Continuous and static variables like geography and history that shape foreign policy long-term. Example: Turkey's location at the crossroads of three continents remains a constant strategic factor.
Dynamic, short-term variables like shifts in global power or domestic politics. Example: The end of the Cold War forcing Turkey to re-evaluate its security alliances.
A deep-seated belief that external powers aim to divide and destroy Turkey. Example: The persistent suspicion of foreign interference in domestic affairs rooted in the 1920 Treaty of Sevres.
A diplomatic strategy of playing competing powers against each other to maintain security. Example: The Ottoman Empire's 19th-century policy of allying with one power to counter another.
The 1920 declaration defining the borders and sovereignty of the Turkish nation. Example: It served as the basis for the territorial claims later recognized in the Treaty of Lausanne.
An Ottoman administrative system where religious communities managed their own affairs. Example: Its abuse by Western powers to interfere in Ottoman domestic affairs led to modern Turkish skepticism of foreign involvement.
A political movement aiming for the union of Cyprus with Greece. Example: Turkey's resistance to Enosis since the 1950s is a key driver of its Mediterranean policy.
An act or event that provokes or justifies a war. Example: Turkey declaring a twelve-mile territorial water claim by Greece in the Aegean as a casus belli.
A world order where power is concentrated between two dominant states. Example: The Cold War era dominated by the US and the Soviet Union.
A world order where power is distributed among several states. Example: The pre-WWI 'Concert of Europe' where no single state dominated.
A NATO strategy allowing for non-nuclear responses to conventional attacks. Example: Adopted in 1967, it caused Turkish concern that the US might not use nuclear weapons to protect Turkey.
A period of easing tensions between the US and Soviet blocs in the 1960s/70s. Example: This period allowed Turkey to pursue more independent relations with the Soviet Union.
A political philosophy emphasizing popular sovereignty and equality. Example: It replaced the Ottoman dynastic rule with a nation-state structure.
The separation of religion from state affairs. Example: It allowed the new Republic to pursue peaceful relations with Western Christian states without the baggage of 'holy war' rhetoric.
An identity based on common citizenship rather than religion or race. Example: The Kemalist definition of the 'Turkish nation' as a building block of the new state.
A foreign policy preference for maintaining existing borders and order. Example: Turkey's refusal to pursue territorial expansion after the War of Independence.
The process of adopting Western political, social, and economic models. Example: Turkey's post-WWII alignment with the West as a path to modernization.
A concept suggesting that Turkey's geography gives it a unique role in regional politics. Example: Used in the 2000s to justify a more proactive foreign policy in the Middle East.
An institution established in 1881 to oversee Ottoman debt. Example: Its role in compromising sovereignty made the new Republic highly sensitive to foreign financial oversight.
An ideology aiming to unite all Muslims under one political entity. Example: Rejected by Atatürk to avoid the risks of religious-based conflicts with Western powers.
An ideology aiming to unite all Turkic peoples. Example: Discarded by the Republic to maintain focus on the national borders defined by the National Pact.
Developing nations that were often non-aligned during the Cold War. Example: Turkey's attempt to build relations with these nations in the 1960s to break its diplomatic isolation.
A 1964 letter from US President Johnson warning Turkey against unilateral intervention in Cyprus. Example: It triggered a major shift in Turkish public opinion against the US alliance.
The Greek nationalist goal of recreating a state encompassing all historically Greek areas. Example: It fueled the Greek-Cypriot push for Enosis, which Turkey viewed as a security threat.
A proactive, multi-directional foreign policy approach. Example: Used in the 2000s to describe Turkey's active engagement in multiple regional forums simultaneously.
Mevcut sınırları ve uluslararası düzeni koruma politikasıdır. Türkiye, Lozan sonrası dönemde sınırlarını korumak için bu ilkeyi benimsemiştir.
Batı'nın modernleşme, hukuk ve bilim standartlarını benimseme sürecidir. Atatürk döneminde bu, 'Batı'ya rağmen Batıcılık' olarak uygulanmıştır.
Çıkarlar doğrultusunda esnek ve gerçekçi politikalar izleme yeteneğidir. Türkiye, 1930'larda hem Almanya hem Sovyetler ile ekonomik ortaklık kurarak bunu göstermiştir.
