← Ünite 12

Ünite 12: Afetlerde Risk ve Kriz Yönetiminde Kurumsal ve Örgütsel Organizasyonlar — Konu Anlatımı

1Giriş ve Afet Yönetiminde Kurumsal Yapıların Rolü

Afetlerde risk ve kriz yönetimi süreçlerinde toplumların karşılaştığı yıkıcı etkileri en aza indirmek amacıyla kurumsal yapılara hayati derecede ihtiyaç duyulur. Bu yapılar sivil toplum kuruluşları (STK) ve devlet kurumları şeklinde organize olmaktadır. Ancak finansal yetersizlikler, koordinasyon eksiklikleri ve örgütsel zayıflıklar nedeniyle hem yerel yönetimler olan belediyeler hem de merkezî hükûmetler kurumsal nitelikli sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Bu sorunların aşılması için afet risk ve kriz yönetimleri sırasında 'Kim yönetilecektir?', 'Yönetilecek olan olay nedir?', 'Afetler için örgütsel ve yönetsel olanaklar yeterli midir?', 'Kurumsal sorunlar nelerdir?' ve 'Afet nerede yönetilecektir?' sorularına net cevaplar aranmalıdır.

Afet yönetimi; afetlerin önlenmesi, zararlarının azaltılması, afet anında hızlı ve etkili müdahale edilmesi ve afet sonrasında etkilenen topluluklar için daha güvenli yeni yaşam çevrelerinin oluşturulması amacıyla yürütülen topyekûn bir mücadele sürecidir. Bu süreç çok yönlü, çok disiplinli, çok aktörlü ve dinamik bir yapıya sahiptir. Devlete ait kamu kurumları bu süreçte yönetmek, yönlendirmek ve denetlemek üzere üç temel hedef doğrultusunda çalışırken, sivil toplum kuruluşları kamu yararını gözeterek kamuya yardımcı olmak amacıyla faaliyet gösterirler. Yerel yönetimler ise operasyonel faaliyetler açısından sahada en etkin ve hızlı hareket edebilen kurumlardır.

Afet yönetiminde en kritik unsurlardan biri bilgiye olan ihtiyaçtır. Afet öncesinde senaryoların hazırlanması ve afet anında operasyonel faaliyetlerin yürütülmesi esnasında doğru bilgiye ulaşmak hayati önem taşır. Acil durum yöneticileri, hazırlayacakları eylem planlarında bölgenin nüfus yapısını, spesifik ihtiyaçlarını, etkilenecek alanları, hedefleri ve mevcut kaynakları net olarak tanımlamalıdır. Bütüncül bir bakış açısıyla; risk yönetiminin 'hazırlıklı olma' ve 'risk azaltma' aşamaları ile kriz yönetiminin 'müdahale' ve 'iyileştirme' aşamaları kesintisiz bir iletişim ve bilgi akışı mekanizmasıyla desteklenmelidir.

2Afetlerde Operasyonel Planlama Adımları ve SPHERE Projesi

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), operasyon planlarının geliştirilmesinde acil durum yöneticilerine rehberlik edecek on önemli adım tanımlamıştır. Bu adımlar; ihtiyaçların önceliklendirilmesi, kaynakların ve yerel kapasitenin değerlendirilmesi, operasyon amaçlarının ve bütçesinin tanımlanması, gerçekçi hedeflerin belirlenmesi, alternatif yöntemlerin üretilmesi, en etkin yöntemin seçilmesi, sorumluların belirlenmesi, planın izlenmesi, eylem planı prosedürlerinin oluşturulması ve resmî yetkililerden onay alınması süreçlerini kapsar. Bu planlama adımlarının afet öncesindeki risk yönetimi evresinde tamamlanması, eğer yapılamamışsa kriz anında ivedilikle devreye sokulması gerekir.

Afetlerin yıkıcı etkilerini azaltmak ve müdahalede uluslararası standartları yakalamak amacıyla geliştirilen en önemli girişimlerden biri SPHERE Projesi'dir (Afete Müdahalede Asgari Standartlar İnsani Yardım Sözleşmesi). 1994 yılında Ruanda'da yaşanan iç savaşın ardından, insani yardım çalışmalarında yaşanan koordinasyonsuzluk ve kaynak israfı nedeniyle ölümlerin engellenememesi üzerine başlatılan bu proje, insani yardımın kalitesini artırmayı ve hesap verebilirliği sağlamayı amaçlar. Proje; su tedariği, sanitasyon, hijyen, gıda güvenliği, beslenme, barınma ve sağlık hizmetleri gibi temel alanlarda asgari standartları belirler.

