Kavram Sözlüğü

Tıbbi Terminoloji dersindeki 203 kavram, ünite sırasına göre.

Çeşitli bilim, sanat, meslek veya spor dallarında kullanılan, bunlarla ilgili varlık, durum ve olayları karşılayan, anlamı kişiden kişiye değişmeyen sınırlı anlamlı özel sözcüklerdir.

Tıbbi TerminolojiÜnite 1

Tıp biliminde kullanılan terimleri, bunların kökenlerini, okunuş kurallarını, türetiliş biçimlerini ve anlamlarını inceleyen tıp dil bilimi dalıdır.

Tıbbi terimlerin herhangi bir yapım eki almamış, kelimenin anlamını taşıyan en temel ve yalın bölümüdür; yeni terimler bu yapı üzerine inşa edilir.

Kök sözcüklerin önüne getirilerek onların anlamını değiştiren, tıp dilinde daha çok anatomik yerleşim, yön ve miktar belirten eklerdir.

Kök sözcüklerin sonuna eklenerek yeni terimler türeten, tıp dilinde genellikle hastalıkların tanısı, belirtileri ve tedavi yöntemlerini ifade eden eklerdir.

DiftongÜnite 1

Tıbbi terminolojide 'ae' ve 'oe' gibi yan yana gelen ve tek bir ses (genellikle 'e' veya 'ö') olarak okunan çift sesli harf gruplarıdır.

Anatomik TerimlerÜnite 1

İnsan vücudunun bölümlerini, organlarını, boşluklarını ve bölgelerini tanımlayan, tüm dünyada standart olarak kabul edilmiş kesin anlamlı sözcüklerdir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Klinik TerimlerÜnite 1

Hastalıkların muayenesi, teşhisi, takibi ve tedavisinde kullanılan, sağlık çalışanlarının günlük pratik uygulamalarını tanımlayan terimlerdir.

Laboratuvar TerimleriÜnite 1

Hastalıkların tanısı amacıyla laboratuvar ortamında gerçekleştirilen biyokimyasal, hematolojik ve mikrobiyolojik testleri ve ölçüm yöntemlerini kapsayan terimlerdir.

Yön Belirten TerimlerÜnite 1

Vücuttaki anatomik yapıların birbirine göre konumunu, derinliğini, yüksekliğini veya komşuluğunu tanımlamakta kullanılan yönlendirici terimlerdir.

TonsillectomyÜnite 1

Bademciklerin cerrahi bir operasyonla kesilerek vücuttan tamamen çıkarılması işlemini tanımlayan, '-ectomy' sonekiyle türetilmiş klinik bir terimdir.

UltrasonografiÜnite 1

Farklı yoğunluktaki dokulardan geçen yüksek frekanslı ses dalgalarının yansımalarının bilgisayar ekranında çizelge ve görüntü halinde kaydedilmesi yöntemidir.

EuthanasiaÜnite 1

Tedavisi mümkün olmayan hastalıklarda, hastanın çektiği dayanılmaz acıları sonlandırmak amacıyla yaşamının tıbbi yollarla sonlandırılması durumudur; iyi ölüm anlamına gelir.

DyspneaÜnite 1

Solunum yapmada güçlük çekme, nefes darlığı yaşama durumunu ifade eden, 'dys-' (zorluk/bozukluk) önekiyle kurulmuş klinik bir terimdir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
HyperglycemiaÜnite 1

Kandaki glukoz (şeker) seviyesinin normal sınırların üzerinde olması durumunu tanımlayan, 'hyper-' (yüksek) öneki ve '-mia' (kan) sonekiyle oluşturulmuş terimdir.

Hematopoetik SistemÜnite 2

Kan hücrelerinin yapımını, gelişimini ve yıkımını üstlenen, kemik iliği, dalak ve lenfoid organlardan oluşan sistemdir. Vücudun sıvı dokusu olan kanın sürekli yenilenmesini sağlar.

EritrositÜnite 2

Kırmızı kemik iliğinde üretilen, çekirdeksiz olan ve yapısındaki hemoglobin sayesinde dokulara oksijen taşıyan kırmızı kan hücresidir. Kana kırmızı rengini veren bu hücrelerin eksikliği anemiye yol açar.

LökositÜnite 2

Vücudu mikroplara, virüslere ve yabancı maddelere karşı koruyan, çekirdekli beyaz kan hücresidir. Granülositler ve agranülositler olmak üzere iki ana gruba ayrılırlar.

TrombositÜnite 2

Kemik iliğindeki dev megakaryosit hücrelerinin parçalanmasıyla oluşan, kanın pıhtılaşmasını sağlayarak kanamayı durduran çekirdeksiz kan pulcuklarıdır.

Kandaki eritrosit sayısının, hemoglobin miktarının veya hematokrit değerinin bireyin yaş ve cinsiyetine göre normal kabul edilen referans aralığının altına düşmesi durumudur.

LösemiÜnite 2

Kan yapıcı dokularda ve kemik iliğinde 'blast' adı verilen olgunlaşmamış kötü huylu hücrelerin kontrolsüz ve aşırı çoğalmasıyla karakterize kan kanseridir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
SistolÜnite 2

Kalp odacıklarının (özellikle ventriküllerin) içindeki kanı damarlara pompalamak amacıyla ritmik olarak kasıldığı periyottur.

DiyastolÜnite 2

Kalp kasının gevşeyerek odacıkların (atriyum ve ventriküllerin) kanla dolduğu, iki kasılma arasında geçen dinlenme periyodudur.

Sol ventrikülden çıkan, temiz kanı tüm vücuda dağıtmakla görevli olan ve insan vücudundaki en büyük atardamar unvanına sahip damardır.

Koroner ArterlerÜnite 2

Çıkan aorttan sağ ve sol olmak üzere iki ana dal halinde ayrılan ve kalp kasının (miyokard) beslenmesini ve oksijenlenmesini sağlayan damarlardır.

