← Ünite 5

Ünite 5: İş Sağlığı — Konu Anlatımı

1İş Sağlığı ve Güvenliğinin Disiplinler Arası Yapısı ve Önemi

İş sağlığı ve güvenliği (İSG); sağlık bilimleri, fen bilimleri ve sosyal bilimleri bünyesinde barındıran son derece geniş kapsamlı, disiplinler arası bir alandır. Sağlık bilimleri, çalışan sağlığının doğrudan korunması ve geliştirilmesi ile ilgilenir. Çalışma ortamının insan fizyolojisine ve anatomisine zarar vermeyecek şekilde düzenlenmesi, kaza risklerinin önceden belirlenerek bertaraf edilmesi ve kaza anında yapılacak ilk yardım müdahaleleri, sağlık bilimleri ile iş sağlığı arasındaki doğrudan ilişkiyi kuran temel unsurlardır.

Mühendislik ve fen bilimlerinin iş sağlığı ve güvenliğine katkıları ise dolaylı ve doğrudan olmak üzere iki ana grupta sınıflandırılır. Dolaylı katkılar; yangın önleme tedbirlerinin alınması, iş yerindeki taşıma araçlarının, elektrik tesisatlarının, basınçlı kapların ve diğer teknik ekipmanların periyodik bakımlarının yapılması gibi mühendislik uygulamalarını içerir. Doğrudan katkılar ise çalışma ortamındaki fiziksel, kimyasal ve biyolojik risklerin ölçülmesi, analiz edilmesi ve bu risklere karşı geliştirilen toplu koruma tedbirleri ile havalandırma sistemlerinin kurulması gibi mühendislik çözümlerinden oluşur.

Sosyal bilimler ise iş sağlığı ve güvenliği alanına hukuk, eğitim, sosyal güvenlik, psikoloji ve sosyoloji gibi dallar üzerinden katkı sağlar. İSG'nin çok-bilimli karakteri, iş yerinde sadece teknik ve tıbbi önlemlerin yeterli olmadığını, aynı zamanda çalışanların psikososyal durumlarının, eğitim seviyelerinin ve yasal haklarının da korunması gerektiğini ortaya koyar. Bu doğrultuda iş sağlığı, sadece çalışanları korumakla kalmayıp; üretkenlik, ürün kalitesi, motivasyon ve iş doyumu artışı sağlayarak ulusal ekonomilere ve genel yaşam kalitesine katkı sunan stratejik bir alandır.

2İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tarihsel Gelişimi

İş sağlığı hekimliğinin kurucusu ve babası olarak kabul edilen İtalyan hekim Bernardino Ramazzini (1633-1714), iş sağlığı alanında çığır açan çalışmalara imza atmıştır. Ramazzini, farklı meslek kollarında çalışan işçilerin maruz kaldığı hastalıkları incelemiş ve 1713 yılında bu alandaki ilk bilimsel eser olan "De Morbis Artificum Diatriba" (İşçi Hastalıkları) adlı kitabını yayımlamıştır. Ramazzini bu eserinde, hekimlerin hastalarına tanı koyarken mutlaka "Ne iş yapıyorsunuz?" sorusunu yöneltmeleri gerektiğini savunmuş ve iş yerlerinde koruyucu güvenlik önlemlerinin alınmasının önemini vurgulamıştır.

Sanayi Devrimi'nin merkezi olan İngiltere'de çalışanların korunmasına yönelik ilk yasal adımlar atılmıştır. Bu kapsamda 1802 yılında "Sağlık ve Ahlakın Korunması Kanunu", 1833 yılında ise "Fabrikalar Kanunu" yürürlüğe girmiştir. 1833 tarihli kanunla birlikte iş sağlığı ve güvenliği denetimini sağlamak amacıyla ilk kez "iş müfettişliği" kavramı ve kurumu hayata geçirilmiştir. Fransa'da ise 1810 yılında yayımlanan "İmparator Kararnamesi" ve 1841 tarihli "İş Mevzuatı" ile devlet, çalışanları koruyucu düzenlemeler yapmaya başlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri'nde ise Profesör Gillmann Thomson, 1914 yılında "The Occupational Disease" (Meslek Hastalıkları) adlı kapsamlı eserini yayımlayarak literatüre büyük katkı sağlamıştır.

