İşçinin, başkasının organizasyonuna dahil olarak, emir ve otorite altında iş görmesidir. Örneğin, bir fabrikada bantta çalışan işçi bağımlı çalışandır.
Bir tarafın bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın ise ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İş ilişkisinin temel kaynağıdır.
Tarafların hiçbir şekilde aksini kararlaştıramayacağı, kamu düzenini ilgilendiren hükümlerdir. Örneğin, iş güvencesine ilişkin bazı maddeler değiştirilemez.
Sadece işçi lehine olmak şartıyla sözleşme ile değiştirilebilen hükümlerdir. Örneğin, yıllık izin süresinin kanundakinden daha fazla belirlenmesi.
Mevzuattaki belirsizliklerin veya boşlukların, işçinin korunması amacıyla işçi lehine sonuç verecek şekilde doldurulmasıdır.
İşçi sendikası ile işveren veya işveren sendikası arasında yapılan, çalışma koşullarını kolektif düzeyde belirleyen sözleşmedir.
İşveren tarafından tek taraflı hazırlanan, işyerindeki çalışma düzenini belirleyen ve iş sözleşmesinin eki sayılan kurallar bütünüdür.
İşverenin sürekli ve aynı koşullarla sağladığı bir menfaatin, zamanla iş sözleşmesi hükmü haline gelmesidir. Örneğin, her yıl düzenli ödenen ikramiye.
İşverenin, işin yürütümü ve işçinin davranışları hakkında verdiği, dürüstlük kuralları çerçevesinde uyulması zorunlu olan emirlerdir.
İş hukukunun hem özel hukuk (sözleşme serbestisi) hem de kamu hukuku (devlet müdahalesi) özellikleri taşıması durumudur.
Yargıtay tarafından verilen ve kanun niteliğinde olup tüm yargı organlarını bağlayan, hukuki uyuşmazlıklara çözüm getiren kararlardır.
Tarafların sözleşmede aksini kararlaştırabileceği, taraflar bir düzenleme yapmadığında devreye giren hükümlerdir.
İş hukukunun doğuşuna zemin hazırlayan, çalışma koşullarının ağırlaştığı ve devletin müdahalesini zorunlu kılan tarihsel süreçtir.
Hâkimin karar verirken yararlandığı ancak bağlayıcılığı olmayan yargı kararları ve bilimsel görüşlerdir.
Hukuk kurallarının doğrudan kaynağını oluşturan, yazılı veya yazılı olmayan bağlayıcı hukuk metinleridir.
Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişidir. Örneğin, bir fabrikada maaş karşılığı üretim yapan kişi işçidir.
İşçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişidir. Örneğin, bir şirketin sahibi veya tüzel kişiliği olan bir kurum işverendir.
İşveren adına işin veya işyerinin yönetiminde görev alan kişidir. Örneğin, bir işletmedeki genel müdür veya atölye şefi işveren vekilidir.
Asıl işverenden iş alan ve işçilerini sadece bu işte çalıştıran diğer işverendir. Örneğin, bir inşaat firmasının elektrik tesisatını yapan taşeron firma alt işverendir.
İşverenin mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi ve manevi unsurları bir araya getirdiği birimdir. Örneğin, bir fabrikanın binası, eklentileri ve araçları bir işyeridir.
Ekonomik amaç için bir veya birden fazla işyerinin bağlı olduğu organize bütündür. Örneğin, bir bankanın tüm şubeleri bir işletmedir.
Bir mesleği iş içinde öğrenen, öğrenci statüsündeki kişidir. Örneğin, bir tamirhanede usta yanında meslek öğrenen genç çıraktır.
Eğitimi gereği işyerinde uygulamalı eğitim gören kişidir. Örneğin, üniversite öğrencisinin bir şirkette zorunlu staj yapması stajyerliktir.
Tarafların gerçek iradelerini gizleyerek yaptıkları danışıklı işlemdir. Örneğin, işçilerin haklarını kısıtlamak için kurulan geçersiz alt işverenlik ilişkisi muvazaalıdır.
Birden fazla kişinin bir borçtan birlikte sorumlu olmasıdır. Örneğin, alt işverenin ödemediği ücretlerden asıl işverenin de sorumlu tutulmasıdır.
İşverenin işyerindeki düzeni sağlama ve emir verme yetkisidir. Örneğin, işverenin çalışma saatlerini belirlemesi yönetim hakkıdır.
İşçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Örneğin, yazılı bir işe giriş sözleşmesi iş sözleşmesidir.
İşyerinin bir parçası sayılan dinlenme, yemek, çocuk emzirme gibi alanlardır. Örneğin, fabrikanın içindeki yemekhane işyerinin bir eklentisidir.
İşçinin, işverenin emir ve talimatları altında, belirli bir iş akdine dayanarak çalışmasıdır. Örneğin, bir fabrikada bant başında çalışan işçi, işverenin talimatlarına uymak zorunda olduğu için bağımlı çalışandır.
Kişinin kendi nam ve hesabına, emir ve talimat altına girmeden yürüttüğü çalışma biçimidir. Avukatlar, noterler ve esnaf-sanatkârlar bağımsız çalışanlara örnek verilebilir.