Kollateral DamarlarÜnite 2

Ana koroner arterlerde daralma veya tıkanma meydana geldiğinde, kalp kasının iskemiden korunması amacıyla vücut tarafından oluşturulan takviye yan damarlardır.

AritmiÜnite 2

Kalbin normal elektriksel ritminin ve atım düzeninin bozulmasıdır; kalp hızının aşırı artması, yavaşlaması veya düzensizleşmesi şeklinde görülür.

AterosklerozÜnite 2

Damarların intima tabakası altında lipid (yağ) birikmesi sonucu oluşan aterom plaklarıyla karakterize, damar sertleşmesi olarak bilinen vasküler bozukluktur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Lenf SıvısıÜnite 2

Kılcal damarlardan dokular arası boşluğa sızan, protein ve kan plazmasından oluşan, beyin hariç tüm vücutta dolaşan berrak sıvıdır.

Angina PektorisÜnite 2

Kalp kasını besleyen koroner damarlardaki yetersiz kan akımına (iskemiye) bağlı olarak gelişen, genellikle eforla ortaya çıkan sıkıştırıcı göğüs ağrısıdır.

AlveolÜnite 3

Bronşiyollerin uçlarında yer alan, tek katlı yassı epitelden oluşmuş ve etrafı kılcal damarlarla çevrili hava kesecikleridir. Akciğerlerde kan ile hava arasındaki gaz alışverişinin (oksijen ve karbondioksit değişimi) fiilen gerçekleştiği temel işlevsel birimlerdir.

EpiglottisÜnite 3

Yutkunma esnasında gırtlağın (larinks) girişini kapatarak yiyecek ve içeceklerin soluk borusuna kaçmasını engelleyen yaprak şeklindeki kıkırdak kapaktır. Solunum esnasında ise açık kalarak havanın geçişine izin verir.

Plevra (Pleura)Ünite 3

Akciğerlerin dış yüzeyini ve göğüs boşluğunun iç yüzeyini saran çift katlı seröz zardır. Akciğer dokusuna yapışık olan iç yaprağına pleura visceralis, göğüs duvarını döşeyen dış yaprağına ise pleura parietalis adı verilir.

Bifurcatio TracheaÜnite 3

Soluk borusunun (trakea) dördüncü göğüs omuru hizasında sağ ve sol olmak üzere iki ana bronşa ayrıldığı çatal şeklindeki anatomik bölgedir. Bu noktadan sonra hava yolları sağ ve sol akciğerlere yönelir.

İnspirasyonÜnite 3

Diyafram ve kaburgalar arası kasların kasılmasıyla göğüs boşluğu hacminin artması ve iç basıncın düşmesi sonucu atmosferdeki havanın aktif olarak akciğerlere çekilmesi, yani nefes alma olayıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
EkspirasyonÜnite 3

Solunum kaslarının gevşemesiyle göğüs boşluğu hacminin azalması ve iç basıncın artması sonucu akciğerlerdeki havanın dış ortama verilmesi, yani nefes verme sürecidir.

SpirometreÜnite 3

Akciğerlerin kapasitesini ölçmek amacıyla kullanılan, bireyin aldığı ve verdiği hava hacmini ve akış hızını kaydeden fizyolojik ölçüm aletidir.

BronkoskopiÜnite 3

Bronkoskop adı verilen ışıklı ve bükülebilir bir optik cihaz yardımıyla solunum yollarının ve bronş ağacının içinin doğrudan gözlemlenmesi, teşhis veya yabancı cisim çıkarma amacıyla incelenmesi işlemidir.

Siyanoz (Cyanosis)Ünite 3

Kandaki oksijen miktarının yetersiz kalması veya oksijensiz hemoglobin oranının artması sonucunda, deri ve mukozalarda (özellikle dudak ve parmak uçlarında) görülen mavi-mor renk değişimidir.

Dispne (Dyspnea)Ünite 3

Kişinin nefes alıp vermede zorluk yaşaması, solunumun güçlükle gerçekleştirilmesi durumudur ve klinik olarak nefes darlığı şeklinde tanımlanır.

Atelektazi (Atelectasia)Ünite 3

Akciğerlerin bir kısmının veya tamamının havasız kalarak büzüşmesi, sönmesi ve bu nedenle normal solunum fonksiyonunu yerine getiremez hale gelmesidir.

TrakeostomiÜnite 3

Üst solunum yollarındaki tıkanıklıkları aşmak veya uzun süreli yapay solunum sağlamak amacıyla, boyun bölgesinden soluk borusuna (trakea) cerrahi olarak dışarıya açılan bir delik oluşturulması işlemidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Torasentez (Thoracentesis)Ünite 3

Teşhis veya tedavi amacıyla, göğüs duvarından özel bir iğne ile girilerek plevra yaprakları arasında biriken anormal sıvının çekilmesi işlemidir.

Amfizem (Emphysema)Ünite 3

Alveol duvarlarının harabiyeti sonucu hava keseciklerinin kalıcı olarak genişlemesi ve akciğerlerde aşırı hava birikmesiyle karakterize kronik bir solunum sistemi hastalığıdır.

Hemoptizi (Hemoptysis)Ünite 3

Solunum yollarından veya akciğerlerden kaynaklanan kanın, öksürük eşliğinde ağız yoluyla parlak kırmızı veya balgamla karışık olarak gelmesi durumudur.

SkleraÜnite 4

Göz küresinin en dış kısmında yer alan, beyaz renkli, sert ve koruyucu tabakadır. Gözün ön kısmında bombeleşerek saydam kornea tabakasını oluşturur.

KoroidÜnite 4

Sert tabakanın (sklera) altında yer alan, kan damarlarının yoğun olarak bulunduğu ve gözü besleyen damar tabakadır. Ön kısımda kalınlaşarak irisi oluşturur.

