Ders Raporu
← 17. Yüzyıl Türk Edebiyatı
Ders Raporu

17. Yüzyıl Türk Edebiyatı

Edebiyat Fakültesi » Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Programı » Anadolu Üniversitesi AÖF · 7 ünite

Konu Özeti

Ünite 1: 17. Yüzyılda Tarihî ve Sosyo-Kültürel Hayat

Osmanlı Devleti, XVII. yüzyılda içtimai, iktisadi, siyasi ve askeri alanlarda büyük değişimler yaşamış ve tarihçiler tarafından genellikle 'çözülme asrı' olarak adlandırılmıştır. Yüzyılın başında dünyanın en kudretli devleti ve en geniş sınırlarına sahipken, yüzyılın sonuna doğru bu gücünü kaybetmiş ve geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bu durum tahta çıkan padişahların sayısına ve saltanat sürelerine de yansımış; ilk üç asırda toplam 13 sultan tahta çıkarken, sadece bu yüzyılda 9 sultan tahta geçmiştir.

Ünite 2: Osmanlı’da Hamilik ve Şeyhülislam Şairler: Yahya ve Bahayî

Osmanlı İmparatorluğu'nda başkentler olan İstanbul, Bursa ve Edirne en çok şair yetiştiren şehirler olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte şehzade sancakları ve beylerbeyliği merkezleri de bu kültürel üslubun taşraya yayılmasında kritik bir rol oynamıştır. Şehzade valilerin İstanbul’daki saraya benzer bir maiyet oluşturmaları, kendi tuğralarını çekebilmeleri ve hüküm yazdırabilmeleri, sarayın kültür merkezli yapısının taşraya yansımasını sağlamıştır.

Ünite 3: 17. Yüzyılda Yenilik Arayışları ve Nefî

Nefî, Divan şiirinin en büyük kaside ustası, övgü ve yergi şairi olarak tanınmaktadır. Kaside nazım şeklinde ulaştığı eşsiz söyleyiş ve anlatım ustalığıyla sadece kendi çağdaşlarını değil, kendisinden sonra gelen şairleri de derinlemesine etkilemiştir. Öyle ki, ondan sonra kaside kaleme alan her şair Nefî Divanı’nı, hicve meledenler ise ünlü eseri Siham-ı Kaza’yı dikkate almak zorunda kalmıştır.

Ünite 4: Sebk-i Hindî ve Nailî

Hint üslubunun (Sebk-i Hindî) Türk edebiyatına tesirinden bahseden ilk ismin Fuat Köprülü olduğu kabul edilmektedir; zira ondan önceki tezkirelerde bu üsluptan açıkça bahsedilmemiş, şairler için sadece ince hayaller, yeni mazmunlar, derin anlamlar taşıdıkları ve İranlı şairlerle olan ilişkileri vurgulanmıştır. Sebk-i Hindî’nin Türk edebiyatındaki etkisi XVII. yüzyılda Nailî, Fehim, Nefî ve Nabî’nin katkılarıyla başlamış, XVIII. asırda ise Şevket ve Saib’in etkisiyle iki kol hâlinde yayılmıştır. Bu üslubun Türk edebiyatında yaygınlaşmasında, İran, Afganistan ve Hindistan’da egemen olan Türk asıllı yöneticilerin sanatçıları himaye etmesinin büyük payı vardır.

Ünite 5: Hikemî Tarz ve Nabî

Nabî, Osmanlı Devleti’nin en sıkıntılı ve buhranlı dönemlerinden biri olan XVII. yüzyılda, I. İbrahim döneminden III. Ahmet dönemine kadar altı padişahın saltanatına tanıklık etmiştir. Asıl adı Yusuf olan şair, 1642 yılında Urfa'da (Ruha) dünyaya gelmiş, çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını burada geçirerek iyi bir medrese eğitimi almıştır. Bu süreçte dönemin fen ve din bilimlerinin yanı sıra Arapça ve Farsçayı da oldukça iyi düzeyde öğrenmiştir.

