Ders Raporu
← 16. Yüzyıl Türk Edebiyatı
Ders Raporu

16. Yüzyıl Türk Edebiyatı

Edebiyat Fakültesi » Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Programı » Anadolu Üniversitesi AÖF · 8 ünite

Konu Özeti

Ünite 1: 16. Yüzyılda Siyasal, Kültürel ve Edebî Hayat

XVI. yüzyılda Osmanlı padişahları, sadece siyasi ve askeri fetihlerle değil, aynı zamanda kültür ve sanat hayatına öncülük etmeleriyle de döneme damga vurmuşlardır. Bu yüzyılda tahta çıkan padişahların birçoğu (II. Bayezit, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat) devlet yönetimindeki üstün rollerinin yanı sıra divan sahibi usta şairler olarak da temayüz etmişlerdir.

Ünite 2: Azeri ve Çağatay Sahası Türk Edebiyatı

XVI. yüzyıl Türk edebiyatı, Anadolu sahasının yanı sıra Azeri ve Çağatay sahalarında da son derece parlak ve üretken bir dönem yaşamıştır. Bu sahalardaki edebî faaliyetler, dönemin siyasî ve kültürel dinamikleriyle doğrudan şekillenmiştir. Özellikle Safevi ve Timurlu/Babürlü sarayları, Türkçe yazan şairler ve sanatçılar için önemli birer himaye (patronaj) merkezi olmuştur.

Ünite 3: Türk Edebiyatının İki Zirve Şairi: Fuzulî ve Bakî

Fuzulî, Türk edebiyatında üç dilde şiir söylemiş ve farklı alanlarda eserler vermiş çok yönlü bir sanatkardır. Arapça şiirleri orta seviyede bulunurken, Farsça ve özellikle Türkçe şiirlerinde üstün bir kabiliyet sergilemiştir. Şairin bilgisi, şiirine ayrı bir derinlik katmakta ancak bu bilgi lirizmin arkasına ustaca saklanmaktadır.

Ünite 4: Klasik Dönem Divan Şairleri-1

XVI. yüzyıl Türk edebiyatı, ses ve söyleyiş imkânları bakımından büyük bir zenginleşme dönemi yaşamıştır. Bu dönemin en karakteristik özelliklerinden biri, önceki yüzyılın sonunda Necatî’nin şiirlerinde belirginleşen yerlilik eğiliminin güçlenerek devam etmesidir. Zatî, Hayalî, Nevî ve Emrî gibi usta şairler, bu yüzyılda divan şiirinin estetik nizamını korurken günlük konuşma dilini, deyimleri ve halk söyleyişlerini şiirlerine ustalıkla yansıtmışlardır.

Ünite 5: Klasik Dönem Divan Şairleri-2

Bursalı Lamiî Çelebi, XVI. yüzyılın en üretken ve çok yönlü şair ve yazarlarından biridir. Sanatkâr ve eğitimli bir aile çevresinde yetişen Lamiî'nin babası defterdar Osman Efendi, dedesi ise Bursa'daki Yeşil Cami ve Yeşil Türbe'nin nakışlarını yapan Nakkaş Ali'dir. Devrin her türlü ilmini öğrenmeye özen gösteren şair, Nakşi şeyhi Emir Ahmed-i Buharî ile tanışarak ona bağlanmış ve bu mistik ilişki onun manevi dünyasını derinleştirmiştir.

Ünite 6: 16. Yüzyıl Mesnevileri-1

XVI. yüzyıl Türk edebiyatında mesnevi nazım şekli son derece revaçta olup, şairler estetik duyguları tatmin etmenin yanı sıra okuyucuyu bilgilendirmek, dinî-ahlakî öğütler vermek ve toplumsal değerleri aktarmak amacıyla pek çok eser kaleme almışlardır. Bu dönemde hamse (beş mesnevi) yazma geleneğinde belirgin bir artış görülmüş; Ahmed-i Rıdvan, Taşlıcalı Yahya, Lamiî Çelebi, Gelibolulu Mustafa Âlî, Celilî ve Şemsettin-i Sivasî hamse sahibi şairler olarak öne çıkmıştır. Dönemin mesnevileri içeriklerine göre temel olarak dört ana gruba ayrılmaktadır: Aşk ve Macera Mesnevileri, Dinî ve Tasavvufî Mesneviler, Tarihî ve Destanî Mesneviler ile Yerli ve Realist Mesneviler.

