Canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Örneğin, tarımda zararlı böcekleri yiyen örümceklerin ekolojik dengedeki rolü bu bilimin konusudur.
Belirli bir bölgedeki canlılar ile cansız çevrenin etkileşim içinde olduğu bütündür. Bir baraj gölü veya Manyas Gölü, kendi içinde birer ekosistem örneğidir.
Bir organizmanın veya popülasyonun doğal olarak yaşadığı ve geliştiği yerdir. Canlının adresidir.
Canlıların yaşamını sürdürebilmesi için gerekli uygun çevresel koşullara sahip coğrafi bölgedir. Habitatın fiziksel ortamıdır.
Belirli bir bölgede yaşayan aynı türe ait bireylerin oluşturduğu topluluktur. Örneğin, bir kovandaki arıların tamamı bir popülasyondur.
Bir ortamda bulunabilecek en fazla birey sayısıdır. Popülasyon bu kapasiteye ulaştığında dengeyi korumak için göç veya ölüm gibi süreçler yaşanır.
Belirli bir bölgede yaşayan çeşitli türlere ait bireylerin oluşturduğu topluluktur. Tür çeşitliliği tropikal bölgelerde en yüksektir.
Suda çözünmeyen zararlı maddelerin (DDT, ağır metaller) yağ dokuda birikmesidir. Besin zincirinde üst basamaklara çıkıldıkça bu birikim artar.
Bir canlının ortamdaki işlevi ve sorumluluklarıdır. Beslenme, üreme ve korunma gibi faaliyetlerin tümünü kapsar.
Belirli küçük bir alandaki farklı iklim türüdür. Iğdır ve Rize'de yetişen portakal/mandalina bu durumun bir sonucudur.
Popülasyonun büyümesini engelleyen faktörlerdir. Besin kıtlığı, rekabet ve salgın hastalıklar çevre direncini oluşturur.
Farklı komüniteler arasındaki geçiş bölgesidir. Tür çeşitliliği açısından zengin, birey sayısı açısından daha sınırlı alanlardır.
Bir ekosistemdeki canlıların sentezlediği toplam organik madde miktarıdır. Besin piramidinde yukarı çıkıldıkça azalır.
Suda yaşayan ve hareketleri akıntıya bağımlı olan mikroskobik canlılardır. Fitoplanktonlar besin zincirinin ilk halkasını oluşturur.
Hastalık etkenlerini taşıyan canlılardır. Sivrisinek, kene, bit ve pire gibi canlılar önemli vektörlerdir.
Doğal olayların nedenlerini tanıyarak, bu olayların toplum üzerindeki etkilerini en aza indirmek için yapılan planlı çalışmalar bütünüdür. Örneğin; deprem öncesi bina güçlendirme çalışmaları bu yönetimin bir parçasıdır.
Afet öncesinde zararların azaltılması, tahmin ve erken uyarı sistemlerinin oluşturulması gibi koruyucu faaliyetlerdir. Örneğin; bir bölgede fay hattı analizi yaparak yapılaşmayı yasaklamak risk yönetimidir.
Afet gerçekleştikten sonra yapılan müdahale, iyileştirme ve yeniden yapılanma süreçleridir. Örneğin; deprem sonrası arama-kurtarma ekiplerinin sahaya sevk edilmesi kriz yönetimidir.
Ana afetin tetiklediği, afetin etkisini artıran yan olaylardır. Örneğin; deprem sonrası meydana gelen yangınlar veya patlamalar ikincil afet olarak tanımlanır.
Afetzedelerin kalıcı olarak yerleştirilmesi sürecidir. 1944-1958 döneminde bu uygulama yerine özel yardım yasaları tercih edilmiştir.
Yapıların teknik kurallara uygun inşa edilmesinin denetlenmesi sorumluluğudur. 1956 İmar Yasası ile yapı denetiminde bu sisteme önem verilmiştir.
Düşman saldırıları ve doğal afetler gibi acil durumlarda arama-kurtarma ve ilkyardım faaliyetlerini yürüten teşkilatlanmadır. 1958 tarihli 7126 sayılı kanunla esasları belirlenmiştir.
Toplumun afet öncesi riskler konusunda bilinçlendirilmesi ve eğitim programlarıyla hazırlıklı hale getirilmesidir. Bu, afet yönetiminin en önemli önleyici unsurlarından biridir.
Afet yönetiminin omurgasını oluşturan üç unsurdur: Resmi erk (devlet), yerel yönetim ve sivil toplum. Başarılı bir yönetim için bu üçgenin uyumlu çalışması şarttır.
