Yazılı anlatım becerisi, duygu ve düşünceleri derli toplu ve düzenli bir biçimde aktarabilmek, başkalarıyla sağlıklı bir iletişim kurabilmek açısından hayati önem taşır. Sözlü anlatımın kuralları esnekken, yazılı anlatımın sınırları ve kuralları kesin bir şekilde belirlenmiştir. Bilinen en eski Türk imlası Orhun alfabesinde kullanılan imladır.
Noktalama işaretleri, gramatikal yapıların nasıl kurulacağını gösteren, harfleri kelimelere ve kelimeleri cümlelere dönüştüren, beyinde onların resmini oluşturmaya yarayan hayati unsurlardır. Noktalama işaretleri olmadan bir metni doğru ve anlaşılır yazmak ya da okumak imkansızdır. Tarihsel süreçte noktalama işaretlerinin ilk denemeleri Eski Yunan medeniyetinin etkisi altındayken Mısır’ın İskenderiye kentinde Aristofanes tarafından yapılmıştır.
İnsan, kelimelerle düşünen ve bu düşüncelerini yine kelimelerle dış dünyaya aktaran bir varlıktır. Soyut düşüncelerin somutlaşması ve sağlıklı bir iletişim kurulabilmesi için cümlenin en açık ve anlaşılır biçimde kurulması şarttır. İyi bir anlatımın ilk ve en temel özelliği 'açıklık'tır.
İnsan sosyal bir varlıktır ve toplumsal hayatın temeli iletişime dayanır. Dili kullanan insan için konuşma ve yazma en temel iki araçtır. Günümüz dünyasında karmaşık fikirleri açıkça ifade edebilmek, iş dünyasında ve kişisel gelişimde başarının anahtarıdır.
İnsan hayatındaki değişim ve gelişimin doğal bir sonucu olarak ihtiyaçlar çeşitlenmiş, bu çeşitlenme de yazılı anlatım türlerine doğrudan yansımıştır. Yazı türleri öncelikli olarak yazılış amaçlarına göre üç gruba ayrılmaktadır: Form yazılar, öğretici yazılar ve edebî metinler. Form yazılar, hazırlanırken belirli kurallara ve şablonlara dikkat edilmesi gereken yazı türleridir.
Bilmek ve bildiklerini paylaşmak insanoğlunun en temel ihtiyaçlarının başında gelmektedir. Hayatın içerisinde karşılaşılan durumları, olayları ya da olguları anlamlandırmak ve ortaya çıkan bu anlamı çevredeki diğer insanlarla paylaşmak için çeşitli yollar geliştirilmiştir. Bu yolların başında ise öğretici yazılar çerçevesinde şekillenen türler gelmektedir.
İnsan, doğası gereği kendini ifade etme, çevresiyle iletişim kurma ve en önemlisi kalıcı olma arzusu taşıyan bir varlıktır. İlk çağlardan modern toplumlara kadar bu arzu hiç değişmemiş, sadece kullanılan araçlar ve yöntemler farklılaşmıştır. İnsanoğlu, somut dünyanın içerisinde dil adı verilen soyut bir âlemde yaşar ve ruhunun bu alandaki açlığını sanat eserleriyle giderir.
Şiir, insan ruhunun sese ve söze bürünerek dış dünyaya yansıması şeklinde tanımlanmaktadır. İnsanlığın varoluşundan beri var olan şiir, duyguların en etkili şekilde aktarılmasını sağlayan temel anlatım yollarından biridir ve hemen her millet kendi yaşam tarzı doğrultusunda özgün bir şiir geleneği meydana getirmiştir. Şiirlerin toplum tarafından benimsenmesinin temel nedenleri arasında diğer anlatım tarzlarına göre çok daha etkileyici olmaları ve ritmik yapıları sayesinde akılda kalıcılık sağlamaları yer almaktadır.
Özet çıkarma ve not alma, bilginin değerlendirilmesi ve pratik bir şekilde depolanması açısından büyük önem arz etmektedir. Doğru bilginin daha sonra istenildiğinde hatırlanabilmesi için çıkarılacak özetin ya da alınacak notların gelişigüzel değil, belirli bir disiplin içerisinde yazılması gerekmektedir. Metnin belirli bölümlerinin aynen yazılması şeklinde yapılan bir iş olarak görülmesi özet çıkarmanın yanlış anlaşıldığını göstermektedir.
Konuşma, insan zihninde oluşan soyut düşüncelerin ses organları aracılığıyla somutlaştırılması ve aynı dili konuşan bireyler arasında anlamlandırılması sürecidir. İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özellik, sadece iletişim kurmak değil, karmaşık fikirler üretebilmek ve bu fikirleri dil aracılığıyla ifade edebilmektir. İletişim şemasında konuşma, vericinin mesajı kodlaması aşamasıdır.
İletişim süreci sadece sözcüklerden ibaret değildir; beden dili, sözcüklerin önüne geçebilen ve iletişimin 'nasıl' söylendiğini belirleyen temel unsurdur. Araştırmalara göre iletişimde beden dilinin etki oranı %60, konuşma dilinin %30 ve yazı dilinin %10'dur. İnsanlar kelimeleri seçerek kullanabilir ve yalan söyleyebilirler, ancak beden dili bilinçaltından gelen anlık tepkilerle hareket ettiği için kontrol edilmesi çok daha zordur.
Beden duruşu, teknik adıyla 'posture', tüm vücudun bir bütün olarak çevresine verdiği mesajlar bütünüdür. Kişinin genel ruh hâli, omuzların ve başın pozisyonu üzerinden okunabilir. Örneğin, omuzların kalkık olması gerginliği, düşük olması ise rahatlamayı temsil eder.
Sözlü anlatım, bireyin kendini ifade etme, iletişim engellerini aşma ve sosyal çevresiyle etkileşim kurma becerisinin temelidir. Bu beceri; seçilen sözcükler, jest ve mimikler, vurgu ve tonlama gibi unsurlarla şekillenir. İletişim süreçleri, planlı ve plansız olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır.
Panel, bir başkan yönetiminde, 3 ile 6 arasında değişen konuşmacı grubunun, izleyiciler önünde belirli bir konuya ilişkin görüşlerini sunduğu bir grup konuşması türüdür. Panelde temel amaç, açık oturumdan farklı olarak, bir konuyu tartışarak bir karara varmak değil, konunun farklı yönlerini uzman görüşleriyle aydınlatmaktır. Bu nedenle panel, tartışma içermediği için daha sakin ve seviyeli bir atmosfere sahiptir.