Ünite 7: 16. Yüzyıl Mesnevileri-2

XVI. yüzyılda aşk ve macera mesnevilerinin yanı sıra dinî, tasavvufî ve ahlâkî konularda yazılan mesnevilerin sayısı da oldukça fazladır. Anlatım teknikleri ve olay örgüsü bakımından daha sade bir yapıya sahip olan bu eserlerdeki temel amaç, okuyucuya kıssalar ve öğütler vasıtasıyla bir dünya görüşü kazandırmak, hayat tecrübesi aktarmak ve tasavvufun inceliklerini öğretmektir. Bu tür eserlerde estetik kaygıdan ziyade, dinî bilgilerin ve ahlâkî ilkelerin açıkça anlaşılması öncelenmiştir.

Ünite 8: 16. Yüzyılda Nesir

XVI. yüzyılda nesir alanı, tıpkı şiir gibi hem nicelik hem de nitelik bakımından zirve dönemini yaşamıştır. Fatih devrinde temelleri atılan ve Kanunî döneminde kuralları iyice oturan klasik divan edebiyatı anlayışı, nesir dilini de doğrudan etkilemiştir. Bu dönemde nesir, sadece bilgi aktaran düz bir araç olmaktan çıkıp şiirin estetik imkânlarından, edebî sanatlarından ve biçimsel özelliklerinden yoğun bir şekilde yararlanan bir sanata dönüşmüştür.

