← Ünite 8
Sosyoloji

Ünite 8: Kültür ve Toplum

Kroeber ve Kluckhohn'un 1952 Araştırması
Alfred Kroeber ve Clyde Kluckhohn, 1952 yılında yayımladıkları kapsamlı çalışmada, o döneme kadar farklı disiplinlerde yapılmış tam 164 adet farklı kültür tanımını bir araya getirerek analiz etmiş ve kavramın ne kadar büyük bir terminolojik çeşitliliğe sahip olduğunu ortaya koymuşlardır.
E.B. Tylor'ın 1871 Kültür Tanımı
İngiliz antropolog Edward Burnett Tylor, 1871 yılında yayımladığı çalışmasında kültürü; 'toplumun bir üyesi olarak insanoğlunun kazandığı bilgi, sanat, ahlak, gelenekler ve benzeri diğer yetenek ve alışkanlıkları kapsayan karmaşık bir bütün' olarak tanımlayarak literatürde en çok kabul gören tanımı yapmıştır.
Türkiye'de 1980 Sonrası Değerler Dönüşümü
Türkiye'de 1980'li yıllardan itibaren yaşanan sosyo-ekonomik dönüşümle birlikte değerler alanında ciddi değişimler olmuştur. Geleneksel 'kanaatkârlık' değeri yerini gösterişçi tüketime bırakmış, meslek ve eğitime dayalı statü anlayışı ise yerini her ne şekilde olursa olsun maddi başarı ve güç ilişkilerine bırakmıştır.
Almanya'ya Giden İlk Türk İşçiler ve Kültür Şoku
1960'lı yıllardan itibaren Türkiye'den Almanya'ya göç eden ilk dönem Türk işçileri, dilini, dini pratiklerini, toplumsal normlarını ve gündelik yaşam ritüellerini hiç bilmedikleri yabancı bir ülkede yaşamak zorunda kalarak sosyolojideki en somut 'kültür şoku' örneklerinden birini deneyimlemişlerdir.