Denizlerde, göllerde ve akarsularda Türk bayraklı, 100 ve üzeri grostonilatoluk gemilerde çalışanları düzenleyen özel kanundur. İş Kanunu'nun genel hükümleri yerine bu kanun uygulanır.
Gazete, internet haber siteleri ve ajanslarda çalışan fikir ve sanat işçilerini düzenleyen özel kanundur. Gazetecilerin çalışma ilişkileri bu kanuna tabidir.
Küçük ölçekli, aile üyelerinin geçimini sağlamak için yaptığı, ticari niteliği olmayan üretim ilişkileridir. Bu kapsamdaki işler, belirli şartlarla İş Kanunu'nun dışındadır.
Tarımsal ürünlerin işlenerek yeni bir ürüne dönüştürülmesi faaliyetidir. Örneğin, domates üretimi tarım işi olup kapsam dışı kalabilirken, domatesten salça üretimi tarım sanatı olarak İş Kanunu kapsamına girer.
Hava taşıma işlerinde görevli pilot, hostes, telsiz ve kabin görevlileri gibi çalışanlardır. Bu kişiler İş Kanunu'nun istisnaları arasında yer alır ve Borçlar Kanunu'na tabidir.
Gemilerin hacimsel büyüklüğünü ifade eden bir ölçü birimidir. 854 sayılı Deniz İş Kanunu'nun uygulanması için geminin 100 ve üzeri grostonilato olması şartı aranır.
İşveren adına hareket eden ve işin yürütülmesinde yetki sahibi olan kişidir. İş Kanunu, işverenlerin yanı sıra işveren vekillerini de kapsamına alır.
İşçinin işverene bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin de ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İş Kanunu'nun uygulanmadığı durumlarda genel kanun olarak uygulanır.
Deniz ve iç sularda su ürünleri (balık, midye vb.) istihsal eden gerçek ve tüzel kişilerdir. Bunların işçileri, deniz taşıma işi istisnasının aksine İş Kanunu kapsamındadır.
Hastalık veya kaza sonucu sakat kalanların, rehabilitasyon merkezlerinde işe alıştırılmaları sürecidir. Bu süreç iş ilişkisi sayılmadığı için İş Kanunu kapsamı dışındadır.
İşçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ise ücret ödemeyi üstlendiği, 4857 sayılı Kanun'a dayanan özel hukuk sözleşmesidir. Örneğin, bir fabrikada çalışan işçi ile işveren arasındaki ilişki bu sözleşmeye dayanır.
İşçinin iş görme edimini işverenin emir ve talimatları doğrultusunda, onun denetimi altında yerine getirmesidir. İşçinin mesai saatlerinin işveren tarafından belirlenmesi buna örnektir.
İşçinin iş görme edimi karşılığında aldığı, iş sözleşmesinin kurucu unsuru olan paradır. Sözleşmede belirtilmese dahi emsal ücret ödenmesi zorunludur.
Tarafların karşılıklı borç altına girdiği, iş görme ve ücret ödeme edimlerinin birbirinin karşılığı olduğu sözleşme türüdür. İş sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.
Niteliği gereği 30 iş gününden fazla süren işlerdir. Bu işleri konu edinen sözleşmeler sürekli iş sözleşmesi olarak adlandırılır.
Niteliği gereği en çok 30 iş günü süren işlerdir. Bu işler için İş Kanunu'nun bazı koruyucu hükümleri uygulanmaz.
İşin süresinin belirli olması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı yapılan sözleşmedir. Örneğin, bir fuar süresince çalışacak personel ile yapılan sözleşme.
Süre koşuluna bağlanmamış, kural olarak tarafların devam ettirme niyetinde olduğu sözleşmedir. İş hukukunda asıl olan bu türdür.
Haftalık normal çalışma süresinin (en çok 45 saat) tamamının ifa edildiği sözleşmedir. Standart çalışma biçimidir.
Haftalık normal çalışma süresinin, emsal işçiye göre önemli ölçüde (2/3 oranına kadar) daha az belirlendiği sözleşmedir. Part-time çalışma buna örnektir.
Tarafların birbirini tanımak amacıyla koyduğu, en çok 2 ay (toplu iş sözleşmesiyle 4 ay) süren sözleşmedir. Bu sürede taraflar tazminatsız fesih hakkına sahiptir.
Standart iş ilişkisinden (tam süreli, belirsiz süreli) farklılaşan, esnek çalışma modellerini konu edinen sözleşmelerdir. Tele çalışma buna örnektir.
İşçinin, işveren tarafından oluşturulan organizasyon kapsamında, teknolojik araçlarla işyeri dışında çalışmasıdır. Evden çalışma buna en somut örnektir.
İşçinin, işverenin ihtiyaç duyması halinde çağrılmasıyla iş görme edimini yerine getirdiği esnek modeldir. Otelcilik sektöründe sıkça görülür.
Yılın belirli dönemlerinde faaliyet gösteren işyerlerinde veya yoğunlaşan işlerde yapılan sözleşmedir. Turizm sezonunda çalışan otel personeli buna örnektir.
İşçinin, iş sözleşmesinin tarafı olmayan başka bir işverene geçici olarak devredildiği üçlü ilişkidir. Holding bünyesindeki şirketler arası görevlendirme buna örnektir.
