Ana Sayfa » Atatürk Üniversitesi ATA AÖF » Sosyoloji Lisans Programı » Türk Kültürü ve Medeniyeti Tarihi

Kavram Sözlüğü

Türk Kültürü ve Medeniyeti Tarihi dersindeki 237 kavram, ünite sırasına göre.

KültürÜnite 1

İnsanın bir toplumun üyesi olarak edindiği bilgi, inanç, sanat, ahlak, gelenek ve her türlü alışkanlıkları içeren karmaşık bir bütündür. Örneğin Türk milletinin dili, töresi, gelenekleri ve sanatı asırlardan beri yaşayan Türk kültürünü oluşturur.

MedeniyetÜnite 1

Şehirleşmek, şehirli gibi zarif olmak anlamına gelen ve millî kültürlerin birleşmesinden oluşan evrensel değerler bütünüdür. Örneğin İslam medeniyeti, Türk, Arap ve İran gibi birçok farklı kültürün özgün katkılarıyla oluşan ortak bir medeniyettir.

Maddi KültürÜnite 1

İnsanın doğa ile ilişkisi sonucunda oluşturduğu bütün araç, gereç, fabrika, bina ve teknolojik eserleri ifade eden kültür unsurlarıdır. Örneğin fabrikalar, otomobiller ve dokuma tezgâhları maddi kültürün somut parçalarıdır.

Manevi KültürÜnite 1

İnsanlar arasındaki ilişkiler sonucunda ortaya çıkan yazılı veya yazısız bütün değer, norm, inanç ve örf-adetleri ifade eden unsurlardır. Örneğin dikiş makinesinde dikilecek elbisenin tarzı, desenler ve dinî inançlar manevi kültürü yansıtır.

Ziya Gökalp'in terminolojisinde millî kültürü ifade etmek için kullanılan, bir milletin kendine özgü dil, hukuk, ahlak, sanat ve din gibi unsurlarının bütününü kapsayan kavramdır. Hars, ilham ve seziş yoluyla oluşur ve milletlerarası alana geçemez.

Sosyal MirasÜnite 1

Kültürün biyolojik ve kalıtsal olmayıp, eğitim ve öğretim yoluyla bir kuşaktan diğerine aktarılmasını ifade eden kavramdır. Örneğin farklı bir ülkede büyüyen bir çocuğun o ülkenin dilini ve inançlarını edinmesi kültürün sosyal miras özelliğini gösterir.

Alt KültürÜnite 1

Millî kültür bütününü oluşturan, kırsal-kentsel çevreye, toplumsal sınıflara, dinlere veya mesleklere göre farklılık gösteren daha dar kapsamlı özel kültür basamaklarıdır. Örneğin bölgesel ağızlar ve yöresel kıyafet biçimleri alt kültürlere örnektir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Kültür ÖrüntüsüÜnite 1

Kültürlerin gelişigüzel toplanmış inançlar olmayıp, bir toplumdaki adetler, değerler ve kurumların birbiriyle sıkıca bağlantılı ve bütünleşmiş sistemler olmasıdır. Örneğin kapitalist toplum kültürünün bireycilik ve başarı değerleri etrafında bütünleşmesi örüntülü yapıyı gösterir.

Yaşayan KültürÜnite 1

Toplumdaki bireylerin güncel yaşamlarında aktif olarak uyguladıkları, yaşattıkları ve deneyimledikleri kültür biçimidir. Örneğin günümüz toplumlarında halkın uyguladığı ortak gelenekler yaşayan kültüre girer.

Ölü KültürÜnite 1

Günlük hayatta artık uygulanmayan, kaybolmuş sanatlar, hukuk sistemleri ve geleneklerden oluşan geçmiş kültür kalıntılarıdır. Ancak bu kültürler araştırmacılarca keşfedilerek yeniden gün yüzüne çıkarılabilir.

Açık KültürÜnite 1

Belirli bir kültür karmaşasını paylaşan toplum üyelerinin farkında olarak bilinçli bir şekilde uyguladıkları kurallar ve alışkanlıklardır. Örneğin insanların belirli sofra adetlerini bilerek ve isteyerek uygulaması açık kültüre örnektir.

Uygar KültürÜnite 1

Yazılı bir dile, bilime, felsefeye, yüksek derecede uzmanlaşmış iş bölümüne ve karmaşık bir teknolojiye sahip olan gelişmiş kültür biçimidir. Gelişmiş şehir toplumlarının sahip olduğu sistem bu kapsamdadır.

Kültür DeğişmesiÜnite 1

Bir kültürün davranış modellerinde, normlarında ve değerlerinde iç ve dış etkenlerin etkisiyle meydana gelen değişme sürecidir. Örneğin Türk alfabesinin Göktürk alfabesinden günümüz alfabesine geçmesi kültür değişmesine örnektir.

Spengler'in Kültür AnlayışıÜnite 1

Tarihi düz bir çizgi yerine çoğulcu bir yaklaşımla ele alan, medeniyeti kültürlerin ölüm aşaması olarak gören ve dünyada Mısır, Babil, Çin, Hint gibi sekiz yüksek kültür çevresi olduğunu savunan görüş.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Toynbee'nin Medeniyet AnlayışıÜnite 1

Spengler'i eleştirerek dünyada ana etken olarak 'kültür' yerine bağımsız 'medeniyet' kavramını koyan, Batı, İslam, Uzak Doğu ve Hint medeniyetlerini insanlığın temel inceleme alanı olarak kabul eden tarihsel yaklaşım.

Erol Güngör'ün Türk Kültürü SenteziÜnite 1

Türk kültürünün üç ana kaynağından oluştuğunu savunan görüş: Türklerin Orta Asya'dan getirdikleri kavmi özellikler, İslam medeniyetinin kattığı evrensel değerler ile Anadolu ve Rumeli'de geçen tarih boyunca edinilen birikimler.

Eklemeli DilÜnite 2

Kelime köklerine yapım ve çekim eklerinin getirilmesiyle yeni kelimeler türetilen, bu süreçte kökte hiçbir ses veya yapı değişikliğinin meydana gelmediği dil tipidir. Türkçe, eklemeli (sondan eklemeli) dillerin dünya üzerindeki en belirgin ve kusursuz örneklerinden biridir.

Çekimli DilÜnite 2

Kelimelerden yeni türetmeler yapılırken veya gramatik çekimler uygulanırken kökün kendisinin yapısal ve sessel değişikliğe uğradığı dil grubudur. Arapça ve İbranice gibi Hami-Sami dil ailesine mensup diller bu gruba örnek gösterilir.

Tek Heceli DilÜnite 2

Kelimelerin tek bir heceden oluştuğu, cümle kurulurken ek almayan ve şekil değişikliğine uğramayan dillerdir. Çince ve Japonca bu dil sınıflandırmasının tipik temsilcileridir.

Akrabalık Karinesi (Dil Bilimi)Ünite 2

Diller arasındaki akrabalık ilişkisini belirlerken kelime alışverişinin değil, temel ihtiyaçları (su, anne, baba, göz vb.) ifade eden ortak söz varlığının esas alınması kuralıdır. Örneğin Türkçeden Sırpçaya binlerce kelime geçmesine rağmen akraba olmamaları buna delildir.

Ural-Altay Dil GrubuÜnite 2

Ural ve Altay kollarından oluşan, ancak Hint-Avrupa dilleri gibi sağlam bir aile yapısı göstermediği için 'dil grubu' olarak adlandırılan geniş dil topluluğudur. Fince, Macarca Ural kolunu; Türkçe, Moğolca ve Mançuca ise Altay kolunu oluşturur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
AltayistikÜnite 2

Altay dillerinin (Türk, Moğol, Tunguz, Mançu vb.) dil, tarih, kültür ve folklor unsurlarını araştıran, inceleyen bilim koludur. Türkiye'de bu alanda Talat Tekin, Ahmet Temir ve Osman Nedim Tuna önemli çalışmalar yapmıştır.

AltayistÜnite 2

Altay dilleri teorisi ve Altay halklarının dilleri, tarihleri ve kültürleri üzerinde uzmanlaşmış bilim insanı veya araştırmacıdır.

