İnsanoğlunun tarih boyunca etrafında olup bitenleri anlamak, gözlemlediklerini anlaşılır kılmak ve bunlara uygun tepkiler vermek için sorduğu temel soru 'Neden' sorusudur. Merak duygusu insan doğasının en temel özelliklerinden biridir ve her merak yeni sorulara kapı aralayarak insanı sürekli sorgulayan bir formda tutar. Hayatı anlama çabası geçmişte felsefi yollarla, sınırlı bilgi ve tecrübeye dayalı olarak yürütülmüş, öznel yargılardan soyutlanamamıştır.
Zamanla sistematik gözlem ve test edilebilir yöntemlerin kullanılmaya başlamasıyla felsefi açıklamalar yerini nesnel ve genel geçer bir bilgi birikimine bırakmıştır. Psikolojinin bir bilim olarak ortaya çıkışı da bu dönüşümün bir sonucudur. İnsan davranışına ilişkin sorular insanlık tarihi kadar eski olsa da, bu sorulara sistematik yanıt arama çabası 19. yüzyılın sonlarına dayanmaktadır.
Alman bilim adamı Wilhelm Wundt, Leipzig Üniversitesinde kurduğu ilk laboratuvar ile insan davranışına ilişkin sistematik gözlemler gerçekleştirmiş ve psikolojinin kurucusu kabul edilmiştir. Wundt; duyum, algı, dikkat, tepki ve çağrışım gibi konular üzerinde bilimsel süreçler yürüterek psikolojiyi felsefeden koparıp bağımsız bir bilim dalı hâline getirmiştir.
Psikoloji en genel tanımıyla Gerrig ve diğerleri (2012) tarafından 'davranışın ve zihinsel süreçlerin bilimsel olarak incelenmesi' şeklinde tanımlanmaktadır. Başka tanımlamalarda insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bilim dalı olduğu belirtilir. Hayvan davranışlarının incelenmesinin temel sebebi etik problemlerdir; insanlar üzerinde yapılamayan deneyler önce hayvanlarda test edilerek güvenliği kanıtlandıktan sonra insanlara uyarlanır.
Psikolojinin tanımında üç ana kavram öne çıkar: davranış, zihinsel süreçler ve bilimsel yöntem. Davranış, organizmanın uyaranlar karşısında ortaya koyduğu görünen ve açık eylemlerin tamamıdır. Doğrudan gözlenebilen (yürümek, konuşmak) ve gözlenemeyen (düşünmek, rüya görmek) yanları vardır. Davranışlar; doğuştan getirilen (refleks, içgüdü), geçici (alkol veya ateşli hastalık etkisiyle ortaya çıkan) ve öğrenilmiş (yaşantı ve pekiştirmelerle kalıcılık kazanan) olmak üzere üçe ayrılır.
Zihinsel süreçler; düşünme, algılama, hissetme, yorumlama, karar verme, rüya, unutma, hatırlama, hayal etme ve güdülenme gibi insan davranışının arka planındaki ana unsurları kapsar. Bilimsel yöntem ise nesnel, sistematik gözlemler yapmaya ve ispatlanabilir-tekrarlanabilir bilgiye ulaşmak için kullanılan bilimin özünü oluşturan temel inceleme yoludur.
Psikolojinin genel olarak üç temel sürece hizmet ettiği söylenebilir: İnsanlığın karşı karşıya kaldığı problemlere çözüm üretmek (anormallikleri gidermek), ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yeni teknik ve olanaklar geliştirmek, ve insanların merak duygusunu tatmin edecek olanaklar sağlayıp bunu yaratıcılığa yönlendirecek bilgi birikimini oluşturmak. Günümüzde psikoloji, doğum öncesinden yaşlılık dönemine kadar geniş bir yelpazede bilimsel bilgi üretmektedir.
Gerrig ve diğerlerine (2012) göre psikolojinin hedefleri dört aşamadan oluşur: Davranışı tanımlamak, davranışı açıklamak, davranışı tahmin etmek ve davranışı kontrol etmektir. Davranışı tanımlamak, konuyu küçük birimlere ayırarak sistematik incelemektir (örneğin zorbalık davranışının sınırlarını belirlemek).