Sorunları tek taraflı güç kullanımı yerine uluslararası örgütler ve bölgesel paktlar aracılığıyla çözme yaklaşımıdır.
Yeni Türk devletinin sınırlarını belirleyen ulusal antlaşmadır. Türkiye dış politikasını bu sınırları koruma üzerine inşa etmiştir.
1923'te imzalanan, Türkiye'nin bağımsızlığını ve egemenliğini uluslararası düzeyde tescil eden temel belgedir.
Yabancılara tanınan ekonomik ve hukuki ayrıcalıklardır. Lozan'da kaldırılması Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığı için kritiktir.
Osmanlı borçlarını yöneten kurumdur. 1954'te son taksitin ödenmesiyle Türkiye bu yükten tamamen kurtulmuştur.
Lozan'da Türkiye ve Yunanistan arasında yapılan, ulus-devlet yapısını homojenleştirmeyi amaçlayan zorunlu göçtür.
1934'te Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya arasında imzalanan bölgesel güvenlik paktıdır.
1937'de Türkiye, Irak, İran ve Afganistan arasında imzalanan, bölge güvenliğini amaçlayan paktır.
Koşulların değişmesi nedeniyle antlaşmaların feshedilebileceğini savunan uluslararası hukuk ilkesidir; Montrö'de kullanılmıştır.
1936'da Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki tam egemenliğini ve silahlandırma hakkını geri kazandığı antlaşmadır.
1938'de kurulan ve 1939'da Türkiye'ye katılan, Hatay meselesinin diplomatik çözümüyle ortaya çıkan devletçiktir.
İki blok arasında taraf tutmayarak, her iki tarafın da desteğini alan ve dengeyi değiştirebilen devlet statüsüdür.
Kendi etnik grubunun yaşadığı toprakları geri alma veya koruma çabasıdır. Hatay meselesi Türkiye için diplomatik bir irredentizm örneğidir.
1929'da başlayan ve dünya ekonomisini çökerten krizdir; 1930'ların revizyonist politikalarını tetiklemiştir.
Mevcut uluslararası düzeni güç kullanarak değiştirme arzusudur. 1930'larda İtalya ve Almanya bu politikayı izlemiştir.
I. Dünya Savaşı sonrası kurulan uluslararası barış örgütüdür; Türkiye 1932'de üye olmuştur.
Diplomatik baskı ve askeri gösterilerle karşı tarafı taviz vermeye zorlama yöntemidir; Hatay meselesinde kullanılmıştır.
Devletlerin uluslararası hukuk önünde eşit haklara sahip olmasıdır; Lozan'ın Türkiye'ye kazandırdığı en önemli statüdür.
Mevcut durumun korunması politikasıdır. Türkiye, II. Dünya Savaşı öncesinde sınırlarını ve rejimini korumak için statükonun devamından yana taraf olmuştur.
Mevcut uluslararası düzeni değiştirmeyi hedefleyen saldırgan dış politika anlayışıdır. Almanya ve İtalya, savaş öncesi dönemde revizyonist güçler olarak Türkiye'yi endişelendirmiştir.
Bir devletin iki büyük güç arasında kalarak, her iki tarafla da ilişkilerini koruyup kendi çıkarlarını maksimize etme çabasıdır. Türkiye, İngiltere ve Almanya arasında bu politikayı uygulamıştır.
Savaşan tarafların hiçbirine katılmama durumudur. Türkiye, savaşın büyük bölümünde bu statüyü korumaya çalışmıştır.
İki devletin birbirine saldırmayacağını taahhüt ettiği anlaşmadır. Türkiye, 1941'de Almanya ile bu tür bir pakt imzalayarak güvenliğini sağlamaya çalışmıştır.
Topçu üretiminde kullanılan stratejik bir madendir. Türkiye'nin Almanya ile ilişkilerinde ekonomik bir koz ve diplomatik bir pazarlık aracı olmuştur.
İstanbul ve Çanakkale Boğazları üzerindeki egemenlik ve geçiş haklarıdır. Sovyetler Birliği, savaş sonunda bu konuda Montreux Sözleşmesi'nin revize edilmesini talep etmiştir.
