Ana Sayfa » Atatürk Üniversitesi ATA AÖF » Çocuk Gelişimi Lisans Programı » İlk Yardım ve Acil Sağlık Hizmetleri
← Ünite 3

Ünite 3: Afetlerde Acil Sağlık Hizmetleri — Konu Anlatımı

1Giriş ve Afetlerin Toplumsal Etkileri

İnsanlık tarihi boyunca süregelen afetler, toplum sağlığını fiziksel, psikolojik, sosyal ve ekonomik olmak üzere birçok yönden derinden ve olumsuz etkilemektedir. Son yıllarda dünya genelinde yaşanan iklim değişikliği, küresel ısınma, hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme ve çevresel tahribatlar, afetlerin ve acil durumların sıklığını ve şiddetini artırmıştır. Deprem, sel baskını, hortum ve kasırga gibi doğal afetlerin yanı sıra nükleer ve kimyasal kazalar, büyük yangınlar, çevre kirlenmeleri, salgın hastalıklar, terör olayları ve savaşlar gibi doğal olmayan afetler de doğa ve insanlar üzerinde yıkıcı etkiler bırakmaktadır.

Bu yıkıcı etkiler, insanların yer değiştirmesine, göç etmesine ve mülteci konumuna düşmesine neden olan karmaşık insani krizleri beraberinde getirir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, Aralık 2023 itibarıyla dünya genelinde 772 milyondan fazla doğrulanmış COVID-19 vakası ve yaklaşık 7 milyon ölüm rapor edilmiştir. Bu istatistikler, modern dünyada salgınların ne denli büyük küresel afetlere dönüşebileceğini açıkça ortaya koymaktadır.

Dünya Risk Raporlarında Türkiye, coğrafi konumu ve jeolojik yapısı nedeniyle en yüksek riskli ülkeler arasında yer almaktadır. Risk düzeyi ve eğilimi açısından bakıldığında ülkemiz, riski en yüksek ve artış eğilimli olan ilk 10 ülke arasında bulunmaktadır. Bu durumun en acı ve somut örneği, 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş'ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerdir. Bu depremler Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 11 ili doğrudan etkilemiş ve 50.000'den fazla insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır.

Afetlerden korunmanın ve zararları en aza indirmenin en etkili yolu, toplum olarak her an hazırlıklı ve donanımlı olmaktan geçer. Afetlerde görev alacak tüm kurum ve kuruluşların, önceden hazırlanmış, uygulanabilir ve etkili afet planlarının bulunması hayati önem taşır. Afet planlaması; yerel yerleşim alanlarından genel kamu örgütlerine, sivil vakıf ve organizasyonlardan en üst düzey devlet kurumlarına kadar her üniteyi içine alacak ve verimli şekilde işlev görecek geniş bir koordinasyonla yapılmalıdır.

2Afet, Acil Durum ve Olay Kavramlarının Ayrımı

Afetler ve olağan dışı durumlar (ODD) söz konusu olduğunda, meydana gelen hadiseleri sonuçlarına, boyutlarına ve müdahale kapasitelerine göre birbirinden ayırmak için üç temel kavram kullanılır: Olay, acil durum ve afet. Bu kavramların doğru analiz edilmesi, kaynakların doğru yönetilmesi ve müdahale stratejilerinin doğru belirlenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir.

Olay, yerel düzeyde kalan ve çok sınırlı etkiye sahip olan hadiselerdir. Olaylar, yerleşim birimlerinin, kurumların veya kuruluşların genel çalışma kapasitesini etkilemez. Yaşanan bu durumlar, genellikle olay yerine ilk ulaşan profesyonel müdahale ekipleri (itfaiye, polis, yerel ambulans) tarafından kolayca kontrol altına alınabilir ve toplumsal yaşam kesintiye uğramaz.

Acil durum ise toplumun tamamının veya belirli bir kesiminin normal yaşam faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, hızlı ve acil müdahaleyi gerektiren kriz durumlarıdır. Acil durumlar insan, mal ve çevreyi korumak için acil müdahale gerektirmekle birlikte, en önemli ayırt edici özelliği mevcut yerel olanaklar ve kaynaklar ile baş edilebiliyor olmasıdır.

Afet (Olağan Dışı Durum), insan ve diğer canlılar için normal yaşamı ve toplumsal faaliyetleri kesintiye uğratan, toplumda büyük fiziksel, sosyal, kültürel ve ekonomik kayıplara neden olan ve en önemlisi, etkilenen topluluğun kendi imkanları ile üstesinden gelemediği doğa veya insan kaynaklı olgulardır. Bir durumun afet olarak nitelendirilmesindeki ön koşul, yerel kaynakların ve müdahale kapasitesinin yetersiz kalması ve dış yardıma ihtiyaç duyulmasıdır. Bu bağlamda afet, bir olayın kendisinden ziyade doğurduğu yıkıcı sonuçlarla tanımlanır.

