Sermaye piyasası araçları, bireylerin tasarruflarını güvenli bir ortamda değerlendirmelerini sağlarken, şirketlerin de büyümek için ihtiyaç duydukları sermayeye ulaşmalarına olanak tanır. Bu araçların temel işlevi, sermaye ihtiyacı olan firmalara tasarrufların yönlendirilmesidir.
Bir finansal aracın sermaye piyasası aracı olarak kabul edilebilmesi için bazı temel niteliklere sahip olması gerekir. Öncelikle araç, yatırımcısına ilave bir satın alma gücü kazandırmalı ve çoğaltılabilir/bölünebilir bir yapıda olmalıdır. Bu özellikler, büyük ölçekli yatırımların küçük parçalara bölünerek daha fazla yatırımcıya ulaşmasını sağlar.
En kritik özelliklerden biri likiditedir. Likidite, bir menkul kıymetin istendiği anda süratle nakde dönüştürülebilmesi veya eldeki tasarrufla istenildiği an satın alınabilmesidir. Bu özellik yatırımcıya güven verir ve risk algısını yönetmesine yardımcı olur. Ayrıca yatırımcı, bu araçlardan faiz geliri, kâr payı veya sermaye kazancı elde etmeyi bekler.
Hisse senedi, anonim şirketler, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ve özel kanunla kurulmuş kamu kuruluşları tarafından çıkarılan, sahibine ortaklık hakkı veren kıymetli evraklardır. Hisse senedi bir borç senedi değil, bir ortaklık senedidir; yani şirket sermayesinin bir parçasını temsil eder.
Hisse senetlerinin üzerinde mutlaka nominal (itibari) bir değer bulunmalıdır. Türk Ticaret Kanunu'na göre bu değer en az 1 kuruş ve katları şeklinde belirlenmiştir. Şirketler hisse senedini ilk kez çıkarırken nominal değerin altında bir fiyatla satış yapamazlar.
Günümüzde halka arz edilen hisse senetleri fiziksel olarak yatırımcıya teslim edilmemekte, Takasbank nezdinde dijital olarak kayda alınmaktadır. Bu durum, hisse senedi işlemlerinin güvenli ve hızlı bir şekilde yürütülmesini sağlar.
Hisse senetleri; nama veya hamiline yazılı, adi veya imtiyazlı, bedelli veya bedelsiz, primli veya primsiz, kurucu veya intifa senedi gibi çeşitli türlere ayrılır. Nama yazılı senetlerde sahibin adı yer alır ve devri ciro/teslim ile gerçekleşir; hamiline yazılı senetlerde ise senedi elinde bulunduran kişi hak sahibidir.
Adi hisse senetleri, sahiplerine eşit haklar sunan en temel türdür. İmtiyazlı hisse senetleri ise ana sözleşme ile kâr payı, oy hakkı, rüçhan hakkı veya tasfiye payı gibi konularda ayrıcalıklar tanınmış senetlerdir. Bu senetler genellikle şirket kurucularına verilir.
Bedelli hisse senetleri, şirkete dışarıdan nakit girişi sağlamak amacıyla çıkarılırken; bedelsiz hisse senetleri, şirketin yedek akçeleri veya kârları gibi iç kaynakların sermayeye eklenmesiyle oluşturulur ve mevcut ortaklara ücretsiz dağıtılır. Kurucu ve intifa senetleri ise sermaye payını temsil etmeyen, yönetime katılma hakkı vermeyen ancak kârdan pay alma hakkı sağlayan özel senetlerdir.
Hisse senedi sahibi, şirket kârından pay alma (temettü), şirket yönetimine katılma, oy kullanma, rüçhan hakkı, tasfiyeden pay alma ve bilgi edinme gibi temel haklara sahiptir. Temettü, şirketin dönem kârından ortaklara dağıtılan paydır.
Sermaye kazancı, hisse senedinin borsadaki alım fiyatı ile satış fiyatı arasındaki farktan elde edilen gelirdir. Rüçhan hakkı ise sermaye artırımı sırasında mevcut ortakların, ellerindeki pay oranında yeni çıkarılan hisseleri öncelikli olarak alma hakkıdır. Eğer ortak bu hakkını kullanmak istemezse, rüçhan hakkını satarak da gelir elde edebilir.
Hisse senedi fiyatları üç şekilde tanımlanır: Nominal fiyat (üzerinde yazılı değer), İhraç fiyatı (ilk satış bedeli) ve Borsa fiyatı (piyasada arz-talebe göre oluşan günlük değer). İhraç fiyatı ile nominal değer arasındaki fark, 'ihraç primi' olarak adlandırılır.