1943'te Müttefik liderlerin toplandığı ve Türkiye'nin savaşa katılım stratejilerinin tartışıldığı önemli bir zirvedir.
Churchill ve İnönü'nün 1943'te bir araya gelerek Türkiye'nin savaşa girmesi üzerine müzakere ettikleri toplantıdır.
1942'de Türkiye'de çıkarılan bir vergidir. Bazı tarihçiler tarafından savaş dönemi ekonomik zorlukları ve dış baskılarla ilişkilendirilen tartışmalı bir uygulamadır.
Türk dünyasının birliğini savunan akımdır. Savaş yıllarında Sovyetler Birliği'ne karşı bir tepki olarak Türkiye'de etkisini artırmıştır.
Müttefiklerin, Mihver devletlerinden beklediği teslimiyet biçimidir. Savaşın sonuna kadar çatışmaların devam etmesine neden olmuştur.
1945'te Müttefiklerin savaş sonrası dünyayı şekillendirdiği konferanstır. Türkiye'nin BM'ye katılımı için savaş ilanı şartı burada belirlenmiştir.
Bir ülkenin müttefik olduğu halde fiilen savaşa katılmaması durumudur. Türkiye 1940'ta bu statüyü ilan etmiştir.
Türkiye'nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasındaki coğrafi konumunu ifade eder. Bu konum, Türkiye'nin savaşta tarafsız kalmasını zorlaştıran en önemli faktördür.
Soğuk Savaş döneminde iki süper güç arasındaki gerilimin azaldığı yumuşama dönemidir. Türkiye için bu süreç, Sovyet tehdidinin azalması ve dış politikada çeşitlenme imkânı anlamına gelmiştir.
ABD'nin 1947'de komünist tehdit altındaki ülkelere yardım etme politikasıdır. Türkiye, bu doktrin kapsamında ABD'den ilk ciddi mali yardımlarını alarak Batı bloğuna dahil olmuştur.
II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'nın ekonomik kalkınması için ABD tarafından sağlanan yardımlardır. Türkiye'nin bu plana dahil edilmesi, Batı ile ekonomik entegrasyonunu hızlandırmıştır.
1955'te Türkiye, Irak, İran, Pakistan ve İngiltere arasında kurulan savunma paktıdır. Bölgede komünist yayılmayı durdurmayı amaçlamış ancak Arap dünyasında Türkiye'ye karşı şüphe yaratmıştır.
Kıbrıs'ın Yunanistan ile birleşmesini savunan ideolojidir. Türkiye'nin Kıbrıs politikasını doğrudan etkileyen ve adadaki çatışmaların temel kaynağı olan bir hedeftir.
Kıbrıs'ta Enosis hedefine ulaşmak için kurulan silahlı Rum örgütüdür. Türk nüfusa yönelik saldırıları, Türkiye'nin adaya müdahale sürecini tetiklemiştir.
ABD tarafından 1959'da Türkiye'ye yerleştirilen nükleer başlıklı füzelerdir. Küba Füze Krizi'nde pazarlık konusu olmuş ve 1963'te ABD tarafından sökülmüştür.
1964 Kıbrıs krizi sırasında ABD Başkanı Johnson'ın Türkiye'ye gönderdiği mektuptur. Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesini engellemiş ve Batı ittifakına olan güveni sarsmıştır.
Savaş nedeni anlamına gelen terimdir. Türkiye, Yunanistan'ın Ege'deki karasularını 12 mile çıkarmasını bu şekilde tanımlamıştır.
1963'te Türkiye ile AET arasında imzalanan, tam üyeliği hedefleyen ortaklık anlaşmasıdır. Avrupa ile entegrasyon sürecinin hukuki temelini oluşturur.
Ege Denizi'nde karasularının genişliği ile ilgili Türkiye ve Yunanistan arasındaki anlaşmazlıktır. Yunanistan 12 mil isterken, Türkiye 6 milin korunmasını savunmuştur.
Ege'de deniz yatağının paylaşımı ile ilgili Türkiye ve Yunanistan arasındaki hukuki ve siyasi anlaşmazlıktır.
Türkiye'nin Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde başlattığı devasa sulama ve enerji projesidir. Suriye ve Irak ile su paylaşımı konusunda gerilime neden olmuştur.
