Tümce içindeki herhangi bir öge, bir soru sözcüğü ile sorulabilir ve bu durum ögenin sınırlarını belirlemede temel bir ölçüt olarak kullanılır. Benzer şekilde, öge konumunda bulunan bir sözcük ya da sözcük grubu yerine başka bir adıl veya uygun sözcük yerleştirilebilir. Örneğin, '[Sınıftaki öğrenciler] doğum günü pastasını yediler' tümcesinde özne konumundaki 'sınıftaki öğrenciler' öbeği yerine 'Onlar' adılı getirilebilir.
Dilbilimsel açıdan tümcelerin yapıları incelenirken yalın, birleşik ve karmaşık tümce olmak üzere temel kategoriler karşımıza çıkar. Yalın tümce, tek başına kullanılan bağımsız bir Ad Öbeği (AÖ) ve Eylem Öbeği (EÖ) öbeğini içerir ve yapı bakımından tek bir yükleme sahiptir. İki ayrı bağımsız tümcenin bir bağlaç aracılığıyla birbirine bağlanmasıyla oluşan yapılara birleşik tümce adı verilir.
Deneyimlerden anlam çıkarma ya da deneyimlere anlam yükleme becerisi insanın bilişsel yetileri arasında merkezde yer alır. Ancak bu ifade, bilimsel bir etkinlik için düşünüldüğünde anlamın ne olduğuna dair yeterli bilgi sunmaz. Dilbilimin yanı sıra felsefe, mantık ve matematik de anlam sorununu inceleyen disiplinler arasındadır.
Tek tek sözcüklerin anlamı ve aralarındaki ilişkiler, dilbilimde anlam konusunun yalnızca bir kısmını oluşturur. Günümüz dilbilimi, sözcük düzeyinin ötesine geçerek öbeklerin ve tümcelerin anlamı sorununa odaklanmaktadır. Bu bölümdeki tartışmalar sözcük anlamından kopuk olmamakla birlikte; önerme, bileşimsellik, doğruluk koşulu ve doğruluk değeri gibi tümce düzeyini ilgilendiren yeni kavramların sunulmasını gerektirir.
Aynı sözcükleri, aynı yapı ve anlamları taşıyan sözceler ile farklı edimsözler gerçekleştirilebilir. İletişimin başarılı olabilmesi için bu farklı edimsözlerin bağlama uygun biçimde yorumlanması, iletişimsel edincin temel bir parçasıdır. Bu doğrultuda edimsözlerin sınıflandırılması dilbilim çözümlemeleri için büyük önem taşır.
İletişimde eski ve yeni bilgi içeren sözceler kullanılır; yeni bilgi gracias bilgi paylaşımı sağlanır ve iletişim ilerler. Konuşucular iletişimsel edince sahiptirler ve seçtikleri gönderimsel ifade ve sözceleri diğerlerinin ne bilip ne bilmediği doğrultusunda kullanırlar. Yeni bilgi dinleyicinin bilişsel bağlamında bulunmayan ve eski bilgi bağlamda paylaşılan bilgidir.
Metindilbilim, özellikle dildeki olası görünümleriyle metinlerin nasıl yapılandığı ve biçimlendiği üzerine gerçekleştirilen kapsamlı bir dilbilim çalışması türüdür. Bu çalışmaların odak noktasında metnin tam olarak ne olduğu ve metinsellik kavramının ne anlama geldiği yer alır. Ürün metinlerin türünü ve söylemini tanımlamak için araştırmacılar dilsel ve dilbilgisel özellikleri temel alan öntiplerden yararlanırlar.
Anlatı söylemi, bitmişlik gösteren bir dizi olayın öncelik ve sonralık içeren oluş sırası içinde sunulduğu temel bir söylem türü olarak tanımlanmaktadır. Buna karşılık anlatı metinleri ise, geçmişte kalmış deneyimlerin ya da genel anlamda bitmişlik taşıyan olayların belirli bir oluş sırasına göre aktarıldığı, kendine özgü yapısal özelliklere ve kurucu parçalara sahip metinlerdir. Sözlü anlatı çözümlemesi ise temel olarak anlatıcıların yaşadıkları olayları aktarırken bu olayları yeniden nasıl yorumladığını, değerlendirdiğini ve gerekçelendirdiğini inceler.