Ünite 1: Psikolojide Tarihsel ve Güncel Akımlar — Önemli Kavramlar
Yapısalcılık
Wundt ve Titchener tarafından kurulan, bilinçli zihinsel deneyimlerin en temel yapı taşlarını iç gözlem yöntemiyle incelemeyi amaçlayan ilk psikolojik akımdır. Örneğin, bir metronomun vuruşlarının bireyde yarattığı duyum ve duyguların eğitilmiş gözlemciler tarafından rapor edilmesi bu kapsamdadır.
İç Gözlem (İntrospektion)
Wundt'un laboratuvar ortamında geliştirdiği, eğitimli kişilerin bir uyaran karşısındaki bilinçli duyum, düşünce ve duygularını tarafsızca rapor etmelerine dayanan araştırma yöntemidir. Örneğin, bir deneğin sesli uyaranlar karşısında hissettiği rahatlama veya gerginlik durumunu tanımlamasıdır.
Tamalgı (Apperception)
Basit duyum ve imgelerin zihinde etken bir şekilde birleştirilerek bilinçli ve bütünleşik bir algı oluşturulması sürecidir. Örneğin, dış dünyadan gelen uyarıcıların zihinde aktif olarak anlamlandırılıp bilinç düzeyine çıkarılmasıdır.
İşlevselcilik
William James ve John Dewey öncülüğünde gelişen, bilincin yapısal öğelerinden ziyade değişen çevre koşullarına uyum sağlamadaki işlevlerini inceleyen akımdır. Örneğin, bir organizmanın tehlike karşısında hayatta kalmak için zihinsel süreçlerini organize etmesidir.
Bilincin Akışı
William James'in öne sürdüğü, düşünce ve duyguların durağan olmayıp bir ırmak gibi sürekli akış halinde ve birbiriyle bağlantılı olarak değiştiğini belirten kavramdır. Örneğin, kitap okurken birden başka bir anıyı hatırlayıp duygulanmak bu akışın göstergesidir.
Refleks Arkı
John Dewey'in psikolojiye kazandırdığı, duyusal uyarım ile motor tepkinin birbirinden bağımsız olmadığını, bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunan kavramdır. Örneğin, çocuğun elinin ateşte yanması sonucunda ateş algısının değişmesi ve bir daha o davranışı tekrarlamamasıdır.
Davranışçılık
Zihinsel süreçleri dikkate almadan, gözlemlenebilir insan ve hayvan davranışlarını doğrudan dış uyarıcılara bağlayan psikolojik yaklaşımdır. Örneğin, bir köpeğin zil sesine salya akıtmasının deneysel olarak incelenmesidir.
SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Klasik Koşullama
Iwan Pawlow tarafından keşfedilen, doğal bir refleksin nötr bir uyarıcıyla ilişkilendirilerek öğrenilmesini sağlayan süreçtir. Örneğin, Watson'ın 'Küçük Albert' deneyinde beyaz fare ile yüksek sesin eşleştirilmesi sonucu bebeğin fareden korkmayı öğrenmesidir.
Etki Yasası
Edward Thorndike'ın geliştirdiği, tatmin edici sonuçlar doğuran davranışların gelecekte tekrarlanma olasılığının yüksek olduğunu belirten yasadır. Örneğin, aç bir kedinin kafes kapısını açma mekanizmasını keşfederek yiyeceğe ulaşması durumudur.
Edimsel Koşullama
B. F. Skinner'in geliştirdiği, organizmanın gösterdiği edimsel tepkilerin sonuçlarına (olumlu veya olumsuz pekiştireçlere) göre şekillendiğini savunan öğrenme biçimidir. Örneğin, bir farenin Skinner kutusundaki mandala basarak yiyecek elde etmesi ve bu davranışı tekrarlamasıdır.
Gestalt Yaklaşımı
Algı ve öğrenme süreçlerinin parçalara ayrılamayacağını, bütünsel örüntüler halinde incelenmesi gerektiğini savunan akımdır. Örneğin, yanıp sönen ışıkların tek tek ayrı ampuller olarak değil, hareket eden tek bir ışık çizgisi (fi fenomeni) olarak algılanmasıdır.