Davranışın açıklanması, tanımlanan davranışın içsel ve dışsal belirleyicilerinin nedensel olarak analiz edilmesidir (depresyon belirtilerinin ailesi veya işiyle ilişkisini bulmak). Davranışı tahmin etmek (kestirimde bulunmak), bireyin geçmişi ve şimdiki koşulları analiz edilerek gelecekteki olası davranışların kestirilmesidir (üstün zekâlı bir çocuğun uygun eğitimle başarısını tahmin etmek ya da anti-sosyal eğilimlerin suça dönüşme riskini öngörmek). Davranışın kontrol edilmesi ise bu tahminler doğrultusunda istenen veya istenmeyen davranışları şekillendirmeye yönelik müdahaleleri içerir.
Yapısalcılık, Wundt'un öğrencisi Titchener tarafından kimyadan esinlenilerek kurulmuştur. Zihni elementlerine ayırma çabası olan bu akım, deneyimlerin duygu ve duyumlara bölünebileceğini savunur. Bilinci anlık yaşantılar, zihni ise ömür boyu biriken yaşantılar toplamı olarak tanımlar; yöntemi ise kişinin kendi duygularını gözlemlediği 'içebakış'tır.
İşlevselcilik, yapısalcılığa tepki olarak Spencer ve William James öncülüğünde evrim teorisinden etkilenerek doğmuştur. Zihnin yapısından ziyade işlevlerine ve organizmanın çevreye uyum sağlama sürecine odaklanmıştır. Davranışçılık ise Watson ve Pavlov öncülüğünde 20. yüzyıl başında doğmuş, bilinç gibi soyut kavramları reddederek yalnızca ölçülebilir ve gözlenebilir süreçleri incelemiştir. Klasik koşullanma (Pavlov), edimsel koşullanma (Skinner) ve sosyal öğrenme (Bandura) bu akımın kazançlarıdır.
Psikanaliz, Sigmund Freud tarafından kurulan, bilinçdışı süreçleri merkeze alan bir kişilik ve terapi kuramıdır. İnsan davranışlarının sadece bilinçle açıklanamayacağını, erken çocukluk (ilk 7 yıl) yaşantılarının ve bilinçdışına itilen arzuların kişiliği şekillendirdiğini savunur. Gestalt psikolojisi ise Wertheimer, Köhler ve Koffka tarafından kurulmuş, bütünün parçaların toplamından fazla olduğunu savunarak algı yasaları üzerine odaklanmıştır.
Psikoloji, ihtiyaçlar doğrultusunda birçok alt alana ayrılmıştır. Klinik psikoloji, psikiyatri ile iç içe olup depresyon, anksiyete gibi psikolojik bozuklukların tanı ve tedavisine odaklanır. Endüstri psikolojisi, işe en uygun personel seçiminden iş veriminin artırılmasına ve insan-makine uyumuna kadar endüstriyel süreçleri inceler. Bilişsel psikoloji; bilinç, zekâ, bellek, öğrenme ve dikkat gibi zihinsel süreçleri güncel beyin görüntüleme teknikleriyle araştırır.
Okul ve eğitim psikolojisi, öğrencilerin okula uyumu, öğretmen nitelikleri ve müfredat geliştirme gibi alanlarda rehberlik servislerine temel oluşturur. Sosyal psikoloji, sosyoloji ile yakın çalışarak bireyin toplum içerisindeki davranışlarını (yardım etme, şiddet, tutumlar) inceler. Danışmanlık psikolojisi, hasta tanısı almış bireylerden ziyade uyum problemi yaşayan ve karar verme zorluğu çeken kişilere (aile danışmanlığı, okul rehberliği) destek sağlar.
Kişilik psikolojisi, bireyin kendine özgü kişilik yapısının kalıtım, hormonlar ve çevre etkisiyle nasıl geliştiğini (Freud ve Erikson kuramlarıyla) inceler. Deneysel psikoloji, duyum, algı ve öğrenme gibi temel ilkeleri deneysel ortamda araştırır (Asch uyma, Zimbardo hapishane, Milgram itaat, Harlow bağlanma deneyleri). Gelişim psikolojisi döllenmeden ölüme tüm yaşam evrelerini incelerken; fizyolojik psikoloji sinir sistemi ve beyin anatomisinin davranışla ilişkisini araştırır.