Yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın 2002 yılında çektiği ödüllü 'Uzak' filmi, kırsal alandan büyükşehir İstanbul'a göç eden bir bireyin metropol yaşamı karşısında yaşadığı kültürel, ahlaki ve yaşamsal krizleri, yani bireysel düzeydeki kültür şokunu sinematografik olarak başarıyla resmeder.
Amerikalı sosyolog William F. Ogburn, geliştirdiği 'kültürel gecikme' (cultural lag) teorisiyle, sanayileşme ve teknoloji gibi maddi kültür unsurlarının çok hızlı değiştiğini, ancak ahlak, hukuk ve inanç gibi manevi kültür unsurlarının bu hıza yetişemeyerek geride kaldığını ve toplumsal krizlere yol açtığını savunmuştur.
19. yüzyılda doruk noktasına ulaşan sömürgecilik faaliyetleri sırasında, Avrupalı sömürgeci güçler işgal ettikleri çevre ülkelerin yerel dillerini, inançlarını ve geleneklerini sistematik olarak baskılamış, onları kendi egemen kültürleri içinde eriterek kitlesel bir kültürel asimilasyona yol açmışlardır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde saray ve çevresindeki seçkinlerin (havas) ürettiği Divan edebiyatı yüksek kültürü temsil ederken, geniş halk kitlelerinin (avam) ürettiği ve paylaştığı Halk edebiyatı halk kültürünü temsil ederek sınıfsal ve kültürel ayrışmanın tarihsel bir örneğini oluşturmuştur.
1960'lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nin Vietnam'ı işgal etmesine tepki gösteren gençlerin başlattığı 'Hippi' hareketi, egemen kapitalist değerleri, tüketim kalıplarını ve giyim tarzlarını tamamen reddedip alternatif bir yaşam kurarak sosyoloji tarihinin en belirgin 'karşı(t) kültür' örneği olmuştur.
Sosyolog George Ritzer, 'Toplumun McDonaldlaştırılması' teziyle, hızlı tüketim gıda zinciri McDonald's'ın verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik ve denetim ilkelerinin tüm dünyaya yayılarak küresel düzeyde kültürel bir homojenleşme ve tek tipleşme yarattığını savunmuştur.
11 Eylül 2001 tarihinde ABD'deki İkiz Kuleler'e yapılan terör saldırıları, dünya genelinde 'İslamofobi' (İslam korkusu ve düşmanlığı) kavramının küresel ölçekte hızla yayılmasına yol açmış, bu durum küreselleşmenin melezleşme ve barış vaadinin aksine kültürel bir kutuplaşmayı tetiklemiştir.
Siyaset bilimci Samuel Huntington, soğuk savaş sonrası dünyada çatışmaların ekonomik veya ideolojik değil, farklı kültürel ve dinsel uygarlıklar arasında (özellikle Batı ve İslam uygarlıkları) yaşanacağını ileri sürerek kültürel kutuplaşma tezinin en önemli teorisyeni olmuştur.