RetinaÜnite 4

Gözün en iç kısmında bulunan, fotoreseptörler (koni ve basil hücreleri), sinir hücreleri ve gliadan oluşan ağ tabakadır. Işık uyarılarını elektrik sinyallerine dönüştürür.

PresbiopiÜnite 4

Yaşlanmaya bağlı olarak göz merceğinin esnekliğini kaybetmesi sonucu ortaya çıkan, yakındaki cisimleri net görememe kusurudur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
SerumenÜnite 4

Dış kulak yolunun iç yüzünü örten derideki sebase bezler tarafından salgılanan, kulak yolunu koruyan kulak kiri salgısıdır.

Östaki BorusuÜnite 4

Orta kulak boşluğunu yutağa (nazofarenks) bağlayan ve orta kulak basıncının atmosfer basıncıyla dengede kalmasını sağlayan kanaldır.

KohleaÜnite 4

İç kulakta yer alan, salyangoza benzeyen ve işitme ile ilgili duyu hücrelerini barındıran spiral yapıdır.

Olfaktör AlanÜnite 4

Burun boşluğunun üst tarafında bulunan, koku reseptörlerinin yer aldığı ve koku almayı sağlayan sarı bölgedir.

TonsillaÜnite 4

Boğaz bölgesindeki mukoza altında yer alan, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan gelişmiş lenfoid yapılardır (bademcikler).

AphakiaÜnite 4

Göz merceğinin (lens) doğuştan veya cerrahi bir müdahale sonrasında gözde bulunmaması durumudur.

GlaucomaÜnite 4

Göz içi sıvı basıncının normal sınırların üzerine yükselmesi sonucu optik sinire zarar veren ve görme kaybına yol açabilen göz hastalığıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
OtosclerosisÜnite 4

Orta kulaktaki kulak kemikçiklerinin (özellikle üzengi kemiğinin) sertleşmesi ve yapışması sonucu ses titreşimlerinin iç kulağa iletilememesiyle karakterize işitme kaybı hastalığıdır.

EpistaxisÜnite 4

Burun boşluğundaki damarların çatlaması veya hasar görmesi sonucu meydana gelen burun kanamasıdır.

DysphagiaÜnite 4

Yemek borusu veya boğazdaki anatomik ya da fonksiyonel bozukluklar nedeniyle ortaya çıkan yutma güçlüğüdür.

MydriasisÜnite 4

Göz bebeğinin (pupilla) çeşitli fizyolojik, patolojik veya farmakolojik etkenlerle normalden daha fazla genişlemesi durumudur.

AfferentÜnite 5

Çevreden veya duyu organlarından gelen uyarıları merkezi sinir sistemine taşıyan getirici sinir liflerini ifade eden terimdir.

EfferentÜnite 5

Merkezi sinir sisteminden çıkan emirleri ve motor uyarıları kaslara veya bezlere götüren götürücü sinir lifleridir.

Sinir hücresinin gövdesinden çıkan, uyarıları diğer nöronlara veya hedef organlara ileten tek ve uzun uzantıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
DendritÜnite 5

Sinir hücresinin gövdesinden çıkan, diğer hücrelerden gelen uyarıları alan, ağaç dalı benzeri çok sayıdaki kısa uzantılardır.

Miyelin KılıfÜnite 5

Aksonların etrafını sararak elektriksel yalıtım sağlayan ve sinirsel iletim hızını önemli ölçüde artıran lipid ağırlıklı tabakadır.

SinapsÜnite 5

Bir sinir hücresinin akson ucu ile diğer bir hücrenin dendriti, gövdesi veya efektör organ arasında kimyasal iletimin gerçekleştiği bağlantı bölgesidir.

GanglionÜnite 5

Merkezi sinir sistemi sınırları dışında, periferik sinir sistemi üzerinde yer alan sinir hücresi gövdelerinin oluşturduğu düğüm şeklindeki yapılardır.

NörotransmitterÜnite 5

Sinaptik aralıkta presinaptik uçtan salınarak postsinaptik membrandaki reseptörlere bağlanan ve uyarının kimyasal olarak iletilmesini sağlayan asetilkolin, dopamin, GABA gibi maddelerdir.

Kan Beyin BariyeriÜnite 5

Kan dolaşımındaki zararlı maddelerin, mikroorganizmaların ve bazı ilaçların beyin dokusuna geçmesini engelleyen seçici geçirgen koruyucu yapıdır.

DemansÜnite 5

Beyindeki yapısal ve dejeneratif değişiklikler sonucu ortaya çıkan, bellek ve bilişsel yeteneklerin ilerleyici ve geri dönüşsüz kaybı ile karakterize bunama sendromudur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

Beyindeki konuşma merkezlerinin hasar görmesi sonucu, kişinin konuşma, konuşulanı anlama, okuma veya yazma yeteneğini kaybetmesi durumudur.

AtaksiÜnite 5

Kas gücü normal olmasına rağmen, hareketlerin koordinasyonunun ve dengesinin bozularak düzensiz ve kontrolsüz hale gelmesi durumudur.

Lomber PonksiyonÜnite 5

Teşhis veya tedavi amacıyla bel bölgesindeki omurlar arasından özel bir iğne ile girilerek beyin omurilik sıvısı (BOS) alınması işlemidir.

DekompresyonÜnite 5

Sinirler veya omurilik üzerinde baskı oluşturan kemik, fıtık veya tümör gibi yapıların cerrahi olarak uzaklaştırılarak basıncın giderilmesi işlemidir.

NöromodülatörÜnite 5

Tek başına sinaptik iletimi başlatmayan ancak sinaptik uçların veya membranların uyarılabilirliğini değiştirerek iletimin şiddetini ayarlayan maddelerdir.

