← Ünite 14

Ünite 14: Telif Hakları ve Bilişim Etiği — Konu Anlatımı

1Giriş ve Mülkiyet Haklarının Sınıflandırılması

Bilgi çağı veya dijital çağ olarak adlandırılan modern dönem, bilgisayarlar ve iletişim teknolojileri sayesinde bilginin depolanmasını, aktarılmasını ve yayılmasını son derece kolaylaştırmıştır. Ancak bu teknolojik gelişmeler, hayatı kolaylaştırmanın yanı sıra çeşitli hak ihlallerini ve suistimalleri de beraberinde getirmiştir. Özellikle verilerin dijital ortama taşınmasıyla birlikte bireylerin mülkiyet haklarına yönelik ihlaller ciddi bir artış göstermiştir.

Mülkiyet, bir kişinin kendisine ait olan bir varlığı veya nesneyi yasal sınırlar çerçevesinde dilediği gibi kullanma, tasarruf etme ve başkalarının müdahalesini engelleme hakkını ifade eder. Türkiye Cumhuriyeti, bu hakların korunması ve yasal bir çerçeveye oturtulması amacıyla iki temel kanun yürürlüğe koymuştur. Bunlar, yaratıcı fikir ürünlerini koruyan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile endüstriyel yenilikleri koruyan 6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanunudur.

Sınaî mülkiyet hakları; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ve geleneksel ürün adlarını kapsar. Bu hakların temel amacı, sanayi ve tarım alanındaki buluşların, yeniliklerin ve özgün tasarımların ilk uygulayıcıları adına tescil edilmesini sağlayarak, bu kişilere belirli bir süre boyunca ürünü üretme ve satma hakkı tanımaktır. Sınaî mülkiyet haklarının yasal koruma kazanması için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirilmesi zorunludur.

2Telif Hakları ve Tarihsel Gelişimi

Telif hakları, bir kişinin her türlü fikri emeği ile meydana getirdiği ürünler üzerinde yasal olarak sahip olduğu maddi ve manevi hakların tamamını kapsar. Bu haklar; kitap, makale, müzik, film, resim ve bilgisayar yazılımları gibi sanatsal, bilimsel ve edebi eserleri koruma altına alır. Telif hakları sayesinde eser sahibi, çalışmasının kopyalanması, dağıtılması, değiştirilmesi veya ticari amaçla kullanılması üzerinde tam kontrol sahibi olur.

Türkiye'de telif haklarının tarihsel gelişimi matbaanın kurulmasıyla başlamıştır. İlk yasal düzenleme 1857 yılında yayımlanan 'Telif Nizamnamesi' olmuştur. Bu nizamname, eser sahibine eseri üzerinde hayat boyu imtiyaz tanımış ve sözleşmede belirtilen sayıdan fazla baskı yapanlar için cezai yaptırımlar öngörmüştür. Daha sonra 8 Mayıs 1910 tarihinde 'Hakkı Telif Kanunu' çıkarılmış ve bu kanun 1 Ocak 1952'de yürürlüğe giren 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na kadar yürürlükte kalmıştır.

Günümüzde telif hakları, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından korunmaktadır. 21. yüzyılda bilişim sektöründeki hızlı gelişmeler, dijital kopyalama, çoğaltma ve depolama kolaylıkları ile sosyal medya, mobil uygulamalar ve bilgisayar oyunları gibi yeni alanlar telif hakları konusunu daha karmaşık hale getirmiş ve sürekli yasal güncellemeleri zorunlu kılmıştır.

3Telif Haklarının Temel Özellikleri

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belirlenen esaslara göre telif haklarının kendine özgü birtakım temel özellikleri bulunmaktadır. Bu özelliklerden ilki, telif hakkının doğması için herhangi bir tescil veya kayıt işlemine gerek olmamasıdır. Fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar, eserin üretilmesi ve somut bir biçimde yaratılmasıyla birlikte kendiliğinden (doğal olarak) doğar.

Telif hakları soyut niteliğe sahiptir; korunan şey somut nesnenin kendisi değil, insan düşüncesinin yarattığı maddi olmayan fikri değerdir. Ayrıca telif haklarında 'ülkesellik ilkesi' geçerlidir. Koruma hangi ülkede talep ediliyorsa, koruma şartları ve sınırları o ülkenin ulusal mevzuatına göre belirlenir. Telif hakları mutlak hak niteliğinde olup herkese karşı ileri sürülebilir, ancak kamu düzeni, genel ahlak ve şahsi kullanım gibi istisnalarla sınırlandırılabilir.

Fikri mülkiyet hakları sınırsız değildir ve belirli bir süre boyunca korunurlar. Genel kural olarak koruma süresi, eser sahibinin yaşamı boyunca ve ölümünden itibaren 70 yıldır. Koruma süresi dolan eserler kamuya mal olur ve herkes tarafından izin alınmaksızın serbestçe kullanılabilir. Fikri ürünler, genel hükümlerden ziyade özel kanun, tüzük ve yönetmelikler çerçevesinde düzenlenir.

4Eser, Eser Sahibi ve Hak Sınıflandırmaları

5846 sayılı Kanun'a göre, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim-edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulü 'eser' olarak kabul edilir. Bir ürünün eser sayılabilmesi için fikri bir çabanın ürünü olması, sahibinin özgünlüğünü (hususiyetini) taşıması, şekillenmiş olması ve kanunda belirtilen kategorilerden birine girmesi şarttır.

Eser sahibinin hakları manevi ve mali haklar olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Manevi haklar; eseri umuma arz etme hakkı, adın belirtilmesi yetkisi, eserde değişiklik yapılmasını men etme yetkisi ve eser sahibinin malik ile zilyede karşı haklarından oluşur. Bu haklar devredilemez niteliktedir ve doğrudan eser sahibinin şahsına bağlıdır.

