← Ünite 8

Ünite 8: Gruplar — Konu Anlatımı

1Sosyal Antropolojide Akrabalık Çalışmalarının Tarihsel Gelişimi ve Önemi

Sosyal antropolojide akrabalık, biçimi ne olursa olsun hem bireyler arasındaki davranışların ve ilişkilerin hem de sosyal grupların yapı ve özelliklerinin anlaşılabilmesi için çok önemli bir konuma yükselmiştir. Çünkü antropolojide akrabalık, insanın toplumsal bir varlık olarak yaşamaya başlamasından bugüne kadar istisnasız bütün toplumlarda bulunan evrensel bir kurumdur. İnsan davranışının akrabalık bağları ve ilişkileri çerçevesinde incelenmesi, onların doğal davranışlarının kavranmasını kolaylaştırmıştır. Çünkü bireysel davranışlar, akrabalık ilişkilerinde çok daha belirginleşir.

Sosyal antropolojide akrabalık incelemelerinin tarihi, Bachofen ve Maine’nin 1860’larda yayımlanan çalışmalarına kadar uzanmaktadır. Bununla birlikte sosyal antropolojide akrabalık konusu üzerine ilk defa kapsamlı bir şekilde eğilen ve bunu tartışmaya açan H. Lewis Morgan’dır. Morgan, akrabalık sistemleri ve akrabalığın bütün dereceleri üzerinde durmuştur. Ancak Morgan, akrabalık terimlerinin ailenin evrimi ve gelişimi üzerindeki rolünü abartmış ve bu terimlere aşırı tutkulu bir şekilde önem atfetmiştir. Morgan’ın akrabalık terimlerinin sınıflayıcı ve tanımlayıcı boyutuna yoğunlaşması, akrabalık ilişkilerinin yönlendirdiği insan davranışının bazı yönlerini atlamasına neden olmuştur.

Nitekim meşhur antropologlardan A. L. Kroeber ve R. Lowie, akrabalık terimlerinin sınıflayıcı ve tanımlayıcı özelliklerinden ziyade insan davranışı ve akrabalık arasındaki anlamlı ilişkiler üzerine odaklanmışlardır. Diğer yandan Radcliffe-Brown ve B. Malinowski ise ekonomi, eğitim, siyaset ve din gibi diğer kurumlar ile akrabalık arasındaki ilişkilerle ilgilenmişlerdir. Radcliffe-Brown ve Malinowski akrabalığın sosyal işlevlerini ve akrabalık sistemi içinde gerçekleştirilen sosyal davranışı açıklamaya çalışmışlardır.

Sosyal antropoloji, daha çok, akrabalık ve soy sistemlerine odaklanmıştır. Böylece ebeveyn ile çocuklar ve evlilik bağıyla kurulan akraba grupları arasındaki bağları düzenleyen kurallar sistemine aşırı vurgu ön plana çıkmıştır. Antropolojide soy veya evlilik yoluyla kurulmuş, kültür tarafından onaylanmış toplumsal ilişkiler sistemi olarak ele alınan akrabalık, toplumların en önemli düzenleyici sistemlerinden birisi olarak kabul edilmiştir.

2Akrabalık Gruplarının Boyutları, İşlevleri ve Biyolojik Temelleri

Akrabalık, kan, soy ve evlilik bağına dayanan veya bu bağlarla birlikte sonradan kazanılan düzmece (süt kardeş, kan kardeş, süt anne, kirve vb. gibi) akrabalık türlerini de kapsayan sosyal ilişkiler sistemi olarak tanımlanabilir. Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi akrabalık, üç boyutlu bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. Birincisi, ailede baba ve ana ya da her ikisinin soyunu takip eden kan bağına dayanır ki kandaşlık türü akrabalık, biyolojik temelli bir soy akrabalığıdır. İkincisi, aynı veya iki ayrı soydan iki farklı cinsi birbirine evlilik yoluyla bağlayarak kurulan hısımlık türüdür. Üçüncüsü ise evlat edinme, vaftiz babalığı, kirvelik, sütkardeşliği, sağdıçlık gibi sonradan düzmece olarak kazanılan ilişkileri kapsar.