Altay Dil Birliği DönemiÜnite 2

Türk, Moğol, Tunguz, Kore ve Japon dillerinin atalarının henüz ayrılmadığı, ortak bir ana dil veya varyantlar topluluğu kullandığı kabul edilen en erken tarihî dönemdir.

İlk Türkçe Dönemi (Pre-Turkic)Ünite 2

Türkçenin Ana Altaycadan ayrılmasından sonraki ilk devresidir. MÖ birkaç bin yılı kapsadığı ve Milat sıralarında sona erdiği tahmin edilen bu döneme Çuvaş-Türk Dil Birliği Dönemi de denir.

Ana Türkçe Dönemi (Proto-Türkçe)Ünite 2

Milat sıralarında başladığı kabul edilen ve Hun çağı ile ilişkilendirilen, Türkçenin iki ana kola ayrıldığı varsayılan tarih öncesi dönemidir.

Eski Türkçe DönemiÜnite 2

VI. ile X. yüzyıllar arasındaki dönemi kapsayan, Türkçenin yazılı ilk belgeleriyle (Göktürk ve Uygur metinleri) takip edilebildiği en eski tarihî yazı dili devresidir.

Türk Runik Alfabesi (Göktürk Alfabesi)Ünite 2

Türkler tarafından kendi dillerini yazmak için kullanılan, 38 harf ve işaretten oluşan bilinen ilk millî alfabedir. Benzerliğinden ötürü İskandinav runik yazısına benzetildiği için bu adla anılır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Orhun YazıtlarıÜnite 2

Göktürk dönemine ait, VII. ve VIII. yüzyıllarda Orhun vadisinde taşa kazınan, Türk adının geçtiği ilk metin ve Türk edebiyatının ilk şaheseri niteliğindeki abidevi yazıtlar bütünüdür.

Orta Türkçe DönemiÜnite 2

XI. ile XVI. yüzyıllar arasını kapsayan, İslamiyet'in kabulüyle başlayıp Karahanlı, Harezm, Kıpçak ve Eski Anadolu Türkçesi gibi yeni kollara ayrılan yazı dili dönemidir.

Karahanlı TürkçesiÜnite 2

Hakaniye Türkçesi de denilen, Karahanlı Devleti döneminde (X-XIII. yüzyıl) geliştirilen ve Dîvânü Lûgati't-Türk, Kutadgu Bilig gibi şaheserlerin yazıldığı Doğu Türkçesi koludur.

Kutadgu BiligÜnite 2

Yusuf Has Hacib tarafından kaleme alınan, 'mutluluk veren bilgi' anlamına gelen ve her iki dünyada mutluluğa ulaşmanın yollarını anlatan Karahanlı dönemi eseridir.

Dîvânü Lûgati't-TürkÜnite 2

Kaşgarlı Mahmud tarafından 1072-1074 yılları arasında yazılan, Türk dilinin ansiklopedik ilk sözlüğü ve lehçe kılavuzudur.

Harezm TürkçesiÜnite 2

Karahanlı Türkçesinden Çağatay Türkçesine geçişi sağlayan, XIII. yüzyılda Harezm bölgesinde Oğuz-Kıpçak unsurlarının etkisiyle şekillenen geçiş dönemi yazı dilidir.

Eski Anadolu TürkçesiÜnite 2

Oğuz Türkçesinin XIII. yüzyıldan XV. yüzyıl ortalarına kadar Anadolu'da yoğun göçlerle bağımsız bir edebî dil haline geldiği, Selçuklu ve Beylikler dönemini kapsayan evredir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Çağatay TürkçesiÜnite 2

Orta Asya'da XIII. yüzyıldan XX. yüzyıl başına kadar devam eden, özellikle Timurlular devrinde Ali Şîr Nevaî ile altın çağını yaşayan Orta Türkçe dönemi koludur.

PetroglifÜnite 3

Kaya ve mağara duvarlarına çizilen veya kazınan şekiller olup, düşüncenin somut bir biçime dönüştürülmesindeki ilk araçlardır. Paleolitik dönemde insanların sanat veya ritüel amaçlı çizdiği bu yapılar, yazının gelişiminde piktografik döneme geçişte temel basamaktır.

PiktogramÜnite 3

Eşyanın, nesnenin, mekanın, işleyişin veya somut bir kavramın oransal olarak küçültülüp büyütülerek resmedilmesini ifade eden resim yazısı sembolleridir. Örneğin, mağara duvarlarına çizilen av hayvanı resimleri birer piktogramdır.

İdeogramÜnite 3

Piktogramların zamanla evrilerek kelimenin veya soyut bir fikrin sembolü haline gelmiş şekilleridir. Dış gerçekliği yansıtmaktan uzak olan bu kavram yazıları, farklı dillerde değişik seslerle okunsa bile aynı soyut anlamı (örneğin trafik levhalarındaki yasak işaretleri) karşılar.

Çivi YazısıÜnite 3

MÖ 3200'lerde Güney Mezopotamya'da Sümerliler tarafından ekonomik hesap ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla icat edilen insanlık tarihinin ilk yazısıdır. Kamış bir ucun yumuşak kil tabletlere bastırılmasıyla yatay, dikey ve çengel formlarda oluşturulmuştur.

HiyeroglifÜnite 3

Eski Mısırlıların anıtlar, mezar taşları ve sütunlar üzerine kazıyarak yaptıkları işaret özellikleri taşıyan resim yazısı genel adıdır. Yunanlılar tarafından 'tanrıların yazısı' olarak adlandırılmış olup simetrik ve sanatsal bir yapıya sahiptir.

KartuşÜnite 3

Mısır hiyerogliflerinde tanrıların ve tanrı sayılan firavunların adlarının, metinlerde bu sözcüklerin kutsal niteliğini vurgulamak amacıyla içine alındığı özel çerçeve şeklidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Köktürk AlfabesiÜnite 3

Türklerin bilinen en eski yazılı eserleri olan Orhun Yazıtları'nda kullanılan, Batı literatüründe 'runik' olarak bilinen ilk ve en eski milli Türk alfabesidir. 38 harften (4 vokal, 34 konsonant) oluşan bu alfabe satırlarda yukarıdan aşağıya ve sağdan sola yazılır.

Uygur AlfabesiÜnite 3

Soğd alfabesinden türetilen ve Uygur Türkleri tarafından Orta Asya'da en zengin edebiyat ürünlerinin kaleme alındığı 14 harfli alfabedir. Harflerin birbirine benzemesine ve okunmasının güç olmasına rağmen bin yıla yakın süre kullanılmıştır.

Kûfî YazıÜnite 3

Arami-Nabatî gelişim çizgisiyle ortaya çıkan Arap alfabesinin köşeli ve sert hatlara sahip olan ilk dönem türüdür. 12. yüzyıla kadar daha çok kitabe, sikke ve mushaf yazımında kullanılmıştır.

Nesih YazıÜnite 3

Arap alfabesinin köşeli Kûfî yazıya kıyasla daha yuvarlak, akıcı ve yumuşak hatlara sahip olan, kitap ve metin yazımında yaygın olarak tercih edilen gelişmiş türüdür.

Kiril AlfabesiÜnite 3

Aziz Cyrill ve kardeşi Methodius tarafından Grek alfabesinden esinlenilerek 19. yüzyılın ilk çeyreğinde oluşturulan 33 harfli Slav kökenli alfabedir. 1940'lardan sonra Sovyet baskısındaki Orta Asya Türk topluluklarında zorunlu kılınmıştır.

Codex CumanicusÜnite 3

1303 yılında İdil Havzası'nda yaşayan Kıpçak Türkleri arasında misyonerlik faaliyetleri yürüten Fransiskan rahipleri tarafından hazırlanan, Türkçenin Latin alfabesiyle yazıldığı bilinen ilk eserdir.

