsur (ayni sermaye) taahhüt edilmişse, bu ayni değerlerin tamamının ortaklığın ticaret siciline tescilinden önce şirketin kullanımına tahsis edilmesi ve bloke edilmesi gerekir. Bu kural, şirketin tescil anında taahhüt edilen ayni sermaye üzerinde tam tasarruf yetkisine sahip olmasını amaçlar.
Ortaklığın paylarının kuruluştan sonra halka arz edilecek olması durumunda ise Türk Ticaret Kanunu'nun nakit ödemeye ilişkin genel esasları düzenleyen 344. maddesi yerine, bu duruma özel bir istisna getiren TTK m. 346 hükmü uygulanır. Bu istisna, halka arz sürecinin kendine özgü tahsilat ve ödeme mekanizmalarına uyum sağlamak amacıyla getirilmiştir.
Türk Ticaret Kanunu m. 333 uyarınca, Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak tebliğle faaliyet alanları belirlenen belirli anonim ortaklıkların kurulabilmesi ve esas sözleşme değişiklikleri yapabilmesi Bakanlığın ön iznine tabidir. Bu kapsama bankalar, finansal kiralama, faktoring, tüketici finansmanı, varlık yönetim, sigorta, holdingler, döviz büroları, umumi mağazacılık, tarım ürünleri lisanslı depoculuk, ürün ihtisas borsası, bağımsız denetim, gözetim, teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketleri ile Sermaye Piyasası Kanunu'na tabi şirketler girmektedir.
Bakanlık iznine tabi olan bu şirketlerin kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş olmaları durumunda, kayıtlı sermaye tavanı içerisinde yapacakları sermaye artırımlarında her defasında yeniden Bakanlık izni almalarına gerek yoktur. Bu durum, kayıtlı sermaye sisteminin getirdiği en büyük bürokratik kolaylıklardan biridir.
Anonim ortaklık, merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline tescil edilmesiyle tüzel kişilik kazanır. Tescil işlemi kurucu etkiye sahiptir. Tescil için kuruculara tanınan süre, Bakanlık iznine tabi şirketlerde iznin alınmasından itibaren, diğer şirketlerde ise esas sözleşmedeki imzaların noter veya sicil müdürü huzurunda atılmasından itibaren otuz gündür. Tescilin ardından Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yapılacak ilan ise açıklayıcı (bildirici) niteliktedir.
Eğer noter onayından veya imza tarihinden itibaren üç ay içerisinde tescil yapılarak tüzel kişilik kazanılamazsa, sicil müdürlüğünden alınacak bir yazı ile ödenmiş olan sermaye bedelleri sahiplerine geri iade edilir. Bu durum ortaklığın kurulmasından vazgeçilmesi anlamına gelir ve gecikmeye sebep olanlar hakkında sorumluluk davası açılması gündeme gelebilir.
Yeni Türk Ticaret Kanunu, eski kanun döneminde yer alan ancak fiilen uygulanmayan tedrici kuruluş sistemini tamamen kaldırarak, ortaklığın kurulmasını müteakip paylarının halka arz edilmesi imkanını (m. 346) getirmiştir. Bunun için şirketin esas sözleşmesinde halka arza ilişkin açık bir hüküm bulunmalıdır. Taahhüt ve garanti edilmiş nakit karşılığı payların, şirketin tüzel kişilik kazanmasından itibaren iki ay içerisinde halka arz edilmesi zorunludur.
Halka arz süreci sermaye piyasası mevzuatına göre yürütülür. Satış gerçekleştikten sonra, payların itibari değerleri ve varsa çıkarma primi (ajio) ortaklığa ödenir; halka arz giderleri düşüldükten sonra kalan bakiye ise pay senetlerini halka arz eden pay sahiplerine aktarılır. Halka arz edilip de süresinde satılamayan payların bedellerinin tamamı, süresinde halka arz edilmeyen payların ise dörtte biri, iki aylık süreyi izleyen üç gün içinde ödenmek zorundadır.