Uluslararası alanda iş hayatını düzenlemek amacıyla 1919 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü (UÇÖ / ILO) kurulmuştur. UÇÖ, üye devletlerin katılımıyla çok taraflı sözleşmeler ve tavsiye kararları yayımlayarak iş hayatını küresel ölçekte standartlaştırmaktadır. Örgütün 1919 yılında kabul ettiği ilk sözleşme, çocuk işçilerin çalışma koşullarını düzenleyen sözleşme olmuştur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de iş sağlığı alanında etkinliğini artırmış ve Genel Kurul'da onaylanan "Çalışanların Sağlığı Küresel Eylem Planı (2008-2017)" ile bu alandaki küresel stratejisini ortaya koymuştur.

Türkiye'de iş sağlığına yönelik ilk yasal düzenleme Osmanlı Dönemi'nde, Ereğli kömür havzasındaki maden işçilerinin çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla Dilaver Paşa tarafından 1865 yılında hazırlanan "Ereğli Madeni Hümayun Teamülnamesi"dir. Tanzimat Dönemi'nin ikinci önemli düzenlemesi ise 1869 tarihli "Maadin Nizamnamesi" olup, işçiler lehine tazminat hakkı gibi ileri düzey hükümler getirmiştir. Cumhuriyet öncesi ve Birinci Dünya Savaşı sonrasında çıkarılan 1921 tarihli ve 151 sayılı "Ereğli Havzai Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun" ise maden işçilerine yönelik sosyal sigorta ve işçi sandıklarının kurulmasını sağlayarak ülkemizdeki ilk sosyal güvenlik uygulamasını başlatmıştır. Cumhuriyet döneminde ise 1936 tarihli 3008 sayılı İş Kanunu'ndan başlayarak 2012 yılında çıkarılan müstakil 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'na kadar uzanan geniş bir mevzuat birikimi oluşturulmuştur.

3İş Sağlığı ve Güvenliğinin Hedefleri, İşveren ve Çalışanların Sorumlulukları

İş sağlığı ve güvenliğinin temel amacı, iş yerlerinde çalışanların sağlığına zarar verebilecek risklerin önceden tespit edilerek gerekli tedbirlerin alınması, güvenli bir çalışma ortamının oluşturulması ve çalışanların fiziksel ile ruhsal sağlıklarının en üst düzeyde korunmasıdır. Bu doğrultuda, çalışma ortamında yaşanabilecek her türlü kaza ve mağduriyeti önlemek amacıyla alınan teknik, tıbbi ve idari tedbirlerin bütününe "iş güvenliği" adı verilmektedir. Gelişmiş ülkelerde, teknolojik gelişmelere paralel olarak çalışma koşullarının sürekli iyileştirilmesi ve denetim mekanizmalarının işlevsel tutulması öncelikli hedeftir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, iş yerlerindeki aktörlerin görev ve sorumluluklarını net bir şekilde belirlemiştir. Kanuna göre çalışan; kamu veya özel sektör iş yerlerinde statüsüne bakılmaksızın istihdam edilen gerçek kişidir. İşveren ise çalışan istihdam eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlardır. Kanunun 4. maddesi uyarınca işveren; mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbiri almak, risk değerlendirmesi yapmak veya yaptırmak, çalışanların işe uygunluğunu sağlık yönünden denetlemek ve İSG tedbirlerinin maliyetini kesinlikle çalışanlara yansıtmamakla yükümlüdür. İş yeri dışından uzman hizmeti alınması işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Çalışanlar ise Kanun'un 19. maddesi gereğince, aldıkları eğitimler ve işverenin talimatları doğrultusunda kendilerinin ve yaptıkları işten etkilenen diğer kişilerin güvenliklerini tehlikeye atmamakla yükümlüdür. Çalışanlar; makine, cihaz, araç ve koruyucu donanımları kurallara uygun kullanmak, güvenlik donanımlarını keyfi olarak değiştirmemek, ciddi ve yakın bir tehlike gördüklerinde durumu derhal işverene veya çalışan temsilcisine bildirmek ve teftiş makamlarıyla iş birliği yapmak zorundadır. Kanun kapsamında iş yeri kavramı sadece üretim yapılan alanla sınırlı olmayıp; dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım alanları gibi tüm eklentileri ve araçları da kapsayan geniş bir organizasyonu ifade eder.