Klişe BaskıÜnite 3

Yazının veya şekillerin ahşap/sert tahta kalıplara kazınarak, üzerine mürekkep gezdirilip kâğıt üzerine basılması esasına dayanan 7. yüzyılda Çinlilerin geliştirdiği en eski baskı yöntemidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Müteharrik Baskı (Hareketli Harf)Ünite 3

Her hiyeroglif veya harf için ayrı ayrı metal/tahta kalıpların kullanılarak kitap basma makinesinin oluşturulmasını sağlayan sistemdir. Çinli Pi Sheng ve Uygurlar tarafından erken dönemlerde denenmiştir.

Vesiletü'l-tıbaaÜnite 3

İbrahim Müteferrika ve Said Efendi tarafından Osmanlı'da ilk matbaanın kurulmasını gerektiren sebepleri, sağlayacağı faydaları açıklamak üzere sadrazama, şeyhülislama ve ulemaya sunulan resmi rapordur.

Vankulu LügatiÜnite 3

İbrahim Müteferrika matbaasında 1729 yılında basılan, Osmanlı'da ilk Türk matbaasında basılan ilk eser olma özelliğini taşıyan sözlüktür.

HalkevleriÜnite 3

1932 yılında kurulan, Cumhuriyet döneminde taşra yayıncılığını, kütüphaneciliği ve halkın kitapla buluşmasını destekleyen, 1951'de kapatılana kadar binlerce yayın çıkaran kültürel teşkilattır.

Basma Yazı ve Resimleri Derleme KanunuÜnite 3

1934 yılında çıkarılan ve Türkiye'de basılan her türlü eser ile yayın malzemesinin milli kütüphanelerde ve arşivlerde toparlanıp korunmasını güvence altına alan kritik Cumhuriyet dönemi kanunudur.

Tevhid-i Tedrisat KanunuÜnite 3

Cumhuriyet döneminde eğitim ve öğretimin birleştirilmesini, milli ve çağdaş esaslara göre yeniden yapılandırılmasını sağlayan devrim kanunudur.

Geleneksel Türk DiniÜnite 4

Türklerin İslamiyet öncesi dönemden beri inandıkları, merkezinde Gök Tanrı inancının ve tek tanrı anlayışının yer aldığı millî inanç sistemidir. Örnek olarak Hun ve Göktürk dönemlerindeki Tanrı inancı bu sisteme dayanır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Gök TanrıÜnite 4

Eski Türklerin inandığı, evreni yaratan, ezelî ve ebedî olan, her şeyi bilen ve iradesine göre hükmeden yüce ve tek Tanrı'dır. Orhun Kitabeleri'nde bu tanrı inancının açık izleri yer almaktadır.

Eski Türklerde ayin ve törenleri yöneten, doğaüstü varlıklarla ve ruhlarla iletişim kurabildiğine inanılan din adamı veya şamana verilen yerli isimdir.

Yer-SuÜnite 4

Geleneksel Türk Dini'nde yeryüzünde yaşayan, Tanrı tarafından gönderilmiş koruyucu iyi ruhların bütünüdür. Dağlar bu ruhların en önemli temsilcisi kabul edilmiştir.

Atalar KültüÜnite 4

Ölmüş ataların ruhlarının geride kalanları koruduğu inancına dayanan, onlara saygı gösterme ve anma ritüellerini içeren geleneksel bir inançtır. Bilge Kağan Kitabesi'nin sonundaki ifadeler buna örnektir.

KurganÜnite 4

Orta Asya'daki eski Türk mezarlarına verilen addır. Genellikle devlet yöneticileri için yığma tepeler şeklinde inşa edilmiş, etrafına taşlar dizilmiştir.

UçmağÜnite 4

Eski Türk inancında iyi ruhların ve iyilik yapanların öldükten sonra gideceğine inanılan Cennet'in karşılığı olan mukaddes mekândır.

Eski Türk inancında kötü ruhların ve kötülük yapanların cezalandırılmak üzere gideceğine inanılan Cehennem'in karşılığıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

Türk mitolojisinde ve inancında genellikle çocukların koruyucusu ve hamisi olarak bilinen koruyucu ruh veya melek figürüdür; günümüzde Umay Ana olarak anılır.

Ongun (Töz)Ünite 4

Türk boylarının kendilerine simge saydığı ve kutsal kabul ettiği avcı kuş gibi hayvanlar ile ölen yakınlarını temsil etmek üzere keçeden yapılan tasvirlere verilen addır.

Türklerde Allah için başıboş bırakılan, salıverilen kurbanlık hayvan anlamna gelen, sonradan mübarek ve mukaddes kavramlarını da ifade eden dinî terimdir.

Yada TaşıÜnite 4

Türklerin yağmur yağdırmak ve havayı değiştirmek amacıyla üzerinde ism-i azam duası yazılı olduğuna inanarak kullandıkları büyük kuş yumurtası büyüklüğündeki sihirli taştır.

Eski Türklerde ölen kişilerin arkasından düzenlenen, kurbanların kesildiği ve ölü aşı ziyafetlerinin verildiği resmî cenaze törenleridir.

ManiheizmÜnite 4

III. yüzyılda Mani tarafından kurulan, iyilik-kötülük ve ışık-karanlık gibi düalist ilkeleri esas alan evrensel bir dindir; VIII. yüzyılda Uygur Hakanı Böğü Kağan tarafından benimsenmiştir.

İdil Bulgar DevletiÜnite 4

VII-XV. yüzyıllar arasında Doğu Avrupa'da hüküm süren ve hükümdarları İlteber Almuş Han zamanında İslamiyet'i resmî din olarak kabul eden ilk Türk devletidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
KarahanlılarÜnite 4

Mâverâünnehir ve Doğu Türkistan'da kurulan, hükümdarları Satuk Buğra Han döneminde İslamiyet'i resmî devlet dini ilan ederek geniş kitlelerin Müslümanlaşmasını sağlayan ilk büyük Türk-İslam devletidir.

İhtidaÜnite 4

Başka bir din mensubu veya dinsiz iken kendi iradesiyle İslam dinini seçme ve İslam'a girme anlamında kullanılan dinî terimdir.

Budizm dininin propagandalarını yapmak üzere Vihara adı verilen manastırlarda görev yapan Budist rahip sınıfına verilen isimdir.

Onlu SistemÜnite 5

Mete Han tarafından kurulan ve günümüz ordularının temelini oluşturan askerî teşkilatlanma modelidir. Hun dönemindeki yüksek savaş eğitiminin ve askerî disiplinin en somut kanıtıdır.

Kam / ŞamanÜnite 5

İslamiyet öncesi Türk toplumlarında dinî görevleri yerine getiren, aynı zamanda sihirbaz, saz şairi, kâtip ve öğretmen rolleri üstlenerek yaygın eğitim işlevi gören din adamıdır.

Göktürk KitabeleriÜnite 5

VIII. yüzyılda Vezir Tonyukuk, Köl Tigin ve Bilge Kağan adına dikilen, tarihi bilinen en eski Türkçe yazılı belgelerdir. Türklerin yazıyı ve eğitimi ne kadar önemsediğini gösterir.

12 Hayvanlı TakvimÜnite 5

Göktürkler ve diğer Türk toplulukları tarafından kullanılan, her yılın bir hayvan adıyla anıldığı ve 12 yıllık devre esasına dayanan erken dönem astronomi/takvim sistemidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
MedreseÜnite 5

İslamiyet'ten sonra "ders görülen yer" anlamında ortaya çıkan, Karahanlılar ve Selçuklularla kurumsallaşan yükseköğretim kurumudur. Vakıflar aracılığıyla finanse edilmiştir.

Nizamiye MedreseleriÜnite 5

Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk tarafından Alparslan zamanında kurulan, masrafları vakıflarca karşılanan ve öğrencilere parasız eğitim, burs ve barınma sağlayan sistemli okullardır.

Sıbyan MektebiÜnite 5

Osmanlı döneminde cami yanlarında veya mahallelerde kurulan, 5-6 yaşındaki çocuklara okuma-yazma ve temel dinî bilgilerin öğretildiği ilköğretim kurumudur.

Bed'i Besmele (Âmin Alayı)Ünite 5

Çocukların sıbyan mektebine başlarken düzenlenen, eğitime karşı sevgi uyandırmayı amaçlayan özel ve coşkulu okula başlama törenidir.

