Ana Sayfa » İstanbul Üniversitesi AUZEF » Çocuk Gelişimi Lisans Programı » Erken Çocukluk Eğitiminde Yaklaşımlar ve Programlar
← Ünite 5

Ünite 5: 5.1. Gelişimsel açıdan uygun programda öğretmenlerin görev ve sorumluluklarını — Konu Anlatımı

1Gelişimsel Açıdan Uygun Programda Öğretmenin Rolü ve Karar Alanları

Gelişimsel Açıdan Uygun Program (GAUP), erken çocukluk eğitiminin verimliliğini en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen, gelişim ve öğrenme kuramları ile güncel bilimsel araştırma sonuçlarına dayanan sistematik bir yaklaşımdır. Bu programın pratikteki başarısı, doğrudan öğretmenlerin, idarecilerin ve ailelerin anlık ve stratejik kararlarına bağlıdır. Erken çocukluk eğitimcileri, sınıftaki uygulamaların gelişime uygunluğunu belirlerken beş temel alanda karar verici konumdadırlar. Bu alanlar; duyarlı bir öğrenci topluluğu oluşturmak, gelişim ve öğrenmeyi artırmak üzere öğretim yapmak, önemli hedeflere ulaştıracak bir program planlamak, çocukların gelişim ve öğrenme durumlarını ölçmek ve son olarak ailelerle karşılıklı, dengeli ilişkiler kurmaktır.

Duyarlı bir öğrenme topluluğu oluşturmak, GAUP uygulayan bir öğretmenin ilk ve en önemli adımıdır. Öğretmen, sınıf içindeki her bir çocuğun eşit derecede değer gördüğünden, kendisini fiziksel ve psikolojik olarak güvende hissettiğinden emin olmak zorundadır. Çocuklar bu güvenli ortamda birbirlerinin bireysel, kültürel ve dilsel farklılıklarına saygı duymayı öğrenirler. Öğretmenler, çocukları sürekli gözlemleyerek onlar hakkında nitelikli ve sistematik bilgiler toplar. Bu gözlemler, çocukların hazırbulunuşluk düzeylerini, ilgi alanlarını ve gelişimsel ihtiyaçlarını belirlemek için kullanılır. Öğretmen, elde ettiği bu verileri gelecekteki eğitim planlarını şekillendirmek ve her çocuğun kendi potansiyelini en üst düzeye çıkarmasını sağlamak amacıyla işler.

Öğretim sürecinin planlanmasında, çocukların belirli kavram ve becerileri hangi doğal gelişimsel sıra dahilinde daha kolay öğrenebilecekleri göz önünde bulundurulur. Planlama yapılırken çocukların tüm gelişim alanları (sosyal-duygusal, fiziksel, bilişsel ve dil) dengeli bir şekilde sürece dahil edilir. Öğretmenler, çocukların halihazırda bildikleri ve yapabildikleri düzeyden başlayarak, yeni bilgi ve becerileri bu mevcut temeller üzerine inşa ederler. Bu süreçte çocukların gelişimsel ilerlemelerini takip etmek amacıyla sürekli, sistematik ve amaçlı ölçme-değerlendirme faaliyetleri gerçekleştirilir. Ölçme sonuçları asla çocukları etiketlemek veya tek bir veriye dayanarak onları bir yere yerleştirmek için kullanılmaz; aksine, eğitim planlarının yeniden düzenlenmesi ve bireyselleştirilmesi için bir geri dönüt mekanizması işlevi görür.

2Gelişimsel Açıdan Uygun Fiziksel Ortamın Tasarımı ve İlkeleri

Fiziksel ortamın tasarımı, Gelişimsel Açıdan Uygun Programın başarısında belirleyici bir rol oynar. Sınıf ortamı, çocukların hem bağımsız hareket edebilmelerine hem de akranlarıyla işbirliği içinde çalışabilmelerine imkan tanıyacak şekilde çok boyutlu olarak kurgulanmalıdır. Fiziksel ortamın düzenlenmesinde programın üç temel sacayağı olan yaşa uygunluk, bireysel uygunluk ve sosyokültürel uygunluk ilkeleri titizlikle uygulanır. Farklı yaş gruplarının gelişimsel ihtiyaçları birbirinden tamamen farklı olduğu için, bebek sınıfları ile yürüme çağı (toddler) çocuklarının fiziksel alanları, mobilyaları, oyuncakları ve kullanılan ekipmanları aynı olamaz.

