Ural-Altay dil ailesinin varlığı, günümüzde dahi kesinleşmemiş olup teorik bir konumdadır. Bu alanda akademik anlamda ilk çalışan kişi olarak İsveçli subay Philipp Johann Tabbert von Strahlenberg kabul edilmektedir. Strahlenberg, 1709 yılında İsveç Kralı XII. Charles ile Rus Çarı I. Pyotr arasındaki Poltava muharebesinde yenilgiye uğranılması sonucunda tutsak edilmiş ve Batı Sibirya'nın Tobolsk şehrine sürgün edilmiştir.
Türk dili, konuşur sayısı, yazılı metinlerinin eskiliği ve çokluğu bakımından Altay dilleri arasında yazı dili kimliğini kazanmış en eski ve en önemli dildir. Dilimizin tarihlendirilmiş en eski yazıtı VII. yüzyıla ait Çoyren (Çoyr, 688-692) yazıtı olsa da, en az tahribata uğrayan ve en uzun metinler Orhun yazıtlarıdır. Türk dilinin dönemlendirilmesi konusundaki ilk bilimsel çalışmalar 1928'de A. N. Samoyloviç ve 1936'da K. Grønbech ile başlamıştır.
Tarihte 'Türk' adını resmî devlet adı olarak ilk defa kullanan Köktürklerdir. Köktürklerin tarih sahnesine çıkışı 542'li yıllara dayanmaktadır. Çin kaynaklarına göre Köktürklerin ilk bilinen lideri Bumın Kağan'dır (Çince kaynaklarda Tu-mın veya T'u-men).
Türk-runik harfli yazıtlar hakkında bilgi veren ilk kişilerden biri, Rus çarı Aleksi Mihayloviç’in elçisi olarak 1675’te Çin’e giderken günlük tutan N. Milesco’dur. Milesco, Yenisey nehrinin yukarı kısmındaki yazılı taşları, Krasnoyarsk halkının şerbetçi otu topladığı bölgedeki dik kayalar üzerinde kaydetmiştir. Bu kayıtlarda bilinmeyen yazılar, çapraz kazılmış insan figürleri ve asâlarinden bahsedilmektedir; bu bulguların Ak-Üs ve Kara-Üs yazıtları olabileceği tahmin edilmektedir.
Orhun Türkçesinde toplam 8 ünlü bulunmaktadır ve Yenisey yazıtlarında yer alan /é/’yi gösteren işaretle birlikte bu sayı 9’a çıkmaktadır. Türk dilinin en temel özelliklerinden biri olan artlık-önlük (kalınlık-incelik) uyumu Köktürkçede tam olarak işlerken, düzlük-yuvarlaklık uyumu tam değildir ve bu uyuma girmeyen ekler de mevcuttur. Ünlülerle ilgili olarak metinde yuvarlak ünlülü sıfat-fiil ve zarf-fiil eklerine örnekler verilmektedir; örneğin 'ay-guçı+' (sözcü), 'it-güçi' (yazıt yapımcısı) veya 'yi-yü' (yiyerek), 'opla-yu' (atılıp) kullanımları bu duruma örnektir.
Orhun Türkçesinde belirtme (yükleme) durumu, nesnenin Cümledeki konumuna ve kelimenin yapısına göre üç farklı ekle sağlanır: +(X)g, +(I)n ve +nI. Bu eklerden en yaygın olanı +(X)g ekidir ve doğrudan yalın hâldeki isimlerin üzerine getirilerek kullanılır. Örneğin, 'kagan at+ıg bunta birtimiz' ifadesinde 'atıg' sözcüğü bu duruma somut bir örnektir.
Orhun Türkçesinde geniş zamanın olumsuzu -mAz eki ile yapılmaktadır. Örneğin 2. tekil kişi için 'açsar tosık ö-mez sen' (acıkırsan doyacağını düşünmezsin) yapısı kullanılır. Geniş zamanın olumsuzu dışındaki diğer zaman çekimlerinin olumsuzlukları ise fiil kök ve gövdelerine -mA eki getirilerek teşkil edilir.
Orhun Türkçesi dönemi, Türk dilinin yazılı ilk belgelerini barındıran, hem fonetik hem de morfolojik açıdan zengin özellikler sergileyen tarihi bir dönemdir. Bu ünitede ele alınan Köl Tigin Yazıtı'nın Güney yüzünün ilk on satırı, Türk milletinin Ötüken yaylasında kalmasının ehemmiyetini, burada yaşamanın devleti ebedi kılacağını vurgulamaktadır. Metinde geçen 'Ötüken yir olurop arkış tirkiş ısar neŋ buŋug yo͡k' ifadesi, Ötüken'de oturup kervan gönderildiği takdirde hiçbir sıkıntı ve darlık çekilmeyeceğini, aksine ebedi bir ülkeye sahip olunacağını açıkça ortaya koyar.