3Afetlerin Sınıflandırılması: Doğal ve Doğal Olmayan Afetler

Toplumsal yaşamı ve altyapıyı derinden sarsan afetler, kökenlerine göre temel olarak iki ana grupta sınıflandırılır: Doğal afetler ve doğal olmayan afetler. Doğal afetler; oluşumu doğrudan engellenemeyen jeolojik, meteorolojik, hidrolojik veya klimatolojik doğa olaylarının sonucunda meydana gelir. Bu afetler ortaya çıkış hızlarına göre de ani başlangıçlı (deprem, sel gibi saniyeler veya saatler içinde gelişenler) ve yavaş başlangıçlı (kuraklık, çölleşme gibi zaman içerisinde ilerleyenler) olarak ikiye ayrılır.

Doğal afetler kendi içinde jeolojik ve meteorolojik kökenli olmak üzere ikiye ayrılır. Jeolojik kökenli afetler, kaynağını doğrudan doğruya yer kabuğu ya da yerin derinliklerinden alan deprem, heyelan, erozyon, yanardağ patlamaları ve kaya düşmesi gibi olaylardır. Meteorolojik kökenli afetler ise atmosferdeki doğa olaylarının (yağış, sıcaklık, basınç) insan ve çevre için yararlı olan sınırları aşmasıyla oluşur. Sel, kuraklık, çığ, kasırga, hortum, tipi, dolu, aşırı soğuklar, fırtına, orman yangınları ve küresel iklim değişiklikleri bu gruba girer.

Doğal olmayan afetler ise oluşumları doğa olaylarına dayanmayan, doğrudan insan faaliyetlerine, ihmallerine veya insanın geliştirdiği teknolojiye bağlı olarak ortaya çıkan afetlerdir. Bu grupta nükleer ve kimyasal kazalar, endüstriyel kazalar, uçak ve tren kazaları, büyük yangınlar, çevre kirlenmesi, terör saldırıları, savaşlar, isyanlar ve salgın hastalıklar yer alır. Teknolojik afetler bazen doğal bir afet tarafından da tetiklenebilir; bu duruma ikincil afet denir. Örneğin, 1999 Marmara Depremi sonrasında Tüpraş rafinerisinde çıkan yangın ya da 2011 yılında Japonya'da yaşanan deprem ve tsunami sonrası Fukuşima Nükleer Santrali'nde meydana gelen radyoaktif sızıntı, doğal afetlerin tetiklediği teknolojik ikincil afetlerin en bariz örnekleridir.

4Bütünleşik Afet Yönetimi Sistemi ve Evreleri

Afetlerin önlenmesi, zararlarının azaltılması, hazırlık yapılması, afet anında hızlı müdahale edilmesi ve sonrasında iyileştirme çalışmalarının yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen idari, yasal ve teknik çalışmaların bütününe 'Afet Yönetimi' denir. Günümüzde uygulanan modern yaklaşım 'Bütünleşik Afet Yönetimi Sistemi' olarak adlandırılır. Bu sistem, önceliği afet sonrası kriz yönetiminden ziyade, afet öncesi risk yönetimine vermektedir. Risk yönetimi zarar azaltma ve hazırlık aşamalarını kapsarken; kriz yönetimi müdahale, iyileştirme ve yeniden inşa aşamalarını içerir.

Afet yönetimi süreci birbirini takip eden ve tamamlayan beş temel evreden oluşur. İlk evre olan 'Risk Azaltma Evresi', afet tehlikelerinin saptanmasını, önlenebilecek risklerin önlenmesini ve hasar görebilirlik oranının azaltılmasını amaçlar. Bu evrede yasal mevzuatlar oluşturulur, kurumsal altyapı güçlendirilir ve toplum sürekli eğitimlerle bilinçlendirilir. İkinci evre olan 'Hazırlık Evresi'nde ise ortadan kaldırılamayan risklere karşı eylem planları (Afet Acil Yardım Planları) hazırlanır, erken uyarı sistemleri kurulur, personel eğitilir, tatbikatlar yapılır ve arama-kurtarma ekipleri ile haberleşme donanımları hazır hale getirilir.