Sınıf içi düzenlemede sosyokültürel uygunluk ilkesi gereği, çocukların kendi aile yaşantılarını, ev kültürlerini ve toplumsal arka planlarını yansıtan materyal ve oyuncaklara yer verilir. Sınıf; sanat, fen ve bilim, evcilik ve sembolik oyun gibi belirli ilgi merkezlerine (öğrenme köşelerine) ayrılır. Bu merkezlerin yerleşimi pratiklik ve kullanışlılık esasına göre planlanır. Örneğin, evcilik ve blok köşesi gibi yüksek sesli ve hareketli oyunların oynandığı alanlar, kitap okuma ve dinlenme köşesi gibi sessizlik gerektiren alanlardan uzağa konumlandırılır. Merkezlerin genişliği, birden fazla çocuğun aynı anda rahatça çalışabilmesine olanak tanımalıdır.

Fiziksel ortamda çocukların bir yetişkine bağımlı olmadan, kendi başlarına hareket edebilmeleri ve materyallere erişebilmeleri hedeflenir. Bu bağımsızlığı desteklemek amacıyla alçak raflar, çocukların boyuna uygun masa ve sandalyeler ile kolayca açılıp kapanabilen saklama kutuları tercih edilir. Aynı zamanda, çocukların gün içinde kalabalıktan uzaklaşıp yalnız kalabilecekleri veya tek bir arkadaşıyla vakit geçirebilecekleri özel, sakin alanlar (sığınaklar) oluşturulur. Çocukların merkezlerde ürettikleri resimler, projeler ve diğer çalışmalar mutlaka sınıfın duvarlarında veya panolarında çocukların göz hizasında olacak şekilde sergilenerek onların özgüvenleri desteklenir.

3Aile Katılımı ve Etik Sorumluluklar

Aileler, çocukların gelişiminde ve eğitiminde en öncelikli ve en etkili paydaşlardır. Ev ile okul arasında kurulacak tutarlı, sürekli ve çift yönlü iletişim, çocuğun bütünsel gelişimini doğrudan destekler. Gelişimsel Açıdan Uygun Program, aile katılımını sadece okulun belirlediği sınırlı etkinliklerle ya da tek taraflı aile eğitimleriyle sınırlandıran yaklaşımları kesinlikle reddeder. Eğer bir program aile katılımını bu şekilde dar bir çerçeveye sıkıştırıyorsa, o programın gelişimsel açıdan uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Karşılıklı saygı, işbirliği, açık iletişim ve ortak karar alma süreçleri, ailelerle kurulacak ilişkilerin temelini oluşturur.

Küçük Çocukların Eğitimi Ulusal Birliği (NAEYC) tarafından yayınlanan Etik Davranış Tüzüğü, eğitimcilerin ailelere karşı olan etik sorumluluklarını ve davranış ilkelerini net bir şekilde ortaya koyar. Bu tüzüğe göre, ailelerin çocuklarının eğitim gördüğü ortamlara ve sınıflara erişimleri hiçbir şekilde engellenemez. Öğretmenler; programın felsefesi, müfredat içeriği, değerlendirme yöntemleri ve çocuklara yapılan uygulamaların gerekçeleri hakkında aileleri düzenli olarak bilgilendirmekle yükümlüdür. Aileler, çocuklarını doğrudan veya dolaylı olarak etkileyecek tüm önemli kurumsal kararlara dahil edilmeli ve onların görüşlerine değer verilmelidir.

Ailelerle iletişim kurulurken dil bariyerleri gibi engelleri aşmak için toplum kaynaklarından ve tercümanlardan yararlanılmalıdır. Ailelerin çocukları hakkında paylaştığı tüm özel bilgiler gizlilik ilkesi çerçevesinde korunmalı, ancak çocuğun refahı ve güvenliğiyle ilgili istismar veya ihmal şüphesi gibi durumlarda yasal birimler derhal bilgilendirilmelidir. Aile bireyleri arasında yaşanabilecek olası anlaşmazlıklarda öğretmenler kesinlikle taraf tutmamalı, tarafsız kalarak sadece çocukla ilgili somut gözlemlerini aktarmalıdır. Ailelerin çocuk yetiştirme tarzlarına, kültürel değerlerine ve bireysel tercihlerine, programın temel gelişimsel ilkelerinden ödün vermeksizin saygı gösterilmelidir.