Belediye sınırları dışında kalan ancak belediyenin imar ve denetim yetkisi dahilindeki alanlardır. 1956 İmar Yasası ile bu alanlarda yapılaşma kurallara bağlanmıştır.
Yeni yerleşim alanları belirlenmeden önce zeminin yapısının incelenmesidir. 1944-1958 döneminde bu etütlerin yapılması yasal zorunluluk haline getirilmiştir.
Afet yönetiminin sadece devletin değil, bireyden en üst makama kadar herkesin sorumluluk alması gereken bir süreç olmasıdır.
Okyanus veya deniz tabanlarında meydana gelen deprem, volkanik patlama veya heyelan sonucu oluşan dev dalgalardır. Japonca 'liman dalgası' anlamına gelir; örneğin 2004 Hint Okyanusu depremi sonrası oluşan 30 metrelik dalgalar büyük yıkıma yol açmıştır.
Magmanın yerin derinliklerinden yeryüzüne çıkması veya yüzeye yakın yerlerde soğuması olayıdır. Püskürme sırasında atmosfere yayılan gazlar ve küller, 1783 Laki patlamasında olduğu gibi küresel sıcaklık düşüşlerine neden olabilir.
Ayrışmış kayaç veya toprak kütlelerinin yerçekimi etkisiyle yamaçlardan aşağıya doğru yer değiştirmesidir. Heyelan, kaya düşmesi ve çamur akıntısı bu hareketin farklı türleridir.
Bitki örtüsünden yoksun arazilerde, toprağın su ve rüzgâr gibi dış kuvvetlerle başka bölgelere taşınmasıdır. Yer kabuğu üzerindeki verimli yüzey maddelerinin kaybına neden olan yavaş gelişen bir afettir.
Ekonomik ve sosyal etkileri olan, başlangıcı ve bitişi tam olarak belirlenemeyen doğal bir olaydır. Tarımdan başlayarak tüm sektörleri etkiler; örneğin 1907 Çin kuraklığında milyonlarca insan açlıktan hayatını kaybetmiştir.
Eğimli, dağlık ve bitki örtüsünden yoksun arazilerde birikmiş kar kütlesinin tetiklenerek yamaçtan aşağı hızla kaymasıdır. MÖ 218'de Hannibal'ın ordusunun bir kısmını kaybetmesi tarihsel bir çığ felaketi örneğidir.
Sıcak iklim kuşağında, ani basınç farklarından kaynaklanan ve hızı saatte 120 km'yi aşan şiddetli rüzgârlardır. Hint Okyanusu'nda 'siklon', Meksika Körfezi'nde 'hurrican' olarak adlandırılır.
Karada oluşan, çok kuvvetli dönen fırtınalardır; geçtikleri yerdeki her şeyi yukarı doğru emebilirler. Rüzgâr hızı saatte birkaç yüz metreyi bulabilir ve genellikle birkaç saatten kısa sürer.
Yer kabuğunun yapısından ve hareketlerinden kaynaklanan afetlerdir. Deprem, volkanik patlama, heyelan ve tsunami bu gruba girer.
Atmosferik koşullardan ve iklimsel değişimlerden kaynaklanan afetlerdir. Fırtına, kuraklık, sel, aşırı kar yağışı ve dolu bu gruba örnektir.
İnsan faaliyetleri ve endüstriyel süreçler sonucu ortaya çıkan kazalardır. Maden kazaları, nükleer sızıntılar ve ulaşım kazaları bu başlık altında değerlendirilir.
Canlıların sağlığını tehdit eden doğal veya yapay süreçlerdir. Salgın hastalıklar ve böcek istilaları bu kategoriye girer.
Toplumsal düzenin bozulmasıyla ortaya çıkan afetlerdir. Savaşlar, terör saldırıları ve büyük çaplı göç hareketleri bu gruptadır.
Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus'un güneybatısında görülen şiddetli fırtınalara verilen isimdir. Kasırga ile benzer fiziksel özelliklere sahip, geniş alanları etkileyen bir hava olayıdır.
Dışarıdan yardım gerektirecek büyüklükte, ani gelişen ve çevresel dengeyi bozan olaylardır. Örnek: Deprem veya büyük çaplı bir sel felaketi.
Etkileri uzun zamana yayılan ve yavaş gelişen afet türleridir. Örnek: Kuraklık, kıtlık veya küresel ısınmaya bağlı sera etkisi.
Afetlerden daha hızlı ve şiddetli etkilenen hassas nüfus kesimleridir. Örnek: Yalnız yaşayan çocuklar, yaşlılar ve fiziksel engeli olan bireyler.