Sahn-ı Seman MedreseleriÜnite 5

Fatih Sultan Mehmed tarafından İstanbul'da kurulan, yüksek düzeyde eğitim veren sekiz medreseden oluşan Osmanlı yükseköğretim kurumudur.

Enderun MektebiÜnite 5

Gayrimüslim çocukların devşirilerek sarayda eğitildiği, üstün zekâlı ve yetenekli kişilerden güvenilir asker ve devlet adamı yetiştiren özel saray okuludur.

RüşdiyeÜnite 5

Tanzimat döneminden sonra açılan, devletin memur ihtiyacını karşılamak ve ortaöğretim düzeyinde eğitim vermek amacıyla kurulan ortaokul seviyesindeki okuldur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Maarif-i Umumiye NizamnâmesiÜnite 5

1869 yılında yayınlanan ve Osmanlı örgün eğitim sistemini sıbyan, rüştiye, idadî, sultanî ve Dârülfünûn olarak kademelendiren en kapsamlı eğitim nizamnâmesidir.

DârülfünûnÜnite 5

Osmanlı Devleti'nde Batılı anlamda kurulan ilk yükseköğretim kurumu yani üniversitedir. Hukuk, felsefe, edebiyat ve fen alanlarında şubelere ayrılmıştır.

Muallim-i SânîÜnite 5

Felsefe ve bilimlerdeki derinliği nedeniyle Aristoteles'ten sonra gelen ikinci öğretmen anlamına gelen, Farabi'ye verilen unvandır.

Dîvânü Lûgati’t-TürkÜnite 5

Kaşgarlı Mahmud tarafından Araplara Türkçe öğretmek ve dilin zenginliğini kanıtlamak amacıyla yazılan, aynı zamanda ansiklopedik özellik taşıyan ünlü sözlüktür.

Celalî TakvimiÜnite 5

Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah döneminde Ömer Hayyam başkanlığındaki heyet tarafından İsfahan'da kurulan gözlemevindeki çalışmalar sonucu hazırlanan takvimdir.

Topak EvÜnite 6

Orta Asya'da Türk ve Moğol kavimleri arasında en yaygın olan, 'kiyiz üy' veya 'yurt' olarak da bilinen daire şeklinde kubbeli keçe çadırdır. Yan duvarları kafes panolardan oluşan bu çadırlar Türk çadır mimarisinin zirvesidir ve kubbe mimarisine ilham olmuştur.

SayebanÜnite 6

Genellikle iki ana direk üzerine kurulan, cephesi açık ve üç tarafı kapalı olan bir gölgelik çadır türüdür. Osmanlı döneminde padişah, sadrazam ve vezirlerin temaşa ve dinlenme amacıyla oturmaları için özellikle tercih edilmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
HımışÜnite 6

Geleneksel Osmanlı evlerinin üst katlarında kullanılan, zemin katın yığma taş veya kerpiç duvarları üzerine oturtulan hafif ahşap iskelet arası dolgu konstrüksiyon sistemidir. Bu yapı tekniği bol pencereli çıkmalar ve cumbalar yapmaya imkân tanımıştır.

Geleneksel Türk evlerinin üst katlarında sokak cephesine doğru çıkıntı yapan, üç tarafı kafesli pencerelerle çevrili üstü kapalı küçük balkondur. Çevreyi seyretmek ve dış dünyayla bağlantı kurmak amacıyla kullanılmıştır.

Geleneksel ev mimarisinde aynı kattaki diğer odaların açıldığı ortak hol veya yaşam alanıdır. Ev işleri, ev içi üretim, oturma ve yemek yeme gibi çok amaçlı işlevleri yerine getiren evin merkezî mekânıdır.

Baş OdaÜnite 6

Geleneksel Türk evlerinin üst katında yer alan, diğer odalardan daha büyük, daha farklı döşenmiş ve özel olarak bezenmiş misafir kabul odasıdır. Genellikle ocaklı olup evin en ihtişamlı odası konumundadır.

GusülhaneÜnite 6

Geleneksel Türk evlerinde her odada veya evin uygun bölümlerinde yer alan, yıkanma ihtiyacını karşılamak üzere tasarlanmış sabit yıkanma yeridir.

YüklükÜnite 6

Türk evlerinde yatak, yorgan, yastık ve benzeri ev eşyalarını gündüzleri ortadan kaldırmak için duvar içine yapılmış sabit kapaklı gömme dolaptır.

Etük (Edik)Ünite 6

Eski Türklerde ayağa giyilen, deriden veya keçeden yapılan, uzun konçlu ve dizkapağına kadar çıkan bir çeşit çizmendir. Göçebe Türklerin ata binmesini kolaylaştıran temel ayakkabı türüdür.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

Eski Türklerden itibaren özellikle Oğuzlar ve Kırgızlar tarafından başa giyilen keçe başlık türüdür. İslamiyet sonrasında Anadolu'da tarikat mensupları ve ilk dönem Osmanlı askerleri tarafından da giyilmiştir.

MücevvezeÜnite 6

II. Bayezid'den II. Mahmud'a kadar Osmanlı padişahlarının ve devlet görevlilerinin tercih ettiği, üst tarafı alt kısmından daha geniş ve silindir biçiminde olan bir çeşit kavuk veya başlık türüdür.

FeraceÜnite 6

Arap kökenli olan ve Osmanlı döneminde hem erkekler (ulema tarafından biniş olarak) hem de kadınlar tarafından giyilen üstlüktür. Kadın feracesi uzun kollu elbise ve geniş bir arkalıktan oluşup yaşmakla bütünleşirdi.

YaşmakÜnite 6

Feraceli kadınların sokakta yüzlerine tuttukları, peçeden farklı olarak yüzü tamamen kapatmayıp yanakları örten beyaz tülbent örtüdür.

KurganÜnite 7

Saygın ve seçkin kişiler için yapılan, ahşap kütüklerin birbirine bağlanmasıyla oluşturulan kare veya dikdörtgen formlu, üzeri toprak ve taşlarla örtülü mezar odalarıdır. Metne göre en önemlileri Pazırık, Noın Ula ve Esik kurganlarıdır.

BalbalÜnite 7

Göktürkler döneminde mezarlara veya anıtlara, ölmüş kimsenin hayatı boyunca öldürdüğü düşmanları simgelemek için dikilmiş, heykel biçiminde kabaca yontulmuş taşlardır.

Uygurlarda Budaların küllerini ve kutsal emanetlerini saklamak için inşa ettikleri anıtmezarlardır. Bu mimarinin en güzel örnekleri Hoço'daki Koş-Gumbaz'dır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
RibâtÜnite 7

Karahanlılar ve Büyük Selçuklular döneminde sınırlarda, yaklaşık bir günlük yolculuk mesafesindeki ticaret yolları üzerinde güvenlik ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan kervansaraylardır.

KümbetÜnite 7

Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu mimarisinde sultanlar, emirler ve devlet adamları için yapılan, genellikle alt katında mumyalık bulunan anıtsal mezar yapılarıdır.

MukarnasÜnite 7

Anadolu Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde taç kapılarda ve nişlerde kullanılan, üst üste binmiş kademeli ve sarkıtlı bezeme mimari unsurudur.

KündekârîÜnite 7

Ahşap parça ve çıtaların çivi veya tutkal kullanılmadan birbirine geçirilmesiyle yapılan geometrik ahşap işçiliği tekniğidir; Konya Alaaddin Camisi minberinde görülür.

Çini MozaikÜnite 7

Küçük çini parçalarının yan yana getirilmesiyle oluşturulan ve Selçuklu mimarisinde iç duvar ile kubbelerde kullanılan süsleme tekniğidir.

Minai TekniğiÜnite 7

Sır altı ve sır üstü tekniklerinin kısmen beraber kullanılarak çok renkli bir yüzey elde edilmesi ve insan figürlerinin de işlenmesine imkân veren çini tekniğidir.

Lüster TekniğiÜnite 7

Sırlı mat zemin üzerine çizilen motiflerin gümüş veya bakır oksitli bir bileşikle işlenmesi ve fırınlanması metoduna dayanan çini yapım tekniğidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
SavatlamaÜnite 7

Maden sanatında gümüş üzerine kurşunla kara nakışlar işleme tekniğidir; Büyük Selçuklu maden işlerinde sıkça kullanılmıştır.