Antropologlar akrabalık kavramına “biyolojik ve genetik”, “davranışsal” veya “sözlük anlamı” şeklinde üç farklı anlam yüklemektedir. Biyolojik ve genetik olarak bazı insanlarla ilişkili olanlara akraba adı verilir. Bu anlamda akrabalık ilişkileri biyolojik bir ağa işaret eder. Bireyler bir taraftan genleri miras alırlar, diğer taraftan genleri yavrularına aktarırlar. Biyolojik olarak akrabalık ilişkileri ya evlilik yoluyla meşru kabul gören cinsel ilişki ya da soy bağına göre iki yoldan kurulur. Bazı antropologlara göre akrabalığın evrensel olmasının nedenlerinden biri biyolojiktir. Bu evrensellik, insan yavrusunun uzun bir süre zayıf ve çaresiz başkalarına bağımlı yaşamak zorunda olmasından kaynaklanır.

Biyolojik nedenler insanlar arasında akrabalığın oluşmasında bir temel sağlamakla birlikte insanların akrabalığı tanımlama, anlamlandırma ve sosyal ilişkileri düzenleme biçimleri farklılaşabilir. Eğer akrabalık sadece biyolojik olmuş olsaydı o zaman dünyadaki bütün toplumlarda tek tip akrabalık sistemi olurdu. Bunun tam aksine çeşitli kültürlerde olağanüstü karmaşık akrabalık sistemleri vardır. Biyolojik akraba tipleri ile toplumsal ilişkilerin etkileşimi sonunda çok karmaşık akrabalık ilişkiler ağı geliştirilmiş, akrabalar sınıflandırılarak her bir sınıf da bir isimle anılagelmiştir. Her kültürde farklı akraba sınıflandırmalarına ve biyolojik akraba tiplerine verilen isimlere antropologlar akraba terimleri adını vermişlerdir.

Sosyal antropolojide akrabalığın iki temel işlevi olduğu kabul edilir. Bunlardan ilki, akrabalık statü ve mülkiyeti bir kuşaktan diğerine aktarır yani mirası düzenler. Bütün kültürlerde ölen insanın geride bıraktığı mallarının paylaşılması sırasında meydana gelebilecek anlaşmazlıkları önlemek adına mirasa yönelik düzenlemeler vardır. İkinci temel işlev ise akrabalığın sosyal grupları oluşturmasıdır. İnsanlar arasında sosyal dayanışmayı, yardımlaşmayı ve grubun sürekliliğini sağlar. Bu işlevler, akrabalık sistemleri çerçevesinde gelişen otorite yoluyla yerine getirilir.

3Soy Grupları ve Soy Çizgilerinin Çeşitleri

Bütün toplumlardaki akrabalık sistemlerinde ebeveynlerle çocuklar ve kardeşler arasında biyolojik temele yani soya dayanan ilişkiler ve bu ilişkilerin kültürel anlamları vardır. Soy, insanı atalarına bağlayan, toplumsal ve kültürel olarak tanınmış bağlar anlamına gelir. Soy grupları ise toplum tarafından kültürel varlığı kabul edilmiş gerçek veya efsanevi bir atanın soyundan gelme ilkesine dayanan bir akrabalık grubunu ifade eder. Bir soy grubu, baba oğul zincirini takip ederek kendini ortak bir ataya bağlar. Bu bağ, aile için temel oluşturan ebeveyn ve çocukları bir arada tutan soya dayanır.

Soy grupları geniş aile içerisinde oluşan, sosyal dayanışma, yardımlaşma, güvenlik ve korunma ihtiyaçlarını karşılama gibi birçok işlev görürler. Bu yüzden antropologlar, soy ilişkilerini, toplumda kişinin rollerine, toplumsal hayattaki etkilerine ve katılım biçimlerine göre saptamaya çalışmışlardır. Bazı kültürlerde soyun sosyal ilişkilerdeki rolü ve belirleyiciliği çok önemlidir. Özellikle atalara tapmaya dayanan dinsel inançların yaygın olduğu toplumlarda zenginlik ve siyasal güç soya göre dağıtılır. Birçok toplumda toprak, aynı soyun üyelerinin ortak mülkiyeti olarak kabul edilir. Soy grupları ekonomik anlamda iş birliğine dayanan ortak üretim birimleri olarak çalışırlar.

