Ders Raporu
← 19. Yüzyıl Türk Edebiyatı
Ders Raporu

19. Yüzyıl Türk Edebiyatı

Edebiyat Fakültesi » Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Programı » Anadolu Üniversitesi AÖF · 6 ünite

Konu Özeti

Ünite 1: 19. Yüzyıl Türk Edebiyatına Genel Bir Bakış

Osmanlı şiirinin gelenekli poetikası, Batı'nın aksine, yeni olandan çok mevcudun içinde farklı olanı aramayı hedefler. Klasik Türk şiirinde tamamen avangard, geçmişle hiçbir bağı olmayan bir yeniliğe tesadüf etme ihtimali hemen hiç yoktur; çünkü her yeni, adeta 'eski' olan bir devin omuzlarında yükselir ve geçmişin binlerce yıllık birikiminden izler taşır. XVIII. ve XIX. asırda Osmanlı edebiyatının gelenekçi çizgisini değiştirme gayretleri, gelenekle bağın tamamen koparıldığı anlamına gelmez.

Ünite 2: Enderunlu Şairler

Osmanlı Devleti’nde medreseler dışında kurulan en önemli resmî eğitim kurumu olan Enderun Mektebi, temelinde kapıkulu sınıfını ve mülki/askerî idarecileri yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. II. Murat döneminde temelleri atıldığı ve Fatih Sultan Mehmet döneminde kurumsallaştığı bilinen bu kuruma, genellikle Hristiyan ailelerden devşirilen çocuklar alınmıştır. Bu çocuklar önce Müslüman ailelerin yanında Türkçe ve İslam adabını öğrenir, ardından Edirne, Galata ve İbrahim Paşa saraylarındaki hazırlık kademelerinden geçtikten sonra Topkapı Sarayı içindeki asıl Enderun birimlerinde eğitime dahil olurlardı.

Ünite 3: 19. Yüzyılda Encümen-i Şuara

XIX. yüzyılda Osmanlı şiir ortamında önemli bir dönüm noktası olan Encümen-i Şuara, 1861 baharından itibaren Sadaret Mektubî Kalemi'nden Hersekli Ârif Hikmet Bey'in evinde toplanmaya başlayan ve yaklaşık bir yıl süren özel bir edebiyat mahfelidir. Topluluğun reisi konumunda Leskofçalı Galip Bey bulunurken, edebi görüşlerin savunulması ve şiirlerin etkili bir şekilde okunması gibi görevler Hersekli Ârif Hikmet ve genç müdavim Namık Kemal gibi isimler tarafından üstlenilmiştir. Encümenin müdavimleri arasında Takvim-i Vekayi Nazırı Ruznamçecizade Mehmet Lebib Efendi, Rumeli Kazaskeri Mustafa İzzet Efendi, Osman Nurettin Şems Efendi, Manastırlı Hoca Salih Naili Efendi ve Mabeyn-i Hümayun Beşinci Kâtibi Abdülhamit Ziya Bey (Ziya Paşa) gibi dönemin önemli bürokrat, din adamı ve kalem erbabı yer almaktadır.

Ünite 4: 19. Yüzyılda Kadın Şairler

XIX. yüzyılda kadın şairlerin sayısında önceki yüzyıllara göre dikkat çekici bir artış görülmüştür. Bu durum, Osmanlı toplumundaki modernleşme hareketleri ve kadının toplumsal hayatta daha fazla görünürlük kazanmaya başlamasıyla doğrudan ilişkilidir. Ancak Osmanlı kadın şairlerinin eserlerine toplu bir bakış atıldığında, ilk göze çarpan özellik genellikle erkek şairlerle aynı dil, mazmun ve sembollerle şiir söylemiş olmalarıdır.