Hat SanatıÜnite 7

Arap yazısının estetik ölçülere bağlı kalarak kamış kalem, hokka ve is mürekkebi gibi maddi aletlerle güzel bir şekilde yazılması sanatıdır.

Aklâm-ı SitteÜnite 7

Kûfî yazıdan türeyen ve hat sanatında 'altı çeşit yazı' anlamına gelen sülüs-nesih, muhakkak-reyhânî ve tevkî-rikâ' yazı türleridir.

TezhipÜnite 7

El yazması kitapların ve güzel yazı albümlerinin kenarlarını boya ve ezilmiş altın süslemelerle bezeme sanatıdır; erkeğine müzehhip, kadınına müzehhibe denir.

MinyatürÜnite 7

Klasik resmin anası kabul edilen, perspektif ve gölgelendirmenin ihmal edildiği ancak renk uyumu ve netliğin ön planda olduğu küçük resim sanatıdır.

MüccellitÜnite 7

Kitap yapraklarını deri, tahta veya kumaş kaplı mukavvadan yapılan kapaklarla bir araya getiren cilt sanatıyla uğraşan sanatkârdır.

Ebrû SanatıÜnite 7

Kitre veya denizkadayıfı ile yoğunluğu arttırılmış su yüzeyine serpilen boyalarla elde edilen şekillerin kâğıda veya diğer yüzeylere alınması sanatıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Akkâse EbrûÜnite 7

Ebrû sanatının yazılı veya desenli kısımlarının özel koruyucu maddelerle kapatılarak farklı aşamalarda uygulandığı çeşitlerinden biridir.

Sanayi-i Nefise MektebiÜnite 7

1 Mart 1883'te Osman Hamdi Bey yönetiminde açılan ve Türkiye'de çağdaş resim, heykel ve mimarlık dalında eğitim veren ilk kurumdur.

D GrubuÜnite 7

1933 yılında Abidin Dino, Nurullah Berk, Zeki Faik İzer ve Zühtü Müridoğlu gibi sanatçılar tarafından kurulan, Türk sanatını çağdaş plastik anlayışa ulaştırmayı amaçlayan sanat topluluğudur.

İl (El)Ünite 8

İslamiyet’ten önce Türklerde devlet anlamında kullanılan temel kavramdır. Devlet kurmak 'illemek', devlet idare etmek ise 'il tutmak' şeklinde ifade edilirdi.

Hükümdara devleti idare etme yetki ve gücünün Tanrı tarafından verildiği inancıdır. Bu anlayış Türk-İslam devletlerinde de aynen devam etmiştir.

Kurultay (Toy / Kengeş)Ünite 8

İslamiyet öncesi Türk devletlerinde siyasi, askeri ve ekonomik meselelerin görüşülerek karara bağlandığı devlet meclisidir. Kağan başkanlığında toplanırdı.

İkili TeşkilatÜnite 8

Türklerde ülkenin doğu-batı, sağ-sol veya büyük-küçük şeklinde ikiye ayrılarak yönetildiği idari sistemdir. Doğu tarafı asıl merkez olup kağan burada otururdu.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Hil'atÜnite 8

Türk-İslam devletlerinde sultanların taltif etmek, ödüllendirmek amacıyla devlet görevlilerine hediye ettiği kıymetli elbiselerdir. Önemli bir hükümdarlık alametidir.

Divan-ı ÂlâÜnite 8

Büyük Selçuklu Devleti’nde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı en yüksek meclis veya hükümet organıdır. Başında vezir bulunururdu.

Selçuklularda devlet memurlarına ve komutanlara hizmetleri karşılığında maaş veya gelir olarak toprak tahsis edilmesi sistemidir.

Hâdimü’l-heremeyni’ş-şerifeynÜnite 8

Mekke ve Medine’nin hizmetkârı/koruyucusu anlamına gelen unvandır. Yavuz Sultan Selim Mısır Seferi sonrasında bu unvanı ilk defa kullanan Osmanlı padişahıdır.

Ekber ve Erşed SistemiÜnite 8

I. Ahmed döneminden itibaren getirilen, hanedanın en yaşlı ve olgun üyesinin tahta geçmesini öngören Osmanlı veraset kuralıdır. Kardeş katlini önlemek amaçlanmıştır.

Divan-ı HümayunÜnite 8

Osmanlı Devleti’nde siyasi, hukuki, askeri ve mali işlerin görüşülüp karara bağlandığı en yüksek yürütme ve karar organıdır. En gelişmiş halini Kanuni döneminde almıştır.

Mühr-i HümayunÜnite 8

Padişahın mührü olup, onun mutlak vekili olan vezir-i azamlar (sadrazamlar) tarafından taşınırdı. Mührün geri istenmesi azledildikleri anlamına gelirdi.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
KadıaskerÜnite 8

Divan-ı Hümayun’un asli üyesi olan, askeri davalara bakan, ayrıca tüm kadı ve müderrislerin tayin ve atamalarını gerçekleştiren yüksek rütbeli görevlidir.

NişancıÜnite 8

Divanda ferman, berat ve ahitnameler üzerine padişahın tuğrasını çeken, örfi hukuk kurallarını düzenleyen ve tapu tahrir defterlerini tutan divan üyesidir.

Bâb-ı Âsafî (Paşa Kapısı)Ünite 8

Divan-ı Hümayun’un önemini kaybetmesi üzerine sadrazamların konaklarında devlet işlerini yürüttükleri ve daha sonra nezaretlere dönüşen merkezî idare birimidir.

Kanun-ı EsâsîÜnite 8

1876 yılında ilan edilen Osmanlı Devleti’nin ilk anayasasıdır. Bu kanunla Meşrutiyet yönetimine geçilmiş ve iki kanatlı bir parlamenter sistem kurulmuştur.

Onlu SistemÜnite 9

Asya Hun Hükümdarı Mete Han tarafından kurulan, ordunun 10, 100, 1000 ve 10000 (tümen) kişlik kademelere ayrılarak onbaşı, yüzbaşı, binbaşı ve tümenbaşılar komuta etmesini sağlayan askeri teşkilatlanma modelidir. Bu sistem devlet egemenliğini ve disiplini güçlendirmiştir.

Turan Taktiği (Sahte Ricat)Ünite 9

Türk ordularının savaş esnasında yenilmiş gibi yaparak düşmanı kendi üzerlerine çektiği, düşman yorulup önceden pusu kurulan dar vadi veya çembere girdiğinde ise ani bir baskınla imha ettiği geleneksel savaş taktiğidir.

İkta SistemiÜnite 9

Türk-İslam devletlerinde ve Osmanlı'da (tımar olarak) devlet görevlilerine hizmetleri karşılığı vergi toplama yetkisi verilen toprakların tahsis edilmesi sistemidir. Bu sistem sayesinde devlet hazineden para ödemeden 'cebelü' adı verilen atlı askerler yetiştirmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Pençik KanunuÜnite 9

Savaşlarda elde edilen erkek esirlerin beşte birinin devlet tarafından bedeli ödenerek alınması ve asker ihtiyacını karşılamak üzere Türk ailelerin yanına gönderilerek Türk-İslam terbiyesiyle yetiştirilmesini öngören uygulamadır.

Devşirme KanunuÜnite 9

Osmanlı Devleti'nde savaş esiri temin edilemediği dönemlerde Hristiyan halkın belirli şartları taşıyan çocuklarının (genellikle 8-20 yaş arası) devlet hizmetine alınarak askeri ve idari bürokrasiye kazandırılması usulüdür.

Kapıkulu ocaklarına mensup askerlere (yeniçeri, topçu vb.) üç ayda bir (üç aylık maaş olarak) ödenen düzenli maaştır.

Cülus BahşişiÜnite 9

Osmanlı Devleti'nde her yeni padişah tahta çıktığında kapıkulu askerlerine dağıtmak zorunda olduğu geleneksel ikramiye ve bahşiş ödemesidir.