Glandula endokrinaÜnite 6

Salgılarını doğrudan kan dolaşımına veren, herhangi bir boşaltım kanalı bulunmayan iç salgı bezlerinin oluşturduğu endokrin sisteme verilen anatomik isimdir.

AdenohipofizÜnite 6

Hipofiz bezinin ön lobudur. Büyüme hormonu (GH), TSH, ACTH, FSH, LH ve prolaktin gibi diğer iç salgı bezlerini ve metabolizmayı kontrol eden hormonları salgılar.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
NörohipofizÜnite 6

Hipofiz bezinin arka lobudur. Hipotalamusta üretilen oksitosin ve antidiüretik hormonun (ADH) depolandığı ve kana salındığı bölümdür.

Langerhans adacığıÜnite 6

Pankreas bezinin endokrin fonksiyon gösteren, alfa, beta, delta ve F hücrelerinden oluşan ve kan şekerini düzenleyen hormonları salgılayan hücresel adacıklarıdır.

KalsitoninÜnite 6

Tiroid bezinin parafolliküler hücrelerinden salgılanan, kandaki kalsiyum seviyesini düşürerek kemiklerde depolanmasını sağlayan hormondur.

ParathormonÜnite 6

Paratiroid bezinden salgılanan, kemiklerden kana kalsiyum geçişini artırarak kanda kalsiyum seviyesini yükselten ve fosfor metabolizmasını düzenleyen hormondur.

AldosteronÜnite 6

Adrenal bezin korteks bölümünde üretilen, böbreklerden sodyumun geri emilimini ve potasyumun atılımını artırarak vücudun elektrolit dengesini düzenleyen mineralokortikoid hormondur.

HirsutizmÜnite 6

Özellikle kadınlarda, androjen hormonlarının aşırı salgılanmasına bağlı olarak ortaya çıkan, erkek tipi kıllanma ve vücut kıllarında aşırı artış durumudur.

AkromegaliÜnite 6

Yetişkin bireylerde, epifiz plaklarının kapanmasından sonra büyüme hormonunun (GH) aşırı salgılanması sonucu el, ayak ve yüz kemiklerinde görülen anormal büyüme hastalığıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Diyabetes İnsipitusÜnite 6

Hipofiz arka lobundan salgılanan antidiüretik hormonun (ADH) eksikliğine bağlı olarak gelişen, aşırı idrara çıkma ve aşırı su içme ile seyreden şekersiz şeker hastalığıdır.

KretenizmÜnite 6

Yenidoğan veya çocukluk döneminde tiroid hormonlarının yetersiz salgılanması veya hiç salgılanmaması sonucu ortaya çıkan, zeka geriliği ve cücelikle karakterize klinik tablodur.

FeokromositomaÜnite 6

Böbrek üstü bezinin medulla bölgesinde gelişen, aşırı miktarda adrenalin ve noradrenalin salgılayarak şiddetli hipertansiyon ataklarına yol açan tümördür.

Gastrointestinal SistemÜnite 7

Ağızdan başlayıp anüse kadar uzanan, besinlerin çiğneme, sindirme, emilme ve atık maddelerin atılması işlemlerinin gerçekleştiği organlar bütünüdür.

IngesyonÜnite 7

Sindirim olayının ilk aşaması olup, besin maddelerinin ağız yoluyla vücuda alınması eylemini ifade eder.

Peristaltik HareketÜnite 7

Sindirim kanalının tunica muscularis tabakasındaki kasların kasılmasıyla oluşan, besinlerin kanal boyunca ilerlemesini sağlayan dalgasal hareketlerdir.

Papilla VallataeÜnite 7

Dilin orta-arka bölümünde yer alan, acı tadına karşı son derece duyarlı olan ve dildeki en büyük yapıya sahip tat tomurcuklarıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Ductus CholedochusÜnite 7

Karaciğer ve safra kesesinden gelen safrayı oniki parmak bağırsağına (duodenum) taşıyan ana safra kanalıdır.

MelenaÜnite 7

Üst sindirim sistemi kanamaları nedeniyle, kanın sindirim enzimleriyle etkileşime girmesi sonucu dışkının siyah, katran renginde çıkması durumudur.

HematemesisÜnite 7

Mide veya özofagusta meydana gelen aktif bir kanamaya bağlı olarak, hastanın ağız yoluyla kan kusması durumunu ifade eden semptomdur.

AchalasiaÜnite 7

Yemek borusunun (özofagus) alt ucundaki düz kasların yutma sırasında gevşeyememesi sonucu besinlerin mideye geçişinin zorlaşması durumudur.

Crohn HastalığıÜnite 7

Sıklıkla ince bağırsağın son kısmı olan terminal ileumu tutan, sindirim kanalında ülserasyon ve granülomlarla seyreden kronik inflamatuar bir hastalıktır.

PlastronÜnite 7

Perfore (yırtılmış) olmuş bir appendiksin etrafındaki bağırsak ve omentum gibi çevre dokuların yapışarak oluşturduğu koruyucu kitle durumudur.

Paralytic IleusÜnite 7

Bağırsaklarda fiziksel bir tıkanıklık olmamasına rağmen, bağırsak kaslarının felç olması nedeniyle bağırsak içeriğinin ilerleyememesi durumudur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
ColostomyÜnite 7

Kalın bağırsağın cerrahi bir operasyonla karın ön duvarına ağızlaştırılarak dışkının bir torbaya boşaltılmasının sağlanması işlemidir.

VagotomyÜnite 7

Mide asit salgısını azaltmak amacıyla, mideyi uyaran onuncu kafa çifti siniri olan nergus vagus'un cerrahi olarak kesilmesi işlemidir.

AnesteziÜnite 8

Cerrahi işlemler sırasında hastanın ağrı duymasını engellemek amacıyla duyuların geçici ve geri dönüşümlü olarak ortadan kaldırılması işlemidir.