Ortaklık tüzel kişilik kazandıktan sonra kuruluş işlemlerinde bir eksiklik veya hukuka aykırılık tespit edilirse, artık ortaklığın yokluğu veya butlanı ileri sürülemez. Bu durumda sadece ortaklığın feshi davası açılabilir. Fesih davasının açılabilmesi için kanuna aykırılığın alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatlerini önemli ölçüde tehlikeye düşürmüş olması gerekir.
Fesih davası açma yetkisi yönetim kuruluna, Ticaret Bakanlığına, ilgili alacaklılara ve pay sahiplerine tanınmıştır. Bu dava, ortaklık merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde, tescil tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Mahkemenin vereceği fesih kararı geriye etkili değil, ileriye dönük etkili sonuçlar doğurur; böylece şirketle işlem yapmış üçüncü kişilerin hakları korunur.
Halka açık anonim ortaklıkların en önemli ve sürekli işleyen organı yönetim kuruludur. İlk yönetim kurulu üyeleri kuruluş sırasında esas sözleşmede gösterilir; sonraki dönemlerde ise üyeler genel kurul tarafından seçilir. İstisnai durumlarda ortak olmasa dahi kamu tüzel kişilerine üye seçme imkanı tanınabilir. Üye sayısının eksilmesi durumunda, yönetim kurulu ilk genel kurula kadar görev yapmak üzere geçici üye seçebilir; bu yönteme kooptasyon denir.
Yönetim kurulu birden fazla üyeden oluşuyorsa, kendi aralarından bir başkan ve en az bir başkan vekili seçerler. Bu seçim her yıl yenilenir. Yönetim kurulu üye sayısı bakımından TTK'de asgari üç üye şartı kaldırılmıştır; kurul tek bir üyeden de oluşabilir. Ancak özel kanunlar ve kurumsal yönetim ilkeleri farklı sayılar öngörebilir. Örneğin Bankacılık Kanunu'na göre banka yönetim kurulu en az beş kişiden oluşmalıdır. Kurumsal yönetim ilkelerine tabi halka açık şirketlerde de bu sayı beşten az olamaz.
Yönetim kurulu üyeleri gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişi de olabilir. Tüzel kişi seçildiği takdirde, tüzel kişiyle birlikte onun adına hareket edecek bir gerçek kişinin de tescil ve ilan edilmesi gerekir. Üyelerin tam ehliyetli (reşit, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan) olması şarttır; pay sahibi olmaları veya T.C. vatandaşı olmaları zorunlu değildir. Kurumsal yönetim ilkeleri uyarınca, halka açık şirketlerin yönetim kurullarında en az üçte bir oranında ve sayısı ikiden az olmamak kaydıyla bağımsız üye bulunması zorunludur.
Yönetim kurulu, genel kurulun devredilemez yetkileri dışında kalan, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli her türlü kararı almaya yetkilidir. TTK m. 375 uyarınca şirketin üst düzey yönetimi, teşkilatın belirlenmesi, finansal planlama, müdürlerin atanması, defterlerin tutulması, genel kurulun organizasyonu ve borca batıklık durumunda mahkemeye başvurulması yönetim kurulunun devredilemez yetkileridir. Temsil yetkisi murahhas üyelere veya murahhas müdürlere devredilebilir ancak en az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisinin korunması şarttır.
Yönetim kurulu, üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanır ve katılanların çoğunluğu ile karar alır. Örneğin 5 üyeli bir kurul en az 3 kişiyle toplanıp en az 2 olumlu oyla karar alabilir. Üyeler birbirlerinin yerine vekaleten oy kullanamazlar. Kararlar fiziki toplantı yapılmaksızın, elden dolaştırma yöntemiyle tüm üyelerin çoğunluğunun yazılı onayı alınarak da verilebilir.