Meslek edinilmiş geçici iş ilişkisini kurmaya yetkili, işçi ile işveren arasında aracılık yapan kuruluştur. İşçi ile iş sözleşmesi yapan asıl işverendir.
İşçinin işverenin emir, talimat ve denetimi altında çalışmasıdır. İş sözleşmesini diğer sözleşmelerden ayıran en temel unsurdur.
İşçinin iş görme borcu karşılığında işverenin ödemekle yükümlü olduğu ekonomik bedeldir. İş sözleşmesinin zorunlu unsurudur.
Kişinin kendi fiilleriyle hak kazanabilmesi ve borç altına girebilmesidir. İş sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlı olmamayı gerektirir.
Bireyin davranışlarının sonuçlarını kavrayabilme yeteneğidir. Buna sahip olmayanlar (tam ehliyetsizler) iş sözleşmesi yapamaz.
Ergin olmayan veya kısıtlı olan kişilerdir. İş sözleşmesi yapmaları kural olarak yasal temsilcilerinin (veli/vasi) iznine bağlıdır.
İş sözleşmelerinin kural olarak yazılı, sözlü veya zımni şekilde kurulabilmesidir. Tarafların iradesini açıklaması yeterlidir.
Belirli sözleşme türlerinde (örneğin 1 yıl ve üzeri belirli süreli) sözleşmenin geçerliliği için aranan yazılılık şartıdır. Örn: Takım sözleşmeleri.
Tarafların açık bir yazılı veya sözlü beyanı olmaksızın, işçinin işyerinde fiilen çalışmaya başlamasıyla kurulan sözleşmedir.
Bireylerin diledikleri kişiyle, diledikleri içerikte sözleşme yapabilme yetkisidir. İş hukukunda sosyal devlet ilkesiyle sınırlandırılmıştır.
Tarafların iradesiyle dahi değiştirilemeyen, kanunla kesin sınırları çizilmiş kurallardır. Örn: Asgari ücretin altında çalıştırılamama.
Sadece işçi lehine değiştirilebilen hükümlerdir. Örn: Yıllık izin süresinin kanuni sınırın üzerinde belirlenmesi.
İşverenin geçerli bir sebep olmaksızın işçiyi işten çıkarmasını önleyen koruyucu düzenlemelerdir. İşçinin işini kaybetme riskine karşı korunmasıdır.
Sözleşmenin emredici hükümlere veya kamu düzenine aykırı olması nedeniyle baştan itibaren geçersiz sayılmasıdır.
Geçersizliği sonradan anlaşılan sözleşmelerde, işçinin çalıştığı süre boyunca haklarının korunmasıdır. Geçmişe dönük hak kaybı yaşanmaz.
İş sözleşmesinin sona ermeden geçici olarak durdurulmasıdır. Örn: Hastalık veya zorlayıcı sebepler nedeniyle işin durması.
İrade sakatlığı (hata, hile, korkutma) nedeniyle sözleşmenin mağdur tarafça sona erdirilebilmesidir.
Sözleşme kurulurken tarafların iradesinin yanıltılması veya baskı altına alınmasıdır. Hata, hile, ikrah ve gabin türleridir.
Bir tarafın zor durumundan veya tecrübesizliğinden yararlanarak aşırı orantısız menfaat elde edilmesidir. İptal sebebidir.
Tarafların ortak iradeleriyle iş sözleşmesini sona erdirmeleridir. İrade fesadı olmamalıdır.
Bir tarafın ciddi bir tehlike tehdidiyle sözleşme yapmaya zorlanmasıdır. İptal nedenidir.
İşverenin işçiler arasında dil, din, ırk, cinsiyet veya sendikal nedenlerle ayrımcılık yapmama yükümlülüğüdür.
İşçinin, iş sözleşmesi ile üstlendiği işi, işverenin talimatlarına uygun şekilde bizzat ve özenle yerine getirme yükümlülüğüdür. Örneğin; bir fabrikada işçinin kendisine verilen montaj işini dikkatle yapması.
İşçinin, işverenin haklı menfaatlerini koruması ve güveni sarsacak davranışlardan kaçınması yükümlülüğüdür. Örneğin; işçinin işverenin meslek sırlarını üçüncü kişilerle paylaşmaması.
İşçinin, iş ilişkisi devam ederken işvereni ile rakip işlere girmemesi, sözleşme sona erdikten sonra ise yazılı bir sözleşme ile rekabet etmemeyi üstlenmesidir. Örneğin; bir yazılımcının işten ayrıldıktan sonra rakip bir firmada çalışmamayı taahhüt etmesi.
İşçinin çıplak ücretine ek olarak, para veya para ile ölçülebilen yan menfaatlerin (yemek, yol, konut yardımı gibi) dahil edildiği toplam tutardır. Örneğin; apartman görevlisine sağlanan elektrik ve su desteğinin maaşa eklenmesi.
İşçinin mazeretli olduğu (hastalık, izin vb.) zamanlarda dahi kesinti yapılmaksızın ödenen sabit aylık ücrettir. Örneğin; bir beyaz yakalı çalışanın ay içindeki kısa süreli hastalıklarında maaşından kesinti yapılmaması.
İşin ne kadar sürede yapıldığına bakılmaksızın, üretilen parça, adet veya uzunluk üzerinden hesaplanan verime dayalı ücret türüdür. Örneğin; bir tekstil atölyesinde dikilen gömlek başına ödenen ücret.
