← Ünite 8

Ünite 8: Primler ve Finansman Sistemleri ve Yansıma — Konu Anlatımı

1Primler ve Finansman Sistemleri Temelleri

Sosyal sigortalarda uygulanan finansman sistemleri, primlerin hesaplanmasında doğrudan belirleyici bir role sahiptir. Tatbik edilen temel finansman sistemleri, sigorta maliyetlerinin nasıl karşılanacağını belirler ve her sistemde prim oranları farklılık gösterir. Sosyal sigorta ivazlarının ve diğer tüm masrafların toplam maliyetinin aynı yılın cari gelirleri toplamı ile karşılanması durumunda yılı yılına finansman veya dağıtım metodundan söz edilir.

Aynı toplam maliyetin geçmişte biriken fonlardan karşılanması ise kapitalizasyon veya fon biriktirme metodu olarak adlandırılır. Bu iki temel metod, ekonomik ve idari ihtiyaçlara göre çeşitli şekillerde farklılaştırılarak kullanılabilir. Örneğin, değiştirilmiş dağılım metodu, cari yıl harcamalarını cari gelirlerle karşılarken küçük bir fon birikimi de sağlayarak dalgalanmaların doğuracağı mahzurları hafifletmeyi hedefler.

Kapitalizasyon metodu ise ferdi kapitalizasyon veya kollektif kapitalizasyon şeklinde uygulanabilir. Hangi metodun veya karma sistemin seçileceği sadece idari ve siyasi bir karar olmayıp, aynı zamanda kapsama dâhil olan tehlikelerin teknik özelliklerine de doğrudan bağlıdır.

Sosyal sigorta kapsamına giren tehlikelerin yıllık ivaz taleplerinin düzenli olup olmadığı, tekerrür oranlarının sıçramalar gösterip göstermediği ve tehlikelerin uzak bir ihtimal olup olmadığı prim hesaplama metodunun seçiminde kritik rol oynar. İdari ve siyasi açıdan kapitalizasyon metodu, büyük fon birikimi sağlaması ve iktisadi kalkınmaya kaynak oluşturması nedeniyle sıkça tercih edilir.

2Yılı Yılına Finansman (Dağıtım Metodu) ve Uygulama Alanları

Saf şekliyle yılı yılına finansman metodu, bir yılın gelirleri ile bir yılın giderlerini denkleştirme esasına dayanır. Biraz daha değişik şekillerinde ise yıl yerine önceden belirlenmiş kısa bir devrenin giderleri aynı devrenin gelirlerinden karşılanır. Kısa bir dönem söz konusu olduğunda, büyük sayılar kanununa rağmen hesaplar ihtimallere dayandığından, dalgalanmaları giderecek küçük bir fona ihtiyaç duyulur.

Hastalık, iş kazalarının sürekli iş göremezlik doğurmayan kısmi kısımları, analık tehlikeleri ve çocuk ödenekleri gibi ivaz harcamaları yılı yılına finansman metoduyla prim tespitine son derece elverişli alanlardır. Bu tehlikelerde nüfusun doğurganlık oranındaki değişmeler çok ağır cereyan eder ve nüfus içinde çocuk oranı kısa devrede oldukça sabittir.

Dağıtım metodunun en büyük avantajı basit oluşu ve herkes tarafından kolayca anlaşılabilmesidir. Sigortanın kuruluş yıllarında tespit edilen safi ve gayri safi prim oranları kısa sürede kesinlik kazanır, sistemin derhal faaliyete geçmesini sağlar ve dev fon yönetim problemlerine yol açmaz.

Buna karşılık, işsizlik gibi iktisadi konjonktüre bağlı olarak yıldan yıla büyük dalgalanmalar gösteren tehlikeler için dağıtım metodunun saf olarak uygulanması imkânsızdır. Uzun bir devre dikkate alındığında ise dağıtım metodu ile kapitalizasyon metodu tamamen üst üste çakışarak aralarındaki farkı yitirir.

3Kapitalizasyon Metodu: Ferdi ve Kollektif Kapitalizasyon

Kapitalizasyon metodunda primlerin hesabında yıllık giderlerin karşılanması değil, uzun bir dönemdeki giderlerin, yine uzun bir dönemde elde edilecek primler ve bunların kullanılmasından doğacak gelirlerle karşılanması esas alınır. Bu metodun ferdi kapitalizasyon ve kollektif kapitalizasyon olmak üzere iki temel şekli bulunmaktadır.