Öne Çıkan Kavramlar

MazmunDivan şiirinde belli kavramları ifade etmek için kullanılan kalıplaşmış ve teşbih esasına dayanan ortak imajlar ve hayallerdir. Metne göre sevgilinin kirpiğinin oka benzetilmesi bu tür kalıplaşmış ve tekrar yoluyla itibar kazanmış birer mazmundur.
Hamilik (Patronaj)Ekonomik ve siyasi gücü elinde bulunduran hükümdar veya devlet adamlarının, sanatçıları ve bilim insanlarını maddi ve manevi olarak koruyup gözetmesi sistemidir. XVI. yüzyılda geniş kitlelerin okuma-yazma bilmemesi nedeniyle şairler saray ve konak çevresindeki bu hami sistemine muhtaçtı.
SelimnameYavuz Sultan Selim'in saltanatını, Trabzon'daki valiliğinden başlayarak yaptığı seferleri ve zaferlerini anlatan manzum veya mensur tarihî ve edebî eserlerdir. Bu eserler devletin gücünü yansıtarak halkın milli gururunu okşayan önemli kaynaklardır.
SüleymannameSelimnamelerden esinlenilerek yazılan ve Kanuni Sultan Süleyman'ın saltanat dönemindeki başlıca olayları ve seferleri anlatan manzum veya mensur eserlerdir. Türk edebiyatında bu çerçevede ele alınabilecek elli civarında eser bulunmaktadır.
Nazire MecmuasıŞairlerin birbirlerinin şiirlerine yazdıkları nazireleri (benzer tarzda söylenen şiirleri) derleyen antoloji niteliğindeki kitaplardır. Eğridirli Hacı Kemal'in Cami'ün-Nezair'i ve Edirneli Nazmî'nin Mecma'ü'n-Nezair'i bu türün XVI. yüzyıldaki en önemli örnekleridir.
ŞehrengizŞehirlerin güzelliklerini, dikkate değer yerlerini ve özellikle o şehirdeki güzel gençleri tasvir eden manzum edebî türdür. Metne göre Yeniceli şair Usulî, yaşadığı muhitin güzelliklerini bu tarz eserlerle dile getirmiştir.
Hasb-i HâlDivan şiirinde şairlerin kendi psikolojik sıkıntılarını, kişisel dertlerini ve yaşam öykülerini dile getirdikleri şiir tarzıdır. Divan geleneğinde pek ağırlıklı yer tutmasa da Cem Sultan ve Şehzade Bayezit'in eserlerinde bu tarzın içten örnekleri görülür.
AkıncılıkOsmanlı hafif süvari birliklerinin serhat boylarında düşman topraklarına akınlar düzenlemesi askeri faaliyetidir. XVI. yüzyılda Mihaloğulları, Turhanlılar gibi akıncı aileleri Vardar Yenicesi gibi merkezlerde kendi konaklarında şairleri himaye ederek önemli birer kültür merkezi oluşturmuşlardır.
Meşk GeleneğiDivan edebiyatında ve musiki alanında usta-çırak ilişkisine dayanan, sözlü ve pratik aktarıma dayalı öğretim ve öğrenim sistemidir. Okur-yazarlığı olmayan ümmi şairlerin dahi bu gelenek sayesinde klasik şiir kurallarına uygun gazeller yazabilmesini sağlamıştır.
Sultanü'ş-ŞuaraŞairlerin sultanı anlamına gelen ve döneminin en büyük, en üstün şairi kabul edilen ustalara verilen unvandır. XVI. yüzyılın son kırk yılında bu unvan tartışmasız bir şekilde Bakî'ye verilmiştir.
MersiyeÖnemli bir kişinin ölümü üzerine duyulan üzüntüyü, onun erdemlerini ve kahramanlıklarını dile getirmek için yazılan şiir türüdür. XVI. yüzyılda Şehzade Mustafa'nın trajik ölümü üzerine Osmanlı şairleri tarafından çok sayıda mersiye kaleme alınmıştır.
Mütekerrir MurabbaHer dörtlükten sonra vasıta dizesinin (nakaratın) aynen tekrar edilmesiyle oluşan nazım biçimidir. Metne göre Yavuz Sultan Selim'in her dörtlüğünün sonunda aynı dizeyi yinelediği şiiri bu türe örnektir.
Çağatay EdebiyatıXV. yüzyılda Ali Şir Nevayî'nin katkılarıyla biçimlenen ve Doğu Türkçesi (Kuzey-Doğu Türkçesi) ile yazılan edebî koldur. XVI. yüzyılda Babür Şah ve çevresindeki isimler tarafından temsil edilmeye devam etmiştir.
PatronajSanatçı ve edebiyatçıların hükümdarlar, devlet adamları veya zenginler tarafından maddi ve manevi olarak korunması, desteklenmesi sistemidir. Şah İsmail ve Uzun Hasan gibi liderler, çevrelerindeki şair ve dervişleri himaye ederek bu geleneğin en önemli uygulayıcıları olmuşlardır.
NazireBir şairin başka bir şaire ait bir şiirin ölçüsünü, kafiyesini ve redifini taklit ederek yazdığı benzer nitelikteki şiirdir. Şah İsmail’in Şeyhî, Ahmet Paşa ve Karamanlı Nizamî’ye nazireler yazması Osmanlı şiirine olan ilgisini gösterir.
DehnameKelime anlamı olarak 'on mektup' demektir. Âşık ile sevgilinin mektuplaşmalarını konu edinen mesnevi türündeki eserlerdir; Şah İsmail Hatayî’nin Dehname’si Azeri sahasındaki ilk örnektir.
Cönk ve MecmuaEski Türk edebiyatında ve halk edebiyatında şiirlerin, manzumelerin ve halk hikayelerinin kaydedildiği el yazması defterlerdir. Hatayî mahlaslı şiirlerin önemli bir kısmı bu cönk ve mecmualar vasıtasıyla günümüze ulaşmıştır.
Erbaîn ÇıkarmakTasavvufta dervişlerin tenha ve ıssız bir yere çekilip kırk gün kırk gece çetin bir perhiz, nefis terbiyesi ve az ibadet döneminden geçmeleridir. İbrahim Gülşenî Kudüs’te bu uygulamayı gerçekleştirmiştir.
TapuğTanrı aşkını konu edinen, Tanrıyı övmek ve ona yalvarmak için yazılıp özel bir ezgiyle söylenen ilahilerdir. Gülşenî tarikatında ilahilere tapuğ adı verilmiştir.
Hüma Kuşu (Hümay)Divan edebiyatında cennet kuşu, devlet kuşu veya baht kuşu olarak anılan mitolojik bir kuştur. Gölgesinin kimin başına düşerse o kişinin padişah veya mutlu olacağına inanılır; Hatayî ve Babür şiirlerinde sıkça geçer.
Bezm-i Ezel (Elest Bezmi)Allah’ın evrende hiçbir şey yokken ruhlar âlemini yaratıp 'Ben sizin Rabbiniz değilimiyim?' diye sorduğu ve ruhların 'Kâlû bela (Evet)' diye cevap verdiği meclistir. Divan şairleri bu meclise sık sık telmihte bulunurlar.
Hatt-ı BabürîBabür Şah tarafından Uygur harfleri ve stili ile Arap harflerinin birleştirilmesiyle geliştirilen özel bir yazı çeşididir.
Sebk-i HindîXVII. yüzyıldan itibaren Hindistan’daki Türk saraylarında (Babürlüler) mayalanan, anlamın derinleştiği, hayal dünyasının genişlediği ve ağır bir üslubun benimsendiği divan şiiri akımıdır.
HurufilikFazlullah-ı Astarâbî tarafından kurulmuş olan, harflerin gizli anlamlarına ve sayısal değerlerine (ebcet) dayanan bir batıni tasavvuf akımıdır; Nesimî ve Hatayî gibi şairleri etkilemiştir.

