Ders Raporu
← Eleştiri Kuramları
Ders Raporu

Eleştiri Kuramları

Edebiyat Fakültesi » Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Programı » Anadolu Üniversitesi AÖF · 8 ünite

Konu Özeti

Ünite 1: Eleştirinin Doğuşu ve Gelişimi

Eleştirinin doğuşu ve temelleri Antik Yunan filozofları Platon ve Aristoteles’in sanat ve edebiyat üzerine geliştirdikleri kuramlara dayanmaktadır. Platon, sanatın ve edebiyatın gerçeklikten uzak olduğunu, duyularla algılanan bu dünyanın tanrısal ideaların kusurlu birer taklidinden ibaret olduğunu savunmuştur. Ona göre sanatçılar akıldan ziyade duygu ve ilhama dayalı olarak eser verirler, dolayısıyla insanı hakikatten ve idealardan uzaklaştırırlar.

Ünite 2: Sözbilim ve Edebiyat İncelemeleri

Sözbilim (retorik), bir başkasının kendi istediğiniz yönde davranmasını sağlama sürecidir ve her zaman akla uygunluk ile duyarlılığın kesişim noktasında gelişir. Alıcıyı ikna etmek için, doğru olanı güzel ya da iyi şeyler kullanarak ve kabul edilebilir akıl yürütmelerle sunmak gerekir. Sözbilimde temel sorun, bir konuda alıcının nasıl etkileneceği ve yönlendirileceğidir; bu durum dilin özenli kullanımıyla yakından ilişkilidir.

Ünite 3: İzlekçi Eleştiri

İzlek (tema), Türk Dil Kurumu sözlüğünde bir edebî eserde işlenen konunun anlamca ortaya koyduğu ana yönelim olarak tanımlanır. Bir yapıttaki izlekler çoğunlukla yapıtın konusu ile karıştırılsa da aralarında temel bir fark bulunur; konu yapıtın dışında da var olan kavramları anlatırken, izlek her yapıtın içinde yeniden yaratılan bir anlam ulamıdır. İzlek, bir yaratıcı öznenin dünya ile olan öznel ilişkisini anlatır.

Ünite 4: Ruhçözümleyimci Eleştiri (Psikanalitik Eleştiri)

Ruhçözümleyimci eleştiri ya da psikanalitik eleştiri, yirminci yüzyılın ilk yarısında Sigmund Freud'un öncülüğünde gelişen, daha sonra Carl Gustav Jung ve Jacques Lacan gibi isimlerle zenginleşen bir yazınsal inceleme yöntemidir. Bu yaklaşım, ne yalnızca bir yorumbilim ne de saf bir pozitif bilimdir; aksine, Lacan'ın 'Freudgil şey' olarak adlandırdığı bilinçdışı mekanizmayı merkeze alır. Freud'un kuramına göre ruhsal mekanizma tek parça değildir; es (altben), ego (ben) ve superego (üstben) olmak üzere üç temel yapıdan meydana gelir.

Ünite 5: Sosyolojik Eleştiri

Sosyolojik eleştiri, edebiyatın toplum içinde var olduğu, toplumun bir ifadesi olduğu ve hayatı temsil/taklit ettiği ilkesinden hareket eden önemli bir edebiyat eleştirisi anlayışıdır. Bu yaklaşım, yazarın, eserin ve kullanılan sanatsal sembollerin toplumsal koşullardan bağımsız olamayacağını savunur; yazar toplumun ham malzemesini alır ve bunu işleyerek yeniden topluma sunar. Sosyolojik eleştirinin tarihi kökenleri Giambattista Vico'nun 1725 yılında yayımladığı 'La Scienza Nuova' (Yeni Bilim) adlı eserine kadar uzanır.

Ünite 6: Yazınsal Göstergebilim ve Eleştiri

Metnin bölümlere ayrılması, özellikle uzun metinlerin çözümlenmesinde incelemeyi yapan kişinin işini son derece kolaylaştıran temel bir adımdır. Ancak yazınsal metni bölümlere ayırırken rastgele hareket etmek yerine belli, denetlenebilir ve nesnel ölçütler bulmak, bunları mantıksal gerekçelerle desteklemek gerekir. Bu bağlamda zaman, uzam, oyuncu, dilbilgisel terimler, betimlemeden karşılıklı konuşmaya geçiş, söylemden anlatıya geçiş gibi çeşitli ölçütler kullanılabilir.