Afet öncesi tehlikeleri azaltmak için yapılan idari ve teknik hazırlık sürecidir. Örnek: Su temini ve atık yönetimi için oluşturulan acil durum protokolleri.
Böcek veya kemirgenler aracılığıyla yayılan hastalık türleridir. Örnek: Afet sonrası hijyen eksikliğine bağlı olarak artan bit ve fare istilası.
Afet sonrası hasarın derecesini ve acil ihtiyaçları belirlemek için yapılan saha çalışmasıdır. Örnek: Su şebekesindeki hasarın belirlenmesi için yapılan teknik inceleme.
Afet sırasında farklı kurum ve kuruluşların uyum içinde çalışmasıdır. Örnek: Sağlık ekipleri ile belediye ekiplerinin atık bertarafı konusunda ortak hareket etmesi.
Sağlıklı bir çevre için atıkların uzaklaştırılması ve temizlik koşullarının sağlanmasıdır. Örnek: Afetzedeler için kurulan kamplarda tuvalet ve kanalizasyon altyapısının kurulması.
Olası bir afet durumunda yaşanabileceklerin önceden kurgulanarak plan yapılmasıdır. Örnek: Deprem sonrası oluşabilecek toprak kayması riskinin önceden belirlenmesi.
Afet müdahalesi için gerekli olan kaynakların listelenmesidir. Örnek: Mevcut yiyecek stokları, tıbbi malzeme ve ulaşım araçlarının kayıt altına alınması.
Su ve gıdaların hastalık yapıcı mikroorganizmalarla kirlenmesidir. Örnek: Sel sularının içme suyu şebekesine karışması sonucu oluşan kirlilik.
Acil durum sonrası yaşamın normale döndürülmesi için alınan uzun vadeli tedbirlerdir. Örnek: Elektrik ve ulaşım gibi temel hizmetlerin sürekli hale getirilmesi.
Toplumun genel yaşam kalitesini ve refahını artırmaya yönelik çevresel iyileştirmelerdir. Örneğin; kent sağlığı ve konut standartlarının yükseltilmesi bu kapsama girer.
Hastalık etkenlerini yok etmeye veya insanla temasını kesmeye yönelik çalışmalardır. Örneğin; içme suyuna klor ekleyerek mikropların yok edilmesi birincil korumadır.
Hastalıkların erken tanı ve tedavisiyle hasarı azaltma sürecidir. Örneğin; afet bölgesinde kurulan sahra hastanelerinde yapılan hızlı taramalar bu sınıfa girer.
İyileştirilemeyen hastalıkların komplikasyonlarını önleme ve sosyal esenlendirme çalışmalarıdır. Örneğin; engelli kalan afetzedelerin rehabilitasyonu bu kapsamdadır.
Aynı türden iki afet arasındaki süredir. Örneğin; Türkiye'de yıkımlı depremlerin 11-15 ay aralıklarla gerçekleşmesi, deprem için sessiz dönemi tanımlar.
Afetin beklendiği ve topluma uyarıların yapıldığı 2-48 saatlik süredir. Örneğin; bir fırtına uyarısı sonrası halkın tahliye edilmesi bu döneme girer.
Afetin başladığı andan şokun atlatılmasına kadar geçen 3 saat ile 3 gün arası süredir. Örneğin; bir deprem sonrası ilk kurtarma çalışmalarının yürütüldüğü evredir.
Afet bölgesine yardımların ulaştığı ve 3 ay kadar sürebilen dönemdir. Örneğin; çadır kentlerin kurulması ve gıda yardımlarının dağıtılması bu sürece örnektir.
Bölgenin afetten önceki haline döndürülmesi (rehabilitasyon) sürecidir. Örneğin; yıkılan binaların yeniden inşası yıllar süren bu dönemi kapsar.
Afet durumunda su şebekelerinde bakiye klor miktarını artırarak dezenfeksiyonu garantileme yöntemidir. Örneğin; şebeke klorlamasının normalin iki katına çıkarılmasıdır.
Hastalıkların izlenmesi ve veri toplanması sürecidir. Örneğin; afet bölgesindeki su kaynaklarının düzenli bakteriyolojik analizinin yapılmasıdır.
Altyapının bozulduğu durumlarda kullanılan geçici tuvalet sistemidir. Örneğin; çukur kazılarak yapılan ve günlük kireçlenen tuvaletler bu tanıma girer.
Zararlı haşere ve kemiricilerle mücadelede kullanılan kimyasal maddelerdir. Örneğin; çöp toplama alanlarında sinek üremesini engellemek için kullanılan ilaçlardır.