Türkiye'nin 1975'te de facto üye olduğu, İslam ülkelerinin iş birliği platformudur. Türkiye, laik yapısı nedeniyle örgütün daha çok ekonomik yönüne odaklanmıştır.
Avrupa Birliği'nin temeli olan ekonomik örgüttür. Türkiye'nin 1959'dan itibaren üyelik hedeflediği ve ilişkilerinin inişli çıkışlı seyrettiği ana yapıdır.
Türkiye'nin 1960'lardan sonra Batı dışındaki bloklarla (Sovyetler, Orta Doğu, Bağlantısızlar) ilişkilerini geliştirme stratejisidir.
1974'te Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanarak adaya yaptığı askeri müdahaledir. Türkiye'nin dış politikada bağımsız hareket edebileceğini kanıtlamıştır.
1975'te Türkiye'nin Ege kıyılarını savunmak amacıyla kurduğu dördüncü ordudur. Yunanistan'ın adaları silahlandırmasına karşı bir denge unsuru olmuştur.
Türkiye'nin jeopolitik konumunu ve tarihsel mirasını kullanarak bölgesel ve küresel bir merkez ülke olma vizyonudur. Örneğin, Türkiye'nin Balkanlar ve Orta Doğu arasındaki köprü rolünü aşarak merkez aktör haline gelmesi.
Zorlama veya ödeme yerine, kültürel cazibe, demokratik değerler ve ikna yoluyla dış politika hedeflerine ulaşma kapasitesidir. Türkiye, TİKA ve Türk Hava Yolları gibi araçlarla bu gücü kullanmıştır.
Türkiye'nin sadece kıtaları birbirine bağlayan pasif bir köprü değil, bölgesel sorunların çözümünde ve küresel siyasette belirleyici olan aktif bir aktör olmasıdır.
Dış politikanın krizlere tepki vermek yerine, uzun vadeli barış, istikrar ve refah hedefleri doğrultusunda proaktif bir şekilde kurgulanmasıdır.
Dış politikanın tutarlılığını sağlamak için tüm bölgelere (Batı ve Doğu) yönelik politikaların birbirini tamamlayıcı bir bütünlük içinde yürütülmesidir.
Türkiye'nin uluslararası örgütlerde ve platformlarda daha sık ve aktif bir şekilde yer alarak görünürlüğünü artırmasıdır; BM Güvenlik Konseyi üyeliği buna örnektir.
Komşu ülkelerle olan tarihsel ve siyasi sorunların diyalog ve ekonomik iş birliği yoluyla çözülerek dostane ilişkiler kurulmasıdır.
Türkiye'nin güvenlik odaklı tek taraflı politikalar yerine ekonomik, kültürel ve siyasi değerleri de içeren geniş bir yelpazede dış politika yürütmesidir.
Dış politika yapımında sadece devletin değil, iş dünyası ve sivil toplum örgütlerinin de aktif rol alarak ilişkileri çeşitlendirmesidir.
Türkiye'nin eski Osmanlı toprakları üzerinde emperyal bir güç yansıtma çabası olduğu iddiasıyla eleştirilen bir kavramdır; AKP bunu reddetmiştir.
Türkiye'nin Batı ittifakından uzaklaşıp Doğu'ya (İran, Suriye, Rusya) yaklaştığı yönündeki tartışmalardır; 2003 Irak tezkeresi bu tartışmanın bir örneğidir.
Uluslararası krizlerde pasif kalmak yerine, arabuluculuk ve siyasi diyalog yoluyla çatışmaları önleme çabasıdır.
Terörle mücadele süreçlerinde bireysel özgürlüklerin kısıtlanmadan ulusal güvenliğin sağlanması ilkesidir.
Türkiye'nin kalkınma yardımlarını koordine eden ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde yumuşak güç aracı olarak kullanılan kurumdur.
1998 yılında Türkiye ve Suriye arasında imzalanan, PKK'ya karşı iş birliğini öngören ve ilişkilerin normalleşmesini sağlayan kritik bir belgedir.
Komşu ülkelerle (Rusya, Suriye vb.) ilişkileri kurumsallaştırmak ve bakanlar düzeyinde düzenli toplantılarla yönetmek için oluşturulan mekanizmadır.