Ünite 5: 19. Yüzyıl Mesnevileri

XIX. yüzyılda mesneviler, önceki yüzyıllara kıyasla muhteva, teknik ve kurgu bakımından önemli farklılıklar ve yenilikler barındırmaktadır. Batı edebiyatındaki roman türü Türk edebiyatına girmeden önce anlatma esasına dayalı konuların işlendiği başlıca nazım şekli olan mesnevi, bu yüzyılda Tanzimat'taki romana geçiş sürecinin en kritik köprülerinden biri olmuştur. Klasik edebiyatın katı kurallarının esnetildiği bu dönemde, eserlerde gerçek kişilere yer verilmesi, gerçekçi tasvirlerin öne çıkarılması, diyalog tipi konuşmaların yoğunlaşması ve eski mazmunların yeniden yorumlanması dikkat çekmektedir.

Ünite 6: 19. Yüzyılda Nesir

XIX. yüzyılda Osmanlı nesri, devletin ve toplumun yaşadığı derin değişim arayışlarının, askerî ve siyasi yeniliklerin tam merkezinde yer almıştır. Yüzyılın başlarında eski tarz nesir yolunu devam ettiren yazarlar bulunsa da, klasik şiirde görülen o inatçı 'sabit-kademlik' anlayışı nesirde o kadar güçlü bir şekilde tutunamamıştır. Klasik Türk edebiyatının temelde şiir merkezli bir yapıya sahip olması, nesrin geri planda kalmasına neden olmuştur.