Dezenfeksiyon sonrası suda kalan ve koruyucu etki gösteren klor miktarıdır. Örneğin; afetlerde uç noktalarda 1 mg/litre düzeyinde bulunması hedeflenir.
Bir toplumda belirli bir dönemde görülen hastalıkların sıklığıdır. Afetlerden sonra travma ve salgın hastalıklara bağlı olarak morbidite oranlarında ciddi artışlar gözlenir.
Ölüm sıklığı veya ölüm oranı anlamına gelir. Doğal afetlerin doğrudan veya dolaylı (salgınlar, altyapı eksikliği) sonuçları mortaliteyi artırıcı etkiye sahiptir.
Hastalık etkenlerini bir canlıdan diğerine taşıyan organizmalardır (sinek, fare vb.). Afet sonrası üreme alanları artan vektörler, sıtma ve veba gibi hastalıkların yayılmasına neden olur.
Bir maddenin (su, gıda, toprak) zararlı mikroorganizmalar veya kimyasallarla kirlenmesidir. Sel felaketlerinden sonra su kaynaklarında sıklıkla biyolojik kontaminasyon görülür.
Belirli bir coğrafi bölgede sürekli olarak görülen hastalık türüdür. Afetler, bu hastalıkların salgına dönüşmesi için uygun ortamı hazırlayabilir.
Sağlıklı bir çevre oluşturmak için alınan temizlik ve hijyen önlemleridir. Afet bölgelerinde su ve tuvalet hijyeni, bağırsak parazitlerini önlemek için kritik bir sanitasyon uygulamasıdır.
Bir hastalığın, beklenenden daha fazla sayıda kişiye aynı anda bulaşması durumudur. Afet sonrası çevre sağlığı hizmetleri yetersiz kalırsa, kolera gibi hastalıkların epidemi yapması kaçınılmazdır.
Çevre sağlığı denetimlerinde kullanılan, özellikle su kalitesi ve klor seviyesini ölçmeye yarayan teknik bir ölçüm cihazıdır.
İnsan ve çevre sağlığına zarar veren kimyasal artıklar. Afetlerde bu atıkların depolandığı yerlerin hasar görmesi, çevreye tehlikeli sızıntıların yayılmasına yol açar.
Bulaşıcı hastalık taşıma riski olan kişi veya grupların, hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla belirli bir süre izole edilmesidir.
Afet yardımlarının lojistiğini kolaylaştıran sistemdir. Örneğin, yeşil renkli paketler tıbbi malzeme ve ilaçları temsil ederek yardımların hızlı ayrıştırılmasını sağlar.
Hastalıkların sistematik olarak gözlenmesi, verilerin toplanması, analizi ve yorumlanarak ilgili birimlere raporlanması sürecidir. Örneğin, bir deprem kampında günlük poliklinik sayılarının takip edilerek salgın riskinin izlenmesi sürveyanstır.
Hastalıkların geniş sahalara yayılmadan, düzensiz veya tek tük vakalar şeklinde görülmesidir. Deprem sonrası bit veya uyuz vakalarının salgın yapmadan münferit görülmesi buna örnektir.
Salgınlar, iç savaş, kıtlık ve büyük nüfus hareketlerinin bir arada olduğu, uluslararası müdahale gerektiren karmaşık afet durumlarıdır. Bu durumlarda ölüm oranları normalin 60 katına çıkabilmektedir.
Bir hastalığın teşhisi için kullanılan, herkes tarafından aynı şekilde anlaşılan net belirtiler kümesidir. Örneğin, 'dizanteri' demek yerine 'günde üçten fazla kanlı dışkılama' tanımını kullanmak sürveyansın güvenilirliğini artırır.
Bulaşıcı bir hastalığı olan kişinin temas ettiği kişilerin izlenmesi ve hastalığın yayılma zincirinin kırılmasıdır. Laboratuvar desteği olmadan filyasyon yapılması mümkün değildir.
Bir bölgede sürekli olarak bulunan ve o bölgeye özgü olan hastalık türüdür. Afet sonrası salgınlar genellikle bölgedeki bu mevcut endemik hastalıklardan kaynaklanır.
Afet sonrası sürveyans sistemi tam kurulmadan önce, bilimsel yöntemlerle nüfusun durumu, yaralanmalar ve hastalıklar hakkında hızlı bilgi edinme sürecidir. İlk günlerdeki belirsizliği gidermek için kullanılır.
Toplanan verilerin analiz edildikten sonra, veriyi sağlayan birimlere rapor olarak geri gönderilmesidir. Personelin yaptığı işin önemini anlamasını ve motive olmasını sağlar.
