← Ünite 9

Ünite 9: Uluslararası Pazarlarda Ürün Kararları — Konu Anlatımı

1Genişletilmiş Ürün Kavramı ve Bileşenleri

Uluslararası pazarlamada ürün kavramı, sadece fiziksel bir nesneyi değil, tüketicinin satın aldığı faydalar bütününü ifade eden geniş kapsamlı bir yapıdır. Bu yapının en merkezinde 'öz ürün' yer alır. Öz ürün, tüketicinin bir ürünü satın alırken elde etmeyi amaçladığı temel fayda veya ihtiyacı karşılayan özelliktir. Örneğin, bir otomobilin öz ürünü, kişiyi bir yerden başka bir yere güvenli ve hızlı bir şekilde ulaştırma işlevidir. Ancak günümüz rekabet koşullarında sadece öz ürün sunarak pazarda tutunabilmek neredeyse imkansızdır.

Öz ürünün dış çeperinde 'somut ürün' yer alır. Somut ürün; öz ürüne eklenen kalite, ambalaj, tasarım, marka ismi ve teknik özellikler gibi unsurların bir araya gelmesiyle oluşur. Otomobil örneğinden devam edilirse, aracın markası, spor tasarımı, yakıt tüketim oranı ve güvenlik donanımları somut ürünü meydana getirir. Somut ürün, tüketicinin ürünü fiziksel veya görsel olarak algılamasını ve rakiplerinden ayırt etmesini sağlar.

Ürün kavramının en dış katmanını ise 'genişletilmiş ürün' oluşturur. Genişletilmiş ürün; somut ürüne ilave edilen garanti süresi, yaygın servis ve dağıtım ağı, bakım-onarım hizmetleri, kurulum, montaj ve satış sonrası destek gibi soyut ve somut hizmetlerin tamamını kapsar. Uluslararası pazarlarda tüketiciler, özellikle teknik ve karmaşık ürünlerde genişletilmiş ürün bileşenlerine büyük önem verirler. Yaygın bir servis ağının varlığı veya uzun süreli garanti taahhütleri, ürünün tercih edilmesinde belirleyici rol oynar.

2Ürün Sınıflandırması ve Pazarlama Stratejileri

Uluslararası pazarlarda ürünler, hedef kitlelerinin kim olduğuna ve satın alma amaçlarına göre temel olarak 'tüketim ürünleri' ve 'endüstriyel ürünler' olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır. Bu ayrım, her iki grubun satın alma davranışlarının, karar alma süreçlerinin ve pazar dinamiklerinin tamamen farklı olmasından kaynaklanır. Doğru bir pazarlama stratejisi kurgulayabilmek için ürünün hangi sınıfa ait olduğunu netleştirmek gerekir.

Tüketim ürünleri, nihai tüketicilerin kişisel veya ailevi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla satın aldıkları ürünlerdir. Kendi içinde kolayda ürünler, beğenmeli ürünler ve özellikli (lüks) ürünler olarak üçe ayrılır. Kolayda ürünler, tüketicinin satın almak için asgari çaba harcadığı, sık satın alınan ve fiyatı düşük ürünlerdir (örneğin su). Beğenmeli ürünler, tüketicinin fiyat, kalite ve tarz açısından karşılaştırma yaparak satın aldığı ürünlerdir (örneğin gömlek). Özellikli ürünler ise tüketicinin satın almak için özel zaman ve çaba harcamaya razı olduğu, yüksek fiyatlı ve marka bağlılığı yüksek ürünlerdir (örneğin lüks otomobil).

Endüstriyel ürünler ise işletmelerin veya kamu kuruluşlarının kendi üretim süreçlerinde kullanmak, işlemek veya tekrar satmak amacıyla satın aldıkları ürünlerdir. Bu grupta makine ve tesisler, ham maddeler, yedek parçalar ve satış sonrası hizmetler yer alır. Endüstriyel pazarlarda satın alma kararları rasyonel analizlere, teknik şartnamelere ve verimlilik hesaplarına dayanır. Bu nedenle, endüstriyel ürünlerin pazarlanmasında teknik bilgi, ürünün hızı, kalitesi ve satış sonrası teknik destek süreçleri ön plana çıkar.