SPHERE Projesi'nin iki temel prensibi vardır: Çatışma ve afet sonucu meydana gelen acıları dindirmek için mümkün olan tüm adımları atmak ve afetzedelerin onurlu bir şekilde yaşama hakkına saygı göstererek gereken yardımı ulaştırmaktır. Bu çerçevede hazırlanan el kitabı; uluslararası insani hukuk, insan hakları hukuku ve mülteci hukukunu esas alır. Devletlerin ve yardım kuruluşlarının yasal sorumluluklarına dikkat çeken bu sözleşme, yerel otoritelerin yetersiz kaldığı durumlarda insani yardım kuruluşlarının müdahalesine izin verilmesi gerektiğini savunur.

3Yerel Afet Risk Yönetimi ve Toplum Tabanlı Yaklaşımlar

Yerel afet risk yönetimi, merkezî yönetimlerin yanı sıra yerel aktörlerin ve sivil toplumun sürece dahil edilmesini zorunlu kılar. 1997-1999 yılları arasında Kosta Rika, Guatemala, Nikaragua ve Panama'da uygulanan Yerel Yönetim Sistemi Modeli, kırılganlıkların önceden tespit edilmesi ve risk azaltma çalışmalarında yerel halkın katılımını esas almıştır. Bu modelde; kırılgan nüfus yapısının incelenmesi, yerel STK'ların tespiti, rol ve sorumlulukların belirlenmesi, toplumsal farkındalık eğitimleri ve risk azaltma faaliyetleri bir bütün olarak yürütülmüştür.

Toplum tabanlı projeler; afet haritalama, sanitasyon bilgilendirmesi, koruyucu sağlık ve rehabilitasyon çalışmalarını kapsar. Afet öncesinde proaktif (önleyici) çalışmaların yapılması, afet anında reaktif (tepkisel) kalmaktan çok daha etkilidir. Yerel düzeyde yürütülen bu çalışmalar disiplinler arası bir yaklaşımla planlanmalı, erken uyarı sistemleri kurulmalı ve halkın eşik seviyelerine göre uyarılması sağlanmalıdır. Afet sonrasında ise hayatın en kısa sürede normale dönmesi için hasar tespiti ve planlı iyileştirme faaliyetleri devreye sokulmalıdır.

4Afet Risk ve Kriz Yönetiminde Görev Alan Uluslararası ve Ulusal Kuruluşlar

Afet yönetiminde küresel düzeyde faaliyet gösteren Birleşmiş Milletler kuruluşları arasında; insani yardımları koordine eden OCHA, gıda krizlerini izleyen FAO, göçmenlere yardım eden IOM, insan haklarını izleyen OHCHR, kalkınma ve zarar azaltma odaklı UNDP, mültecileri koruyan UNHCR, çocuk haklarını savunan UNICEF, gıda tedariki sağlayan WFP, küresel sağlık liderliğini yürüten WHO ve sürdürülebilir insan yerleşimleri için teknik destek sunan UN-HABITAT yer alır. Sivil toplum düzeyinde ise CARE, Caritas, Sınır Tanımayan Doktorlar (DWB), Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ve IFRC gibi devasa organizasyonlar uluslararası alanda insani yardım ve tıbbi destek sunmaktadır.

Türkiye'de afet yönetiminin dönüm noktası 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi olmuştur. Bu olay sonrasında dağınık hâldeki yetki ve sorumlulukları tek bir çatı altında toplamak amacıyla 2009 yılında 5902 sayılı Kanun ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) kurulmuştur. AFAD; afetlerin önlenmesi, müdahale ve iyileştirme çalışmalarının koordinasyonunda tek yetkili stratejik kurumdur. 2018 yılında yapılan düzenlemeyle İçişleri Bakanlığına bağlanmıştır. Yerel düzeyde ise belediyeler bünyesindeki AKOM, itfaiye teşkilatları, acil sağlık hizmetleri, Kızılay ve UMKE gibi yapılar operasyonel ve tıbbi müdahalelerde kritik roller üstlenmektedir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250