Belirli bir zaman diliminde, risk altındaki nüfusta yeni ortaya çıkan vaka sayısının toplam nüfusa oranıdır. Salgınların şiddetini anlamak için hesaplanan temel bir epidemiyolojik veridir.
Hastalık vakalarının zamana bağlı değişimini gösteren grafiksel bir anlatımdır. Salgının başlangıcını, zirve noktasını ve bitişini anlamak için sürveyans raporlarında kullanılır.
Belirti göstermediği halde hastalık etkenini taşıyan kişilerin (özellikle gıda hazırlayan personel) tespit edilmesidir. Besin zehirlenmelerini önlemek için kritik bir uygulamadır.
Afet öncesinde bölgenin deprem olasılığı, altyapı zayıflıkları ve olası hastalık risklerinin önceden belirlenmesidir. Hazırlık aşamasının en önemli adımıdır.
Afet sonrası halkın insan onuruna yakışır şekilde barınmasını sağlamak amacıyla önceden planlanmış alanlardır. Örneğin, deprem sonrası kurulan çadır kentler bu tanıma girer.
Mültecilerin veya yerinden edilen toplumların kısa süreliğine konakladığı, planlı bir yerleşim gibi yönetilmesi gereken alanlardır. Genellikle 2000'den fazla nüfusa sahip yerlerde kullanılır.
Halk gelmeden önce tasarımcılar tarafından inşa edilen ve tüm hizmet birimlerinin önceden belirlendiği yerleşim alanıdır. Afet yönetiminde en düzenli barınma yöntemidir.
Sivrisinek ve karasinek gibi hastalık taşıyıcı canlıların üreme alanlarıdır. Geçici iskân alanları bu kaynaklardan uzak seçilmelidir.
Kanalizasyonun olmadığı durumlarda kullanılan, 3x5x5 metre boyutlarında sızdırmaz malzemeden yapılan atık depolama alanıdır. Metan gazı birikimine karşı havalandırılmalıdır.
Mutfak, okul, depo veya idari birim olarak kullanılan 30-75 m² arası büyüklükteki yapılardır. İhtiyaca göre sayıları artırılabilir.
Yerleşim alanının seçiminde etkili olan iklim, zemin yapısı ve ulaşılabilirlik gibi fiziksel özelliklerdir. Güvenli bir iskân için bu parametreler analiz edilmelidir.
Çadır kentlerde yangının yayılmasını önlemek için bırakılan mesafelerdir. Çadırlar arası 2m, çadır kümeleri arası 6m ve bloklar arası 15m olmalıdır.
İçme, yemek ve temizlik için günlük kişi başı 15 litre olarak belirlenen asgari su miktarıdır. Bu miktar sağlıklı yaşam için kritik eşiktir.
Atıkların çevreye ve yeraltı sularına karışmasını önleyen kapalı sistemlerdir. Dere yataklarına veya açık alanlara atık boşaltılması kesinlikle yasaktır.
Mevcut planlı geçici yerleşimlerin kapasitesinin yetmemesi durumunda, yeni gelen halkı barındırmak için yapılan genişletme çalışmalarıdır.
Dışkı ile atılan mikroorganizmaların su veya gıdalar yoluyla ağızdan alınarak bulaşmasıdır. Afetlerde sanitasyon yetersizliği bu bulaşma yolunu tetikler.
Kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin karbonat veya sülfat gibi asitlerle birleşerek suda çözünmesiyle oluşur. Geçici ve kalıcı olmak üzere iki türü vardır.
Araç üzerine monte edilmiş ünitelerle, kirlilik içermeyen kaynaklardan alınan suyun arıtılıp klorlanarak tüketime sunulmasıdır. Afetlerde pratik bir yöntemdir.
Şebeke suyunun kullanıma girmeden önce uç noktalarda 1 ppm/litre serbest kalıcı klor içerecek şekilde yoğun dezenfekte edilmesidir.
Hastalık taşıyan sinek, fare ve böcek gibi canlıların çoğalmasını engelleme çalışmalarıdır. Afetlerde salgınları önlemek için kritik öneme sahiptir.
Sağlıklı bir çevre için atık yönetimi, temiz su temini ve hijyen koşullarının sağlanmasıdır. Afetlerde ishalli hastalıkları önlemek için temeldir.
İçme ve yemek pişirme dışında temizlik, banyo ve konut temizliği gibi amaçlarla kullanılan sudur. Kişi başı günlük 150 litre civarındadır.