3Uluslararası Ticarette Kodlamalar ve GTİP Sistemi

Uluslararası ticaretin hacminin artması ve sınırların şeffaflaşması, farklı dilleri konuşan ve farklı kültürlere sahip olan ticaret ortaklarının ortak bir ürün dili kullanmasını zorunlu kılmıştır. Çinli, Türk, İspanyol veya Japon iş insanlarının aynı ürünün özellikleri ve gümrük işlemleri üzerinde anlaşabilmesi amacıyla uluslararası düzeyde standart kodlama sistemleri geliştirilmiştir. Bu sistemlerin en önemlisi Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTİP) kodudur.

GTİP kodu, uluslararası ticarete konu olan her bir ürün kalemi için tanımlanan 12 basamaklı benzersiz bir numaradır. Bu numara, ürünün adeta kimlik kartı niteliğindedir ve tüm dünyada aynı ürünü ifade eder. Örneğin, el dokuması halının temel kodu '57.01' iken, bu kodun devamındaki rakamlar ürünün detaylarını belirler; '5701.10' yünden dokunmuş halıyı, '5701.90' ise ipekten dokunmuş halıyı temsil eder. Bu sistem, gümrük vergilerinin hesaplanmasını, kotaların belirlenmesini ve dış ticaret istatistiklerinin tutulmasını kolaylaştırır.

GTİP dışında, bölgesel ve küresel düzeyde ürün ve sektör takibi yapan farklı kodlama sistemleri de mevcuttur. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Meksika'nın ortaklaşa kullandığı NAICS sistemi ile Avrupa Birliği'nin ekonomik faaliyetleri sınıflandırmak için kullandığı NACE kodları bu duruma örnektir. NACE kodları, tarımdan imalata, inşaattan otelciliğe kadar tüm ekonomik faaliyetleri harfler ve rakamlar eşliğinde kategorize ederek uluslararası istatistiki karşılaştırmalara olanak tanır.

4Uluslararası Pazarlamada Marka ve Menşe Ülke Etkisi

Marka; bir işletmenin ürünlerini rakiplerinden ayırt etmeye yarayan isim, sembol, renk, şekil veya bunların kombinasyonudur. Uluslararası pazarlarda güçlü bir markaya sahip olmak, işletmelere fiyat dışı rekabet avantajı sağlar, tüketici sadakati oluşturur ve pazar engellerini aşmayı kolaylaştırır. Marka değeri; markanın bilinirliği, tüketicide uyandırdığı güven, marka ile tüketici arasında kurulan duygusal bağ ve markanın hukuki olarak korunma düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.

Marka başarısını ve tüketici algısını etkileyen en kritik unsurlardan biri 'menşe ülke etkisi' (Country of Origin) kavramıdır. Menşe ülke etkisi, tüketicilerin bir ürünün üretildiği veya markanın ait olduğu ülkeye yönelik sahip oldukları genel imaj ve tutumların, o ürünü değerlendirirken verdikleri kararları etkilemesidir. Örneğin, Almanya'nın mühendislik ve otomotiv, İsviçre'nin saat, Fransa'nın ise parfüm ve şarap konusundaki güçlü imajı, bu ülkelerden çıkan markalara doğrudan olumlu bir algı ve rekabet avantajı transfer eder.

Menşe ülke etkisi, 'tüketici etnosentrizmi' (tüketim milliyetçiliği) kavramı ile yakından ilişkilidir. Tüketici etnosentrizmi, tüketicilerin kendi ülkelerinde üretilen yerli ürünleri yabancı ürünlere tercih etme eğilimini ifade eder. Uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren işletmeler, hedef pazardaki etnosentrizm düzeyini analiz ederek, ürünlerinin menşeini vurgulama veya yerel bir marka imajı çizerek bu engeli aşma stratejileri geliştirmek durumundadırlar.