4İş Kazaları: Tanımı, Sınıflandırılması ve Nedenleri

İş kazası, 6331 sayılı Kanun'da "İş yerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay" olarak tanımlanmıştır. Bir kazanın yasal olarak iş kazası sayılabilmesi için sigortalının iş yerinde bulunması, işveren tarafından görevlendirmeyle başka bir yerde işini yapması, emziren kadının süt izninde olması veya işverence sağlanan toplu taşıma aracıyla işe gidip gelmesi esnasında gerçekleşmesi gerekir. Kaza ve yaralanma farklı kavramlardır; yaralanma kazanın bir sonucudur. Bu yüzden İSG tedbirlerinde asıl amaç yaralanmayı azaltmaktan ziyade kazaya yol açan tehlikeyi tamamen ortadan kaldırmaktır.

İş kazaları yaralanmanın şiddetine, yaralanma türüne ve olayın gerçekleşme şekline göre sınıflandırılır. Yaralanmanın şiddetine göre kazalar; tedavi gerektirmeyen bir günden fazla uzaklaşmalar, tedavi gerektiren uzaklaşmalar, sürekli iş göremezlik (sakatlık) ve ölümle sonuçlanan kazalar olarak ayrılır. Olayın türüne göre ise düşme, parça düşmesi, yanma, elektrik kazaları, ezilme, sıkışma ve patlamalar gibi alt başlıklara ayrılır. Ayrıca elektrik-elektronik, kimya ve mekanik sektörlerine özgü spesifik iş kazası türleri de mevcuttur; örneğin kimya sektöründe asit-baz yanıkları ve zehirlenmeler ön plana çıkarken, mekanik işlerde koruyucusuz makine kullanımı ve parça fırlaması sıklıkla görülür.

İş kazalarının ortaya çıkış nedenleri temelde iki ana başlıkta incelenir: "Güvensiz Şartlar" ve "Güvensiz Davranışlar". Güvensiz şartlar; yetersiz havalandırma, kötü yapılmış koruyucular, arızalı aletler, yetersiz aydınlatma ve gürültülü ortamlar gibi fiziksel ve çevresel faktörlerdir. Güvensiz davranışlar ise çalışanın güvenlik donanımını bozması, kişisel koruyucu donanım kullanmaması, yüksek hızda çalışması, tehlikeli cihazları kuralsız yönetmesi ve talimatları önemsememesi gibi insan kaynaklı hatalardır. Kazaların önlenmesi için bu iki unsurun da ortadan kaldırılması gerekir.

5İş Kazalarından Korunma ve İlk Yardım Prensipleri

İş kazalarından korunmada temel prensip, kaza etkeninin kaynağında bertaraf edilmesidir. Korunma süreci beş temel basamakta gerçekleştirilir: iş yeri organizasyonu, nedenlerin tespiti, kaza analizi, uygun tedbir seçimi ve tedbirlerin uygulanması. İş yeri organizasyonunda İSG profesyonellerinin istihdamı ve koordinasyonu sağlanır. Nedenlerin tespitinde kaza zamanı, yeri ve kazazede bilgileri toplanır. Kaza analizinde olay öyküsü kaydedilir. Uygun tedbir seçiminde teknik önlemler, eğitim, işçi seçimi ve disiplin yöntemleri belirlenir. Son aşamada ise planlanan tedbirler öncelik sırasına göre hayata geçirilir.