Otel, lokanta gibi yerlerde müşterilerin hesaplarına eklenen yüzde paylarının işveren tarafından toplanarak işçilere dağıtılmasıdır. Örneğin; bir restoranda müşteriden alınan servis ücretinin çalışanlara paylaştırılması.
İşverenin, işçinin beden bütünlüğünü, kişiliğini ve özel verilerini korumak için gerekli önlemleri almasıdır. Örneğin; işyerinde psikolojik tacizi (mobbing) önlemek için gerekli düzenlemeleri yapması.
İşverenin, İş Kanunu m.5'te belirtilen ayrımcılık yasaklarına aykırı davranması durumunda işçiye ödemesi gereken, dört aya kadar ücret tutarındaki tazminattır. Örneğin; aynı işi yapan iki işçiden birine sırf cinsiyeti nedeniyle daha düşük ücret verilmesi.
İşverenin sendikal nedenlerle ayrımcılık yapması halinde, işçinin bir yıllık ücretinden az olmamak üzere ödenmesi gereken tazminattır. Örneğin; sendikaya üye olduğu için işçinin terfi ettirilmemesi.
İşverenin, çalıştırdığı her işçi için tutmakla yükümlü olduğu, işçinin kimlik ve çalışma bilgilerini içeren kayıt dosyasıdır. Örneğin; işçinin işe giriş belgelerinin ve sağlık raporlarının saklandığı dosya.
Sözleşmede ücretin belirlenmediği durumlarda, benzer işi yapan işçilerin aldığı ücretin esas alınmasıdır. Örneğin; yeni işe başlayan bir işçinin maaşının, aynı pozisyondaki diğer çalışanların maaşına göre belirlenmesi.
Ücretin ödeme gününden itibaren 20 gün içinde mücbir sebep olmaksızın ödenmemesi durumunda işçinin iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilmesidir. Örneğin; maaşını 25 gündür alamayan işçinin işe gitmemesi.
İşverenin, işyerindeki düzeni sağlamak ve işin yürütülmesini düzenlemek için talimat verme ve denetim yapma yetkisidir. Örneğin; işverenin işyerinde mesai saatlerini belirleyen bir genelge yayınlaması.
Kullanıldığı anda hukuki durumu tek taraflı olarak değiştiren haktır. Fesih beyanı karşı tarafa ulaştığında, karşı tarafın onayı olmaksızın sözleşmeyi sona erdirir.
Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin, kanunda öngörülen bildirim sürelerine uyularak sona erdirilmesidir. Örneğin, 4 yıllık kıdemi olan bir işçinin 8 haftalık bildirim süresi sonunda işten çıkarılmasıdır.
Bildirim sürelerine uyulmadan yapılan fesihte, uyulmayan süreye ilişkin ödenmesi gereken tazminattır. Kusura bakılmaksızın, giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanır.
Bildirim süresi içinde işçiye, yeni iş bulabilmesi için tanınan günde en az 2 saatlik ücretli izindir. İşveren bu izni kullandırmazsa ücretini ödemekle yükümlüdür.
Bildirim sürelerine uyulmadan veya peşin ödeme şartları yerine getirilmeden yapılan fesihtir. Bu durumda işçi ihbar tazminatına hak kazanır.
İşverenin, bildirim süresini bekletmeden, bu süreye ait ücreti nakit ve peşin ödeyerek sözleşmeyi derhal sona erdirmesidir. Sadece işverene tanınan bir haktır.
İşverenin fesih hakkını kötüye kullandığı (örneğin sendikal faaliyet veya şikâyet sonrası) durumlarda ödenen, ihbar tazminatının 3 katı tutarındaki tazminattır.
30+ işçi ve 6 ay kıdem şartını taşıyan işçilerin, işverenin keyfi feshine karşı korunmasıdır. Feshin geçerli nedene dayanması şartını getirir.
İşverenin feshe başvurmadan önce iş ilişkisini kurtaracak tüm alternatifleri (eğitim, yer değişikliği vb.) denemesi gerektiği ilkesidir.
İşçinin yetersizliği, davranışı veya işletmenin ekonomik/teknolojik ihtiyaçları nedeniyle yapılan feshin hukuki dayanağıdır. İspat yükü işverendedir.
Feshin geçersiz olduğu iddiasıyla açılan davadır. İşçi, fesih bildiriminden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurarak süreci başlatır.
Feshin geçersizliği durumunda, işçinin çalıştırılmadığı dönem için (en çok 4 aya kadar) ödenen ücret ve diğer haklardır.
İşverenin, mahkemece işe iadesine karar verilen işçiyi işe başlatmaması durumunda ödemekle yükümlü olduğu, 4-8 aylık ücret tutarındaki tazminattır.
İş sözleşmesinin, dürüstlük kuralı gereği sürdürülmesi beklenemeyecek durumlarda, bildirim süresi beklenmeksizin derhal sona erdirilmesidir. Örnek: İşverenin işçinin ücretini hiç ödememesi.
Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin, kanunda öngörülen bildirim sürelerine uyularak veya bu sürenin ücreti peşin ödenerek sona erdirilmesidir. Haklı neden gerektirmez.