Belirli bir bölgede sürekli olarak görülen hastalık türüdür. Afetlerde sanitasyon bozulduğunda bu hastalıkların yayılma riski artar.
Hastalıkların yayılımını izleme ve kayıt altına alma hizmetidir. Afet sonrası salgınları erken fark etmek için gereklidir.
Suyun dezenfeksiyonundan sonra sistemde kalan ve koruyucu etki gösteren klor miktarıdır. İdeal değer 0,3-0,5 mg/litre olmalıdır.
Bir ülkenin teknik ve ekonomik olarak yararlanabileceği toplam tatlı su miktarıdır. Türkiye için bu değer 110 milyar m³'tür.
Halk sağlığını korumak ve hastalıkları önlemek için uygulanan temizlik ve sağlık kurallarının tümüdür. Örneğin; afet bölgesinde insan atıklarının güvenli bir şekilde uzaklaştırılması sanitasyonun temel bir parçasıdır.
Birey ve toplum sağlığının korunması için gerekli bilgilerin ve uygulamaların sentezidir. Örneğin; afet sonrası halka verilen el yıkama eğitimi bir hijyen uygulamasıdır.
Hastalık etkenlerini taşıyan ve bulaştıran canlılardır. Örneğin; afet sonrası kontrol altına alınması gereken sivrisinek ve kemirgenler birer vektördür.
Bir bölgede hastalıkların beklenenden daha fazla görülmesi veya salgın halini almasıdır. Örneğin; afet sonrası bozulan altyapı nedeniyle ortaya çıkan su kaynaklı hastalıklar bir epidemidir.
Hastalıkların yayılmasını kontrol etmek için verilerin toplanması ve izlenmesi sistemidir. Örneğin; afet sonrası geçici barınma yerlerinde su kaynaklı hastalık verilerinin tutulmasıdır.
Bir toplumda belirli bir dönemde görülen hastalık oranıdır. Örneğin; afet sonrası temel sanitasyon hizmetleri ile morbiditenin azaltılması hedeflenir.
Bir toplumda belirli bir dönemdeki ölüm oranıdır. Örneğin; afet sonrası sanitasyon önlemleri mortaliteyi düşürmek için hayati önem taşır.
Suda dezenfektan etkisini sürdürmesi için bulunması gereken klor miktarıdır. Örneğin; klorlama sonrası suyun güvenli olduğunu anlamak için komperatör ile ölçülen değerdir.
Sudaki serbest bakiye klor miktarını ölçmeye yarayan cihazdır. Örneğin; şebeke suyu klorlandıktan sonra yeterli dezenfeksiyonun sağlanıp sağlanmadığını kontrol etmek için kullanılır.
Klorlama işlemi sırasında oluşabilen ve kanserojen etkiye sahip olduğu bildirilen kimyasal bileşiklerdir. Örneğin; klor dioksit kullanımı bu bileşiklerin oluşumunu engellediği için tercih edilebilir.
Bakterilerin çoğalmasını durduran veya engelleyen maddelerdir. Örneğin; ozonun etkisi geçici olduğu için suyun uzun süreli korunması amacıyla eklenmesi gereken maddedir.
İnsanların ekonomik ve sosyal faaliyetleri sonucu ortaya çıkan, akıcı olmayan ve artık işe yaramaz hale gelen her türlü madde. Örneğin; günlük çöpler, sanayi artıkları ve afet sonrası oluşan molozlar bu kapsama girer.
Katı atıkların çevre ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde nihai olarak uzaklaştırılması veya yok edilmesi süreci. Düzenli depolama ve yakma, bu sürecin en yaygın yöntemleridir.
Atıkların belirlenmiş geniş çukurlara yerleştirilip üzerinin toprak tabakası ile kapatılması yöntemi. Afetlerde en yaygın kullanılan güvenli bertaraf yöntemlerinden biridir.
Organik atıkların mikrobiyal aktivite ile parçalanarak humus ve gübreye dönüştürülmesi süreci. Çevre dostudur ancak uzmanlık ve denetim gerektirir.
Boyutları nedeniyle normal toplama sistemlerine sığmayan, ağaç dalları veya lastikler gibi büyük hacimli atıklar. Bu atıkların yönetimi özel taşıma planları gerektirir.
İnsan sağlığına ve çevreye doğrudan zarar verebilecek, asit sızıntısı yapabilen veya tıbbi nitelikte olan atıklar. Piller ve tıbbi atıklar bu gruba örnektir.
Afetten etkilenen toplulukların atıklarını ortaklaşa attıkları, genellikle 50 kişi için 6 metreküp hacminde tasarlanan basit atık yönetim sistemi.