Ünite 7: Metinlerarasılık

Bir metin ile başka bir metin arasındaki her tür alışveriş işlemi, metinlerarasılık kavramı çerçevesinde incelenir. Bu alışveriş; yenidenyazma dışında alıntı, kolaj, mozaik, yaptakçılık ve palimpsest gibi çeşitli imgeler ve yöntemlerle okura aktarılır. Çoğu zaman bu terimler bir metinlerarası alışverişi belirtmek için eşanlamlı gibi kullanılsa da, her birinin kendine özgü yapısı ve işlevi bulunmaktadır.

Ünite 8: Bilimsel Eleştiri-İzlenimci Eleştiri

XIX. yüzyılda tabiat bilimlerinin hızla gelişmesi ve kazanımlarının diğer alanlara uyarlanması eğilimi, edebiyat eleştirisinde de 'bilimsel eleştiri' akımının doğmasına zemin hazırlamıştır. Bu akımın en önemli öncülerinden biri olan Ferdinand Brunetière, eleştiri anlayışını tamamen 'tür' kavramı üzerine kurmuştur. Brunetière’e göre edebî eserlerin sınıflandırılması ve yargılanması, tıpkı biyolojide olduğu gibi tamamen nesnel bir çalışmadır.

Öne Çıkan Kavramlar

Mimesis (Taklit)Sanatın ve edebiyatın doğayı, hayatı ya da gerçeği yansıtma ilkesidir. Platon sanatın idealardan uzak bir taklit olduğunu savunurken, Aristoteles sanatçının hayatı ve olguları kendine göre düzenleyerek gerçeği yansıttığını belirtir.
Catharsis (Arınma)Tragedya izleyicisinin sahnede yaşanan olaylar sayesinde uyandırılan acıma ve korku duygularıyla ruhunu tutkularından arındırması ve rahatlaması sürecidir. Aristoteles Poetika'da sanatın temel amaçlarından biri olarak açıklar.
Metin Eleştirisi (Critique Textuel)Eski el yazmalarının bulunması, nüshaların karşılaştırılması, özgün eserin saptanması ve müstensih hatalarının giderilmesiyle doğru metne ulaşmayı amaçlayan bilim dalıdır. Ortaçağdaki tefsir ve metin inceleme geleneğinden doğmuştur.
KlasisizmXVII. yüzyılda Fransa'da ortaya çıkan, aklı, sağduyuyu, tabiatı ve Antik Yunan-Roma sanatını örnek alan edebî akımdır. Descartes'ın akılcılığına dayanır ve Boileau tarafından kuralları belirlenmiştir.
Eskiler-Yeniler KavgasıXVII. yüzyıl sonlarında Fransa'da Antik Yunan sanatının aşılamaz olup olmadığı üzerine yapılan tartışmadır. Perrault ve yenilikçiler insanlığın ilerlediğini savunurken, Boileau gibi eskiler antik dönemi savunmuştur.
Hayal (Tasavvur)Göz önünde bulunmayan maddî nesneleri zihinde canlandırma yetisidir. Metinde pasif hayaller, yaratıcı (şairane) hayaller ve üslup hayalleri olmak üzere üç sınıfa ayrılır.
ZevkBir edebî eseri güzel ya da çirkinden ayırt edebilme yeteneğidir. Doğuştan gelen ham bir duygu olmayıp, eğitim, estetik kültür ve klasik eserlerin okunmasıyla gelişen bir sanat bilincidir.
ÜslupDüşünceyi ve duyguyu kendine özgü bir biçimde ifade etme sanatıdır. Buffon'a göre üslup bizzat insanı yansıtır; açıklık, saflık, tabiîlik, vecizlik ve asalet gibi genel niteliklere sahiptir.
Retorik (Sözbilim / Belagat)Dili etkili kullanma, güzel konuşma, dinleyiciyi ikna etme ve yönlendirme sanat ve tekniğidir. Antik Yunan'da mahkeme ve siyaset sahnesinde doğmuş, günümüzde metin çözümlemelerinde sıklıkla kullanılmaktadır.
Pozitif EstetikSanatın bağlı olduğu dönemin, çevrenin ve tarihsel-toplumsal koşulların bir ürünü olduğunu savunan estetik anlayışıdır. Hegel ve Auguste Comte bu akımın öncülerindendir; sanat tarihi somuttan soyuta evrilir.
Görgücü Anlayış (Empirik Yanılgı)Macherey'e göre edebiyatı sadece yazar ve eser ekseninde, tümevarımsal bir yaklaşımla açıklama eğilimidir. Aslında yazarı ve eseri yaratanın edebiyat geleneği olduğunu göz ardı eder.
