← Ünite 3

Ünite 3: Karahanlı Türkçesi Grameri II: İsim-Zamir-Zarf-Sontakı-Bağlaç — Sesli Özet

Metni oku

Bugün Karahanlı Türkçesi gramerinin isim, zamir, zarf, sontakı ve bağlaç yapısını konuşacağız. Hazırsanız isim çekim ekleriyle başlayalım. Bildiğiniz gibi bu ekler kelimenin cümledeki görevini belirler. Yönelme durumu yani datif ekleri, kelimenin köküne ve aldığı iyelik eklerine göre değişir. Mesela birinci ve ikinci kişilerden sonra +a, +e veya +ka, +ke eklerini görürüz. Gözüme, kardeşim yerine kadaşına ya da özüme derken bu kuralı uygularız. Ama üçüncü tekil kişi iyelik ekinden sonra durum değişir ve standart olarak +ŋa, +ŋe ekini getiririz, atasına, başına örneklerinde olduğu gibi. Bulunma durumu yani lokatif ise bildiğimiz ses uyumlarına bağlı olarak +da, +de veya +ta, te şeklinde eklenir; evde, başta, yolda derken bunu kullanırız. Ayrılma durumunda ise Eski Türkçeden gelen +da, +de ekini az da olsa görürüz ki bu ek sadece çıkma bildirmez, herkesten daha kötü derken karşılaştırma ya da binde bir derken bütünün parçasını gösterme işlevi de üstlenir. Ancak dönemin asıl ayrılma eki +dın, +tın şeklindedir ve hatta bazen ilgi eklerinin üzerine de gelebilir. Vasıta durumu yani araç ve birliktelik anlamı veren ekimiz ise çoğunlukla +n ekidir. Yazın, kışın derken zaman belirtiriz ya da elle göstermek derken aracı ifade ederiz. Eşitlik durumu için +ça ekini kullanırız; bu ek kadar, gibi anlamlarının yanı sıra sol taraftan gelmek derken yön de bildirir. Yön gösterme ekleri ise garu, ru, rü, ra, re gibi eklerle sağlanır. Sayılara gelecek olursak, bugünkünden pek farklı değildir; bir, iki, üçten başlar yüze ve tümen yani on bine kadar gider. Kaşgarlı Mahmud seksen ve doksanın sekiz on, dokuz on birleşiminden türediğini söyler. Sıra sayıları nç ekiyle, üleştirmeler berer ve mıŋer sözcükleriyle, topluluk sayıları ise egün ekiyle yapılır. Hatta birin birin mıŋ bolur atasözündeki gibi vasıta ekiyle pekiştirilmiş kullanımlar da vardır. Şimdi gelelim zamirlere. Kişi zamirlerimiz tekil olarak men, sen, ol; çoğul olarak biz, siz ve anlar şeklindedir. Bunlar tüm isim çekim eklerini alabilirler. Tamlayanda meniŋ, belirtmede meni, bulunmada mende, yönelmede ise maŋa, saŋa gibi özel biçimler karşımıza çıkar. İşaret zamirlerimiz bu, bular ve ol sözcükleridir ve bunlar da aynı şekilde çekimlenir. Bazen bulunma eklerinin ilgi ekiyle birleşerek ayrılma işlevi üstlendiğini de görürüz, mendür gibi kullanımlar buna örnektir. Zarflara baktığımızda bunları yer, zaman, durum ve miktar zarfları olarak ayırıyoruz. Yer zarfları üze, kayda, öŋdün gibi eklerle kurulurken; zaman zarfları emdi, kündüz, tünle, yazın gibi kelimelerle sağlanır. Dld'deki emdi yürek yırtılur dizesi tam da buna güzel bir örnektir. Durum zarfları hem sıfat hem zarf olur; yavaş, sakin, çabuk gibi anlamlar taşır. Miktar zarfları ise az, çok, artuk, tükel gibi sınırlı sözcüklerle ifade edilir. Son olarak sontakılar yani edatlar ve bağlaçlarımıza bakalım. Sontakılar tek başına anlamı olmayan ama kelimeler arasında zaman, yön, birliktelik ilişkisi kuran unsurlardır. Ara, içre, bile, üçün, gibi, soŋ bunların başlıcalarıdır. Bağlaçlar ise eş görevli sözcükleri veya cümleleri birbirine bağlar. Takı, apaŋ, kalı, azu bağlacına örnek olarak tilkü mü togdı azu börü mü cümlesini verebiliriz. Üstelik bile gibi bazı sözcükler hem sontakı hem de bağlaç olarak görev yapabilir, metin okurken buna çok dikkat etmemiz gerekir.