Ferdi kapitalizasyon metodunda fertlerin hesapları tek tek ele alınır; fertlerin ve onlar namına prim ödeyenlerin bütün ödemeleri kendi hesaplarında birikir ve ödenecek ivazların kaynağını bu birikim oluşturur. Bu sistemde yaş, medeni hâl, biyolojik ve subjektif özellikler dikkate alındığı için herkes için farklı prim nispetleri çıkabilir ve bu durum özel sigortalarda yaygındır.

Kollektif kapitalizasyon metodunda ise denklik kollektif mükellefiyetler için geçerlidir. Sosyal sigorta şahısların subjektif durumlarına bakmaksızın herkesten aynı primleri tahsil eder ve elde edilecek toplam primlerin peşin değerinin bütün ivaz taleplerinin peşin değerine eşit olması esas alınır.

Kollektif kapitalizasyon, çok geniş bir fon birikimine yol açarak dalgalanmaların mahzurlarını bertaraf eder, sigortanın iktisadi kalkınmanın aracı olmasını sağlar ve nesil içi ile nesiller arası dayanışma temin ederek gerçekten 'sosyal' bir nitelik kazanmasına olanak tanır.

4Fon Teşkilinde Primlerin Mahzurları ve Çözüm Önerileri

Fon birikimine gitmek primleri yüksek tutmayı gerektirdiği için ödeme gücü zayıf olan fakirlere fazla yük yüklenmiş olur. Ayrıca devlet bu fonları borçlanarak kullandığında, fakirler cebren devlete borç vermiş konumuna düşer ve tersine dikey yeniden gelir dağılımı ortaya çıkar.

Gençler yalnızca kendi primlerini değil, mevcut yaşlılar için de pay ödemiş olurlar; uzun vade dikkate alınmadığında gençten yaşlıya doğru gelir yeniden dağıtılmış olur. Bu mahzurları önlemek için işçi ve işveren prim yükünü ödeme güçlerine göre ayarlamak, kazançlar arttıkça artan oranlı primler uygulamak mümkündür.

Pirime esas kazançlar için yüksek tavanlar konulması ve asgari ücret seviyesindeki işçilerin prim ödemeden muaf tutulması fakirlere yük yüklenmesini önler ve dikey gelir dağılımını destekler. Ayrıca genel vergi düzeninde zenginlerden daha fazla 'sosyal güvenlik vergisi' alınarak bu olumsuzluklar hafifletilebilir.

İngiltere'deki tarihi Lloyd George planı gibi uygulamalarda işverenin ve devletin de prim ödemesi, işçinin yükünü hafifletmekte ve yapılan zorunlu tasarrufun katbekat fazlasıyla güvenlik temin ettiğini göstermektedir.

5Yansıma Teorisi: Sigortalı, İşveren ve Devlet Primleri

Çeşitli yönlerden incelenen primler, fiilen ödeyenlerden başkalarına aktarılabilir bir yük haline gelebilir; bu duruma yansıma denir. Bağımsız çalışanlar ödedikleri primleri ürettikleri mal ve hizmetlerin fiyatlarına ilave ederek müstehlike aksettirebilirler, ancak bu durum talebin uygun olmasına bağlıdır.

Ücretlilerin prim yükünü başkalarına aktarabilmesinin tek yolu ücretlerini artırmaktır. Ücret artışlarının prim yükünü işverene aktarabilmesi emek piyasasının iyi teşkilatlanmasına, sendikacılık ve toplu pazarlık düzeninin güçlü bir şekilde işlemesine bağlıdır. Aksi takdirde ücret artışları sadece hayat standardını muhafazaya yarar.

İşveren primleri birer emek maliyetidir ve tam rekabet koşullarında fiyatlar artırılamıyorsa kâr oranının düşmesine yol açar; aksi halde mal ve hizmet fiyatları yoluyla tüketicilere yansıtılır. İşveren primleri aynı zamanda emeğin nispi maliyetini artırarak istihdamı cezalandıran bir unsur olarak da değerlendirilebilir.

Devlet primleri veya katkıları genel vergi gelirlerinden karşılandığı için sigortalıların bu vergiler içindeki payı hesaba katıldığında prim yükünü azaltıcı bir etki yapar. Müterakki vergi sistemlerinde devlet katkısı alt gelir grupları için olumlu bir yeniden gelir dağılımı etkisi doğurur.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250