PKK'nın İran kolu olarak bilinen, Türkiye ve İran'ın ortak güvenlik kaygısı duyduğu terör örgütüdür.
Türkiye ve Rusya arasındaki stratejik ortaklığın en somut enerji projelerinden biridir.
Rusya'dan Türkiye'ye ve Avrupa'ya doğal gaz taşıması planlanan, stratejik iş birliğinin bir parçası olan boru hattı projesidir.
Türkiye'nin Finlandiya ile birlikte başlattığı ve BM Genel Kurulu tarafından kabul edilen çatışma çözümü girişimidir.
Türkiye'nin aktif bir üyesi olduğu ve ritmik diplomasi kapsamında önem verdiği küresel ekonomik platformdur.
1997 yılında İran Büyükelçisi'nin katıldığı bir etkinlik sonrası Türkiye-İran ilişkilerinin bozulmasına yol açan diplomatik krizdir.
2003 yılında TBMM tarafından reddedilen, ABD askerlerinin Türkiye üzerinden Irak'a girmesine izin vermeyen karardır.
Türkiye ile Rusya gibi ülkeler arasında enerji, güvenlik ve siyaset alanlarında kurulan kapsamlı iş birliği seviyesidir.
Türkiye'nin çevresindeki ülkelerle ekonomik ve siyasi sınırları yumuşatarak ortak bir refah alanı oluşturma hedefidir.
Ahmet Davutoğlu tarafından geliştirilen, Türkiye'nin tarihsel ve coğrafi potansiyelini kullanarak bölgesel ve küresel bir güç haline gelmesini hedefleyen dış politika doktrinidir. Örneğin; Türkiye'nin Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkasya'da eş zamanlı aktif olması bu doktrinin bir yansımasıdır.
Bir devletin dış politikasında köklü bir yön değişikliği yapmasıdır. Türkiye özelinde, Batı ittifakından kopup Doğu'ya yöneldiği iddiaları bu kavramla tartışılmıştır.
Türkiye'nin çevresindeki ülkelerle tarihsel ve siyasi anlaşmazlıkları çözerek ekonomik ve siyasi iş birliğini artırmayı amaçlayan ilkedir. Suriye ile 2000'li yıllarda kurulan yüksek düzeyli iş birliği konseyi buna örnektir.
2010 yılı sonunda Tunus'ta başlayıp Orta Doğu ve Kuzey Afrika'ya yayılan, otoriter rejimleri hedef alan halk ayaklanmaları dalgasıdır. Türkiye bu süreçte demokratik geçişi desteklemiştir.
Bir ülkenin askeri güç kullanmadan, kültür, ekonomi ve demokratik değerler gibi araçlarla diğer ülkeleri ikna etme yeteneğidir. Türkiye'nin 'model ülke' olarak sunulması bir yumuşak güç uygulamasıdır.
Türkiye'nin bölgesel krizlerdeki ilkeli duruşu nedeniyle yalnız kalmasını, ancak bu yalnızlığın 'yanlış' rejimlerle iş birliği yapmaktan daha onurlu olduğunu savunan dış politika söylemidir.
Türkiye'nin AB ve NATO gibi Batılı yapılardan uzaklaşıp Rusya, İran veya Orta Doğu merkezli bir dış politikaya kaydığı yönündeki eleştirel tartışmadır.
Türkiye'nin Müslüman kimliği ile Batılı demokrasiyi birleştiren, ekonomik olarak gelişmiş bir örnek olarak bölge ülkelerine sunulmasıdır. ABD ve AB, Arap Baharı sürecinde Türkiye'yi bu şekilde tanımlamıştır.
Türkiye, Rusya ve İran'ın Suriye'deki iç savaşı sona erdirmek ve çatışmasızlık bölgeleri oluşturmak amacıyla başlattığı diplomatik müzakere sürecidir.
Bir devletin yurt dışında yaşayan vatandaşlarıyla bağlarını güçlendirmesi ve onları bir lobi gücü olarak kullanmasıdır. Türkiye'de 'Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı' bu amaçla kurulmuştur.
Dış politikada insani yardımların ve açık kapı politikasının (mülteci kabulü gibi) bir araç olarak kullanılmasıdır. Türkiye'nin Suriyeli mültecilere yönelik politikası buna örnektir.
