Ders Raporu
← (B) Biyokimya 1
Ders Raporu

(B) Biyokimya 1

Fen Fakültesi » Kimya Bölümü Biyokimya Anabilim Dalı » Ankara Üniversitesi ANKADEM · 14 ünite

Konu Özeti

Ünite 1: Yaşam Ortamı ve Su: Yaşamın Moleküler Anlamı, Aktivasyon Enerjisi, Su, Suyun

Su, canlı organizmaların en hayati ve temel bileşenlerinden biridir. Oksijensiz solunum yapabilen veya oksijensiz ortamda yaşayabilen bazı canlı türleri var olmasına rağmen, susuz bir yaşamın sürdürülmesi biyolojik olarak imkansızdır. Çünkü canlılığın devamını sağlayan ve metabolizmayı ayakta tutan tüm biyokimyasal reaksiyonlar ve metabolik olaylar sulu çözeltiler içinde gerçekleşmektedir.

Ünite 2: Karbohidratların Genel Özellikleri ve Önemi

Karbohidratlar, doğada en çok bulunan organik molekül gruplarından biridir ve canlılar için temel enerji kaynağı olarak görev yaparlar. Temel işlevleri bu moleküllerin yakılmasıyla hücresel enerji elde edilmesidir. Sadece serbest basit şekerler halinde bulunmazlar; aynı zamanda pek çok farklı organik ve inorganik bileşikle bağ kurarak biyolojik fonksiyonlar üstlenirler.

Ünite 3: Glikozid Oluşumu, Disakkaritler, Oligosakkaritler, Polisakkaritler, Homopolisakkaritler

Monosakkaritler, yapılarında bulunan karbonil ve hidroksil gruplarının kimyasal özelliklerinden ötürü bu grupların tipik reaksiyonlarını vermektedir. Bu reaksiyonların başında ester oluşumu, özellikle de fosfat esterlerinin sentezi gelmektedir. Monosakkarit moleküllerine fosfat grubunun bağlanması süreci 'fosforilasyon' olarak adlandırılmaktadır.

Ünite 4: Karbohidratlar: Monosakkaritler ve Sınıflandırılmaları, Monosakkaritlerin

Depo polisakkaritleri arasında en önemlilerinden biri olan nişasta, bitkilerin kök, meyve ve tohumlarında yoğun olarak bulunmakla birlikte bitkinin tüm kısımlarında yer alabilir. Hücre içinde sitoplazmada ilgili enzimlerle birlikte granüller halinde bulunur ve bu nişasta granüllerinin büyüklüğü ile şekli elde edildiği bitkisel kaynağa göre değişiklik gösterir. Besinsel olarak hububatlar, patates, kuruyemişler ve baklagiller nişasta bakımından oldukça zengindir.

Ünite 5: Şilomikronlar, Vldl, LDL, HDL

Lipitler, genel olarak suda çözünmeyen, eter, benzen ve kloroform gibi organik çözücülerde çözünebilen önemli bileşiklerdir. Canlı organizmaların en temel enerji kaynaklarından biri olan lipitler, yapı ve fonksiyon açısından kendi aralarında büyük çeşitlilik gösterirler. Hücre ve organel zarlarının temel yapı taşlarını oluştursalar da, protein ve karbonhidratlar gibi polimer yapı oluşturmazlar.

Ünite 6: Fosfosfingozidler, Glikolipidler ve Sınıflandırması, Ganglizoidler, Mumlar, Steroidler

Sifingolipitlerin kimyasal yapısında gliserol molekülü bulunmaz; bunun yerine sifingozin veya onun benzeri bir amino alkol baz yapısı yer alır. Genellikle beyin ve sinir dokularında oldukça bol miktarda bulunurken, bitki hücre zarlarında ise daha az miktarlarda gözlenir. Sifingolipitler temel olarak iki ana gruba ayrılır: Sifingomyelinler ve glikosifingolipitler.

Ünite 7: Proteinlerin Önemi ve Temel Yapı Taşları

Proteinler, hücrelerde en fazla bulunan makromoleküller olup canlıların kuru ağırlığının yaklaşık % 50'sini oluştururlar. Protein kelimesi, Yunanca "en önemli" anlamına gelen "proteius" sözcüğünden türetilmiştir. Biyolojik sistemlerde yapısal ve işlevsel olarak neredeyse tüm hayati süreçlerde anahtar rol oynayan çok sayıda protein çeşidi bulunmaktadır.

