Safevi Devleti, Anadolu ve İran coğrafyasındaki Türkmen aşiretlerinin desteğiyle Şah İsmail tarafından kurulmuştur. Şah İsmail, 1501'de Tebriz'de tahta çıkarak Akkoyunlu Devleti'ni tasfiye etmiş ve On İki İmam Şiiliğini devletin resmi mezhebi ilan etmiştir. Bu dönemde Şii din adamları ülkeye davet edilerek medreseler açılmış ve İran hızla Şiileştirilmiştir.
Şah İsmail, askeri başarılarıyla sınırlarını Hazar Denizi'ne kadar genişletmiş, 1510'da Özbek hükümdarı Şeybani Han'ı ağır bir yenilgiye uğratarak Horasan ve Herat'ı ele geçirmiştir. Bu zafer sonrası Şeybani Han'ın başını Osmanlı Sultanı II. Bayezid'e göndermesi, iki devlet arasındaki gerilimin fitilini ateşlemiştir.
Anadolu'daki Kızılbaş Türkmenlerin İran'a yönelmesi ve Şah İsmail'in Osmanlı topraklarındaki faaliyetleri, Osmanlı Devleti'ni harekete geçmeye zorlamıştır. 1514 Çaldıran Savaşı'nda Yavuz Sultan Selim'e yenilen Şah İsmail, yenilmezlik imajını kaybetmiş ve devlet işlerinden büyük ölçüde elini çekerek 1524'teki ölümüne kadar sakin bir hayat sürmüştür.
Şah İsmail'in ölümüyle henüz çocuk yaşta tahta çıkan I. Tahmasb, saltanatının ilk yıllarında Kızılbaş reislerinin iktidar mücadeleleri ve Özbek saldırılarıyla uğraşmıştır. Bu dönemde merkezi otoriteyi tesis etmekte zorlanan Tahmasb, iç karışıklıkları bastırmak için yoğun çaba sarf etmiştir.
Batıda Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlılar ile Safeviler arasında şiddetli çatışmalar yaşanmıştır. 1534 Irakeyn Seferi ve sonraki askeri harekatlar sonucunda Azerbaycan ve Bağdat gibi stratejik bölgeler el değiştirmiştir. 1555 Amasya Antlaşması, iki devlet arasındaki ilk resmi barış dönemi olarak tarihe geçmiştir.
Şah Tahmasb, Avrupalı devletlerin Osmanlılara karşı ittifak tekliflerini reddetmiş ve diplomatik bir denge politikası izlemiştir. 1576'daki ölümü, Safevi tahtında yeni bir rekabet dönemini başlatmıştır.
I. Abbas, tahta geçer geçmez devletin iç yapısını kökten değiştirmiştir. Kızılbaş Türkmenlerin siyasi ve askeri gücünü kırmak amacıyla 'Şahseven' adı verilen, doğrudan şaha bağlı, Gürcü, Çerkes ve Ermeni kökenli devşirmelerden oluşan yeni bir ordu kurmuştur.
Askeri reformların yanı sıra ateşli silah kullanımını yaygınlaştırmak için Topçuyan ve Tüfekçiyan birliklerini oluşturmuştur. Bu reformlar, Safevi ordusunun modernleşmesini sağlamış ve Osmanlılara karşı daha etkili bir savunma hattı kurulmasına imkan tanımıştır.
I. Abbas döneminde başkent Kazvin'den İsfahan'a taşınmış; ticaret yolları, kervansaraylar ve köprüler inşa edilerek ekonomi canlandırılmıştır. Ermeni tüccarlara tanınan imtiyazlarla İpek Yolu ticareti geliştirilmiş ve İran, en geniş sınırlarına ulaşmıştır.
I. Abbas sonrası dönemde taht kavgaları ve saray içi entrikalar devletin zayıflamasına neden olmuştur. Şah Safi, II. Abbas ve Şah Süleyman dönemlerinde merkezi otorite sarsılmış, yöneticilerin katı tutumları ve saray masraflarının artması halkın devlete olan bağlılığını azaltmıştır.
17. yüzyılın sonlarında başlayan ekonomik çöküş ve dış baskılar, 18. yüzyılın başında Afgan ayaklanmalarıyla zirveye ulaşmıştır. 1722'de Mahmud komutasındaki Galzay Afganlıları İsfahan'ı kuşatarak Şah Sultan Hüseyin'i teslim olmaya zorlamıştır.
Afgan hakimiyeti kısa süreli olmuş, ancak Safevi Devleti'nin fiilen sonunu getirmiştir. 1736'da Nadir Şah Avşar'ın tahta geçmesiyle Safevi hanedanı resmen sona ermiştir.