Divan şiirinde kaside, gazel, kıt'a ve mesnevî gibi nazım biçimleri beyitlerden meydana gelirken; müselles, murabba', terbî', muhammes, tahmîs, müseddes, tesdîs, müsebba', tesbî', müsemmen, tesmîn, mütessa', tetsî', mu'aşşer, ta'şîr, terkîb-i bend ve tercî'-i bend gibi nazım biçimleri bendlerden oluşmaktadır. Bir başka ifadeyle, beyitlerden oluşan nazım biçimlerindeki beytin yerini bu nazım türlerinde bend almıştır.
Bend, mısralardan (beyitlerden de olabilir) oluşan nazım birimi olarak tanımlanır. Terkîb-i bend ve tercî'-i bend dışındaki musammatlarda bir bend en az üç, en fazla on mısradan meydana gelir. Divan şiirinde bendlerden oluşan bu nazım biçimleri genel bir adlandırmayla 'musammatlar' başlığı altında toplanmıştır.
Musammat terimi aynı zamanda 4 mefâ'îlün veya 4 müstef'ilün gibi tefileleri aynen tekrarlanan vezinlerle yazılan ve genellikle birinci beyit dışındaki beyitlerin her mısraında iç kafiye bulunan gazel ve kasideler için de kullanılmıştır. Bendlerden oluşan bu biçimler iki ana gruba ayrılır: Birinci grupta klasik musammatlar yer alırken, ikinci grupta terkîb-i bend ve tercî'-i bend bulunmaktadır.
Murabba, her bendi dört mısradan oluşan bir nazım biçimidir. Kelime anlamı 'dörtlü, dört köşeli' olan murabbalarda bend sayısı genellikle 5 ile 7 arasında değişir. Murabbalarda ilk bend kendi içinde, diğer bendlerin ilk üç mısraı kendi içinde, son mısraı ise ilk bendle kafiyelidir.
İlk bendin son mısraı diğer bendlerin sonunda aynen tekrarlanıyorsa murabba'-ı mütekerrir, tekrarlanmıyorsa murabba'-ı müzdevic adını alır. Divan şairleri halk edebiyatındaki koşmaya benzediği için murabbaları daha çok mütekerrir olarak yazmayı tercih etmişlerdir. Fuzulî'nin murabbaları bu türün en güzel örneklerindendir.
Şarkı, bestelenmeye uygun olarak yazılmış murabbalardır. Türk edebiyatına özgü bir nazım biçimi olarak kabul edilen şarkılarda dil sade, bend sayısı azdır. Murabba şarkılarda üçüncü mısraa miyân, her bendin sonunda tekrarlanan mısraa ise nakarât denir. XVII. yüzyılda Na'ilî-i Kadîm ile başlayan şarkı yazma geleneği Nedîm ile zirveye ulaşmış, Şeyh Gâlib, Enderunlu Vâsıf ve Yahya Kemal gibi isimlerle devam etmiştir.
Muhammes, her bendi beş mısradan oluşan nazım biçimidir. Muhammeslerde bend sayısı genellikle 2 ile 7 arasında değişir. İlk bendin son mısraı bütün bendlerin sonunda tekrarlanıyorsa muhammes-i mütekerrir, tekrarlanmıyorsa muhammes-i müzdevic denir. Genellikle aşk konulu yazılan muhammeslerin en ünlü örneklerinden birini Diyarbakırlı Sa'îd Paşa vermiştir.
Tardiyye ya da tard u rekb, muhammesin özel bir vezinle (mef'ûlü mefâ'ilün fe'ûlün) yazılmış biçimi olarak ileri sürülmüşse de, aslında mesnevilerde ara söz olarak kullanılmış kaside veya gazellerdir. Şeyh Gâlib'in Hüsn ü Aşk'ındaki beş bendlik muhammesleri bu tarzın en bilinen örneklerindendir.
Tahmîs ise bir gazel veya kasidenin her beytinin önüne aynı vezinde ve ilk mısraları ile kafiyeli üçer mısra eklenerek meydana getirilen beş mısralı bendlerden oluşan bir nazım biçimidir. Tahmîsin bir de beyitlerin arasına üçer mısra eklenerek yapılan ve taştîr denilen mutarraf şekli bulunmaktadır. Kanunî Sultan Süleyman'ın (Muhibbî) gazelleri Bâkî tarafından pek çok kez tahmis edilmiştir.
Müselles üçlü, müseddes altılı, müsebba yedili, müsemmen sekizli ve muaşşer on mısralı bendlerden oluşan nazım biçimleridir. Bu biçimlerin birçoğunun (müseddes, müsebba, müsemmen, muaşşer) mütekerrir ve müzdevic çeşitleri bulunmaktadır. Fuzulî'nin müseddesleri, Fevrî'nin müsebbaları ve Nev'î'nin müsemmenleri bu grupların önemli örnekleridir.
Bunun yanı sıra bir gazelin beyitlerinin önüne eklenen mısra sayısına göre terbî' (dörtleme), tesdîs (altılama), tesbî' (yedileme), tesmîn (sekizleme) ve ta'şîr (onlama) adı verilen musammat şekilleri de mevcuttur. Bu türlerde temel amaç, beğenilen bir gazeli zenginleştirmek ve şairin maharetini göstermektir.
Örneğin tesdîs, bir gazelin her beytinin önüne dört mısra eklenerek altılı bendler elde edilmesiyle yapılır. Mütessa' (dokuzlu) ise edebiyatımızda ünlü Divan şairlerinin neredeyse hiç kullanmadığı az bilinen bir nazım biçimidir.
Terkîb-i bend, her bendindeki beyit sayısı genellikle 6 ile 10 arasında olan ve en az üç bendden oluşan bir nazım biçimidir. Bendlere hâne veya terkîb-hâne, bendleri birleştiren beyitlere ise vasıta veya bendiyye denir. Terkîb-i bendlerde vasıta beyti her bendin sonunda kendi içinde kafiyelenir ve her bendde değişir.
Tercî'-i bend ise terkîb-i benden tek farkı olarak, vasıta beytinin bend sonlarında aynen tekrarlanmasıyla oluşan bir nazım biçimidir. Vasıta beytinin her bendin sonunda aynı kalması tercî'-i bendin en temel ayırt edici özelliğidir. Kemal Paşazâde'nin Sultan Selim'in ölümü üzerine yazdığı tercî'-i bend bu türün şaheserlerindendir.
Terkîb-i bend ve tercî'-i bend mersiye, övgü, yergi ve sosyal eleştiri gibi konularda yazılır. Bağdatlı Ruhî'nin terkîb-i bendi Divan edebiyatındaki en ünlü örnek olup, Ziya Paşa dahil pek çok şair tarafından nazîre yazılmıştır.