Ünite 8: Peptit Bağı ve Özellikleri

Bir amino asidin alfa-amino grubu ile ikinci bir amino asidin alfa-karboksil grubunun reaksiyona girmesi ve bu sırada bir molekül su açığa çıkması sonucunda dipeptit oluşur. Bu birleşmeyi sağlayan kovalent krakterli bağa peptit bağı adı verilir. Peptit bağı, moleküler yapısındaki rezonans etkisinden ötürü yaklaşık yüzde kırk oranında kısmi çift bağ karakteri sergiler.

Ünite 9: Enzimlerin Genel Özellikleri ve Tarihsel Gelişimi

Enzimler, proteinlerin en büyük ve en çok özelleşmiş grubunu oluştururlar. Canlı organizmalardaki kimyasal reaksiyonları hızlandıran ve hiçbir yan ürün oluşturmadan yüzde yüzlük bir ürün verimi sağlayan biyolojik katalizörlerdir. Katalitik RNA moleküllerinin küçük bir grubu hariç olmak üzere, bütün enzimler protein yapısındadır ve mol kütleleri 10^4 ile 10^6 dalton arasında değişmektedir.

Ünite 10: Enzim Aktivitesini Etkileyen Faktörler ve pH

Enzimler tarafından katalizlenen kimyasal reaksiyonların hızını doğrudan etkileyen birçok farklı faktör bulunmaktadır. Bu faktörler arasında ortamın pH derecesi, ısı, ışık gibi fiziksel etmenler, enzim konsantrasyonu, substrat konsantrasyonu, zaman, reaksiyon ürünleri ve ortamda bulunan çeşitli iyonlar yer alır. Ayrıca hormonlar ve diğer biyokimyasal faktörler de enzim aktivitesinde düzenleyici rol oynar.

Ünite 11: Ve Sekonder Yapısı, Dna Replikasyonu, Dna Türleri, Dna'nın Kimyasal Özellikleri, Dna'nın

Nükleik asitler, canlılardaki genetik bilgiyi taşıyan ve bu bilginin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan en temel biyomoleküllerdir. İlk defa hücre çekirdeğinden 1869 yılında izole edilmişlerdir. Bu makromoleküllere 'nükleik asit' denilmesinin temel sebebi, yapılarında bulunan fosfat gruplarının güçlü bir şekilde asidik özellik göstermesidir.

Ünite 12: Nükleozomlar ve Kromatin Yapısı

Nükleozomlar, DNA ipliğinin histon adı verilen proteinler üzerine sarılmasıyla oluşan yaklaşık 100 A° aralıklarla yerleşmiş 4'lü formdaki nükleoprotein yapılardır. Bu paketleme mekanizması sayesinde uzun DNA şeritleri hücre çekirdeğine sığabilecek şekilde bobinler halinde düzenlenir ve nihayetinde kromozomları meydana getirir. Ökaryotik hücrelerde DNA'ya bağlı bulunan proteinler genel olarak iki ana sınıfa ayrılır: Bunlar küçük yapıdaki histon proteinleri ve histon olmayan kromozomal proteinlerdir.

Ünite 13: Vitaminlerin Genel Tanımı ve Sınıflandırılması

Hücresel metabolik reaksiyonlar için çok az miktarları yeterli olan ve eksikliklerinde çeşitli metabolik sorunlara neden olan organik bileşiklere vitamin adı verilir. Kelime anlamı 'hayat amini' olan bu maddelerin birçoğu günümüzde amin yapısında olmamasına rağmen geleneksel olarak bu isimle anılmaktadır. Diğer organik besin maddelerinden farklı olarak dokuların yapısına katılmazlar ve organizmaya doğrudan enerji sağlayamazlar.

Ünite 14: Biyotin (B7 Vitamini) ve Özellikleri

Biyotin, birbiriyle kondanse olmuş bir imidazol ve bir tiyofen halkasından meydana gelmiş olan ve vücutta kritik metabolik görevler üstlenen bir B grubu vitaminidir. Bu önemli vitamin ilk olarak 1935 yılında karaciğer ekstraktlarından izole edilmiştir ve canlı organizmalarda enzimlere lizin amino asidi ile bağlanarak kovalent bir form oluşturur; bu bağlı forma biyositin adı verilmektedir. Pirüvat karboksilaz enzimi, ATP ve biyotin varlığında vücuttaki temel karboksilasyon reaksiyonlarını katalizler.

