Yapılan araştırmalar, çatışma olasılığının hem çok az hem de çok fazla iletişim olduğu durumlarda artış gösterdiğini ortaya koymuştur. İletişim artışı bir noktaya kadar işlevselken, aşırıya kaçıldığında bilgi kirliliği ve yanlış anlamalar nedeniyle çatışma riskini yükseltir.
Psikanalitik Kuram, bireylerin bilinç dışlarında baskı altında tuttukları çatışmaların günlük davranışlarını şekillendirdiğini savunur. Bu kuram kapsamında bireyin aynı anda farklı güdülere sahip olması yaklaşma ve kaçınma dinamikleriyle açıklanır.
Dökmen'e (2002) göre birey, birbiriyle çelişen bilişsel unsurlara sahip olduğunda veya mevcut inançlarıyla çelişen yeni uyarıcılarla karşılaştığında içsel çatışma yaşar. Bu durum bireyde yoğun içsel gerilimlere, öfkeye ve strese yol açar.
Koçel'e (2010) göre, örgütlerde en sık rastlanan çatışma türü olan gruplar arası çatışmaların yönetimi lider için çok zordur. Çünkü yönetici konumundaki kişi de çoğu zaman geçmişi veya birimi nedeniyle çatışan gruplardan birinin doğal üyesi durumundadır.
Şahin ve arkadaşlarının (2006) çalışmasına göre, benzer coğrafi bölge, okul veya kültürden gelen çalışanların bir araya gelmesi zamanla 'biz ve diğerleri' kutuplaşmasını yaratır. Bu durum, grubun kurumsal yapıya karşı cephe almasına yol açabilir.
Şimşek'e (2002) göre, ekonomik rekabetle sınırlı kalmak şartıyla kurumlar arası çatışmalar açık sistem ekonomilerinde istenir. Bu çatışmalar kaliteli yeni ürünlerin, ileri teknolojilerin geliştirilmesini ve etkin kaynak kullanımını teşvik eder.
Koçel'e (2010) göre, sürekli ve yönetilemeyen çatışma ortamlarında yaşayan bireylerde aşırı baskı ve stres oluşur. Bu durum insan bünyesinde ülser, kalp hastalıkları ve çeşitli ciddi davranış bozuklukları gibi fizyolojik problemlere yol açar.
Olekalns ve arkadaşlarının (2008) çalışmasına göre, çatışma taktikleri iki temel boyutta şekillenir: İş birliği (diğer insanlara duyulan ilgi) ve kararlılık (kendisine duyulan ilgi). Beş temel taktik bu iki boyutun kombinasyonundan türetilir.