Her toplumda bulunan soy çizgileri, belirli kültürel ilkelere göre belirlenir. Belirli biçimlerde izlenen soy çizgileri, bireylerin toplumsal konum ve rollerini pek çok açıdan sınırlar. Böylece her birey, doğduğunda kültürel ilkelere göre belirli bir soy grubuna dâhil olur. Ancak her toplumda bireyin soy grubunu niteleyen kültürel ilkeler farklı anlamlar taşır. Bazı toplumlarda çocuk sadece annesiyle kandaş sayılırken, bazılarında sadece baba kandaşlığı bazılarında ise her ikisinin soyunu izleyen kandaşlık kabul edilir. Antropologlar soy gruplarını tek çizgili, babaerkil, anaerkil, çift çizgili ve esnek soy grupları olmak üzere beş farklı türe ayırmışlardır.

4Soy Gruplarının Yapısal Türleri: Sülale, Klan ve Boy

Türü ne olursa olsun soy grupları aidiyet duygusu, sosyal dayanışma, yardımlaşma, hizmet, güvenlik ve korunma sağlayan, iyi organize edilmiş, iş birliği ve iş bölümüne dayanan gruplardır. Bütün bu işlevlere bağlı olarak önce yerel sülaleler, daha sonra geniş bir alana yayılmış klan ve boylar oluşur. Sülale, ortak bir atadan geldiğine inanan ve bunu bilinen bağlarla kesin bir şekilde soy ağacında gösterebilen kan bağına sahip akrabalardan oluşmuş kolektif bir soy grubudur. Sülale, mülkiyetin, statünün, siyasal iktidarın, otoritenin ve dinin kaynağını oluşturur.

Klan, birbirine kan bağı ile bağlı olmayan, soylarını gerçek veya hayalî olarak herhangi bir eşya, bitki veya nesneden yani ortak ata kabul edilen bir totemden geldiğine inanan, bu totemlere Tanrısal güçler yükleyerek onlara tapınan kişilerden oluşan bir soy grubudur. Klanın soyunu dayandırdığı ortak ata, gerçek veya efsanevi bir varlık veya insan dışında bir bitki ya da hayvan gibi herhangi bir nesne de olabilir. Bu nedenle ortak atayla kurulan bağ, soy ağaçları vasıtasıyla ispat edilemeyecek kadar çok eski zamanlarda yaşamış ve klanın kalabalık yapısı içerisinde insanların kimlikleri karışmıştır. Klan üyeleri yayılmış bir şekilde yerleştikleri için ortak bir kolektif mülkiyetleri yoktur.

Boy ise soyu, ortak bir atadan geldiği kesin olmamakla birlikte aynı atadan geldiğine inanan iki ya da daha fazla topluluktan oluşan tek çizgili bir soy grubudur. Boy yapısında klanların bir araya gelmesiyle oluşan daha geniş bir birliktelik söz konusudur. Klanlar daha çok dinî, özel merasimler ve özel amaçlar için bir araya toplanırlar. Klan üyeleri arasındaki akrabalık bağı, hayvanlar, bitkiler, eşyalar ve objelere yüklenen kutsal güçlerle donatılmış semboller kanalıyla sağlanır. Totem, klanların soylarının türediğine inandıkları ve ona tapındıkları topluluğun kutsal birliğinin simgesine denir.

5Cinsiyet ve Yaş Grupları ile Ortak Çıkar ve İlgi Grupları

Sosyal grup şekillerinden biri de cinsiyet ve yaştır. Aynı yaşta olanlar ya da aynı cinsiyete mensup bulunanlar arasında çok sıkı bir şekilde bağlanmış bir grup oluşabilmektedir. Çoğu zaman cinsiyet ve yaş grupları, dinî bağlarla kenetlenmiş ibadet grupları olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaş grupları, yaş faktörüne göre tanımlanan ve bütün toplumlarda insanları organize etmek için kullanılan önemli gruplardan biridir. Üyeliklerin, yaşı esas alarak gerçekleştirildiği, organize olmuş insan grubuna yaş grubu denir. Ergenlik, gençlik, orta yaşlılık ve yaşlılık şeklinde sadece yaş faktörü esas alınarak yapılan bu gruplandırmadan hayatı boyunca her insan geçer.