Kuralcı Anlayış (Normatif Yanılgı)Tümdengelime dayanan, edebî eseri belirli estetik, ahlaki ya da ideolojik normlara ve kodlara göre yargılayan 'yargıç eleştirisi' anlayışıdır.
Yorumlayıcı AnlayışEserin gizli ve örtülü anlamlarını ortaya çıkarmak amacıyla eserin yine kendi yardımıyla çözümlenmesini savunan eleştirel yaklaşımdır. Tefsirler ve psikolojik yorumlar bu gruba girer.
PerspektifçilikRene Wellek ve Austin Warren'ın savunduğu; ne mutlakçı ne de dışlayıcı relativist tutuma düşmeden, bir sanat eserini hem kendi zamanının hem de onu izleyen tüm dönemlerin değerleriyle değerlendirme kuramıdır.
Sözbilim (Retorik)Bir başkasının istenilen yönde davranmasını sağlamak amacıyla akla uygunluk ile duyarlılığın kesişim noktasında gelişen, güzel konuşma ve ikna etme sanatıdır. Örneğin, alıcıyı etkilemek için doğru olanı kabul edilebilir akıl yürütmelerle sunma sürecidir.
Buluş (Inventio)Söylemin izleği ile ilgili her türlü ikna yolunun araştırıldığı, konuşmayla ilgili söylem türünün, doğru kanıtların ve kanıtlama biçimlerinin seçildiği sözbilimin ilk aşamasıdır. Örneğin, bir konuşma yapmadan önce hangi kanıtların kullanılacağına karar vermektir.
Düzenleyiş (Dispositio)Sunulacak bildirinin yapısını, tutarlılığını ve ekonomik işlevini inceleyen, anlamlı bir bölümleme ve mantıksal akıl yürütme sağlayan sözbilim aşamasıdır. Örneğin, metnin söylem girişi, anlatma, uzatı ve söylem sonu şeklinde bölümlenmesidir.
Anlatma Biçimi (Elocutio)Düşüncelerin dile aktarıldığı, dilin ve biçemin içeriğe ve amaca uygun, kolay anlaşılabilir şekilde kullanıldığı sözceleme aşamasıdır. Örneğin, yazarın sözcükleri seçerken eğretileme gibi söz sanatlarına başvurmasıdır.
Övgü-Yergi SöylemiŞimdiki zamanın baskın olduğu, genişletme akıl yürütmesinin ve düzdeğişmece, eğretileme gibi betilerin kullanıldığı, bir kişiyi veya durumu övmek ya da yermek amacıyla kurulan söylem türüdür. Örneğin, Türk halk edebiyatındaki taşlama veya divan edebiyatındaki methiye şiirleridir.
Yargılayıcı/Savunmacı SöylemGenellikle adalet görevlilerine ait olan, birisini suçlamak veya savunmak amacıyla geçmiş zamanın ve tasım (tümdengelim) mantığının kullanıldığı söylem türüdür. Örneğin, bir hâkimin sanığı suçlarken 'iki yıl hapse çarptırıyorum' demesidir.
Karar Almaya Yönelik SöylemPolitikacıların yaygın olarak kullandığı, alıcıyı karar almaya veya eylem yapmaya zorlamayı amaçlayan, gelecek zamanın ve örnek kanıtlamasının kullanıldığı söylem türüdür. Örneğin, bir liderin halka gelecekte yapılacak eylemler için öğüt vermesidir.
Özsunum (Ethos)Alıcı üzerinde güven sağlamak için konuşanın sahip olduğu dürüstlük, erdem, içtenlik, karakter ve psikolojik özellikleri belirten, vericiyi merkeze alan sözbilim boyutudur. Örneğin, konuşmacının toplumdaki saygınlığı sayesinde dinleyicileri ikna etmesidir.
Etkileyim (Pathos)Vericinin alıcıda uyandırdığı heyecanların, tutkuların ve duyguların tümünü belirten, alıcıyı hedef alan coşkusal iletişim boyutudur. Örneğin, bir avukatın jüriyi duygulandırarak kararını etkilemeye çalışmasıdır.
Uslamlama (Logos)Bildirideki akla uygunluğu, mantıksal kanıtları ve dilsel özellikleri belirten, verici ile alıcı arasındaki bilgi aktarımını sağlayan ussal boyuttur. Örneğin, bir metinde mantıksal argümanlar ve sözbilimsel betilerle okuyucunun ikna edilmesidir.