İşyerinde faaliyetin bir haftadan fazla durmasına yol açan, dışarıdan gelen, öngörülemez olaylardır. Örnek: Deprem nedeniyle işyerinin kullanılamaz hale gelmesi.
Bildirim süresine uyulmadan yapılan fesihlerde, karşı tarafın uğradığı zararı karşılamak amacıyla ödenen tazminattır. İş Kanunu'na tabi belirsiz süreli sözleşmelerde uygulanır.
Ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılıkta fesih hakkının kullanılması için öngörülen 6 iş günü ve 1 yıllık sınırlardır. Bu süreler geçince fesih hakkı kaybedilir.
Kanunda sayılan haklı nedenler olmaksızın veya usulüne uygun olmayan şekilde yapılan fesihtir. Örnek: İşçinin hiçbir geçerli sebep yokken işten çıkarılması.
Belirli şartları taşıyan işçilerin, işveren tarafından haksız yere işten çıkarılmasını engelleyen ve işe iade hakkı tanıyan koruma mekanizmasıdır.
Çıplak ücrete, düzenli ödenen yan hakların (ikramiye, yakacak yardımı vb.) eklenmesiyle bulunan toplam tutardır. Tazminat hesaplarında esas alınır.
İşverenin, işçinin iş güvencesi kapsamında olmadığı durumlarda, feshin kötü niyetle yapıldığını ispatlaması halinde ödenen tazminattır.
Haklı nedenle fesih ile eşanlamlı olup, sözleşmenin bildirim süresi beklenmeden anında sona erdirilmesidir.
İşçinin veya işverenin, birbirlerine karşı kişilik haklarını ihlal eden söz veya davranışlarda bulunmasıdır. Örnek: İşçinin işverene hakaret etmesi.
İşçinin kusurlu davranışlarıyla işyerinde güvenlik riskleri oluşturmasıdır. Örnek: Patlayıcı madde bulunan alanda sigara içilmesi.
Süreli fesihte, sözleşmenin sona ermesinden önce tarafların birbirine haber vermesi gereken yasal süredir.
Borcun ifa edilme zamanının gelmiş olmasıdır. İş sözleşmesi sona erdiğinde işçinin ücret alacakları, ödeme gününü beklemeden derhal muaccel hale gelir.
Bir tarafın elinde bulundurduğu eşyayı, karşı taraftan olan alacağını teminat altına almak için iade etmeme yetkisidir. TBK m. 443/3 uyarınca alacak miktarıyla sınırlı olarak kullanılabilir.
İşten ayrılan işçiye, yaptığı işin türünü ve çalışma süresini gösteren resmi belgedir. İşçinin yeni iş bulmasında referans niteliği taşır ve verilmemesi tazminat sorumluluğu doğurur.
Alacaklının alacak hakkından vazgeçerek borçluyu borçtan kurtardığı sözleşmedir. İş hukukunda işçinin korunması için yazılılık, bir aylık bekleme süresi ve banka ödemesi gibi katı şartlara tabidir.
En az bir yıl çalışmış işçiye, sözleşmesinin belirli nedenlerle sona ermesi halinde ödenen paradır. İşçinin geleceğini güvence altına almayı amaçlar.
Kıdem tazminatı hesabında esas alınan, çıplak ücrete düzenli ve sürekli yan menfaatlerin (yemek, yol, ikramiye vb.) eklenmesiyle oluşan brüt ücrettir.
Tarafların karşılıklı anlaşarak iş sözleşmesini sona erdirmesidir. Kendiliğinden kıdem tazminatı hakkı doğurmaz, ancak taraflar tazminat ödeneceğini sözleşmeye yazabilirler.
Yılın belirli dönemlerinde faaliyet gösteren işlerdir. Kıdem hesabında sadece fiilen çalışılan süreler dikkate alınır, askıda geçen süreler kıdeme eklenmez.
Bir yıllık kıdem için ödenebilecek tazminatın, en yüksek devlet memuruna ödenen azami emeklilik ikramiyesini geçemeyeceğini belirten mutlak emredici sınırdır.
Bir hakkın dava yoluyla talep edilebilmesi için öngörülen süredir. Kıdem tazminatı alacaklarında bu süre 12.10.2017 tarihinden itibaren 5 yıldır.
İşçinin askerlik hizmeti nedeniyle sözleşmesini feshetmesi durumudur. Bu fesih, işçiye kıdem tazminatı hakkı kazandıran istisnai bir istifa nedenidir.
İşyerinin el değiştirmesi durumudur. İş sözleşmeleri yeni işverene geçer ve kıdem süresi toplam olarak devralan işveren tarafından tazminat hesabında dikkate alınır.
Geçerlilik şartlarını taşımayan (örneğin banka dışı ödenen veya eksik ödenen) ibranamelerin, sadece ödenen miktar kadar kanıt değeri taşıması durumudur.
İşçi lehine değiştirilebilen ancak aleyhine değiştirilemeyen kurallardır. Örneğin, kıdem tazminatı için 1 yıllık sürenin sözleşme ile 3 aya indirilmesi mümkündür.
İşçinin iş sözleşmesi kapsamında, işverenin yönetim ve denetimi altında iş görme edimini yerine getirdiği zaman dilimidir. Örneğin, üretim hattındaki bir işçinin makine başında geçirdiği süre çalışma süresidir.