Öne Çıkan Kavramlar

Trans-avant-gardeGeçmişin hafızada yaşamayı sürdürdüğü ve hiçbir şeyin hakikaten unutulmadığı fikrini savunan, eski ve yeni unsurların daima birlikte bulunduğu sanat ve şiir anlayışıdır. Metne göre, hiçbir poetik yenilik geçmişin binlerce yıllık birikiminden bağımsız var olamaz.
Barok Dönem (Türk Baroğu)Klasisizmin kunt, kuralcı yapısının son demlerinde gevşemeye yüz tutmasıyla ortaya çıkan; kuralların yumuşadığı, tipik olanın yerine şahsiliğin ve orijinalitenin geçtiği sanat evresidir. XVIII. asır Osmanlı klasik sanatının barok dönemi olup mimaride Nuruosmaniye Camii bu akımın somut örneğidir.
LevantenlerOsmanlı topraklarında ticaret yapmak isteyen Batılı şirket acentalarının yerlileşmiş çalışanlarıdır. Nesiller boyu Osmanlı'da oturarak Türklerle dostluk kuran bu kişiler, evlerindeki salon hayatı, bale ve yortu kutlamaları ile Batı kültürünün halka yayılmasında aracı olmuşlardır.
MühtediSonradan İslamiyet'i seçen ancak ruhen İslam'a bağlansalar da maddeten Batılı kalmaya devam eden kişidir. İbrahim Müteferrika, Humbaracı Ahmet Paşa ve Mustafa Celalettin Paşa gibi mühtediler Osmanlının içindeki Avrupai yaşam tarzını temsil etmişlerdir.
İkamet Elçilikleri1793 yılında kurulan ve Osmanlı'nın Avrupa başkentlerinde sürekli elçi bulundurmasını sağlayan diplomatik birimlerdir. Bu elçiler gönderildikleri ülkenin kültürüne ait ayrıntıları devlet merkezine rapor eden birer 'kültür elçisi' olarak görev yapmışlardır.
Tanzimat Fermanı1839 yılında Gülhane Parkı'nda ilan edilen, devlet ve toplum hayatını değiştirmekten ziyade dışarıya bir itimatname göndermeyi amaçlayan ıslahat belgesidir. Metne göre, edebiyatta doğrudan bir yenileşme hareketi yaratmamıştır.
Islahat Fermanı1856 yılında Kırım Harbi sonrasında ilan edilerek kültürel Batılılaşmayı resmikleştiren ve Paris Antlaşması ile Osmanlı'yı bir Avrupa devleti saydıran belgedir. Edebi yeniliklerin ilk ürünleri bu tarihten hemen sonra yayımlanmaya başlamıştır.
Bikr-i MazmunDaha önce hiçbir şair tarafından söylenmemiş, yepyeni ve özgün anlam/hayal demektir. XIX. yüzyıl şiirinde geleneksel mazmunlar köhne bulunarak terk edilmiş, bunun yerine çağın teknolojik ve sosyal unsurlarından bikr-i mazmunlar üretilmiştir.
AşugTürklerin aşık edebiyatına dahil olmaya özenen Ermeni saz şairidir. Bu tür gayrimüslim azınlıklar Osmanlı sanatının Batılı bir çizgiye doğru ilerlemesinde ve kültürler arası etkileşimde önemli rol oynamıştır.
Enderun MektebiOsmanlı Devleti'nde medreseler dışında mülki ve askeri idareciler ile kapı kulu yetiştiren en önemli resmi eğitim kurumudur. II. Murat döneminde Edirne Sarayı'nda temelleri atılmış, Fatih Sultan Mehmet zamanında Topkapı Sarayı'nda kurumsallaşmıştır.
Has OdaEnderun Mektebinin en üst kademesi ve en seçkin öğrencilerin bulunduğu yerdir. Hırka-i Saadet Dairesi'nin temizliği, mukaddes emanetlerin korunması ile görevli olan bu odanın zabitlerinden yalnızca has odabaşının padişahın huzuruna çıkma yetkisi vardı.
Seferli KoğuşuIV. Murat döneminde kurulan, başlangıçta padişahın çamaşırlarını yıkamakla görevliken daha sonra sanat faaliyetlerine yönelen Enderun koğuşudur. Bu koğuştan birçok şair, kemankeş ve hanende yetişmiştir.
Mütefekkir EdipEdebiyat ve düşünceyi birleştiren, toplumunun değişim ihtiyacını önceden fark ederek yönünü ve niteliğini eserlerinde gösteren klasik dönem aydın tipidir. Bu edip, cemiyetinin dönüşümüne öncülük eder.
Enderun MektebiOsmanlı Devleti'nde medreseler dışındaki en önemli resmî eğitim kurumu olup, devşirme çocukların askerî, idari ve sanat alanlarında eğitildiği Topkapı Sarayı içindeki ihtisas akademisidir. Metinde bu kurumdan yetişen şairlerin musikişinas ve güftekâr yönleriyle öne çıktığı belirtilmektedir.
TüfenkçibaşıHazine, Kiler ve Seferli ağalarının seçkinlerinden oluşturulan 'tüfenkçi yamağı' adlı teşekkülün başı olan görevlidir. Sarayda bulunan ateşli silahlar tüfenkçibaşı nezaretinde yamaklar tarafından ayda bir kez temizlenirdi.
Anahtar AğasıHas odalıları saraya yerleştirme, hasta olanları hastaneye, evleri olanları evlerine gönderme izni verme ve ağaları sabah namazına kaldırıp camiye gönderme görevlerini yürüten Enderun görevlisidir.
Hazine KethudalığıOsmanlı sarayında hazine bölümünde görev yapan yüksek vazife sahiplerinden birinin unvanıdır. Metinde Nazif adlı şairin 1845 tarihinde bu görevde bulunduğu ifade edilmektedir.
SurreOsmanlı döneminde her yıl hac mevsiminde Mekke ve Medine ahalisine dağıtılmak üzere gönderilen paradır. Metinde İbrahim Ferit'in 1842 yılında surre emini olarak Hicaz'a gitmek üzere yola çıktığı anlatılmaktadır.
Mahallîleşme AkımıDivan şiirinde yerli hayata, İstanbul ağzına, günlük konuşma diline ve halk söyleyişlerine yer verme eğilimidir. Metinde Enderunlu Vasıf ve Nedim bu akımın en önemli temsilcileri arasında gösterilmektedir.
MusammatDivan şiirinde bentlerden oluşan, murabba, muhammes, müseddes gibi çok mısralı nazım biçimlerinin genel adıdır. Enderunlu Vasıf, divanında en çok musammat (özellikle murabba) yazan şair olarak tanınır.
Lisân-ı HâlKelimelerle ifade edilemeyen duyguların beden dili, hal ve tavırlar yoluyla aktarılmasıdır. Metinde Vasıf'ın gazellerinde kelimelerle bu sözsüz iletişim aracını birleştirerek mesajı muhataba ulaştırdığı vurgulanmaktadır.
KülhanHamamlarda suyu ısıtmak için ateş yakılan yer, ateş evi anlamındaki mekândır. Metinde Enderunlu Vasıf'ın gazelinde ayrılıktan duyduğu büyük ıstırabı betimlemek için kullandığı somut bir imgedir.
Encümen-i Şuara (Cins İsim)Padişah saraylarında, şehzade saraylarında veya devlet büyüklerinin konaklarında şairlerin bir araya gelerek içki ve şiir meclisleri tertip ettikleri yerlerin genel adıdır. Asırlar boyu bu tür edebiyat toplantılarına cins isim olarak bu unvan verilmiştir.
Encümen-i Şuara (Özel İsim)1861 yılı baharında Hersekli Ârif Hikmet Bey'in Laleli Çukurçeşme'deki evinde düzenli olarak toplanmaya başlayan Leskofçalı Galip ve arkadaşlarının oluşturduğu özel edebî topluluktur.