Sınavda Dikkat Et

  • Platon ile Aristoteles'in sanat ve mimesis (taklit) konusundaki zıt yaklaşımlarını karıştırmayın; Platon ideacılığa dayanırken Aristoteles duyu dünyasını ve olguları savunur.
  • Aristoteles'in tarih ile şiir (edebiyat) karşılaştırmasında tarihin 'gerçekte olanı', şiirin ise 'olabilir olanı (geneli)' anlattığını kesinlikle unutmayın sınavda sık sorulur.
  • Aristoteles'in nesneleri tasvir etme yöntemlerinin (nasıl idiyseler / mitoslara göre / nasıl olmaları gerekiyorsa) sırasıyla realist, hayalci ve idealist akımlara denk geldiğini bilin.
  • Üslubun genel nitelikleri (açıklık, saflık, tabiîlik vb.) ile özel niteliklerini (basit, orta ve yüksek üslup) birbirine karıştırmayın; genel nitelikler her yazıda olmalıdır.
  • Kompozisyonun üç evresinin sırasını (İcat/Invention -> Düzenleme/Disposition -> Üslup/Elocutions) eksiksiz ezberleyin.
  • Macherey'e göre eleştirinin üç temel kuruntusu olan Görgücü (tümevarım/yazar), Kuralcı (tümdengelim/yargıç) ve Yorumlayıcı (anlam arayışı) yaklaşımlarının özelliklerini iyi ayırt edin.
  • Lemelin'in estetik sınıflandırmalarından özellikle Nesnel ve Pozitif estetiğin önde gelen filozoflarını (Hegel, Comte) metne atıfla aklınızda tutun.
  • Quintilien’in meşhur sorularının (Kim, ne, niçin, nerede, ne zaman, nasıl, hangi yoldan?) metin çözümlemesindeki temel çıkış noktası olduğunu unutmayın.
  • Sözbilimin beş aşamasından buluş, düzenleyiş ve anlatma biçiminin günümüzde de geçerliliğini koruduğunu, bellek ve hareketin ise işlevini büyük ölçüde yitirdiğini iyi kavrayın.
  • Aristoteles’in üç söylem türünü (yargılayıcı, karar almaya yönelik, övgü-yergi) kullanıldıkları zamanlar ve alıcı kitleleriyle birlikte ezberleyin.
  • Özsunum (ethos - verici/ahlak), etkileyim (pathos - alıcı/duygu) ve uslamlama (logos - bildiri/mantık) üçlü yapısının tanım ve işlevlerini birbirine karıştırmayın.
  • Sözbilimin soruya/yanıta yaklaşarak soruyu çözümlenmiş kabul ettiğini, kanıtlamanın ise sorunun kendisinden yola çıkarak çatışmayı çözmeye çalıştığını unutmayın.