Sınavda Dikkat Et

  • Padişah mahlaslarını ezberleyin (II. Bayezit: Adlî, Yavuz: Selimî, Kanuni: Muhibbî, II. Selim: Selimî, III. Murat: Muradî, III. Mehmet: Adnî). Sınavlarda sıkça eşleştirme sorusu olarak gelir.
  • En çok gazel yazan şairleri karıştırmayın: Edirneli Nazmî (7777 gazel ile rekor sahibidir), Zatî ve Kanuni (Muhibbî) en çok gazel yazan isimler arasındadır.
  • Nazire mecmualarının derleyicilerini ve tarihlerini iyi öğrenin (Eğridirli Hacı Kemal: Cami'ün-Nezair, Edirneli Nazmî: Mecma'ü'n-Nezair, Pervane b. Abdullah: Mecmu'a-i Nezair).
  • Selimname ve Süleymanname kavramlarının hangi padişahlara ait olduğunu unutmayın; Selimname Yavuz Sultan Selim, Süleymanname ise Kanuni Sultan Süleyman adına yazılmıştır.
  • Rumeli edebi muhitlerinin akıncı beylerinin (Mihaloğulları, Turhanlılar vb.) himayesinde geliştiğini ve bu bölge şairlerinin dile sadelik ve yerlilik kattığını unutmayın.
  • Divan edebiyatında okuryazarlığı olmadığı halde meşk geleneğiyle şiir söyleyen 'ümmi şairler' olgusuna dikkat edin.
  • Şairlerin mahlasları ile divan isimleri veya unvanları (Örn. Bakî'nin 'sultanü'ş-şuara' olması) sınavda soru potansiyeli yüksek noktalardır.
  • Şah İsmail’in 'Hatayî' mahlasıyla şiirler yazdığını ve aynı zamanda Safevi Devleti'nin kurucusu olduğunu unutmayın; sınavda siyasî kimliği ile şairliği sıkça karıştırılır.
  • Hatayî’nin Dehname adlı eserinin Azeri sahasındaki ilk dehname örneği olduğunu ve aşk temalı mesnevi olduğunu kesinlikle not edin.
  • İbrahim Gülşenî’nin ilk mahlasının 'Heybetî', Arapça şiirlerinde ise 'Halilî' mahlasını kullandığını, asıl şöhretini ise Gülşenî mahlası ile kazandığını unutmayın.
  • İbrahim Gülşenî’nin Mevlânâ’nın Mesnevîsine nazire olarak yazdığı 40.000 beyitlik Farsça mesnevisinin adının 'Manevî' olduğunu karıştırmayın.
  • Babür Şah’ın hatıratının adı olan 'Babürname'nin (Vekayi) dünya çapında pek çok dile çevrildiğini ve hatıra türünün ilk örneklerinden olduğunu unutmayın.