5Standardizasyon ve Uyarlama Politikaları

Uluslararası pazarlara açılan işletmelerin vermesi gereken en stratejik kararlardan biri, ürünlerinde standardizasyon mu yoksa uyarlama (adaptasyon) politikası mı izleyecekleridir. Standardizasyon politikası, tek bir ürünün veya çok az çeşidin hiçbir değişiklik yapılmadan tüm dünya pazarlarına sunulmasını ifade eder. Bu stratejinin en büyük avantajı, yüksek miktarda üretim yapılarak birim maliyetlerin düşürülmesini sağlayan 'ölçek ekonomisi' faydasıdır. Ayrıca lojistik, ambalaj ve tutundurma maliyetlerini de minimize eder.

Uyarlama (adaptasyon) politikası ise hedef alınan her bir ülke veya pazar bölümünün yerel ihtiyaçlarına, yasal düzenlemelerine, iklim koşullarına, enerji altyapılarına ve kültürel tercihlerine uygun olarak ürünün özelliklerinde değişiklik yapılmasıdır. Farklı ülkelerdeki priz ve voltaj sistemleri, direksiyon yönü farklılıkları veya gıda ürünlerindeki helal/koşer sertifikası gereksinimleri uyarlama stratejisini zorunlu kılan unsurlara örnektir. Uyarlama, müşteri memnuniyetini ve pazar payını artırırken, üretim ve tasarım maliyetlerini yükseltir.

Hangi stratejinin seçileceği; işletmenin finansal gücüne, ürünün özelliklerine ve pazarın yapısına bağlıdır. Genellikle endüstriyel ürünlerde (makine, yazılım vb.) küresel standartlar hakim olduğu için standardizasyon kolayken; tüketim ürünlerinde (gıda, giyim vb.) kültürel faktörler baskın olduğundan uyarlama stratejisi tercih edilir. Günümüzde küreselleşen medya ve internet, tüketici tercihlerini birbirine yaklaştırarak standardizasyonu daha cazip hale getirmektedir.

6Uluslararası Ürün Hayat Eğrisi

Ürün hayat eğrisi (ÜHE) teorisi, her ürünün pazar ömrünün sınırlı olduğunu ve bu ömrün giriş, büyüme, olgunluk ve gerileme (düşüş) olmak üzere dört temel aşamadan oluştuğunu savunur. Giriş aşamasında ürün pazarda yenidir, satışlar düşük ve Ar-Ge maliyetleri yüksektir. Büyüme aşamasında ürün kabul görür, satışlar hızla artar ve pazara yeni rakipler girer. Olgunluk aşamasında satışlar tepe noktasına ulaşır, rekabet en yoğun seviyededir ve kar marjları düşmeye başlar. Gerileme aşamasında ise ürün cazibesini yitirir ve satışlar düşer.

Uluslararası pazarlamada ürün hayat eğrisi, ulusal pazarlardakinden farklı ve dinamik bir işleyişe sahiptir. Gelişmiş ülkelerde geliştirilen ve ilk olarak bu pazarlarda 'giriş' ve 'büyüme' aşamalarını yaşayan teknolojik bir ürün, olgunluk dönemine yaklaştığında üretim maliyetlerini düşürmek amacıyla gelişmekte olan ülkelere kaydırılır. Bu süreçte, ürünü geliştiren gelişmiş ülke, üretimi durdurarak bu ürünü gelişmekte olan ülkelerden ithal etmeye başlar ve kendisi yeni Ar-Ge faaliyetlerine yönelir.

Bu döngü sayesinde, kendi yerel pazarında gerileme (düşüş) dönemine girmiş bir ürün, gelişmekte olan veya az gelişmiş bir ülkeye ihraç edilerek orada yeniden 'giriş' veya 'büyüme' aşamasına sokulabilir. Böylece işletmeler, ürünün toplam ömrünü uzatarak Ar-Ge yatırımlarından maksimum geri dönüş elde etmeyi başarırlar. Uluslararası pazarlarda ÜHE analizi yapmak, işletmelere hangi pazara ne zaman ve hangi ürünle girmeleri gerektiği konusunda stratejik ipuçları sunar.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250