Fiilen çalışılmasa bile kanunun koruma amacıyla çalışma süresinden saydığı sürelerdir. Örneğin, emziren kadın işçinin günlük süt izni bu kapsamda çalışma süresinden sayılır.
İşin dönemsel yoğunluğu nedeniyle çalışma süresinin bazı haftalarda artırılıp diğer haftalarda azaltılmasıdır. Örneğin, iki aylık dönemde haftalık ortalama 45 saati aşmamak kaydıyla denkleştirme yapılabilir.
Haftalık 45 saati aşan çalışmalar olup, karşılığında %50 zamlı ücret ödenmesi gerekir. Örneğin, haftalık 45 saat çalışan bir işçinin 48 saat çalışması durumunda, 3 saatlik kısım fazla çalışmadır.
Haftalık çalışma süresinin sözleşme ile 45 saatin altında belirlendiği durumlarda, bu süreyi aşan ancak 45 saate kadar olan çalışmalardır. Örneğin, 40 saatlik sözleşmede 42 saat çalışılması %25 zamlı ödenir.
Tarafların yazılı anlaşmasıyla, haftalık 45 saati aşmamak şartıyla günlük çalışma süresinin 11 saate kadar çıkarılabilmesidir. Örneğin, haftanın bazı günleri 11 saat çalışılıp diğer günler daha az çalışılabilir.
En geç 20.00'de başlayan ve en erken 06.00'ya kadar devam eden, en çok 11 saatlik dönemdir. Örneğin, gece vardiyasında çalışan bir işçinin çalışma süresi 7,5 saati aşamaz.
Zorunlu nedenlerle işin durması veya izin verilmesi sonucu kaybedilen sürelerin, 4 ay içinde telafi edilmesidir. Örneğin, bayram tatili öncesi işyerinin kapatılması sonucu kaybedilen sürenin telafisi.
Ekonomik kriz veya zorlayıcı nedenlerle işyerindeki faaliyetin geçici olarak azalması veya durmasıdır. Örneğin, pandemi döneminde işçilere İşsizlik Sigortası Fonu'ndan kısa çalışma ödeneği verilmesi.
İşin niteliği gereği 24 saat devamlılık gösteren işyerlerinde, işçi gruplarının sırayla çalışmasıdır. Örneğin, 08.00-16.00, 16.00-24.00 ve 24.00-08.00 vardiyaları.
İşin esasından önce veya sonra yapılması zorunlu olan temizlik veya hazırlık faaliyetleridir. Örneğin, bir fırın işçisinin hamur hazırlamak için mesai öncesi yaptığı çalışma.
İşçinin sağlığını, güvenliğini ve sosyal yaşamını korumak için çalışma sürelerine üst sınır getirilmesidir. Örneğin, günlük çalışma süresinin 11 saat ile sınırlandırılması.
Arıza veya acil durumlarda işverenin işçiyi fazla çalışmaya zorlayabileceği hallerdir. Örneğin, üretim hattındaki makine arızasını gidermek için yapılan fazla çalışma.
İşçinin yeme-içme gibi günlük ihtiyaçlarını gidermesi için verilen, çalışma süresinden sayılmayan molalardır. Örneğin, 8 saat çalışan bir işçiye 1 saat ara dinlenmesi verilmesi yasal zorunluluktur.
İşçinin 7 günlük zaman diliminde kesintisiz en az 24 saat dinlenmesidir. Örneğin, pazar günü çalışmayan bir işçinin hafta tatili hakkını kullanmış olmasıdır.
İşçiye her ay sabit olarak ödenen ücrettir. Hafta tatilinde çalışılması durumunda maktu aylıklı işçilere 1,5 günlük ücret ödenmesi buna bir örnektir.
2429 sayılı Kanun ile belirlenen, işçinin dini ve milli günlerde dinlenmesini sağlayan tatillerdir. 29 Ekim veya 1 Mayıs bu kapsamdaki günlere örnektir.
İşçinin en az bir yıl çalışması sonucu hak ettiği, dinlenmesini sağlayan ücretli izindir. Örneğin, 6 yıllık kıdemi olan bir işçinin 20 gün izin kullanmasıdır.
İşçinin aynı işverene bağlı işyerlerinde geçen toplam çalışma süresidir. Yıllık izin hakkının belirlenmesinde esas alınan bu süre, alt işveren değişse bile aynı işyerinde çalışmaya devam edenler için toplanır.
Fiilen çalışılmasa da yıllık izin veya hafta tatili hesabında çalışılmış sayılan sürelerdir. Hastalık raporları veya evlilik nedeniyle verilen 3 günlük mazeret izni buna örnektir.
Yıllık iznini işyerinin bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek işçilere, belgelemeleri kaydıyla verilen 4 güne kadar ücretsiz izindir. Örneğin, memleketine gidecek işçinin gidiş-dönüş süresini karşılamak için kullanılır.
İşçi sayısının 100'den fazla olduğu işyerlerinde yıllık izinlerin planlanması için oluşturulan kuruldur. Bu kurul, işçilerin izin tarihlerinin düzenlenmesinde görev alır.
Haftalık 45 saati aşan veya hafta tatilinde yapılan çalışmalardır. Hafta tatilinde çalışılması durumunda işçiye %50 zamlı ücret ödenmesi bu kavramla ilgilidir.