Öne Çıkan Kavramlar

Dipolar YapıBir molekülün içerisinde pozitif ve negatif yüklerin farklı uçlarda kümelenmesi durumudur. Metinde su molekülünün dipolar yapısı vurgulanmakta olup, bu özellik onun diğer sıvılardan çok daha iyi bir çözücü olmasını sağlar.
Hidrojen BağıBir su molekülünün oksijen atomu üzerindeki kısmi negatif yük ile komşu su molekülünün hidrojen atomu üzerindeki kısmi pozitif yük arasında meydana gelen kuvvetli elektrostatik çekim etkileşimidir. Su moleküllerinin tetrahedral dizilimi sayesinde her su molekülü 4 komşu su ile bu bağı yapma eğilimindedir.
ÇözünürlükHerhangi bir katı, sıvı veya gaz maddenin sabit sıcaklıkta, belirli bir hacim çözücüde (örneğin 1000 ml suda) çözünebilen maksimum miktarıdır. Birçok katı ve sıvının çözünürlüğü sıcaklıkla artarken gazlarınki azalır.
Koligatif ÖzelliklerÇözünen moleküllerin çözücünün bazı fizikokimyasal özelliklerinde meydana getirdiği değişikliklerdir. Bu değişikliklerin miktarı çözünen maddenin kimyasal cinsine değil, doğrudan doğruya çözünen toplam tanecik sayısına bağlıdır.
Osmoz ve Osmatik BasınçYarı geçirgen (semi-permeable) bir zardan sadece su moleküllerinin geçiş yapması osmoz olayını tanımlar. Çözünmüş taneciklerin çözelti içinde oluşturdukları kinetik basınç ise osmotik basınç adını alır ve konsantrasyon ile sıcaklıkla doğru orantılıdır.
DifüzyonDenge halindeki bir çözeltide çözünen moleküllerin homojen dağılım göstermesi durumudur. Çözelti içerisinde konsantrasyon farklılığı (konsantrasyon gradienti) bulunduğunda, moleküller konsantrasyonu her yerde eşit kılmak için hareket ederler.
Lewis Asit-Baz TarifiSulu çözeltilerin yanı sıra susuz çözeltilerde de uygulanabilen en geniş kapsamlı asit-baz tanimidir. Bu tarif göre bir elektron çifti kabul edebilen maddeler asit, verebilen maddeler ise baz olarak sınıflandırılır.
Brönsted-Lowry Asit-Baz TarifiSeyreltik sulu çözeltilerde en çok kullanılan asit-baz tanimidir. Bu tarife göre proton (H+) verebilen kimyasal türler asit, proton alabilen kimyasal türler ise baz olarak kabul edilir.
Tampon ÇözeltiBir zayıf asidin eşlenik bazıyla veya bir zayıf bazın eşlenik asidiyle bir arada bulunduğu çözelti sistemleridir. Ortama dışarıdan çok yüksek düzeyde olmayan asit veya baz eklendiğinde pH değerinin sabit kalmasını sağlar.
Asidozis ve AlkalozisVücut sıvılarındaki asit-baz dengesi bozukluklarını ifade eden klinik sınıflandırmalardır. Asidozis durumunda plazmadaki asidik özellik artarken, alkalozis durumunda OH- iyonları derişimi yükselir ve pH değeri azalır.
MonosakkaritDaha basit şekerlere hidroliz edilemeyen, tek bir polihidroksi aldehit veya polihidroksi keton içeren en basit karbohidrat birimidir. Örnek olarak glikoz, fruktoz ve riboz verilebilir.
Asimetrik KarbonDört bağına da birbirinden tamamen farklı atom veya kimyasal grupların bağlanmış olduğu karbon atomudur. Bu karbon atomunun varlığı stereoizomerizme yol açar.
StereoizomerAynı moleküler formüle ve atom bağlantılarına sahip olmasına rağmen uzaysal dizilimleri farklı olan ve birbirinin ayna görüntüsü olup çakışmayan izomerlerdir. D- ve L- gliseraldehit buna örnektir.
AldozYapısında fonksiyonel bir aldehit grubu bulunduran monosakkarit sınıfıdır. En basit üyesi üç karbonlu gliseraldehittir.
Ketozİkinci karbon atomunda bir keton grubu içeren monosakkarit sınıfıdır. En basit üyesi dihidroksiasetondur ve fruktoz biyolojik açıdan önemli bir örneğidir.
MutorotasyonMonosakkaritlerin halkalı alfa ve beta anomerlerinin sulu çözeltide birbirine dönüşmesi ve buna bağlı olarak polarize ışığı çevirme açısının zamanla değişerek belirli bir denge değerinde sabitlenmesi olayıdır.
Glikozidik BağMonosakkaritlerin kendi aralarında su açığa çıkararak veya bağlanarak disakkarit, oligosakkarit ve polisakkaritleri oluşturmasını sağlayan kovalent bağ türüdür.
PolisakkaritPek çok monosakkarit ünitesinin glikozidik bağlarla birbirine bağlanması sonucu oluşan yüksek moleküler ağırlıklı polimerlerdir. Nişasta ve sellüloz bu sınıftadır.
AnomerMonosakkaritlerin halkalı yapısı sırasında birinci karbon atomunun konumuna bağlı olarak oluşan alfa ve beta stereoizomerik formlarıdır.
OligosakkaritBirkaç monosakkarit ünitesinin glikozidik bağlar vasıtasıyla birbirine bağlanarak polimerize olmasından meydana gelen ara karbonhidrat molekülleridir.
FosforilasyonMonosakkarit moleküllerine fosfat grubunun kovalent bağlarla bağlanması sürecidir. Hücresel hidrokarbon metabolizmasında büyük öneme sahip olan trioz ve hegzoz fosfatların oluşumunu sağlar.
İndirgen ŞekerYapısında serbest karbonil grubu bulunduran ve özellikle bazik ortamda bakır, gümüş gibi metal iyonlarını indirgeyebilen şekerlerdir. Örnek olarak maltoz ve glikoz verilebilir.
OsazonSerbest aldehit veya keton içeren şekerlerin aşırı fenilhidrazin ile ısıtılması sonucu oluşan sarı renkli, kristal yapılı ve düşük çözünürlüğe sahip bileşiklerdir. Şekerlerin laboratuvarda tanınmasında kullanılır.
Aldonik AsitZayıf yükseltgen maddelerin aldozların sadece aldehit grubunu yükseltgemesi sonucu oluşan şeker asitleridir. Glikozun yükseltgenmesiyle glikonik asit elde edilir.