Anahtar Kavramlar

KültürToplumun bir üyesi olarak insanoğlunun kazandığı bilgi, sanat, ahlak, yasa, gelenek ve benzeri diğer yetenek ve alışkanlıkları kapsayan, insan eliyle üretilmiş karmaşık bir bütündür. Metinde Tylor'ın tanımıyla aktarılan bu kavram, insanın doğa dışında ürettiği her şeyi içerir.
Maddi KültürBir kültürel sistem içindeki teknolojiyi, üretim araçlarını, binaları, mimariyi, kıyafetleri ve somut her türlü insan ürününü kapsayan boyuttur. Örneğin, bir toplumun geleneksel konut mimarisi veya kullandığı tarım aletleri maddi kültürün parçasıdır.
Maddi Olmayan KültürToplumda üretilen ve bireylerce paylaşılan; fiziki varlığı bulunmayan inançlar, değerler, normlar, gelenekler, ahlak kuralları ve semboller gibi soyut unsurların bütünüdür. Toplumsal etkileşim biçimlerini ve ortak davranış kalıplarını düzenler.
Etnosentrizm (Etnik Merkezcilik)Bireyin kendi kültürünü ve yaşam tarzını bir norm, ölçüt olarak kabul ederek diğer kültürleri buna göre değerlendirmesi ve kendi kültürünü diğerlerinden üstün görmesi eğilimidir. Diğer kültürleri 'tuhaf' veya 'yetersiz' bulma tutumuna yol açar.
Kültürel GörecelilikHer kültürel pratiğin ve değerin, yalnızca kendi tarihsel ve toplumsal bağlamı içinde anlaşılabileceğini ve değerlendirilmesi gerektiğini savunan yaklaşımdır. Başka kültürleri dışarıdan yargılamak yerine, onların kendi içindeki mantığını anlamaya öncelik verir.
Kültürleme (Enculturation)Bir kültürün içine doğan bireyin, çocukluktan itibaren aile, okul ve sosyal çevre gibi kurumlar aracılığıyla o kültürün değerlerini, normlarını ve yaşam biçimini öğrenip içselleştirmesi sürecidir. Bireyin toplumsallaşma sürecinin kültürel boyutunu ifade eder.
Kültürleşme (Acculturation)Farklı kültürlere sahip iki grubun sürekli ve doğrudan temas kurması sonucunda karşılıklı olarak kültürel öğe alışverişinde bulunması ve bu etkileşimle her iki kültürün de değişime uğraması sürecidir.
Kültürel Yayılma (Diffusion)Belirli bir kültür merkezinde ortaya çıkan maddi veya manevi kültür öğelerinin (teknolojik bir icat, bir inanç veya moda akımı gibi) coğrafi olarak çevreye ve diğer toplumlara yayılması sürecidir.
Kültür ŞokuBireyin kendi alışık olduğu kültürel ortamdan çıkıp tamamen yabancı, dilini ve simgelerini bilmediği bir kültüre girdiğinde yaşadığı uyum zorluğu, bunalım, şaşkınlık ve yabancılaşma hissidir. Göç eden işçilerin yaşadığı krizler buna örnektir.
Kültürel Gecikme (Cultural Lag)William F. Ogburn tarafından ortaya atılan, maddi kültürdeki (teknoloji, sanayi) hızlı değişime karşılık, manevi kültürün (değerler, ahlak, hukuk) aynı hızda değişememesi sonucu iki alan arasında ortaya çıkan uyumsuzluk ve boşluk durumudur.
Kültürel Özümseme (Asimilasyon)Hâkim veya egemen bir kültürün, etkileşim halinde olduğu diğer zayıf kültürleri kendi içinde eriterek kendine benzetmesi ve onların özgün kültürel niteliklerini kaybettirmesi sürecidir.
Kültürel Bütünleşme (Entegrasyon)Farklı kültürel grupların kendi özgün kimliklerini ve kültürlerini koruyarak, içinde yaşadıkları egemen toplumsal yapıya ve kültüre uyum sağlaması, onunla eklemlenmesi sürecidir.
Yüksek KültürBir toplumda genellikle ekonomik ve sosyal açıdan seçkin (elit) bir azınlığın beğenilerini, estetik zevklerini ve entelektüel ilgilerini yansıtan; opera, klasik müzik, koleksiyonculuk gibi özel bilgi ve incelik gerektiren kültür biçimidir.
Popüler KültürToplumun çoğunluğu tarafından tercih edilen, kitle iletişim araçlarıyla yaygınlaştırılan, düşük maliyetli ve standartlaştırılmış seri üretim özelliklerine sahip, geniş kitlelerin tüketimine sunulan kültür unsurlarıdır.
Alt KültürBir toplumun genel hâkim kültürü içinde varlığını sürdüren ancak kendisini ana kültürden ayıran farklı değerlere, normlara ve yaşam tarzlarına sahip olan grupların (örneğin etnik gruplar veya belirli yaş grupları) kültürüdür.
Karşı(t) KültürEgemen kültürel değerleri ve normları açıkça reddeden, kurulu toplumsal düzene karşı çıkan ve onun yerine tamamen alternatif bir yaşam biçimi ve değerler sistemi koymaya çalışan radikal grupların kültürüdür.
Kültürel HomojenleşmeKüreselleşme süreciyle birlikte, kitle iletişim araçları ve küresel şirketler aracılığıyla yerel kültürlerin zayıflayarak dünyanın tek bir ortak, standartlaştırılmış ve benzeşmiş tüketim kültürüne (McDonaldslaşma) doğru evrilmesi sürecidir.

Diğer Önemli Bilgiler

Nuri Bilge Ceylan'ın 'Uzak' Filmi (2002)

Yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın 2002 yılında çektiği ödüllü 'Uzak' filmi, kırsal alandan büyükşehir İstanbul'a göç eden bir bireyin metropol yaşamı karşısında yaşadığı kültürel, ahlaki ve yaşamsal krizleri, yani bireysel düzeydeki kültür şokunu sinematografik olarak başarıyla resmeder.

William F. Ogburn ve Kültürel Gecikme Teorisi

Amerikalı sosyolog William F. Ogburn, geliştirdiği 'kültürel gecikme' (cultural lag) teorisiyle, sanayileşme ve teknoloji gibi maddi kültür unsurlarının çok hızlı değiştiğini, ancak ahlak, hukuk ve inanç gibi manevi kültür unsurlarının bu hıza yetişemeyerek geride kaldığını ve toplumsal krizlere yol açtığını savunmuştur.

