Sağlık hizmetlerinin emek-yoğun yapısı nedeniyle, dünya genelindeki hastanelerin toplam işletme bütçelerinin %50'den fazlası doğrudan çalışan personelin maaş ve yan ödemelerinden oluşmaktadır.
Türkiye'de yoksul vatandaşların sağlık giderlerini karşılamak amacıyla başlatılan Yeşil Kart uygulamasından, zamanla suistimaller yoluyla muhtaç olmayan varlıklı kişilerin de yararlanmaya başladığı tespit edilmiştir.
Yönetilen rekabet (managed competition) kavramı ve teorik altyapısı, artan maliyetleri kontrol altına almak amacıyla ilk kez 1970'li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) geliştirilmiş ve tartışılmaya başlanmıştır.
Sosyal sigortacılık geleneğine sahip olan Hollanda, 1990'lı yıllarda yönetilen rekabet modelini benimseyerek hem hakkaniyeti korumuş hem de pazarın verimlilik avantajlarını sisteme entegre etmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ülkelerin genel sağlık düzeyini ve adil dağılımını karşılaştırmak için en güvenilir tekil gösterge olarak Sağlıklı Yaşam Beklentisi (HLE) ölçütünü kullanmaktadır.
Gelişmiş ülkelerde 1975 yılından itibaren artan küresel rekabet ve bilgi teknolojileri, geleneksel personel yönetimi anlayışını yıkarak stratejik İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) modeline geçişi başlatmıştır.
Dave Ulrich tarafından 2017 yılında güncellenen modele göre, modern bir İK departmanı örgüt içinde Stratejik Paydaş, Değişim Ajanı, Çalışan Şampiyonu ve İdari Uzman olmak üzere 4 kritik rolü üstlenmelidir.
1900'lü yılların başında F.W. Taylor tarafından başlatılan Bilimsel Yönetim Hareketi, örgütlerde verimliliği artırmak için tüm çalışmaların temeline 'İş Analizi' yöntemini koymuştur.
Sağlık kuruluşları, bünyelerinde onlarca farklı uzmanlık alanından ve meslek grubundan yüzlerce hatta binlerce çalışanı barındırarak yönetilmesi en karmaşık organizasyonel yapıları oluştururlar.
İnsan Kaynakları Yönetimi kavramı ilk kez 1950'li yıllarda ortaya atılmış, çalışan memnuniyeti ve iş tatmininin verimliliğe etkisi ise deneysel olarak 1960'lı yıllarda kanıtlanmıştır.
Bir hanenin yaptığı doğrudan sağlık harcamalarının, gıda dışı toplam harcamalarına olan oranının yüksekliği, o hanenin katastrofik harcama sınırını aşarak yoksullaştığının temel göstergesidir.