Bir ülkenin kültürünü, dilini ve değerlerini tanıtarak uluslararası alanda sempati ve destek kazanmasıdır. Yunus Emre Enstitüsü'nün faaliyetleri bu kapsamdadır.
Dış politikanın sadece kriz odaklı değil, tüm bölgeleri kapsayan tutarlı ve bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesidir.
Türkiye'nin uluslararası platformlarda aktif, hızlı ve çok yönlü bir şekilde yer almasını ifade eden dış politika prensibidir.
Türkiye'nin eski Osmanlı coğrafyasındaki ülkelerle tarihsel bağlarını kullanarak yeniden etkili olma çabası olarak nitelendirilen, ancak resmi politika yapıcılar tarafından stratejik derinliğin bir parçası olarak görülen yaklaşımdır.
Askeri veya ekonomik zorlama yerine, kültürel değerler ve çekicilik yoluyla diğer aktörleri etkileme yeteneğidir. Örn: Türkiye'nin dizileri ve kültürel etkinlikleri aracılığıyla bölgede hayranlık uyandırması.
Bir devletin kendi değerlerini ve politikalarını yabancı kamuoyuna anlatarak destek kazanma çabasıdır. Örn: Yunus Emre Enstitüsü'nün yurtdışında paneller düzenlemesi.
Kültürel faaliyetlerin (sanat, dil, eğitim) dış politika hedefleri doğrultusunda kullanılmasıdır. Örn: YEE'nin Balkanlar'da Türkçe öğretmesi.
Yurtdışında yaşayan vatandaşların veya soydaşların lobi gücü olarak organize edilmesidir. Örn: YTB'nin yurtdışındaki Türkleri siyasi katılıma teşvik etmesi.
Doğal afet veya savaş gibi kriz anlarında sivil kanallarla yapılan acil yardımlardır. Örn: TİKA'nın Somali'deki kuraklık sonrası bölgeye yardım götürmesi.
Dünya genelinde ekonomik ve teknik yardım sağlayan, bu sayede prestij kazanan ülke statüsüdür. Örn: Türkiye'nin 2013'te dünyanın en büyük 4. donörü olması.
Bilimsel iş birliği yoluyla devletler arasında diyalog kurma ve yumuşak güç oluşturma sürecidir. Örn: TABİP projesi ile bilim insanlarının etkileşimi.
Türkiye'nin 2000'li yıllarda İslam dünyasına sunduğu demokratik ve ekonomik kalkınma örneğidir. Örn: Orta Doğu'daki değişim süreçlerinde Türkiye'nin ilham kaynağı olarak görülmesi.
Askeri güç ve ekonomik yaptırımlar gibi zorlayıcı yöntemlerdir. Örn: Bir ülkenin askeri müdahale ile amacına ulaşması.
Yumuşak ve sert güç kaynaklarının stratejik bir kombinasyonudur. Örn: Türkiye'nin hem insani yardım (yumuşak) hem de bölgesel güvenlik (sert) politikalarını eşgüdümlü kullanması.
Türkiye'nin dış politikasının Batı'dan Doğu'ya veya İslam dünyasına doğru kaydığına dair tartışmalardır. Örn: Orta Doğu'ya yönelik artan diplomatik ilginin eleştirilmesi.
Osmanlı coğrafyasındaki ülkelerle tarihsel ve kültürel bağları yeniden canlandırma vizyonudur. Örn: Balkanlar ve Orta Doğu'da yürütülen kültürel restorasyon projeleri.
Türk dilinin ve kültürünün dünya üniversitelerinde öğretilmesini amaçlayan akademik bir girişimdir. Örn: YEE'nin yurtdışındaki üniversitelere öğretim görevlisi göndermesi.
Küresel Kamu Diplomasisi Ağı; farklı ülkelerin kamu diplomasisi kurumlarının iş birliği platformudur. Örn: Türkiye'nin bu ağın dönem başkanlığını yapması.
Gelişmekte olan ülkelere altyapı, eğitim ve sağlık alanında sağlanan uzun vadeli desteklerdir. Örn: TİKA'nın inşa ettiği okullar ve hastaneler.