Genel AnesteziÜnite 8

Hastada geri dönüşümlü bir bilinç kaybı ile birlikte tüm vücut duyularının tamamen ortadan kaldırıldığı anestezi yöntemidir.

Lokal AnesteziÜnite 8

Hastanın bilinci yerindeyken, sadece cerrahi işlem yapılacak sınırlı bölgedeki ağrı duyusunun ortadan kaldırılmasıdır.

SedasyonÜnite 8

Hastanın spontan solunum fonksiyonu korunarak, sedatif ilaçlar ve analjeziklerle sakinleştirilmesi ve ağrısız bir duruma getirilmesi işlemidir.

Spinal AnesteziÜnite 8

Lokal anestezik ilacın lomber bölgeden doğrudan beyin omurilik sıvısı (BOS) içine enjekte edilmesiyle yapılan bölgesel anestezi türüdür.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Epidural AnesteziÜnite 8

Subaraknoid boşluğa girmeksizin, duramaterin çevresindeki epidural alana lokal anestezik ilacın enjekte edilmesi işlemidir.

Küratif CerrahiÜnite 8

Hastadaki patolojik durumu tamamen ortadan kaldırmak ve kesin tedavi sağlamak amacıyla yapılan radikal cerrahi müdahaledir.

Palyatif CerrahiÜnite 8

Hastalığın tamamen tedavi edilmesinin mümkün olmadığı durumlarda, sadece hastanın ağrı ve solunum zorluğu gibi semptomlarını hafifletmek için yapılan cerrahidir.

Eksploratif CerrahiÜnite 8

Tüm tanısal araştırmalara rağmen teşhis konulamayan hastalarda, durumu netleştirmek amacıyla cerrahi olarak bölgenin açılıp incelenmesidir.

Laparoskopik CerrahiÜnite 8

Karın içinin teleskopik bir kamera yardımıyla görüntülenmesi ve küçük deliklerden yerleştirilen aletlerle yapılan kapalı ameliyat yöntemidir.

EntübasyonÜnite 8

Solunumu kontrol etmek veya güvenceye almak amacıyla, bilinci kapalı hastanın trakeası (soluk borusu) içine özel bir tüp yerleştirilmesi işlemidir.

PremedikasyonÜnite 8

Anestezi ve cerrahi girişim öncesinde hastanın heyecanını, korkusunu yenmesi ve sakinleşmesi amacıyla uygulanan ilaç tedavisidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
AnastomozÜnite 8

Cerrahi olarak hastalıklı bir organ bölümü çıkarıldıktan sonra, geriye kalan sağlıklı iki ucun tekrar birbirine dikilerek birleştirilmesi işlemidir.

KolesistektomiÜnite 8

Safra kesesinde taş veya iltihap bulunması durumunda, safra kesesinin ameliyatla tamamen çıkarılması işlemidir.

HisterektomiÜnite 8

Kadın hastalıkları ve doğum branşı tarafından uygulanan, uterusun (rahmin) ameliyatla tamamen alınması operasyonudur.

OsteoblastÜnite 9

Kemik ve kıkırdak yapısındaki konnektif dokunun (kollajen) üretiminden ve kemik matriksinin oluşturulmasından sorumlu yapıcı kemik hücreleridir.

OsteoklastÜnite 9

Kemik onarımı ve yeniden şekillenmesi sırasında ortaya çıkan, yaşlanmış veya zedelenmiş kemik dokusunu eriterek ortadan kaldıran çok çekirdekli fagositik hücrelerdir.

OsteositÜnite 9

Osteoblastların kendi ürettikleri kemik matriksi ile çevrelenmesi sonucu oluşan, lakuna adı verilen boşluklarda yerleşmiş olgun kemik hücreleridir.

PeriosteumÜnite 9

Kemiklerin dış yüzeyini sıkıca saran, kemiği koruyan, besleyen ve kırık durumlarında kemiğin onarılmasını sağlayan sıkı bağ dokusundan yapılmış kemik zarıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
EndosteumÜnite 9

Kemiğin iç kısmındaki boşlukların ve kanalların yüzeyini örten, kemik iliği ile komşu olan ince bağ dokusu yapısındaki zardır.

SynoviaÜnite 9

Oynar eklemlerin eklem boşluğunda bulunan, kemiklerin birbirine sürtünmesini engelleyerek kayganlık sağlayan koyu ve yapışkan kıvamdaki eklem sıvısıdır.

LigamentumÜnite 9

Ekleme katılan kemikleri birbirine bağlayan, eklemin stabilitesini koruyan ve eklem kapsülünün içinde veya dışında bulunabilen güçlü bağ dokusu şeritleridir.

TendonÜnite 9

İskelet kaslarını kemiklere sıkıca bağlayan, kasılma kuvvetini kemiğe ileten yüksek mukavemetli lifli bağ dokusu uzantılarıdır.

AponevrozÜnite 9

Tendonların ince, geniş ve yassı bir tabaka veya zar şeklinde yayılım gösteren özel anatomik yapıdaki formudur.

Bir kasın kasılması esnasında hareket etmeyen, sabit kalan başlangıç noktası veya kemiğe tutunma yeridir.

InsertioÜnite 9

Bir kasın kasılması sırasında hareket eden, kasın sonlandığı ve çekme kuvvetini uyguladığı hareketli kemik tutunma noktasıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

Kasların istirahat halindeyken bile sahip olduğu, duruşu korumayı sağlayan hafif, sürekli ve normal gerginlik durumudur.

FasciaÜnite 9

Kas gruplarını dıştan saran, onları birbirinden ayıran ve koruyan sıkı bağ dokusu yapısındaki ince saydam zardır.

SarcoplasmaÜnite 9

Kas hücrelerinin içinde myofibrilleri ve diğer organelleri barındıran, kas hücresine özel sitoplazma sıvısıdır.