Mali haklar ise ekonomik sömürü ve yararlanma yetkilerini içerir. Bunlar; işleme hakkı (başka bir eserden yararlanarak bağımsız olmayan yeni bir eser üretme), çoğaltma hakkı (nüshasını çıkarma), yayma hakkı (satış, kiralama, ödünç verme), temsil hakkı (umumi mahallerde okuma, çalma, gösterme) ve umuma iletim hakkıdır (radyo, TV veya dijital araçlarla yayınlama). Mali haklar sözleşmeler yoluyla başkalarına devredilebilir.

5Telif Hakkı Sembolleri ve Creative Commons

Eserlerin yasal olarak korunduğunu, telif statüsünü ve kullanım koşullarını göstermek amacıyla telif hakkı sembolleri kullanılır. Bu alanda küresel bir standart oluşturmak amacıyla 'Creative Commons' (Yaratıcı Birliktelikler) adı verilen kâr amacı gütmeyen bir kuruluş hizmet vermektedir. Bu kuruluşun geliştirdiği lisans modelleri ve semboller, eser sahiplerinin haklarını korurken eserin paylaşım koşullarını esnetmelerine olanak tanır.

En temel sembollerden biri olan 'Copyright' (©), tüm hakların saklı olduğunu ve eserin sahibinin izni olmadan kesinlikle kullanılamayacağını belirtir. Buna karşılık 'Copyleft' sembolü, tüm hakların saklı olmadığını ve eserin herkes tarafından serbestçe kullanılıp dağıtılabileceğini ifade eder. Ayrıca 'BY' (Atıf) sembolü eserin kaynağının gösterilmesini zorunlu kılarken, 'NC' (Ticari Amaçla Kullanılamaz) sembolü eserin ticari projelerde kullanılmasını yasaklar.

Diğer önemli semboller arasında 'ND' (Ürün Türetilemez) yer alır; bu sembol eserin değiştirilmeden, orijinal haliyle kullanılmasını şart koşar. 'SA' (Aynı Lisansla Paylaş) ise türetilen yeni eserin de aynı lisans koşullarıyla dağıtılmasını zorunlu kılar. Telif süresi dolmuş ve kamuya mal olmuş eserler için ise özel kamu malı sembolleri kullanılır. Bu semboller tek başına veya bir arada (örneğin BY-NC-SA şeklinde) kullanılabilir.

6Etik, Bilişim Etiği ve Kişisel Verilerin Korunması

Etik, insan ilişkilerinin temelini oluşturan değer, norm ve davranışlara ilişkin doğru ya da yanlış ölçütleri inceleyen felsefi ve toplumsal bir disiplindir. Bilişim etiği ise bilgi teknolojilerinin kullanımı sırasında ortaya çıkan ahlaki ve etik sorunları ele alır. Bilişim etiği; temel ilkeler, gizlilik ve güvenlik, iletişim ve sosyal etki, fikri mülkiyet-lisans-telif hakları, siber zorbalık ve bilişim suçları olmak üzere 6 boyutta incelenmektedir.

Dijitalleşmenin getirdiği hızlı bilgi yayılımı ve kontrol zorlukları, yanlış bilgi paylaşımı ve sahte haberlerin yayılması gibi etik sorunların yanı sıra kişisel verilerin ihlali riskini de doğurmuştur. Bu mağduriyetlerin önüne geçmek amacıyla 2016 yılında 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) yürürlüğe konulmuştur. Bu kanun, kişisel verilerin işlenmesinde özel hayatın gizliliği başta olmak üzere temel hak ve özgürlükleri korumayı amaçlar.

KVKK kapsamında kişisel verilerin işlenmesinde hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, doğru ve güncel olma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ile gerekli süre kadar muhafaza edilme ilkelerine uyulması zorunludur. Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmadan işlenemez; ancak kanunlarda açıkça öngörülmesi veya fiili imkansızlık gibi istisnai durumlarda rıza aranmaksızın işleme yapılabilir.

7Bilişim Hukuku ve Bilişim Suçları

Bilişim, her türlü bilgi ve verinin elektronik bilgi işlem araçlarıyla işlenmesini ve değerlendirilmesini konu alan bilim dalıdır. Bilişim hukuku ise bilgi teknolojilerinin kötüye kullanımıyla insanlara zarar verilmesini önlemeyi amaçlayan hukuk dalıdır. Türkiye'de internet ortamına yönelik en kapsamlı düzenleme, 2007 yılında yürürlüğe giren 5651 sayılı 'İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun' ile yapılmıştır.

5651 sayılı Kanun; içerik sağlayıcı, yer sağlayıcı, erişim sağlayıcı ve toplu kullanım sağlayıcıların hak ve yükümlülüklerini belirler. Kanun kapsamında, intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu kullanımını kolaylaştırma, müstehcenlik, fuhuş, kumar oynanması için yer sağlama ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar gibi katalog suçları içeren internet yayınlarına erişimin engellenmesi kararı verilebilmektedir.

Bilişim suçları, bilgisayar ve iletişim teknolojileri kullanılarak işlenen yasa dışı faaliyetlerdir. Türkiye'de bilişim suçlarına yönelik tek ve müstakil bir kanun bulunmamakta, bunun yerine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu içerisine bilişim suçlarıyla ilgili hükümler eklenmektedir. Bilgisayar sistemlerine yetkisiz erişim, bilgisayar sabotajı, dolandırıcılık, sahtecilik, yazılımın izinsiz kullanımı ve hacking bu suç sınıflandırmasının en yaygın örnekleridir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250