CebelüÜnite 9

Tımarlı sipahilerin, sahip oldukları dirliklerin gelirine göre yanlarında beslemek ve seferlere götürmek zorunda oldukları zırhlı ve donanımlı atlı askerlerdir.

Nizam-ı CedidÜnite 9

III. Selim döneminde Avrupa askeri teşkilat örnek alınarak kurulan modern ordu ve bu kapsamda yapılan genel yenilik hareketlerinin adıdır. Bu ordunun masrafları için İrad-ı Cedid hazinesi kurulmuştur.

AkıncılarÜnite 9

Osmanlı Devleti'nde sınır boylarında görev yapan, keşif yapmak, düşman topraklarına baskınlar düzenlemek ve ganimetle geçinmekle yükümlü hafif süvari öncü birlikleridir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
AzeplerÜnite 9

Anadolu'dan toplanan bekâr Türk gençlerinden oluşturulan, savaş sırasında merkez ordusunun en önünde yer alarak ilk saldırıyı karşılayan piyade öncü birlikleridir.

Gulam SistemiÜnite 9

Türk-İslam devletlerinde genellikle savaş esiri veya satın alınan gençlerin sarayda özel bir eğitime tabi tutularak hükümdara mutlak bir sadakatle bağlı profesyonel askerler haline getirilmesi sistemidir.

Yaya ve MüsellemÜnite 9

Orhan Gazi döneminde Bursa kadısı Çandarlı Kara Halil'in teklifiyle kurulan, yaya ve atlı askerlerden oluşan Osmanlı Devleti'nin ilk düzenli askeri birlikleridir.

Altı BölükÜnite 9

Kapıkulu süvari ocaklarını oluşturan Sipah, Silahdar, Sağ ve Sol Ulufeciler ile Sağ ve Sol Garipler olmak üzere altı seçkin atlı birlik grubunun genel adıdır.

Lağımcı OcağıÜnite 9

Osmanlı ordusunda kale kuşatmaları sırasında surların altına tüneller (lağım) kazarak patlayıcı maddeler yerleştirmek ve kale fetihlerini kolaylaştırmakla görevli askeri sınıftır.

Eski Türk toplumunda en küçük sosyal birim olan aile anlamına gelir. Oguşlar birleşerek boyları, boylar da bodunları oluşturmuştur. Devletin temel çekirdeği kabul edilmiştir.

KalınÜnite 10

İslamiyet öncesi Türklerde erkeğin evlilik teklifinden sonra kız tarafına ödediği para veya maldır. Bir satış bedeli olmayıp, çeyize katkı ve boşanmayı önleyen sigorta işlevi görürdü.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Exogamy (Dışarıdan Evlenme)Ünite 10

Kişinin kendi boy veya aşiret dışından biriyle evlenmesini ifade eden kuraldır. Eski Türklerde boylar arası çatışmaları önlemek ve akraba ağını genişletmek için tercih edilmiştir.

İslam aile hukukunda evliliğin bir neticesi olarak erkeğin kadına ödemek zorunda olduğu para veya maldır. Kadına ekonomik güvence sağlar ve tamamen onun kişisel mülkiyetindedir.

MuharremâtÜnite 10

İslam hukukunda evlenilmesi kesin olarak yasaklanmış olan kan, süt ve kayın hısımlığı derecelerini ifade eden hukuki kavramdır. Sürekli evlenme engeli oluşturur.

İslam hukukunda kocanın tek taraflı irade beyanıyla evlilik birliğini sona erdirmesi hakkını ve sürecini ifade eder. Ric'i ve bâin gibi türleri bulunmaktadır.

Tefvîz-i TalakÜnite 10

Nikâh akdi sırasında boşanma yetkisinin erkek tarafından eşine devredilmesi veya kadının bu şartı koşması durumudur. Kadına da evliliği sonlandırma hakkı tanır.

İddetÜnite 10

Boşanan veya eşi vefat eden kadınların yeniden evlenebilmek için beklemesi gereken yasal bekleme süresidir. Vefatta 4 ay 10 gün, boşanmada 3 hayz süresidir.

Kolonizatör Türk DervişleriÜnite 10

Ömer Lütfi Barkan'ın adlandırmasıyla, Anadolu'da ıssız yerlerde zâviyeler kurarak buraların Türkleşmesini ve yeni köylerin kurulmasını sağlayan derviş zümreleridir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Çift Bozan AkçesiÜnite 10

Osmanlı'da ektiği toprağı mazeretsiz terk eden ve toprağı boş bırakan reayadan alınan para cezası veya tazminattır. Yatay hareketliliği kontrol altında tutmak için uygulanmıştır.

Askerî SınıfÜnite 10

Osmanlı toplumunda vergi vermeyen ve yönetici konumda bulunan zümredir. Seyfiye, kalemiye ve ilmiye sınıflarını kapsar; reayadan dikey hareketlilikle bu sınıfa geçilebilirdi.

Topkapı Sarayı'nda padişahın ve ailesinin özel ikametgâhı olan, valide sultanlar, cariyeler ve şehzadelerin yaşadığı, katı disiplin kurallarıyla yönetilen dairedir.

FeraceÜnite 10

Osmanlı şehirlerinde kadınların sokağa çıkarken giydikleri, mahremiyeti ve örtünmeyi sağlayan uzun ve bol dış elbiseliktir.

Yaylak ve KışlakÜnite 10

Konar-göçer Türk topluluklarının mevsim şartlarına göre hayvanlarını otlatmak ve barınmak amacıyla yer değiştirdikleri dağlık yazlık ve ova kışlık alanlardır.

Mehr-i MuaccelÜnite 10

Nikâh kıyılırken veya evlilik esnasında peşin olarak ödenen mehir türüdür. Mehr-i müeccel ise ileri bir tarihe ertelenen mehirdir.

Konar-göçer (Bozkır / Step) HayatÜnite 11

Orta Asya'nın sert bozkır iklimi ve yetersiz sulak alanları nedeniyle halkın mevsimsel olarak yaylak ve kışlaklar arasında göç ederek hayvan beslemesine dayanan yaşam tarzıdır. İslamiyet öncesi ve ilk Müslüman Türk devletlerinde ekonominin temelini hayvancılığa dayandıran en belirgin kültürel özelliktir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
KımızÜnite 11

Kısrak (dişi at) sütünden fermente edilerek yapılan, hem Hun ve Göktürk ekonomisinde hem de sosyal ve dini hayatında büyük bir yer tutan geleneksel içecektir. Dede Korkut Hikâyelerinde de Oğuzların sıklıkla tükettiği belirtilen önemli bir besin unsurudur.

İpek YoluÜnite 11

Çin'den başlayıp Orta Asya, İran ve Anadolu üzerinden Antakya ve Avrupa'ya kadar uzanan, doğu ile batı arasında sadece ticari malların değil kültürlerin de taşındığı tarihi kervan yolları ağıdır. Türk devletleri bu yolun güvenliğini sağlayarak dünya ekonomisinde stratejik bir rol üstlenmiştir.

Hoçin AntlaşmasıÜnite 11

MÖ 198 yılında Asya Hun hükümdarı Mete Han ile Çin arasında imzalanan, iki devlet arasındaki siyasi ilişkileri ve sınır ticaretinin esaslarını belirleyen dostluk ve kardeşlik anlaşmasıdır. Bu anlaşmayla Çin Hunlara ipek, hububat ve prenses vermeyi kabul etmiştir.

Xiyu (Doğu Türkistan)Ünite 11

Hunlar ve sonraki Türk devletleri döneminde tarım ürünlerinin karşılandığı, hububat deposu konumundaki stratejik verimli bölgedir. Uygurlar döneminde de bu havzada buğday, arpa, pamuk gibi ürünler yoğun olarak yetiştirilmiştir.

KarızÜnite 11

Uygurlar döneminde özellikle Turfan havzasında su kaynaklarını tarlalara ulaştırmak ve kurak coğrafyada sulu tarım yapmak amacıyla inşa edilen yer altı sulama kanalları sistemidir.