19. Yüzyıl Sömürgeciliği ve Asimilasyon

19. yüzyılda doruk noktasına ulaşan sömürgecilik faaliyetleri sırasında, Avrupalı sömürgeci güçler işgal ettikleri çevre ülkelerin yerel dillerini, inançlarını ve geleneklerini sistematik olarak baskılamış, onları kendi egemen kültürleri içinde eriterek kitlesel bir kültürel asimilasyona yol açmışlardır.

Osmanlı'da Yüksek Kültür - Halk Kültürü Ayrımı

Osmanlı İmparatorluğu döneminde saray ve çevresindeki seçkinlerin (havas) ürettiği Divan edebiyatı yüksek kültürü temsil ederken, geniş halk kitlelerinin (avam) ürettiği ve paylaştığı Halk edebiyatı halk kültürünü temsil ederek sınıfsal ve kültürel ayrışmanın tarihsel bir örneğini oluşturmuştur.

1960'lar Gençliği ve Hippi Hareketi

1960'lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nin Vietnam'ı işgal etmesine tepki gösteren gençlerin başlattığı 'Hippi' hareketi, egemen kapitalist değerleri, tüketim kalıplarını ve giyim tarzlarını tamamen reddedip alternatif bir yaşam kurarak sosyoloji tarihinin en belirgin 'karşı(t) kültür' örneği olmuştur.

George Ritzer ve Toplumun McDonaldlaştırılması

Sosyolog George Ritzer, 'Toplumun McDonaldlaştırılması' teziyle, hızlı tüketim gıda zinciri McDonald's'ın verimlilik, hesaplanabilirlik, öngörülebilirlik ve denetim ilkelerinin tüm dünyaya yayılarak küresel düzeyde kültürel bir homojenleşme ve tek tipleşme yarattığını savunmuştur.

11 Eylül 2001 Saldırıları ve İslamofobi

11 Eylül 2001 tarihinde ABD'deki İkiz Kuleler'e yapılan terör saldırıları, dünya genelinde 'İslamofobi' (İslam korkusu ve düşmanlığı) kavramının küresel ölçekte hızla yayılmasına yol açmış, bu durum küreselleşmenin melezleşme ve barış vaadinin aksine kültürel bir kutuplaşmayı tetiklemiştir.

Samuel Huntington'ın Uygarlıklar Çatışması Tezi

Siyaset bilimci Samuel Huntington, soğuk savaş sonrası dünyada çatışmaların ekonomik veya ideolojik değil, farklı kültürel ve dinsel uygarlıklar arasında (özellikle Batı ve İslam uygarlıkları) yaşanacağını ileri sürerek kültürel kutuplaşma tezinin en önemli teorisyeni olmuştur.

Sınavda Dikkat Et

  • Sınavda 'E.B. Tylor' ismi çıktığında doğrudan 'kültürün en çok benimsenen karmaşık bütün tanımı' aklınıza gelmelidir; çünkü Tylor bu tanımın kurucu babasıdır.
  • Etnosentrizm (etnik merkezcilik) ile Kültürel Görecelilik kavramları birbirinin zıttıdır; sorularda 'kendi kültürünü üstün görme' vurgulanıyorsa cevap etnosentrizm, 'bağlamında anlama' vurgulanıyorsa kültürel göreceliliktir.
  • Kültürel Gecikme (Cultural Lag) sorularında anahtar kelimeler 'maddi kültürün hızlı değişmesi' ve 'manevi kültürün yavaş değişmesi' arasındaki boşluktur. Bu kavramın W.F. Ogburn'e ait olduğunu unutmayın.
  • Alt kültür ile Karşı kültür arasındaki farka çok dikkat edin; alt kültür hâkim kültürün içinde sadece 'farklılaşır' (örneğin Romanlar), karşı kültür ise egemen kültürü 'reddedip alternatif sunar' (örneğin Hippiler).
  • Küreselleşme tezlerinden 'Homojenleşme' dünyayı tek tipleştiren (McDonaldslaşma) süreci, 'Kutuplaşma' çatışmayı (Huntington), 'Melezleşme' ise olumlu ve çoğulcu sentezleri ifade eder. Sorulardaki bu anahtar kelimeleri iyi ayırt edin.