Afet oluştuktan sonra başlayan 'Müdahale Evresi', kriz yönetiminin ilk adımıdır. Bu evrede temel amaç, mevcut tüm kaynakları en hızlı şekilde kullanarak en fazla sayıda insanı kurtarmaktır. Afet sonrası ilk 24 ila 72 saatlik dilim, yaralıların hayatta kalması açısından yaşamsal öneme sahiptir. Dördüncü evre olan 'İyileştirme Evresi'nde, afetzedelerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için çadır kentler gibi geçici barınma alanları kurulur, yemek ve temel hijyen ihtiyaçları karşılanarak asgari yaşam standartları sağlanır. Son evre olan 'Yeniden İnşa Evresi'nde ise hasar gören tüm yapıların, altyapının, ekonomik ve sosyal düzenin afet öncesindeki düzeye getirilmesi ve afetin izlerinin tamamen silinmesi hedeflenir.

5Türkiye'de Afet Yönetimi Yapılanması: AFAD, UMKE ve SAKOM

Türkiye'de afet yönetimi alanındaki dağınık yapıyı ortadan kaldırmak ve yetkileri tek bir çatı altında toplamak amacıyla 17 Haziran 2009 tarihinde 5902 sayılı kanun çıkarılmıştır. Bu kanunla İçişleri Bakanlığı'na bağlı Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na bağlı Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve Başbakanlık'a bağlı Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü kapatılarak, doğrudan Başbakanlık'a (günümüzde İçişleri Bakanlığı'na) bağlı 'Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı' (AFAD) kurulmuştur. AFAD, afetlerin önlenmesi, müdahale ve iyileştirme çalışmalarının koordine edilmesinde tek yetkili şemsiye kurumdur.

Sağlık Bakanlığı bünyesinde afet ve olağan dışı durumlara yönelik sağlık hizmetleri 'Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü' tarafından yürütülmektedir. Bu hizmetlerin yasal çerçevesi 25 Mayıs 2021 tarihli ve 31491 sayılı 'Afetlerde Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği' ile belirlenmiştir. Hizmetlerin yerel düzeyde daha etkin sunulması amacıyla 2023 yılında Türkiye genelinde 30 bölgede 'Afetlerde Sağlık Hizmetleri UMKE Bölge Koordinatörlüğü' oluşturulmuştur.

Sağlık Bakanlığı'nın afet yönetimindeki en kritik iki operasyonel birimi 'Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi' (UMKE) ve 'Sağlık Afet Koordinasyon Birimi'dir (SAKOM). SAKOM, afet anında iller ve diğer kurumlar arasında kesintisiz iletişim, koordinasyon ve bilgi akışını sağlayan yönetim merkezidir. UMKE ise afet veya olağan dışı durumlarda özel eğitim almış ve donatılmış personeliyle olay yerine en kısa sürede ulaşarak medikal müdahalede bulunan, triyaj yapan ve gerektiğinde yurt dışında da görev alan gönüllü sağlık çalışanlarından oluşan seçkin bir medikal kurtarma birimidir.

6Afetlerde Sağlık Hizmetleri ve Korunma Düzeyleri

Afetlerde sunulacak sağlık hizmetlerinin başarısı, kurtarma, ilk yardım, nakil, haberleşme ve malzeme akışı gibi süreçlerin afet öncesinde titizlikle planlanmış olmasına bağlıdır. Afet anında kargaşayı önlemek ve kısıtlı kaynakları en verimli şekilde kullanmak amacıyla sağlık hizmetleri; birincil, ikincil ve üçüncül korunma düzeyleri çerçevesinde organize edilir.

Birincil korunma, afet henüz ortaya çıkmadan önce yapılan hazırlık ve önleme çalışmalarını kapsar. Bu kapsamda, il afet planları hazırlanır, hastanelerin kapasitelerini artırmaya yönelik 'Hastane Afet ve Acil Durum Planları' (HAP) güncellenir, afet durumunda kullanılacak tıbbi malzemelerin stokları ve miat takipleri yapılır. Ayrıca sağlık personeline triyaj, temel ve ileri yaşam desteği, gerilim altında çalışma ve taşıma teknikleri gibi konularda sürekli eğitimler verilir.

İkincil korunma, afet anında ve hemen sonrasında gerçekleştirilen acil tıbbi müdahaleleri, arama-kurtarma çalışmalarını, gıda, barınak ve çevre sağlığı hizmetlerini içerir. Bu aşamada, olay yerinde yığılmayı önlemek ve en çok ihtiyacı olanlara öncelik vermek amacıyla 'triyaj' (hastaları öncelik derecelerine göre sınıflandırma) uygulanır. Üçüncül korunma ise afetin akut etkileri kontrol altına alındıktan sonra başlar. Bu evrede kronik hastaların tedavilerinin sürdürülmesi, rehabilitasyon hizmetlerinin başlatılması, su ve gıda güvenliğinin sağlanması, atıkların zararsız hale getirilmesi, vektör kontrolü ve bulaşıcı hastalıklara karşı aşılama gibi koruyucu önlemler alınarak çevre sağlığı risk haritaları çıkarılır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250