Yönetim kurulu kararlarının hükümsüzlüğü yokluk, butlan ve iptal yaptırımları ile ortaya çıkabilir. Toplantı veya karar nisabına uyulmadan alınan kararlar yok hükmündedir. Eşit işlem ilkesine aykırı, sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen veya pay sahiplerinin vazgeçilmez haklarını ihlal eden kararlar ise batıldır. Halka açık anonim ortaklıklarda, kayıtlı sermaye sistemi çerçevesinde alınan yönetim kurulu kararlarına karşı, hakları ihlal edilen pay sahipleri veya yönetim kurulu üyeleri kararın ilanından itibaren otuz gün içinde iptal davası açabilirler.
Genel kurul, tüm pay sahiplerinden oluşan ve şirketin en yüksek yetkili zorunlu organıdır. Esas sözleşmenin değiştirilmesi, yönetim kurulunun seçimi, azli, ücretlerinin belirlenmesi, ibra kararları, denetçi seçimi, finansal tabloların onaylanması ve şirketin feshi gibi hayati kararlar genel kurulun devredilemez yetkilerindendir. Genel kurul olağan (her faaliyet dönemi sonundan itibaren 3 ay içinde) veya olağanüstü olarak toplanır.
Genel kurulda kural olarak gündeme bağlılık ilkesi geçerlidir ve önceden ilan edilmeyen konular görüşülemez. Ancak yönetim kurulunun azli, yeni üyelerin seçimi ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun görüşülmesini istediği hususlar bu ilkenin istisnalarıdır. Genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi esasen yönetim kuruluna aittir; ancak azınlık pay sahipleri (halka açık şirketlerde sermayenin yüzde 5'ini temsil edenler) de yönetim kurulundan çağrı talep edebilirler.
Halka açık şirketlerde genel kurul, kanunda veya esas sözleşmede aksine hüküm yoksa sermayenin dörtte birini (%25) temsil eden pay sahiplerinin katılımıyla toplanır ve kararlar oy çoğunluğuyla alınır. İlk toplantıda bu nisap sağlanamazsa ikinci toplantıda nisap aranmaz. Ancak şirket merkezinin yurt dışına taşınması veya bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük getirilmesi kararlarında tüm pay sahiplerinin oy birliği şarttır. Yeni pay alma haklarının kısıtlanması ve sermaye azaltımı gibi önemli işlemlerde ise katılan oy hakkına sahip payların üçte ikisinin olumlu oyu aranır.
Halka açık anonim ortaklıklar, SPK'nın 'II-22.1 Geri Alınan Paylar Tebliği' çerçevesinde kendi paylarını satın alabilir veya rehin olarak kabul edebilir. Bunun için genel kurulun yönetim kuruluna yetki vermesi gerekir. Ancak payları borsada işlem gören şirketler, yakın ve ciddi bir kayıptan kaçınmak amacıyla genel kurul yetkisi olmaksızın da geri alım yapabilirler. Geri alınan payların nominal değeri, şirketin ödenmiş veya çıkarılmış sermayesinin yüzde onunu (%10) aşamaz ve bu paylar genel kurul toplantı nisabında hesaba katılmaz.
Sermaye artırımı, şirketin benimsediği sisteme göre farklılık gösterir. Esas sermaye sisteminde sermaye artırım kararı genel kurul tarafından alınırken; kayıtlı sermaye sisteminde bu yetki yönetim kuruluna devredilmiştir. Kayıtlı sermaye sistemine geçebilmek için başlangıç sermayesinin en az 100.000 TL olması ve SPK'dan izin alınması gerekir. SPK'nın verdiği kayıtlı sermaye tavanı izni en fazla 5 yıl için geçerlidir. Bu süre sonunda tavan yükseltilmez veya süre uzatılmazsa şirket sistemden çıkmış sayılır.
Şarta bağlı sermaye artırımında ise genel kurul bir ilke kararı alır; ancak sermayenin fiilen artıp artmayacağı şirket alacaklılarının veya işçilerin kendilerine tanınan değiştirme ve alım haklarını kullanmalarına bağlıdır. Bu yöntemle yapılacak artırım, mevcut sermayenin yarısını aşamaz. Sermayenin azaltılması durumunda ise yönetim kurulunun hazırlayacağı raporun genel kurula sunulması ve Bakanlık izninin alınması zorunludur.