Fi Fenomeni
Wertheimer, Köhler ve Koffka tarafından tanımlanan, kısa aralıklarla ardışık sunulan sabit ışıkların hareket ediyormuş gibi algılanması durumudur. Örneğin, trafik tabelalarındaki yanıp sönen ok ışıklarının yön değiştirerek akıyormuş gibi görünmesidir.
Pregnanz Yasası
Gestalt psikolojisinde görsel bilgilerin zihin tarafından olabildiğince basit, düzenli ve bilindik 'iyi gestaltler' şeklinde algılanmasını öngören temel yasadır. Örneğin, karmaşık şekillerin zihinde üçgen, kare veya daire gibi geometrik formlar olarak algılanmasıdır.
Hümanistik Psikoloji
Maslow ve Rogers öncülüğünde gelişen, insanın doğası gereği olumlu olduğunu ve kendini gerçekleştirme potansiyeli taşıdığını savunan psikoloji akımıdır. Örneğin, bir bireyin yaşam boyu içsel kaynaklarını kullanarak potansiyeline ulaşmaya çalışmasıdır.
SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Gereksinimler Hiyerarşisi
Abraham Maslow'un öne sürdüğü, insan ihtiyaçlarının fizyolojikten başlayarak kendini gerçekleştirmeye doğru piramidal bir sıra izlediğini belirten kuramdır. Örneğin, bir kişinin açlık ve güvenli gibi temel ihtiyaçlarını karşılamadan estetik ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçlarına odaklanamamasıdır.
Danışan Merkezli Terapi
Carl Rogers'ın geliştirdiği, terapistin danışana koşulsuz olumlu kabul göstererek onun kendi içsel kaynaklarıyla iyileşmesini sağlayan psikoterapi yaklaşımıdır. Örneğin, terapistin danışanın olumsuz sorunlarına rağmen onu yargılamadan onaylaması ve kabul etmesidir.
Pozitif Psikoloji
Cyrulnik, Csíkszentmihályi ve Seligman öncülüğünde gelişen, bireyin patolojilerini onarmanın yanı sıra olumlu yönlerini ve psikolojik direnme gücünü geliştirmeyi amaçlayan akımdır. Örneğin, bir travma yaşayan bireyin bu durumdan ders çıkararak başa çıkma mekanizmalarını harekete geçirmesidir.
Flow (Akış / Akıp Gitme)
Csíkszentmihályi'nin tanımladığı, bireyin becerileriyle bir etkinliğin gerekleri uyuştuğunda zamanı ve sorunları unuttuğu coşkunluk durumudur. Örneğin, bir sanatçının veya müzisyenin yaptığı işe tamamen odaklanıp dış dünyayla bağını koparmasıdır.
Evrimsel Psikoloji
İnsan davranışları ve zihinsel süreçlerin evrim sürecinde uyum sağlamak amacıyla doğal seçilimle gelişmiş modüllerle açıklandığı yaklaşımdır. Örneğin, kıskançlık duygusunun üreme başarısını ve neslin sürdürülmesini garanti altına almak için evrimleşmiş bir mekanizma olmasıdır.
Eleştirel Psikoloji
Klaus Holzkamp tarafından kurulan, kapitalist toplumun çelişkilerini ve egemenlik ilişkilerini merkeze alarak psikolojiyi özgürleştirici bir 'özne bilimi' olarak yeniden tanımlayan akımdır. Örneğin, konsantrasyon zayıflığı olan bir öğrenciyi sadece bireysel olarak incelemek yerine eğitim sisteminin toplumsal koşullarını sorgulamaktır.
Çift Edim Olanağı
Eleştirel Psikoloji'ye göre insanların her somut durumda mevcut kısıtlılıklara rıza gösterme ('sınırlandırılmış') ile toplumsal koşulları değiştirmeyi deneme ('genelleştirilmiş') olmak üzere iki seçeneğe sahip olmasıdır. Örneğin, çalışanların kötü çalışma koşullarına boyun eğmek yerine sendikalaşarak hak arama mücadelesine girişmesidir.