Ürogenital SistemÜnite 10

Fizyolojik açıdan farklı görevleri olan boşaltım (üriner) ve üreme (genital) sistemlerinin, anatomik yakınlıkları ve ortak klinik süreçleri nedeniyle birlikte ele alınan bütünüdür.

NefronÜnite 10

Böbreklerin idrar süzme ve üretme işlevini gerçekleştiren en küçük yapısal ve fonksiyonel birimidir. Her bir böbrekte yaklaşık bir milyon adet nefron bulunur ve günde ortalama 180-200 litre kanı süzerler.

EpididimisÜnite 10

Testislerin arka-üst kenarında yer alan, testislerde üretilen spermlerin toplanıp olgunlaştığı ve hareket yeteneği kazandığı kıvrımlı kanallardan oluşan organdır.

Ductus DeferensÜnite 10

Epididimisten başlayarak üretraya kadar uzanan ve olgunlaşan spermleri taşıyan boşaltma kanalıdır. Cerrahi sterilizasyon işlemlerinde bu kanal kesilir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Vesica SeminalisÜnite 10

Mesanenin arkasında yer alan, spermlerin depolanmasının yanı sıra meninin (seminal sıvı) hacmini ve besleyiciliğini oluşturan salgıyı üreten çift kesedir.

ProstatÜnite 10

Erkeklerde mesanenin hemen altında yer alan, kestane büyüklüğünde, idrar yolunu çevreleyen ve meni bileşimine katkıda bulunan salgılar üreten özel bir bezdir.

OvariumÜnite 10

Kadınlarda dişi döl hücresi olan yumurtaların üretildiği ve östrojen ile progesteron gibi cinsiyet hormonlarının salgılandığı yumurtalık organıdır.

Tuba UterinaÜnite 10

Uterus ile ovarium arasında uzanan, yumurtalıktan salınan yumurtayı yakalayıp uterusa taşıyan ve döllenmenin gerçekleştiği tüp şeklindeki kanaldır.

UterusÜnite 10

Döllenmiş yumurtanın yerleştiği, gebelik boyunca fetusun büyüyüp geliştiği, mesanenin arkasında yer alan kalın kas duvarlı rahim organıdır.

Kadın dış genital organlarının tamamına verilen genel isimdir; labium majus, labium minus, mons pubis ve klitorisi kapsar.

GlomerulusÜnite 10

Nefronun başlangıç kısmında yer alan, yüksek kan basıncı altında kanın süzülmesini sağlayan kılcal damar yumağı şeklindeki yapıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Pelvis RenalisÜnite 10

Böbreğin iç kısmında yer alan, üreterin üst ucunun huni şeklinde genişlemesiyle oluşan ve üretilen idrarın toplandığı böbrek havuzcuğudur.

SistitÜnite 10

İdrar kesesinin (mesane) bakteriyel veya diğer etkenlere bağlı olarak gelişen, sık idrara çıkma ve ağrı ile karakterize iltihabi durumudur.

MenopozÜnite 10

Kadınlarda yumurtalık fonksiyonlarının ve östrojen üretiminin azalmasıyla birlikte adet döngülerinin kalıcı olarak sona erdiği fizyolojik dönemdir.

KriptoorşidizmÜnite 10

Erkek bebeklerde testislerin gelişim sürecinde skrotum adı verilen torbaya inmemesi veya gecikmesiyle karakterize klinik tablodur.

Acil servise başvuran hastaların, hastalık veya yaralanmalarının ciddiyet derecesine göre sınıflandırılarak uygun tedavi alanlarına yönlendirilmesi işlemidir.

Kırmızı AlanÜnite 11

Triaj sınıflandırmasında, hayatı doğrudan tehdit eden ve hiç bekletilmeden anında tıbbi müdahale gerektiren hastaların alındığı acil servis bölümüdür.

Sarı AlanÜnite 11

Kalıcı bir hasarı önlemek için hekim bakımı gereken, hayati tehlikesi anlık olmayan ve belirli bir süre bekleyebilecek hastaların muayene edildiği alandır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Yeşil AlanÜnite 11

Hafif yaralanmalar ve acil müdahale gerektirmeyen, ayakta tedavi edilebilecek hastaların muayene ve tedavi edildiği triaj alanıdır.

Kardiyopulmoner Resüsitasyon (KPR)Ünite 11

Durdurulan spontan kalp atımı, solunum ve beyin fonksiyonlarını yeniden kazandırmak amacıyla yapılan kalp masajı ve yapay solunum uygulamalarının bütünüdür.

TurnikeÜnite 11

Kanamayı durdurmak amacıyla ekstremitelerde sıkıştırma yöntemiyle uygulanan, ancak doku hasarı riski nedeniyle uzun süreli kullanımdan kaçınılması gereken yöntemdir.

KonvülziyonÜnite 11

Sinir sisteminin irritasyonu sonucu beyinde meydana gelen düzensiz elektriksel boşalmalarla karakterize, havale veya nöbet durumudur.

HipoglisemiÜnite 11

Yetişkin bireylerde kan şekeri düzeyinin normal sınırların altına (genellikle 50 mg/dl ve altına) düşmesiyle karakterize, acil müdahale gerektiren tablodur.

EpistaksisÜnite 11

Herhangi bir travma, yüksek tansiyon veya lokal nedenlerle meydana gelen burun kanaması durumunu ifade eden tıbbi terimdir.

AnafilaksiÜnite 11

Yabancı bir madde veya alerjene karşı vücutta aniden gelişen, saniyeler içinde ilerleyen ve müdahale edilmezse ölümle sonuçlanabilen sistemik aşırı duyarlılık reaksiyonudur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
PnömotoraksÜnite 11

Akciğerlerden havanın plevral boşluğa (göğüs kafesi içine) sızması sonucu akciğerin çökmesi ve solunum işlevini yapamaması durumudur.