Ünite 6: 17. Yüzyıl Türk Edebiyatında Mesnevi

XVII. yüzyıl Türk edebiyatında öykülemeye (tahkiyeye) dayalı eserlerde nicelik ve nitelik açısından belirgin bir durgunluk ve dönüşüm dikkati çekmektedir. Osmanlı toplumunda yaşanan siyasi ve sosyal karışıklıklar, mesnevilerde konu seçimini doğrudan etkilemiş; XVI. yüzyılın gözdesi olan aşk ve macera temalı çift kahramanlı mesneviler yerini dinî, tasavvufî ve özellikle didaktik eserlere bırakmıştır. Dönemde gazel ve kaside nazım şekillerinde büyük bir açılım sağlayan Sebk-i Hindî akımı, doğası gereği mesnevi tarzına yeni imkânlar sunmamış, şairleri daha çok yerli konulara ve toplumsal meselelere yöneltmiştir.

Ünite 7: 17. Yüzyıl Türk Edebiyatında Nesir

On yedinci yüzyıl Türk edebiyatı, şiirdeki yenilik arayışlarının ve biçimsel arayışların nesir sahasına da yansıdığı, özellikle inşa örneği denilen estetik nesir tarzının en üst noktaya ulaştığı bir dönemdir. Bu dönemde yazarlar, anlatılan konudan ziyade 'nasıl anlatıldığına' büyük bir önem vermişler, dili bir sanat gösterisine dönüştürmüşlerdir. Edebiyat nazariyesi ve belagat konulu eski kitaplarda 'üslûb-ı müzeyyen' veya Sinan Paşa ekolünden farklı olarak dili çok daha ağır, Arapça ve Farsça kelime oranı en üst düzeyde olan üsluba 'üslûb-ı âlî' (yüksek üslup) denilmiştir.