RibâtÜnite 11

İlk Müslüman Türk devletlerinde (Karahanlı, Gazneli, Büyük Selçuklu) ilk başta sınır boylarında gaza ve askeri üs amacıyla yapılan, barış dönemlerinde ise kervanların ve yolcuların konakladığı kervansaraya dönüştürülen yapılardır.

İkta SistemiÜnite 11

Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklularında devlet adamlarına ve komutanlara hizmetleri karşılığında toprak gelirlerinin verilmesi sistemidir. Bu sistem sayesinde tarım arazilerinin boş kalması önlenmiş ve hazineye yük olmaksızın ordu için asker beslenmiştir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Yabanlu PazarıÜnite 11

Kayseri'nin Pınarbaşı (Pazar Ören) yakınlarında kurulan, 13. yüzyılda Anadolu Selçukluları döneminde doğu-batı ticaret yollarının kesiştiği noktada faaliyet gösteren dünyanın en büyük uluslararası panayırlarından biridir.

DefterdarÜnite 11

Osmanlı mali teşkilatının en büyük amiri ve padişah malının mutlak vekili olan, sadrazama bağlı olarak hazinenin gelir-gider dengesini ve mali işleri yöneten Divan-ı Hümayun üyesidir.

Hazine-i Hümâyûn (Dış Hazine)Ünite 11

Sadrazamın tasarrufunda bulunan, devletin vergi gelirlerinin toplandığı ve genel devlet masraflarının (kapıkulu maaşları, sefer giderleri) karşılandığı ana devlet hazinesidir (Beytü'l-mâl).

Hazine-i Enderun (İç Hazine)Ünite 11

Sarayda padişahın denetiminde bulunan, savaş ve fevkalade durumlarda devletin acil masraflarını karşılamak üzere nakit, mücevher ve kıymetli eşyaların saklandığı yedek ihtiyat hazinesidir.

ÖşürÜnite 11

Osmanlı Devleti'nde Müslüman reayadan tarımsal ürünleri, özellikle de hububat üzerinden arazinin verimliliğine göre 1/10 ile 1/5 oranında alınan şer'î vergisidir.

İslam devletlerinde gayrimüslim erkeklerin devlet tarafından can ve mal güvenliğinin sağlanması ve askerlik hizmetinden muaf tutulmaları karşılığında ödemekle yükümlü oldukları şer'î baş vergisidir.

HaraçÜnite 11

Gayrimüslimlerin elinde bırakılan tarım arazileri üzerinden (arazinin büyüklüğüne veya ürün miktarına göre) tahsil edilen şer'î vergi türüdür.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Çift ResmiÜnite 11

Osmanlı'da evli ve bir çift öküzle işlenebilecek standart araziye (çiftlik) sahip Müslüman köylü reayadan yıllık nakdi olarak alınan örfî vergidir.

İspençe ResmiÜnite 11

Müslüman reayadan alınan çift vergisi karşılığında, gayrimüslim evli erkeklerden toprak büyüklüğüne bakılmaksızın kişi başına alınan örfî vergidir.

Bâd-i HevâÜnite 11

Osmanlı vergi sisteminde zamanı ve tutarı önceden belli olmayan, resm-i arus (evlilik), tapu-yı zemin, resm-i kaçkun ve sahipsiz hayvan cezaları gibi beklenmedik gelirlerden oluşan örfî vergilerin genel adıdır.

Avarız-ı DîvâniyeÜnite 11

Osmanlı'da olağanüstü savaş ve kriz hallerinde başlangıçta fevkalade olarak toplanan, daha sonra hane hesabı üzerinden düzenli olarak alınan nakdi örfî vergidir.

DerbentçiÜnite 11

Osmanlı Devleti'nde ticaret yolları üzerindeki dağ geçitlerini, köprüleri ve kritik boğazları korumakla görevli, karşılığında bazı vergilerden muaf tutulan yerel muhafızlardır.

KapitülasyonÜnite 11

Osmanlı Devleti'nin yabancı devletlere (ilk olarak Fransızlara) ticaretin geliştirilmesi amacıyla tanıdığı ve gümrük indirimleri gibi imtiyazlar içeren ticari ayrıcalıklardır.

YılkıÜnite 11

Eski Türklerde ve bozkır topluluklarında özellikle serbest bırakılan at sürüleri için kullanılan özel bir isim ve terimdir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
BalıkÜnite 12

Orta Asya Türklerinde devamlı bir iskânı gerektiren şehirler için kullanılan kelimedir. Örnek olarak Beş-Balık, Ordu-Balık ve Bakır-Balık gibi şehir adlarında geçmektedir.

XI. asırdan itibaren Karahanlılar ve Oğuzlar arasında köy, şehir ve kale anlamında kullanılmaya başlanan Soğdça kökenli kavramdır. Günümüzde ismi kent ile biten pek çok yerleşim yerinin kökenini oluşturur.

Ordu(ğ)Ünite 12

Orta Asya ve Selçuklu Türk şehirlerinde, demir kazık üzerinde bulunan han ve hanedan üyelerinin ikamet ettiği, etrafı surlarla çevrili merkezî idari bölümdür.

Türk-İslam şehirlerinde surların dışında kalan, nüfus artışıyla birlikte cami ve meskenlerin yapıldığı, bağ ve bahçelerin yer aldığı dış mahalle bölgesidir.

CastronÜnite 12

Bizans döneminde Doğu ve İç Anadolu'da güvenlik kaygısıyla sarp araziler üzerine kurulan, az sayıda nüfus barındıran küçük kale şehirlerdir.

İslamiyet'ten önce Medine'de Yahudilerin yaşadıkları bölgelerde güvenlik amacıyla inşa ettikleri küçük kalelerdir.

Dârü’l-İmaraÜnite 12

Hz. Ömer döneminden itibaren İslam şehirlerinde Mescid-i Nebevi bünyesinde ve sonrasında idari merkezlerde hükümet işlerinin yürütülmesi için kurulan müstakil yapılardır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Ordugâh ŞehirÜnite 12

İslamiyet'in ilk dönemlerinde fetih ve güvenlik amacıyla sınırlarda kurulan, zamanla nüfus akınına uğrayıp ticari merkezlere ve şehirlere dönüşen Basra ve Kufe gibi yerleşimlerdir.

ŞehristanÜnite 12

Türk-İslam şehirlerinde surların içinde kalan, idarecilerin ve halkın bir kısmının yaşadığı iç kale veya dâhil olarak adlandırılan ana yerleşim bölgesidir.

HazireÜnite 12

Osmanlı şehirlerinde camilerin avlû veya bahçe kısımlarında yer alan mezarlık alanlarıdır.

Osmanlı şehirlerinde halkın refahını korumak ve karaborsayı engellemek amacıyla kadı, muhtesip ve esnaf temsilcilerinden oluşan kurul tarafından temel mallara uygulanan fiyat dondurma ve belirleme sistemidir.

MuhtesipÜnite 12

Osmanlı ve Selçuklu şehirlerinde çarşı-pazar denetimini yapan, fiyatları, ölçü-tartı aletlerini ve üretim kalitesini denetleyen, narh uygulamasından sorumlu görevlidir.

ŞehremânetiÜnite 12

Tanzimat sonrasında 1854'te İstanbul'da İhtisap Nazırlığı yerine kurulan; temel ihtiyaç maddelerinin temini, temizlik, fiyat kontrolü ve vergi toplama görevlerini yürüten belediyت teşkilatıdır.

BedestenÜnite 12

Osmanlı şehir merkezindeki meydanlarda yer alan, değerli kumaş ve mücevherat gibi kıymetli malların alınıp satıldığı ve depo edildiği kapalı çarşı yapısıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Ases (Yasakçı)Ünite 12

Osmanlı şehirlerinde subaşılara bağlı olarak geceleyin 'kola çıkma' adı verilen devriye görevini yürüten, şüpheli ve suçluları yakalayarak kadıya teslim eden gece bekçileridir.

VâkıfÜnite 13

Bir malı veya mülkü kendi mülkiyetinden çıkararak Allah’ın malı hükmünde tutmak suretiyle kamu yararına veya ihtiyaç sahiplerine sürekli olarak tahsis eden kişidir. Örneğin Orhan Gazi, Mekece'deki hankâhı vakfederek ilk Osmanlı vâkıflarından biri olmuştur.