Ortak çıkar ve ilgi gruplarının kökleri binlerce yıl öncesine kadar uzanır. Bu tür gruplar, tarihte kurulmuş ilk tarım çiftliklerinden bugüne kadar bütün toplumlarda örneklerine rastlanmış ve özellikle modern, sanayileşmiş ve sanayileşmekte olan toplumlarda daha da önemli hâle gelmişlerdir. Sanayileşme ve şehirleşme ile birlikte akrabalık sistemleri sarsılmıştır. Dünyada sanayileşmiş ve şehirleşmiş toplumların artması, bireyleri akrabalarından koparmış, ortak çıkar ve ilgi gruplarına yöneltmiştir. Bireysel ilgi ve toplumsal ihtiyaçlardan kaynaklanan ortak çıkar grupları, dünyadaki şehirleşmeye ve toplumsal karmaşıklığa bağlı olarak yükselişe geçmiştir.

Modern toplumlarda çoğunlukla akrabalık bağları, arkadaşlar ve meslektaşlar üzerinden kurulmaya, kan ya da genle oluşan aile, artık bu tür bir bağ yerine zamanın daha fazla paylaşıldığı kişilerden inşa edilmeye başlanmıştır. Bu nedenle ortak çıkar ve ilgi grupları, kan bağı olmadan toplumsal bağlar kurmak suretiyle oluşturulan bir tür geniş aile olarak inşa edilmiştir. Bu sayede bireyler, bağımsızlık, özgürlük ve kendi başının çaresine bakmanın önemsendiği bir kültür tarafından sıkı sıkıya sarmalanmasına rağmen kendilerine çeşitli bağlantılar kurarak geniş aile deneyimi yaşamaktadır.

6Toplumsal Sınıflar, Kast Sistemi ve Kuramsal Yaklaşımlar

Antropolojide sınıf kavramı, Marksizm’in etkisiyle konu edinilmiş önemli bir kavramdır. Devlet örgütlenmesi olmayan toplumlarda siyasal kurumlar, tabakalaşma, devlet örgütüne sahip toplumlarda ise özel mülkiyet ve devletle ilişkili olarak ele alınmıştır. Fransa’da gelişen Neo-Marksist ekolün ve ekonomik politik yaklaşımın etkisiyle sosyal antropolojide sınıfsal analizler, diyalektik ve çatışmacı çözümlemeler yapılmaya başlanmıştır. Marksist sosyal antropoloji, toplumsal kültürel yapıda var olan çelişki, gerilim ve çatışma süreçlerini, üst ve alt sınıflar arasındaki güç ilişkilerini, sömürü düzenini ve sınıf bilincini incelemiştir.

Marx, aynı iş kolunda çalışan ortak amaçlar ve çıkarlar doğrultusunda bir araya gelmiş, sınıf bilinci ve ideolojisinin yönlendirdiği grupları sınıf olarak tanımlar. Antropolojide yapılan başka bir tanıma göre, toplumsal değerlendirme sonucunda eşit ya da eşite yakın prestije sahip insanlar kümesine sosyal sınıf adı verilir. Genellikle sınıf, ekonomik kaynaklara aynı uzaklıkta ve yakınlıkta olan üyelerin siyasal ve toplumsal yaşam tarzlarını, tercihlerini belirleyen büyük bir topluluk kesitidir. Sınıflar birbirleriyle karşılaştırıldığında çok büyük farklılıklar göze çarpar. Bu durum toplumsal sınıfa üyeliğin doğumla gerçekleştiği, insanın yaşamı boyunca hiç değişmeyen, kapalı toplumsal sistem olarak tanımlanan kast sisteminde bariz bir şekilde göze çarpar.

Kast sistemi, toplumun dini inanca bağlı olarak yapılan en karmaşık sınıfsal ayrıştırması olarak tanımlanabilir. Hindistan’da dört kast bulunmakta, bu kastların her biri, coğrafi bölgelere ve zamana göre değişik şekillerde sıralanmakta, her kast kendisini öbür kastlara göre alt ya da üst konumda görmektedir. Hindistan kast sisteminin en üstünde Brahmanlar (din adamları sınıfı), onların hemen altında Kshatriyalar (savaşçılar ve yöneticiler), bunların altında Vaisyalar (tüccarlar) ve en altta Sudralar (hizmetçiler ve köylüler) bulunmaktadır. Bu dört kast sisteminin dışında toplumsal kast sisteminin en altında yer alan Dalitler (dokunulmazlar) vardır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250