Öne Çıkan Kavramlar

HamiOsmanlı toplumunda sanatçının üretimini ekonomik, sosyal ve manevi açıdan destekleyen, sanatını özgürce icra etmesine imkan tanıyan devlet yöneticisi, padişah veya yüksek bürokrattır. Batı'daki patron veya mesen kavramının Osmanlı'daki karşılığıdır.
Himaye GeleneğiOsmanlı'da devlet yöneticilerinin ve saray erkanının şairleri, alimleri ve sanatkarları koruyup desteklemesi, onlara maaş veya ihsanlarda bulunması gelenektir. Metinde I. Ahmed'in Nef'î'yi himaye etmesi buna örnektir.
ŞeyhülislamOsmanlı Devleti'nde fetva makamının başı olan, dinî ve hukuki konularda en üst düzey ulema yöneticisidir. XVII. yüzyılda Ahizade Hüseyin Efendi gibi idam edilenler olmuş, Yahya ve Bahayî gibi şair olanları da yetişmiştir.
ZîcGözlem ve hesaplamalar sonucunda elde edilen astronomik değerlerin, cetvellerin ve coğrafi koordinatların yer aldığı astronomi kitabıdır. Metinde Uluğ Bey Zîci ve Tezkireci Köse İbrahim'in tercüme ettiği Zîc örnek gösterilmiştir.
Aklâm-ı SitteHat sanatında sülüs, nesih, tevki, rıka, muhakkak ve reyhani adı verilen altı çeşit yazı tarzının genel adıdır. Bu ekol XVII. yüzyılda Hafız Osman tarafından yeni bir estetik süzgecden geçirilmiştir.
Sebk-i HindîHindistan'da Babürlüler sarayında doğan, Türk ve İran şairleri tarafından geliştirilen; zengin, ince ve karmaşık hayaller, ıstırap, elem ve soyut söyleyiş özellikleriyle bilinen bir şiir üslubudur. XVII. yüzyılda Nef'î ve Nailî gibi isimlerce benimsenmiştir.
Hikemî TarzŞiirde düşünceye, öğüde, felsefi derinliğe ve hikmetli söz söylemeye (atasözü ve özdeyiş kullanmaya) dayanan edebi tarzdır. XVII. yüzyılda Türk edebiyatında en büyük temsilcisi Nabî'dir.
Mahallî TarzŞiirde yerli ve mahalli unsurlara, günlük halk yaşamına, sokak argosuna, mahalle tasvirlerine ve sade dile yer verme anlayışıdır. XVII. yüzyılda Nev'îzade Atayî ve Sabit bu üslubun öncülerindendir.
Nedim / MusahipSarayda hükümdarın veya devlet yöneticilerinin yanında yer alan, samimi arkadaşlık, eğlenceli sohbet (nedim) veya danışmanlık ve bilgilendirme (musahip) görevlerini yürüten genellikle şair ve aydın kişilerdir.
Hâile-i OsmaniyyeOsmanlı tarihinde ilk reformcu sultan olan II. Osman'ın yeniçeriler tarafından tahttan indirilip feci şekilde katledilmesi olayına verilen ad olup, 'Türk tarihinin Kerbela vakası' olarak nitelendirilmiştir.
KadızadelilerXVII. yüzyılda Birgivi Mehmed Efendi'nin fikirlerini benimseyen, tasavvufu, tekkeleri, zikir, devran ve sema gibi uygulamaları şiddetle reddeden tutucu ve vaiz dinî anlayış mensuplarıdır.
Tıbb-ı Cedîd (Tıbb-ı Kîmyâ)Rönesans hekim-filozofu Paracelsus'un fikirlerinin tercüme edilmesiyle Osmanlı hekimleri arasında başlayan ve yeni tedavi yöntemleri geliştirmeyi amaçlayan tıp akımıdır.
Matali'u’l-nezâ’irBudinli Hisalî tarafından derlenen, diğer nazire mecmualarından farklı olarak şiirlerin sadece matla (ilk) beyitlerine yer veren ve vezin/kafiyelere göre sıralanan bir nazire mecmuasıdır.
Klasik ÜslupNecatî Bey ve Baki'nin geleneğini sürdüren; muhtevadan ziyade şiirselliğe, ahenge, dilin sağlamlığına, akıcılığa ve aşk/tabiat temalarına önem veren şiir anlayışıdır. En önemli temsilcisi Şeyhülislam Yahya'dır.
Tasavvufî ŞiirTekke ve tasavvuf çevrelerinde gelişen, ilahi, devriye ve şathiye gibi türlerle tasavvufi öğretileri, hakikatleri ve ilahi aşkı işleyen didaktik ve lirik şiir tarzıdır. Elmalılı Ümmî Sinan ve Niyazî-i Mısrî önemli temsilcileridir.
HamiSanatçıları maddi ve manevi olarak destekleyen, eserlerini koruyan ve onların toplumda yer edinmesini sağlayan devlet yöneticisi veya zengin devlet adamıdır. Metinde padişahlar, şehzadeler, vezirler ve şeyhülislamlar en önemli hami örnekleri olarak gösterilmiştir.
Fetvaİslam hukukuyla ilgili karmaşık bir konunun veya sorunun dinsel hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, şeyhülislam veya müftü tarafından verilen resmî hüküm ve yanıttır. Şeyhülislamların temel görevi bu hukuki metinleri kaleme almaktır.
TahmisBir gazel veya kasidenin her beyitinin önüne aynı vezin ve kafiyede üç mısra eklenerek yapılan beşleme sanatıdır. Ortaya çıkan muhammes türündeki şiire tahmis adı verilir; metinde Ganizade Nadirî ve Cevrî'nin tahmileri örneklenmiştir.
Müzeyyel GazelZeyl (ek) kelimesinden türetilmiş olup, şairin gazel içinde mahlasını söyledikten sonra birini övmek veya yüceltmek amacıyla şiirine yaptığı eklemelerle oluşan özel gazel türüdür. Bahayî ve Nef'î gibi şairler bu tarzda eserler vermiştir.
RintDivan şiirinde hayatı hoşgörüyle karşılayan, dünyaya kalıplaşmış kurallarla değil gönül gözüyle bakan, şekilci ibadetten ziyade samimi içtenliği savunan aydın ve hoşgörülü tipidir. Şeyhülislam Yahya şiirlerinde rintçe bakış açısını sıkça işlemiştir.
Hüsn-i Hatİslam yazı çeşitlerinin estetik ölçüler ve kurallar çerçevesinde güzel bir şekilde yazılması sanatıdır. Bu sanatı icra eden kişilere hattat denir; Şeyhülislam Bahayî de aynı zamanda usta bir hattat olarak tanınmıştır.
Remilci DükkânıDivan şairlerinin geçinebilmek için işlettikleri ve aynı zamanda edebî buluşmaların, şiir müzakerelerinin yapıldığı dükkan türüdür. İstanbul'da Zatî'nin işlettiği remilci dükkânı şairlerin buluştuğu en bilinen mekanlardandır.
Ulema AilesiOsmanlı döneminde nesiller boyu ilmiye sınıfından yetişen, kadılık, kazaskerlik ve şeyhülislamlık gibi yüksek makamları elinde bulunduran köklü aile yapılarıdır. Dürrizadeler, Hocasadeddinzadeler ve Mirzazadeler bu duruma örnektir.
Akıncı AileleriSınırları korumakla görevli olan ve askeri faaliyetlerin yanı sıra çevrelerinde şair ve sanatçıları barındırarak kültürü besleyen uç beyleridir. Mihaloğulları, Turhanlılar, Yahyalılar ve Malkoçoğulları bu nitelikteki akıncı aileleridir.