MevkufÜnite 13

Vâkıf tarafından kamu hizmetine veya hayır amacıyla vakfedilmiş olan her türlü menkul veya gayrimenkul mülke verilen isimdir. Cami, medrese binaları veya vakfa gelir getiren dükkânlar mevkuf niteliği taşır.

Vakıf bünyesinde doğrudan kamu hizmeti sunmak yerine, vakfın masraflarını karşılamak ve hizmetlerin sürdürülebilmesi için düzenli gelir getiren gayrimenkullerdir. Evler, dükkânlar, hamamlar ve hanlar akâr grubuna girer.

MütevelliÜnite 13

Vakfın fizikî ve hukuki olarak korunmasını, vakfiye şartlarına uygun şekilde idare edilmesini ve gelirlerin toplanıp harcanmasını sağlayan yönetici kişidir. Genellikle eserlerin bânisi veya onun ailesinden fertler mütevellilik yapardı.

NâzırÜnite 13

Vakıf bünyesinde mütevellinin yürüttüğü işleri ve faaliyetleri denetleyen, vakfiye şartlarının fiilen yerine getirilip getirilmediğini kontrol eden üst düzey denetçi makamıdır.

VakfiyeÜnite 13

Vakıf kurucusunun kararlarını, vakfedilen mülkleri, personelin maaşlarını ve vakfın idari şartlarını içeren, kadı huzurunda tescil edilerek hukuki geçerlilik kazanan resmi belgedir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Mazbut VakıfÜnite 13

Müstakil bir tüzel kişiliği bulunmakla birlikte, mütevellisi kalmadığı veya idaresine el konulduğu için doğrudan devlet (Evkaf Nezareti / Vakıflar Umum Müdürlüğü) tarafından idare edilen vakıflardır.

Hayrî VakıfÜnite 13

Yaratıcıya yakınlık (rıza-yı ilahi) amacıyla kurulan ve yararlanıcıları toplumdaki tüm insanlar olan kamu yararına vakıflardır. Cami, okul, hastane ve medreseler bu sınıftadır.

Zürrî VakıfÜnite 13

Vakıf kurucusunun, kendi soyundan (zürriyetinden) gelen kişilerin ekonomik olarak korunması ve malların bölünmemesi amacıyla kurduğu aile vakıflarıdır.

Avârız VakfıÜnite 13

Başlangıçta olağanüstü vergilerin karşılanması için kurulmuşken, sonraları köy veya mahalle halkının acil ortak ihtiyaçlarına, borçlarına ve dara düşenlere yardım etmek amacıyla işletilen yardımlaşma sandıklarıdır.

Sahih VakıfÜnite 13

Vakıf kuran kişinin doğrudan kendi mülkiyetinde bulunan mülk arazi, menkul veya gayrimenkul mallar üzerine kurduğu geleneksel vakıf türüdür.

Gayr-i Sahih (İrsadî) VakıfÜnite 13

Aslı haraci arazi olan miri arazi (kuru mülkiyeti devlete ait olan) üzerine, devletin izniyle menfaati ve tasarruf hakkı bir vakfa tahsis edilerek kurulan vakıflardır.

İcareteyinli VakıfÜnite 13

Vakıf akarlarının kiraya veriliş biçimlerinden biri olup, biri peşin (icare-i muaccele) diğeri her yıl sonunda ödenen veresiye (icare-i müeccele) olmak üzere iki kira bedeliyle yapılan kiralama türüdür.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

Vakıflarda gelir getiren mülklerin kiralarını, akâr gelirlerini ve bağışları toplamakla görevli olan alt kademe memurudur.

Para VakfıÜnite 13

Nakit para sahibi kişilerin paralarını devletin izin verdiği oranlarda işletip nemalandırarak elde edilen kârı hayır kurumlarına tahsis etmesiyle oluşan, bir nevi erken dönem kredi sistemi işlevi gören vakıflardır.

HaberleşmeÜnite 14

En kısa tanımıyla haber alışverişidir. İnsanların çevresinde olup bitenlerden haberdar olma, yaşamını kontrol edebilme ve kendini güvende hissetme dürtüsüyle gerçekleştirdiği iletişim sürecidir.

Ulug YolÜnite 14

Eski Türklerde arabaların geçebileceği kadar bakımlı, geniş ve düzenli ana yollara verilen isimdir. Kervanların ve büyük orduların rahatça hareket etmesini sağlardı.

İnce Yol (Çığır)Ünite 14

Eski Türklerde arabaların geçişine uygun olmayan, yalnızca yaya yolcular ile her türden ulaşım ve yük hayvanının kullanabildiği dar dağ yollarıdır.

KarguyÜnite 14

Göktürkler döneminde dağ tepelerine dikilen ve askerî amaçlı haberleşmede kullanılan ateş kuleleridir. Düşmanın gelişini ateş yakarak ardı ardına başkente bildirirdi.

Ulamak (bağlamak, takip etmek) fiilinden türetilmiş Türk postacılığının en eski deyimidir. Kaşgarlı Mahmud'a göre postacının bindiği at anlamına da gelir; haber taşıyan resmî habercidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Arkış (Argış)Ünite 14

Göktürk ve Uygur dönemlerinde kervan, vergi kervanı, haberci ve elçi anlamlarında kullanılan, Karahanlı kültür çevresinde haber ve haberci anlamını da içeren köklü bir kelimedir.

İslamiyet'ten sonra sınır boylarında stratejik yerlerde kurulan; dinî, askerî ve gözetleme işlevlerinin yanı sıra ateş kuleleriyle haberleşme hizmeti de veren yapılardır. Zamanla kervansaraya dönüşmüştür.

BerîdÜnite 14

Latince veredus kelimesinden gelen, İslam devletlerinde posta hayvanı, süvari postacı, devlet postası, posta menzili ve iki menzil arasındaki mesafe anlamlarında kullanılan terimdir.

Divan-ı BerîdÜnite 14

İslam ve Türk devletlerinde merkezin vilâyetlerle haberleşmesini düzenleyen, büyük memurların hâl ve hareketlerini teftiş ederek merkeze bildiren özel istihbarat ve posta idaresidir.

DerbentÜnite 14

Osmanlılar döneminde dağ geçitleri gibi ıssız ve tehlikeli yerlerde yolların asayişini ve emniyetini sağlamak amacıyla kurulan, dört tarafı duvarla çevrili küçük kale/yerleşme birimidir.

Osmanlı Devleti'nde özellikle kısa mesafelerde ve kent içinde padişahın emirlerini yaya olarak ileten görevli yaya habercilerdir.

Menzil SistemiÜnite 14

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Lütfi Paşa tarafından kurulan, ulakların belirli aralıklarla at değiştirerek haberleri kesintisiz ve hızlı bir şekilde iletmesini sağlayan Osmanlı posta teşkilatıdır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250

Osmanlı döneminde posta teşkilatının kurulmasından evvel, ücreti karşılığında haber ve mektup taşıyan kimseleri tanımlamak için kullanılan habercilik mesleği unvanıdır.

Takvim-i VakayiÜnite 14

1831 yılında Sultan II. Mahmud tarafından bizzat ismi konulan ve çıkarılan Osmanlı Devleti'nin ilk resmî gazetesidir.

Ceride-i HavadisÜnite 14

Osmanlı Devleti'nde 1840 yılında yayımlanmaya başlayan ilk yarı resmî gazetedir.

Tercümân-ı AhvâlÜnite 14

Osmanlı Devleti'nde 1860 yılında yayımlanan ilk özel gazetedir; kamuoyu oluşturmada önemli rol oynamıştır.

KıraathaneÜnite 14

XIX. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul'da ortaya çıkan, müşterilere gazete ve mecmuaların sunulduğu, aydınların ve üst düzey bürokratların buluştuğu gelişmiş kahvehane türüdür.

Posta NezaretiÜnite 14

Tanzimat Fermanı'ndan sonra 1840 yılında resmen kurulan ve halkın da mektup ve emanetlerinin devlet güvencesi altında taşınmasını sağlayan kurondur.