Ailelerin kendi yiyecek atıklarını bertaraf etmeleri için teşvik edilen, yaklaşık 1 metre derinliğindeki sığ çukurlar. Toplu mesken alanı olmadığında tercih edilir.
Atıkların hammadde olarak tekrar kullanılması veya ekonomiye kazandırılması süreci. Plastik, teneke ve cam gibi malzemeler için uygulanır.
Afet sonrası oluşan atıkların toplanması, ayrıştırılması ve bertaraf edilmesi sürecini koordine eden yetkili kişi. Kriz yönetim planının bir parçasıdır.
Afet sonrası oluşan atıkların nihai bertaraf öncesi bekletildiği, çevresel etkileri minimize edilmiş alanlar. Bu alanların yer seçimi rüzgâr yönü ve su kaynakları dikkate alınarak yapılır.
İnsan ve hayvan dışkısı, idrar ve kullanılmış sular gibi akışkan nitelikteki atıklar. Katı atıklardan farklı yöntemlerle yönetilmeleri gerekir.
Afet sonrası oluşan atıkların tür ve miktarının bilimsel yöntemlerle belirlenmesi süreci. Etkin bir atık yönetimi için ön koşuldur.
Afet durumunda atıkların nasıl yönetileceğine dair önceden hazırlanan stratejik doküman. Koordinasyon ve sorumluluk paylaşımını içerir.
Mutfak çöpleri, sokak süprüntüleri ve kanalizasyon atıkları gibi kentsel yaşamdan kaynaklanan atıklar. Düzenli toplanması halk sağlığı için kritiktir.
Hastalık etkenlerini taşıyan, omurgasız eklem bacaklılar veya kemiricilerdir. Örn: Sıtma taşıyan anofel cinsi sivrisinek.
Etkenin vektör vücudunda çoğalmadan sadece taşınmasıdır. Örn: Karasineğin tifo mikrobunu ayaklarıyla besine taşıması.
Etkenin vektör vücudunda çoğalıp gelişmesi sürecidir. Örn: Plasmodium'un sivrisinek içinde sporozoitlere dönüşmesi.
Vektörlük yapan eklem bacaklı hayvan grubudur. Örn: Bit, pire, kene ve sinek türleri.
Etkenin vektörün vücudunda çoğalarak veya evrimleşerek bulaşıcı hale gelmesidir. Örn: Pirenin sindirim sisteminde Yersinia pestis'in çoğalması.
Vektörün vücudunda gelişen parazitin tesadüfen yutulması gibi yollarla bulaşmasıdır. Örn: Hymenolopis nana taşıyan pirenin yutulması.
Kimyasal mücadelede kullanılan, yüzeylerde uzun süre etkisini koruyan ilaçlama yöntemidir.
Vektörlerle beslenen, onları avlayarak popülasyonlarını dengeleyen canlılardır. Örn: Örümcekler veya parazit arılar.
Vektör kaynaklı hastalıklara karşı ilaçla koruma yöntemidir, ancak vektörel hastalıklarda yararı sınırlıdır.
Sivrisineğin tükürük bezlerinde oluşan, sıtma hastalığını insana bulaştıran enfektif şekildir.
Fil hastalığına (elefantiyaz) neden olan ve sivrisinek tarafından kan emilerek alınan parazit formudur.
Afetlerden zarar görme riski daha yüksek olan; yaşlılar, çocuklar, gebeler, engelliler ve kronik hastalar gibi toplumun savunmasız kesimlerini ifade eder. Örnek: Afet sonrası çadır kentlerde yaşayan 0-4 yaş arası çocuklar.
Risk grubundaki bireylerin afet öncesi hazırlık ve çözüm süreçlerine bizzat dahil edildiği, en gelişmiş afet yönetim yaklaşımıdır. Örnek: Engelli bireylerin kendi kurtarma planlarını yerel ekiplerle birlikte hazırlaması.
Normal işleyişi bozan, beklenmedik şekilde ortaya çıkan ve sağlık sorunlarına yol açan olaylardır. Örnek: Bir deprem veya büyük çaplı bir bulaşıcı hastalık salgını.
Hastanın sağlık kuruluşuna gelmesini bekleyen geleneksel modeldir. Afet durumlarında risk grupları için yetersiz kalır.
Sağlık hizmetinin hastanın bulunduğu alana (çadır, ev vb.) götürüldüğü, aktif taramayı esas alan çağdaş modeldir.
Uzun süre yatağa bağımlı veya hareketsiz kalan yaşlılarda görülen, deri ve altındaki dokuların hasar görmesiyle oluşan yaralardır. Afet şartlarında yaşlı takibinde kontrol edilmelidir.