Alacakların talep edilebilmesi için belirlenen yasal süredir. Yıllık izin ücreti alacaklarında bu süre iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren 5 yıldır.
Haftanın belirli günlerinde veya günde birkaç saat yapılan çalışmadır. Bu işçiler de tam süreli çalışanlar gibi yıllık izne hak kazanır.
Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işin yürütümü nedeniyle veya işverence sağlanan taşıtla gidiş-geliş sırasında meydana gelen bedensel veya ruhsal engellilik yaratan olaydır. Örneğin, bir işçinin fabrikada makine başında çalışırken elini yaralaması iş kazasıdır.
Yapılan işin niteliği veya yürütüm şartları nedeniyle tekrarlanan bir sebeple ortaya çıkan geçici veya sürekli hastalık durumudur. Örneğin, sürekli tozlu ortamda çalışan bir işçide görülen silikozis hastalığı meslek hastalığıdır.
İşyerindeki tehlikelerin belirlenmesi, risklerin analiz edilmesi ve kontrol altına alınması sürecidir. Örneğin, yüksekte çalışma yapılan bir şantiyede düşme riskinin analiz edilerek korkuluk yapılması bir risk değerlendirmesi uygulamasıdır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın İSG sözleşmelerini, görevlendirmeleri ve profesyonel kayıtlarını tuttuğu elektronik sistemdir. Örneğin, bir işyerinin iş güvenliği uzmanı ile yaptığı sözleşme bu sistem üzerinden onaylanmalıdır.
Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi; işyerlerine iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi sağlayan, Bakanlıkça yetkilendirilmiş dış kuruluşlardır. Örneğin, küçük bir işletme kendi bünyesinde hekim tutmak yerine bir OSGB ile anlaşabilir.
50 ve üzeri çalışanı olan ve 6 aydan uzun süren işlerde kurulması zorunlu olan, İSG çalışmalarını koordine eden kuruldur. Örneğin, büyük bir fabrikada iş kazalarını önlemek için düzenli toplanan heyet bu kuruldur.
Ciddi ve yakın tehlike durumunda çalışanın işi durdurup güvenli bölgeye gitme hakkıdır. Örneğin, bir madende gaz sızıntısı fark eden işçinin çalışmayı reddederek tahliye edilmesi bu haktır.
İşyerlerinin yaptıkları işin risk düzeyine göre az tehlikeli, tehlikeli ve çok tehlikeli olarak ayrılmasıdır. Örneğin, bir ofis 'az tehlikeli', bir inşaat şantiyesi ise 'çok tehlikeli' sınıftadır.
Çalışanı işin risklerine karşı korumak için tasarlanmış ekipmanlardır. Örneğin, gürültülü ortamda çalışan bir işçinin taktığı kulaklık bir KKD'dir.
TBK 417. madde uyarınca işverenin işçinin kişiliğini, onurunu ve sağlığını koruma yükümlülüğüdür. Örneğin, işyerinde mobbingi önlemek için gerekli tedbirleri almak işverenin gözetme borcudur.
Öngörülebilir bir riske rağmen gerekli önlemleri almayarak kazaya sebebiyet vermektir. Örneğin, havalandırması olmayan bir madende üretim yapılması bilinçli taksir örneğidir.
Hayati tehlike veya risk değerlendirmesi yokluğu durumunda müfettiş heyeti kararıyla işin durdurulmasıdır. Örneğin, inşaatta iskelelerin çökme riski taşıması durumunda işin durdurulmasıdır.
İşyerinde çalışanların İSG ile ilgili görüşlerini ileten ve sürece katılan seçilmiş temsilcidir. Örneğin, İSG kurulunda işçilerin haklarını savunan kişi çalışan temsilcisidir.
İşyerinde sağlık gözetimi, periyodik muayene ve ilk yardım koordinasyonunu yürüten profesyoneldir. Örneğin, işe giriş sağlık raporlarını hazırlayan doktor işyeri hekimidir.
Riskleri belirleyen, önlem planlayan ve denetleyen Bakanlıkça belgelendirilmiş teknik personeldir. Örneğin, fabrikada makine koruyucularının uygunluğunu denetleyen uzman bu kişidir.
İşçi veya işverenlerin ortak ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak için en az yedi kişiyle kurulan tüzel kişiliğe sahip örgüttür. Örnek: Bir fabrikadaki işçilerin haklarını savunmak için kurulan sendika.
Sendikaların faaliyet alanlarının kanunda belirlenen 20 işkolundan biriyle sınırlandırılmasıdır. Örnek: Metal işkolundaki bir işçinin sadece o işkolundaki sendikaya üye olabilmesi.
Sendikanın dava açma, mal edinme ve sözleşme yapma gibi hukuki ehliyetlere sahip olmasıdır. Örnek: Sendikanın kendi adına toplu iş sözleşmesi imzalaması.
Kişinin kendi iradesiyle hukuki işlem yapabilme yeteneğidir. Örnek: Sendika kurucusu olacak kişinin ayırt etme gücüne ve erginliğe sahip olması.
Sendikanın en yüksek karar organıdır. Örnek: Sendika başkanının veya yönetim kurulunun seçilmesi genel kurulda yapılır.