Sınavda Dikkat Et

  • Sınavlarda II. Osman'ın yenilik teşebbüsleri ve feci ölümü ('Hâile-i Osmaniyye') sıkça sorulur; ilk reformcu sultan olduğunu unutmayın.
  • IV. Murad döneminde idam edilen ilk şeyhülislamın Ahizade Hüseyin Efendi olduğunu mutlaka not edin.
  • Kâtib Çelebi'nin eserleri (Cihannüma, Keşfü'z-zünun, Düsturü'l-amel, Mizanü'l-hakk) karıştırılmamalıdır; Keşfü'z-zünun bir bibliyografya sözlüğüdür.
  • Şiir üsluplarının temsilcilerini iyi ezberleyin: Klasik üslup (Şeyhülislam Yahya), Sebk-i Hindî (Nef'î, Nailî), Hikemî tarz (Nabî), Mahallî tarz (Atayî, Sabit).
  • Karlofça Antlaşması (1699) ile Osmanlı'nın gerileme dönemine girdiğini ve Zitvatorok Antlaşması (1606) ile Avusturya'ya karşı hukuki eşitliğin kabul edildiğini unutmayın.
  • Nef'î'nin kasidede nesibi kaldırıp fahriyeyi öne çıkardığı bilgisi sınavda soru potansiyeli yüksek bir detaydır.
  • Ali Ufkî Bey'in Batı notasıyla eserleri kayda geçiren Leh mühtedisi olduğunu hatırlayın.
  • Sınavlarda Şeyhülislam Yahya'nın gazel alanındaki ustalığı ile Baki ve Nedim arasındaki köprü rolü sıkça sorulur; Yahya'nın Baki'nin takipçisi ve Nedim'in hazırlayıcısı olduğunu unutma.
  • Şeyhülislam Bahayî Efendi'nin divançesinde tevhid, münacat ve naat gibi dinî konuların yer almadığını, şiirlerinin tamamen din dışı olduğunu karıştırma.
  • Hamilik kurumunda hamilerin sadece pasif birer koruyucu değil, şiirleri eleştiren ve üslubu belirleyen aktif üreticiler/izleyiciler olduğunu dikkate al.
  • Şeyhülislam Bahayî'ye 'Bahayî' mahlasının bizzat Şeyhülislam Yahya tarafından verildiği bilgisi sınavda çeldirici olarak karşına çıkabilir.
  • Toplam 131 şeyhülislamdan 44'ünün şiirle uğraştığı ve 15'inin divan sahibi olduğu istatistiki bilgisine dikkat et.