Sınavda Dikkat Et

  • Klasik şiirin tamamen avangard bir yenilik barındırmadığını, her yeniliğin geçmişin omuzlarında yükseldiğini (trans-avant-garde) unutmayın; sınavda bu kavram çıkar.
  • XVIII. yüzyılın Osmanlı sanatında bir 'barok dönem' (Türk baroğu) teşkil ettiğini ve Nuruosmaniye Camii ile Levnî eserlerinin bunun kanıtı olduğunu karıştırmayın.
  • Batı ile tanışıklığın 1839 Tanzimat ile değil, sefirler, levantenler, mülteciler ve mühtediler vasıtasıyla yüzyıllar öncesine dayandığına dikkat edin.
  • Tanzimat Fermanı'nın 1839'da ilan edilmesine rağmen edebiyatta ilk ürünlerin 1858-1860 yıllarında (Isahat Fermanı sonrasında) verildiği kronolojik detayına dikkat edin.
  • Enderun Mektebi'nin II. Murat'ta başlayıp Fatih'te kurumsallaştığını, hazırlık sınıfının 'Büyük ve Küçük Odalar', en üst kademenin ise 'Has Oda' olduğunu unutmayın.
  • Enderunlu Vasıf'ın XIX. yüzyılda bu kurumdan yetişen en önemli şairlerden biri olduğunu, Tayyarzade Ata'nın 'Enderun Tarihi'nde bu şairlerin yer aldığını hatırlayın.
  • Enderun Mektebi'nin hiyerarşik odalar sistemini (Büyük/Küçük Odalar, Kiler, Hazine, Has Oda vb.) iyi ezberleyin; sınavda hangi odanın hangi görevde olduğunu sorma ihtimali yüksektir.
  • Enderunlu şairlerin büyük çoğunluğunun divanı olmadığını, çoğunun güfte yazarı ve musikişinas olduğunu unutmayın; divanı olan istisnai şairleri (Hasan Yaver, Şakir, Hamid-i Diger, Vasıf) karıştırmayın.
  • Enderunlu Vasıf'ın en çok murabba ve şarkı yazdığını, Nedim'den etkilendiğini ancak klasik medrese kültürü bakımından Nedim'den ayrıldığını kesinlikle not edin.
  • Vasıf'ın yeniliğinin klasik şiir tekniklerinden ziyade halk diline, günlük yaşama, giyim kuşam unsurlarına ve mahalli söyleyişlere olan merakından kaynaklandığını unutmayın.
  • Encümen-i Şuara'nın ilk kez cins isim olarak genel meclisleri ifade ettiğini, ancak 1861'de Hersekli Ârif Hikmet'in evinde toplanan grubun özel isim olarak anıldığını ve reisi Leskofçalı Galip olan kadro olduğunu karıştırmayın.
  • Mir'at-ı Şi'r adlı tezkirenin yazarının Enderunlu Mehmet Akif olduğunu ve bu eserin şairleri kabiliyetlerine göre değil odalarına göre sıraladığını sınavda soru olarak gelebileceği için mutlaka aklınızda tutun.