4857 sayılı İş Kanunu'na göre işçi, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişidir. İşçi statüsünün kazanılmasındaki en temel belirleyici unsur, taraflar arasındaki hukuki bağın 'iş sözleşmesi' olmasıdır. Eser, vekalet veya adi şirket sözleşmesi gibi farklı sözleşme türleri ile çalışanlar, İş Kanunu anlamında işçi sayılmazlar. Ayrıca yardım veya hatır için yapılan işler de iş sözleşmesi kapsamında değerlendirilmediğinden bu kişiler işçi sıfatını haiz değildir.
İşçi olabilmek için çalışanın özel sektörde olması zorunlu değildir; kamu kurum ve kuruluşlarında iş sözleşmesi ile çalışanlar da işçi statüsündedir. Öte yandan, memurlar, askerler, tutuklu ve hükümlüler ile çırak ve stajyerler, iş sözleşmesi ile çalışmadıkları için İş Kanunu kapsamındaki işçi tanımının dışında tutulmuşlardır. İşçinin bedensel veya zihinsel emek sarf etmesi, belirli veya belirsiz süreli çalışması, tam veya kısmi süreli olması işçi sıfatını değiştirmez.
İşçi olmanın beş temel unsuru vardır: Gerçek kişi olmak, iş sözleşmesine dayanmak, bir işte çalışmak, işverenle bağımlılık ilişkisi içinde olmak ve ücret karşılığı çalışmaktır. Bağımlılık ilişkisi, işverenin yönetim hakkı ve emir-talimat verme yetkisini, işçinin ise bu talimatlara uyma borcunu ifade eder. Ücret, işçinin emeğinin karşılığıdır ve ödenmemesi durumunda işçi, yasal yollara başvurabileceği gibi, 20 gün içinde ödenmeyen ücretler için iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınma hakkına da sahiptir.
Çırak, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu kapsamında, bir mesleğin gerektirdiği bilgi ve becerileri iş içinde öğrenen kişidir. Çıraklık sözleşmesi işveren ile çırak (veya velisi) arasında yazılı olarak yapılır. Çıraklar işçi değil, öğrenci statüsündedir; dolayısıyla İş Kanunu ve Sendikalar Kanunu hükümleri onlara uygulanmaz. Çıraklara ödenecek ücret, yaşlarına uygun asgari ücretin %30'undan az olamaz ve bu ücret vergiden muaftır.
Stajyer ise okul veya mesleki eğitimin bir parçası olarak, teorik bilgisini pratiğe dökmek amacıyla işyerinde bulunan kişidir. Stajyerin temel amacı üretim değil, eğitimdir. Stajyerler de çıraklar gibi İş Kanunu kapsamı dışındadır ancak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun koruması altındadırlar. Stajı zorunlu olan öğrenciler için işveren, belirli oranlarda (personel sayısına göre %15 veya %30) ücret ödemekle yükümlüdür.
Çırak ve stajyer arasındaki temel fark, çırağın bir mesleği temelden öğrenip işçi statüsüne geçmeyi hedeflemesi, stajyerin ise mevcut teorik bilgisini işyerinde geliştirmesidir. Her iki grup da işçi sayılmamasına rağmen, iş sağlığı ve güvenliği açısından işçilerle aynı koruma kalkanına sahiptirler.
İşveren, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişilerdir. İşveren sıfatı için mülkiyet sahibi olmak gerekmez; iş sözleşmesinin tarafı olmak ve yönetim hakkını kullanmak yeterlidir. İşveren, işçiye ücret ödeme, iş sağlığı ve güvenliğini sağlama ve çalışma düzenini kurma yükümlülüklerine sahiptir. Tüzel kişilerde bu yetki, organlar veya temsilciler aracılığıyla kullanılır.
İşveren vekili, işveren adına işin, işyerinin veya işletmenin yönetiminde görev alan kişidir. Genel müdür, personel müdürü, ustabaşı gibi sıfatları taşıyan bu kişiler, işveren adına hareket ettikleri için temsil yetkisine sahiptirler. İşveren vekili aynı zamanda işçi statüsündedir ve işçi haklarından yararlanır.
İşveren vekilinin işlemleri işvereni bağlar. Ancak hukuki sorumluluk doğrudan işverene aittir; işveren vekili ise idari ve cezai sorumluluktan şahsen sorumludur. İş Kanunu'na göre işletmenin bir kısmını yönetmek vekil sayılmak için yeterliyken, Sendikalar Kanunu'nda işletmenin bütününü yönetme şartı aranır.
Alt işverenlik, bir işverenin işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işleri veya uzmanlık gerektiren asıl işin bir bölümünü başka bir işverene devretmesidir. Asıl işveren ile alt işveren arasında yazılı bir sözleşme olmalıdır. Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı, onların haklarından (ücret, tazminat vb.) alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur.
Muvazaalı (danışıklı) alt işverenlik ilişkileri geçersizdir. Örneğin; asıl işverenin kendi işçisini alt işverene devretmesi, işin uzmanlık gerektirmeksizin bölünmesi veya kamusal yükümlülüklerden kaçınmak için kurulan ilişkiler muvazaalı sayılır. Bu durumda alt işveren işçileri, başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi kabul edilir.
İşyeri, işverenin mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi ve manevi unsurları bir araya getirdiği birimdir. İşyeri sadece fiziki bina değil, eklentiler, araçlar ve bağlı yerleri de kapsar. İşveren, işyerinin kuruluşu, devri veya kapanışını 1 ay içinde Çalışma ve İş Kurumu'na bildirmek zorundadır. İşyeri devrinde iş sözleşmeleri tüm hak ve borçlarla devralana geçer.