Sendika yöneticisi veya temsilcisi olan işçilerin işten çıkarılmaya karşı korunmasıdır. Örnek: İşyeri temsilcisinin sendikal faaliyetleri nedeniyle işten atılamaması.
Sendikal faaliyetler nedeniyle hakları ihlal edilen işçiye ödenen özel tazminattır. Örnek: Sendikaya üye olduğu için işten atılan işçiye ödenen tazminat.
Sendika ile işveren arasında çalışma koşullarını belirleyen sözleşmedir. Örnek: Maaş zamlarının sendika ve işveren arasında belirlenmesi.
İşçilerin toplu iş sözleşmesi sürecinde çıkarlarını korumak için işi bırakmalarıdır. Örnek: Uyuşmazlık sonrası işçilerin üretimi durdurması.
İşverenin işçileri toplu olarak işten uzaklaştırmasıdır. Örnek: Sendikal pazarlık sürecinde işverenin işyerini kapatması.
Sendikaların siyasi partilerle organik bağ kuramaması ve amblemlerini kullanamamasıdır. Örnek: Bir sendikanın seçimlerde bir partiyi açıkça destekleyememesi.
Sendikanın mali ve idari işlemlerini denetleyen zorunlu organdır. Örnek: Sendikanın gelir-gider hesaplarının usulüne uygun olup olmadığının kontrolü.
Üyelerin tüzük ve örgütsel kurallara uyumunu denetleyen organdır. Örnek: Tüzüğe aykırı davranan bir üye hakkında işlem yapılması.
Kapatılan veya faaliyetleri durdurulan sendikanın malvarlığını korumak için atanan kişidir. Örnek: Mahkeme kararıyla sendikaya atanan yönetim yetkilisi.
Sendika üyeliğinin elektronik ortamda Bakanlık sistemi üzerinden yapılmasıdır. Örnek: Bir işçinin internet üzerinden sendikaya başvuru yapması.
İşçi sendikası ile işveren veya işveren sendikası arasında yapılan, çalışma koşullarını kolektif olarak düzenleyen sözleşmedir. Örn: Bir fabrikadaki tüm işçilerin maaş ve izin haklarını belirleyen metin.
İş sözleşmesinin içeriğine doğrudan etki eden ve işçinin çalışma koşullarını belirleyen bağlayıcı kurallardır. Örn: TİS'te belirlenen yıllık 20 gün ücretli izin hakkı.
Sendika ile işveren arasındaki kurumsal hak ve borçları düzenleyen, bireysel sözleşmeye doğrudan yansımayan hükümlerdir. Örn: Tarafların uyuşmazlık çözümünde başvuracağı yöntemler.
Sendikanın toplu iş sözleşmesi yapmaya hak kazandığını gösteren, Bakanlıkça verilen resmi belgedir. Örn: %1 işkolu ve %50 işyeri barajını aşan sendikaya verilen belge.
Aynı işverene bağlı aynı işkolundaki birden fazla işyerini kapsayan toplu sözleşmedir. Örn: Bir holdingin farklı şehirlerdeki tüm fabrikaları için yapılan tek sözleşme.
Birden çok üye işverene ait aynı işkolundaki işyerlerini kapsayan sözleşmedir. Örn: Bir işveren sendikasının üyesi olan farklı şirketler için yapılan sözleşme.
Uyuşmazlık durumunda tarafların anlaşmasını sağlamak için görevlendirilen resmi kişinin yürüttüğü barışçı çözüm sürecidir. Örn: 15 günlük yasal süre içinde tarafları uzlaştırma çabası.
İşçilerin ekonomik ve sosyal haklarını korumak amacıyla topluca işi bırakmalarıdır. Örn: Sendika kararıyla fabrikadaki üretimin durdurulması.
İşverenin, sendikal uyuşmazlık nedeniyle işçileri topluca işten uzaklaştırmasıdır. Örn: Grev kararına karşı işverenin işyerini kapatması.
Yasal prosedürler (arabuluculuk vb.) tamamlanmadan yapılan grev veya lokavttır. Örn: Arabulucu süreci bitmeden işçilerin kendi kararıyla işi bırakması.
Toplu iş uyuşmazlıklarında erteleme süresi sonunda veya tarafların başvurusuyla kesin karar veren kuruldur. Örn: Cumhurbaşkanı ertelemesi sonrası uyuşmazlığı çözen merci.
Sendika üyesi olmayan işçilerin TİS'ten yararlanmak için ödedikleri, üyelik aidatını geçmeyen bedeldir. Örn: Sendika üyesi olmayan işçinin sözleşme haklarından faydalanmak için ödediği tutar.
Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilen konfederasyonlara bağlı sendikalar arasında işkolu düzeyinde yapılan sözleşmedir. Örn: İşkolu genelinde standart belirleyen üst düzey sözleşme.
Var olan bir hakkın korunması amacıyla ortaya çıkan uyuşmazlıktır. Örn: Mevcut sözleşmedeki ücretin ödenmemesi üzerine çıkan tartışma.
Yeni haklar oluşturmak veya mevcut hakları geliştirmek için yapılan pazarlık sürecindeki uyuşmazlıktır. Örn: Yeni dönem sözleşmesinde maaş zammı oranı üzerindeki anlaşmazlık.