Sınavda Dikkat Et

  • Suyun dipolar yapısı ile apolar hidrokarbonlar arasındaki çözünmeme ilişkisini karıştırmayın; apolar bileşiklerde iyon-dipol etkileşimi yoktur.
  • Hidrojen bağının O atomu üzerindeki kısmi negatif ile H atomu üzerindeki kısmi pozitif yük arasında oluştuğunu unutmayın.
  • Koligatif özelliklerin çözünen maddenin cinsine değil, doğrudan çözünen tanecik sayısına bağlı olduğu sınavda sık sorulan bir detaydır.
  • Osmoz ve difüzyon tanımlarını karıştırmayın; osmoz sadece suyun yarı geçirgen zardan geçişidir.
  • Lewis tarifi ile Brönsted-Lowry tarifinin farkını iyi öğrenin; Lewis elektron çifti (akseptör/donör), Brönsted ise proton (H+) alışverişi üzerinedir.
  • Tampon çözeltilerin dışarıdan gelen aşırı asit/baz eklemelerinde pH değişimini engellediğini ve saf su ile farkını akılda tutun.
  • Protein tamponlarında pH yükseldiğinde karboksil gruplarının H+ verdiğini, pH düştüğünde amino gruplarının H+ çektiğini unutmayın.
  • Dihidroksiasetonun asimetrik karbon atomu içermeyen tek monosakkarit olduğu bilgisi sınavda çeldirici olarak sıklıkla sorulur.
  • Alfa-D-glikopiranozun başlangıç çevirme açısının +113 derece, beta formunun ise +19 derece olduğunu ve her ikisinin de +52 derecede sabitlendiğini ezberleyin.
  • Monosakkaritlerin hidrolizle daha basit birimlere ayrılamayacağı kuralı temel bir tanım sorusudur, dikkat edin.
  • Aldozların en basit üyesinin gliseraldehit (3 karbonlu), ketozların en basit üyesinin ise dihidroksiaseton olduğunu karıştırmayın.
  • Denge karışımındaki yüzde 36 alfa ve yüzde 63 beta anomer oranları sayısal sorular için kritik bir veridir.