İş kazası anında yapılacak ilk yardım müdahaleleri hayat kurtarıcı niteliktedir. İlk yardım, olay yerinde tıbbi ekipler gelene kadar ilaçsız olarak yapılan hayat kurtarıcı müdahalelerdir. İlk yardımın üç temel amacı yaşamın korunması, durumun kötüleşmesinin önlenmesi ve iyileşmenin kolaylaştırılmasıdır. İlk yardımın üç temel ögesi ise teşhis (olayın ve yaralının durumunun anlaşılması), uygulama (tehlikenin uzaklaştırılması ve müdahale) ve nakil (hızlı ve güvenli sevk) olarak belirlenmiştir.

İlk yardım uygulamalarında sistemli hareket edebilmek için "İlk Yardımın ABC'si" olarak bilinen kurallara uyulmalıdır. Bunlar; A (Airway - Soluk yolunun açılması), B (Breathing - Solunumun düzeltilmesi) ve C (Circulation - Dolaşımın etkinliğini sağlama) adımlarından oluşur. İlk yardımcı her zaman serinkanlı olmalı, kendi can güvenliğini tehlikeye atmamalı, 112 acil servisi organize etmeli ve kazazedeyi gereksiz yere hareket ettirmekten kaçınmalıdır.

6Meslek Hastalıkları: Tanımı, Sınıflandırılması ve Korunma Yöntemleri

Meslek hastalığı, 5510 sayılı Kanun'da "Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleridir" şeklinde tanımlanmıştır. İş kazalarından en büyük farkı, iş kazalarının aniden gerçekleşmesine karşın meslek hastalıklarının belirli bir maruziyet süresi sonunda yavaş yavaş ortaya çıkmasıdır. Ülkemizde meslek hastalıkları, Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne göre A, B, C, D ve E olmak üzere 5 ana grupta sınıflandırılmaktadır.

A Grubu kimyasal maddelerle olan hastalıkları (kurşun, cıva, benzen vb. zehirlenmeleri), B Grubu mesleki cilt hastalıklarını (deri kanserleri, dermatitler), C Grubu pnömokonyozlar ve diğer solunum sistemi hastalıklarını (silikoz, asbestoz, bisinoz), D Grubu mesleki bulaşıcı hastalıkları (bruselloz, şarbon, tetanos, tüberküloz) ve E Grubu fiziki etkenlerle olan meslek hastalıklarını (gürültüye bağlı işitme kaybı, titreşim kaynaklı eklem rahatsızlıkları, yüksek basınç ve radyasyon etkileri) kapsar. Özellikle gürültü düzeyi 90 desibelin üzerinde olan ortamlarda çalışanlarda kalıcı işitme kayıpları oluşabilmektedir.

Meslek hastalıklarından korunmada üç temel prensip uygulanır: İş ortamında koruyucu prensipler (havalandırma, izole etme, teknoloji değişimi), kişisel korunmaya yönelik prensipler (maske, kulaklık kullanımı) ve tıbbi prensipler. Tıbbi prensipler ise işe giriş muayenesi (çalışanın işe uygunluğunun belirlenmesi), aralıklı kontrol muayenesi (erken teşhis amacıyla periyodik taramalar) ve sağlık eğitimi (riskler ve korunma yolları hakkında bilgilendirme) olmak üzere üç alt başlıkta yürütülür. Bu tedbirlerin eksiksiz uygulanması iş kazalarını ve meslek hastalıklarını sıfıra yaklaştırarak işletme verimliliğini artırır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250