Kompartman SendromuÜnite 11

Fasya ile çevrili kapalı kas gruplarında basıncın artması sonucu doku perfüzyonunun bozulması ve geri dönüşümsüz nekroz riski taşıyan acil tablodur.

EntübasyonÜnite 11

Kendi başına solunum yapamayan hastaların hava yolunu açık tutmak ve solunum cihazına bağlamak amacıyla soluk borusuna tüp yerleştirilmesi işlemidir.

TrakeostomiÜnite 11

Tıbbi amaçlarla gırtlak seviyesinin altından nefes borusuna (trakea) dışarıdan cerrahi bir delik açılarak yeni bir solunum yolu elde edilmesi işlemidir.

Lomber PonksiyonÜnite 11

Teşhis veya tedavi amacıyla bel bölgesinden girilerek beyin omurilik sıvısı (BOS) örneği alınması veya kafa içi basıncın düşürülmesi işlemidir.

FarmakolojiÜnite 12

İlaçların ve ilaç olabilme niteliği taşıyan maddelerin biyolojik sistemlerle olan karşılıklı etkileşimlerini inceleyen ilaç bilimidir.

İlaç yapımında hammadde olarak kullanılan, tedavi edici özelliğe sahip doğal organik, inorganik veya sentetik kökenli maddelerin genel adıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
PlaseboÜnite 12

Aktif ilaç maddesi içermeyen, farmakolojik etkisi olmadığı halde hastaya psikolojik destek sağlamak amacıyla verilen şeker veya vitamin içerikli sahte ilaç formudur.

ToleransÜnite 12

Bir ilacın sürekli ve düzenli kullanımı sonucunda, başlangıçta elde edilen normal tedavi edici cevabın zamanla giderek azalması durumudur.

Radikal TedaviÜnite 12

Hastalığa yol açan temel nedeni veya etkeni vücuttan tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen tedavi şeklidir; antibiyotik tedavisi buna en iyi örnektir.

Palyatif TedaviÜnite 12

Hastalığın asıl nedenine etki etmeden, sadece hastayı rahatsız eden belirtileri ve ağrı gibi semptomları hafifletmek amacıyla uygulanan destekleyici tedavidir.

Majistral İlaçÜnite 12

Eczanelerde hazır halde bulunmayan, doktorun reçetede belirttiği özel formüle göre eczacı tarafından el yapımı olarak hazırlanan ilaçlardır.

Ofisinal İlaçÜnite 12

Resmi kodeks ve farmakopelerde kayıtlı standart formüllere göre eczanelerde hazırlanıp stoklanan veya reçete geldiğinde hemen sunulan ilaçlardır.

Müstahzar İlaçÜnite 12

Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış ilaç fabrikalarında veya laboratuvarlarında üretilerek eczanelerde hazır ambalajlı olarak satılan ticari ilaçlardır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Transdermal Terapötik Sistem (TTS)Ünite 12

Etken maddenin bir flaster/yama içine yerleştirilerek deri üzerine yapıştırılması ve ciltten yavaşça emilerek sistemik dolaşıma geçmesini sağlayan ilaç şeklidir.

Aktif TransportÜnite 12

İlaç moleküllerinin enerji harcayarak ve özel taşıyıcı proteinler yardımıyla düşük konsantrasyondan yüksek konsantrasyona doğru taşınması sürecidir.

BiyotransformasyonÜnite 12

İlaçların vücuttaki enzimler aracılığıyla kimyasal yapı değişikliğine uğrayarak genellikle daha az aktif ve suda kolay çözünür metabolitlere dönüştürülmesi sürecidir.

Eliminasyon Yarılanma ÖmrüÜnite 12

Dolaşımdaki ilaç konsantrasyonunun veya vücuttaki toplam ilaç miktarının yarıya inmesi için geçmesi gereken süreyi ifade eden farmakokinetik parametredir.

AgonistÜnite 12

Hücre üzerindeki spesifik reseptörüne bağlanarak bu reseptörü aktive eden ve hücre içinde farmakolojik bir yanıt başlatan ilaç veya endojen maddedir.

AntagonistÜnite 12

Reseptöre bağlandığı halde herhangi bir aktivasyon veya etki oluşturmayan, sadece agonistlerin o reseptöre bağlanmasını fiziksel olarak engelleyen maddedir.

BiyoeşdeğerlikÜnite 12

Aynı etkin maddeyi içeren iki farklı ilaç müstahzarının, vücuda uygulandıktan sonra aynı hızda ve aynı miktarda emilerek aynı biyoyararlanımı göstermesi durumudur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
RadyogramÜnite 13

Elde edilen tüm radyolojik görüntülere verilen genel isimdir. Röntgen, BT veya MR gibi farklı yöntemlerle oluşturulan her türlü tıbbi görüntü bu kapsamda değerlendirilir.

RadyografiÜnite 13

Radyolojik bir görüntüyü elde etmek amacıyla gerçekleştirilen çekim ve kayıt sürecinin tamamına verilen addır. Görüntünün oluşturulması esnasındaki teknik aşamaları ifade eder.

MammografiÜnite 13

Düşük kilovoltajlı X ışınları ve özel röntgen tüpleri kullanılarak meme gibi yumuşak dokuların incelenmesini sağlayan özel bir radyografi yöntemidir.

Hounsfield Ünitesi (HÜ)Ünite 13

Bilgisayarlı Tomografide dokuların X ışınını absorbe etme derecesini gösteren sayısal değerdir. Suyun absorpsiyon değeri 0, havanınki ise -1000 HÜ olarak kabul edilir.

VokselÜnite 13

Bilgisayarlı Tomografi ve MR gibi kesitsel görüntüleme yöntemlerinde, piksel alanının kesit kalınlığıyla çarpılması sonucu elde edilen üç boyutlu hacim elemanıdır.