Yetersiz beslenme sonucu vücudun ihtiyaç duyduğu besin öğelerini alamamasıdır. Bebeklerde bir kez bile yaşanması kalıcı zihinsel geriliğe yol açabilir.
Vücudun aşırı sıvı kaybetmesi durumudur. Çocuklar afet ortamında erişkinlere göre çok daha hızlı dehidratasyona girerler.
Annesinden ayrı düşen veya emzirilemeyen bebeklerin, başka bir emziren kadın tarafından beslenmesi yöntemidir.
Bulaşıcı hastalıklara karşı direnç kazanmak için yapılan aşı uygulamalarıdır. Afetlerde kızamık aşısı önceliklidir.
Bağışıklık sistemi baskılanmış, enfeksiyonlara karşı çok daha duyarlı olan bireylerdir. Afetlerde özel korunma gerektirirler.
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi; Türkiye'de yaşlı nüfus gibi demografik verilerin takip edildiği resmi veri tabanıdır.
Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu; afet bölgesinde ailesiz kalan çocukların koruma altına alınmasından sorumlu kurumdur.
İki veya daha fazla etkenin bir araya geldiğinde, ayrı ayrı etkilerinden daha büyük bir etki yaratmasıdır. Örneğin, etkilenim sırasında sigara içilmesi, toksik maddelerin vücuttaki zararlı etkisini artırır.
Bireyin çalışma ortamındaki kimyasal, fiziksel ve biyolojik etmenlere maruziyetini belirleyen süreçtir. İş yerindeki süreç değişiklikleri ve kullanılan yeni maddelerin semptomlarla ilişkisini inceler.
Karaciğer üzerinde toksik (zehirli) etki gösteren maddelerdir. Alkol kullanımı, bu maddelerin karaciğer üzerindeki olumsuz etkisini artırarak durumu ağırlaştırır.
Asbest liflerinin solunması sonucu oluşan kronik bir sağlık sorunudur. Genellikle eski binalarda veya asbest içeren materyallerle çalışılan ortamlarda maruziyet söz konusudur.
Topraktan sızarak binalara, özellikle bodrum katlarına biriken radyoaktif bir gazdır. Uzun süreli maruziyet ciddi solunum yolu sağlık sorunlarına yol açabilir.
Plastiklerin veya polimerlerin ısıtılması sonucu açığa çıkan dumanların solunmasıyla oluşan akut bir etkilenimdir. Sigara kullanımı bu tür etkilenimlerin şiddetini değiştirebilir.
Hava yoluyla vücuda giren bakteri, maya ve spor gibi canlı organizmalardır. İş yeri ortamında hava kalitesini bozan temel kirleticilerdendir.
Temas ettikleri dokularda tahribata yol açan maddelerdir. Asitler, alkaliler, klor ve amonyak bu grupta yer alır.
Asbest, nikel, silisyum ve kömür tozu gibi mineral kökenli parçacıklardır. Solunum yoluyla akciğerlerde birikerek kronik hastalıklara neden olurlar.
Petrolün işlenmesi sonucu elde edilen asfalt, katran ve türevleridir. Bu maddelerle uzun süreli temas deri ve solunum yolu hastalıklarını tetikleyebilir.
Gürültü, termal stres, vibrasyon ve ağır yük kaldırma gibi vücudu fiziksel olarak zorlayan çalışma koşullarıdır. Bu etmenler vücudun toksik maddelere olan direncini düşürebilir.
Bir binada yaşayan veya çalışan kişilerin, binadaki hava kalitesi veya çevresel faktörler nedeniyle benzer semptomlar göstermesi durumudur. Genellikle havalandırma yetersizliğiyle ilişkilidir.
Tarım alanlarında zararlıları yok etmek için kullanılan kimyasallardır. Tarım işçisi çocuklarda ve besinler yoluyla genel popülasyonda toksik etki yaratabilir.
Endüstriyel amaçlı kullanılan, çevrede uzun süre bozulmadan kalan toksik kimyasallardır. Besin zinciri yoluyla insanlara geçerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Gaz sobası veya doğal gaz kullanımı sırasında açığa çıkan, solunum yolu tahrişine neden olan kirletici gazlardır. Ev içi hava kalitesini doğrudan etkiler.
Bir toplumdaki hastalıkların dağılımını, nedenlerini ve etkileyen faktörleri inceleyen bilimsel verilerdir. Bireysel teşhislerde, gözlenen durumun doğrulanması için kullanılır.