HiperdensÜnite 13

Bilgisayarlı Tomografi görüntülerinde X ışınını çok fazla tutan ve bu nedenle gri skalada beyaza yakın veya parlak beyaz renkte görünen yüksek yoğunluklu alanları tanımlar.

HiperekoikÜnite 13

Ultrasonografi incelemesinde ses dalgalarını çok fazla yansıtan ve ekranda parlak beyaz renkte görünen doku veya lezyonları ifade eden terimdir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
AnekoikÜnite 13

Ultrasonografide ses dalgalarını hiç yansıtmadan doğrudan geçiren, içi sıvı dolu yapıların ekranda tamamen siyah görünmesini tanımlayan terimdir.

SintigrafiÜnite 13

Vücuda verilen radyoaktif maddelerin yaydığı gama ışınlarının gama kameralar vasıtasıyla algılanıp organ fonksiyonlarının iki veya üç boyutlu olarak görüntülenmesi yöntemidir.

RadyofarmasötikÜnite 13

Nükleer tıp uygulamalarında tanı veya tedavi amacıyla hastaya verilen, radyoaktif bir radyonüklid ile kimyasal bir taşıyıcı bileşiğin birleştirilmesiyle oluşan ilaçtır.

SiklotronÜnite 13

Nükleer tıp görüntülemelerinde kullanılan kısa yarı ömürlü radyoaktif maddeleri üretmek amacıyla yüklü parçacıkları yüksek hızlarda çarpıştıran dairesel parçacık hızlandırıcı sistemdir.

FDG (18-Florodeoksiglukoz)Ünite 13

Pozitron Emisyon Tomografisinde (PET) en sık kullanılan, tümör hücrelerinin yüksek şeker metabolizmasını görüntülemeyi sağlayan radyoaktif flor-18 ile işaretlenmiş glukoz analoğudur.

TrombüsÜnite 13

Kan damarları veya kalp boşlukları içerisinde kanın pıhtılaşması sonucu meydana gelen ve damar tıkanıklığına yol açabilen sabit kan pıhtısıdır.

EmbolizmÜnite 13

Damar içinde oluşan bir pıhtının (trombüs) veya başka bir yabancı cismin yerinden koparak kan akımıyla başka bir bölgeye taşınması ve oradaki damarı tıkaması olayıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Halk SağlığıÜnite 14

Organize edilmiş toplum çalışmalarıyla çevre koşullarını düzelterek, bulaşıcı hastalıkları önleyerek, erken tanı ve koruyucu tedaviyi sağlayarak yaşamı uzatan ve toplum sağlığını geliştiren bilim ve sanattır.

Koruyucu HekimlikÜnite 14

Bireyin sağlığını koruma ve geliştirme çalışmalarının kamusal düzeyde değil, tamamen bireysel düzeyde ele alındığı ve yürütüldüğü hekimlik uygulamasıdır.

Belirti (Semptom)Ünite 14

Halsizlik, bulantı, baş dönmesi, karın ağrısı ve kulak çınlaması gibi sadece hasta tarafından hissedilebilen, dışarıdan gözlenemeyen veya ölçülemeyen sübjektif algılardır.

Ateş, kan basıncı yüksekliği, anormal akciğer sesleri ve laboratuvar test sonuçları gibi hekimin muayenesi sonrasında dışarıdan gözlenebilen ya da ölçülebilen nesnel durumlardır.

Temel Sağlık HizmetiÜnite 14

Alma Ata bildirgesinde tanımlanan, toplumun tam katılımıyla ve kabul edilebilir bir maliyetle halka götürülen, sağlıklı bir toplum için alınması gereken minimum sağlık hizmetleridir.

İnsidansÜnite 14

Belirli bir zaman periyodunda, bir toplumda yeni ortaya çıkan hastalık vakalarının risk altındaki nüfusa bölünmesiyle elde edilen ve hastalanma olasılığını gösteren hızdır.

PrevalansÜnite 14

Belirli bir zaman diliminde veya andaki eski ve yeni tüm vakaların toplamının risk altındaki kişi sayısına bölünmesiyle elde edilen, toplumdaki toplam hastalık yükünü gösteren ölçüttür.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Morbidite HızıÜnite 14

Hastalık etkeninin konakçıda doku hasarı meydana getirebilme gücüdür. Belirli bir sürede etkenle karşılaşanlar arasında hastalık belirtisi gösterenlerin oranını ifade eder.

Mortalite (Fatalite) HızıÜnite 14

Belirli bir hastalığa yakalanan kişiler arasından ne kadarının bu hastalık nedeniyle öldüğünü saptamaya yarayan, özellikle kısa kuluçka süreli hastalıklarda kullanılan ölçüttür.

Kuluçka (İnkübasyon) SüresiÜnite 14

Bir hastalık etkeninin vücuda girmesinden itibaren, hastalıkla ilgili ilk klinik belirtilerin ve semptomların ortaya çıkmasına kadar geçen süredir.

Tecrit (İzolasyon)Ünite 14

Bulaşıcı hastalığı olduğu kesinleşen kişilerin, iyileşinceye kadar sağlıklı bireylerden ayrılarak gözlem altında tutulması ve etkenin yayılmasının önlenmesi işlemidir.

KarantinaÜnite 14

Bulaşıcı hastalık etkeniyle temas etmiş veya temas şüphesi olan sağlıklı kişilerin, hastalığın en uzun kuluçka süresi boyunca gözlem altında tutulması uygulamasıdır.

SürveyansÜnite 14

Sağlık verilerinin sürekli, sistematik ve düzenli bir biçimde toplanması, analiz edilmesi, yorumlanması ve gerekli mercilere dağıtılması sürecini kapsayan izlem sistemidir.

ICD-10Ünite 14

Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayımlanan, hastalıkların ve sağlık sorunlarının uluslararası düzeyde standart bir şekilde kodlanmasını sağlayan alfa-nümerik sınıflama sistemidir.