4Yaratıcı Müfredatın Kuramsal Temelleri ve Beyin Araştırmaları

Yaratıcı Müfredat (The Creative Curriculum), Diane Trister Dodge öncülüğünde 1978 yılında geliştirilmiş ve günümüzde altıncı versiyonuyla uygulanan, gelişimsel açıdan uygunluğun en somut örneklerinden biridir. Bu müfredat; çocukların gelişimsel özelliklerini temel alırken aynı zamanda okuma-yazma, matematik, fen, sosyal bilgiler, sanat ve teknoloji gibi akademik alanlarda çocukların neleri, nasıl öğrenmesi gerektiğini detaylıca açıklar. Müfredatın kuramsal yapısı; Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi, Erikson'un Psikososyal Gelişim Kuramı, Piaget'nin Bilişsel Gelişim Kuramı, Vygotsky'nin Sosyal Etkileşim Kuramı, Gardner'ın Çoklu Zeka Kuramı ve Smilansky'nin Oyun Kuramı üzerine inşa edilmiştir.

Yaratıcı Müfredat, çocukların öğrenmeye odaklanabilmeleri için öncelikle Maslow'un belirttiği fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması gerektiğini savunur. Erikson'un kuramı doğrultusunda, çocukların güven, özerklik ve girişimcilik duygularını kazanabilecekleri bağımsız hareket alanları ve materyaller sunulur. Piaget'nin bilişsel gelişim evrelerinden duyu-motor ve işlem öncesi dönemlerin özelliklerine uygun olarak, çocukların somut materyallerle doğrudan deneyim kazanmalarına ve keşfetmelerine zaman tanınır. Vygotsky'nin 'yakınsak gelişim alanı' kavramı temel alınarak, öğretmenlerin çocukların mevcut potansiyellerini bir adım öteye taşıyacak sosyal etkileşimleri ve iskele kurma (scaffolding) stratejilerini kullanmaları sağlanır.

Müfredat, Gardner'ın Çoklu Zeka Kuramı'na dayanarak çocukların farklı zeka alanlarındaki güçlü yönlerini ortaya çıkaracak ilgi köşeleri tasarlar ve Smilansky'nin oyun sınıflamasına uygun olarak işlevsel, yapı-inşa, sembolik ve kurallı oyunları destekler. Ayrıca, güncel beyin araştırmalarının bulgularını programına entegre etmiştir. Beynin deneyimlerle şekillendiği, ilk beş yılda trilyonlarca sinaptik bağlantının oluştuğu ve kullanılmayan bağlantıların budandığı gerçeğinden hareketle, çocuklara kavramları derinlemesine keşfetmeleri için tekrarlayan fırsatlar sunulur. Duyguların öğrenmedeki kritik rolü nedeniyle, stres düzeyini azaltan, güvene dayalı ve şefkatli bir sınıf iklimi oluşturulması müfredatın temel önceliğidir.

5Yaratıcı Müfredatın Uygulanışı ve Gelişimsel Süreç Formu

Yaratıcı Müfredatın günlük akışı, çocukların aktif hareketlilik gerektiren çalışmaları ile sakin ve sessiz etkinlikleri arasında hassas bir denge kurar. Günlük programda çocukların kendi seçtikleri merkezlerde özgürce oynamalarına imkan tanıyan en az 1 saatlik serbest seçim zamanı bulunur. Buna ek olarak, çocukların açık havada fiziksel enerjilerini boşaltabilmeleri ve doğayla temas kurabilmeleri için her gün 40 ila 60 dakika arasında değişen bir dış mekan zamanı planlanır. İç ve dış mekandaki serbest zaman dilimleri, tüm günlük programın yaklaşık üçte birini oluşturarak çocuk merkezli öğrenmeyi garanti altına alır.

Müfredat; 3, 4 ve 5 yaş çocuklarının gelişimsel özelliklerini sosyal-duygusal, fiziksel, bilişsel ve dil olmak üzere dört ana alanda ele alır. Bu alanlar altında toplam 50 adet spesifik alt hedef belirlenmiştir. Sosyal-duygusal alanda benlik algısı, sorumluluk ve prososyal davranışlar; fiziksel alanda kaba ve ince motor beceriler; bilişsel alanda problem çözme, mantıksal düşünme ve sembolik temsil; dil alanında ise dinleme-konuşma ile okuma-yazma becerileri hedeflenir. Öğretmenler bu hedeflere ulaşmak için büyük grup, küçük grup ve bireysel çalışma durumlarını dengeli bir şekilde kullanırlar.

Çocukların gelişimsel ilerlemelerini izlemek ve eğitim planlarını bireyselleştirmek amacıyla 'Gelişimsel Süreç' formu adı verilen bilimsel bir yol haritası kullanılır. Bu formda, 50 alt hedefin her biri aşamalı gelişim basamaklarına bölünmüştür. Her hedef için öncelikle bir 'öncü beceri' tanımlanır ve ardından davranışın kazanılma sürecini gösteren üç ardışık gelişimsel aşama (I, II ve III. aşamalar) somut örneklerle açıklanır. Öğretmenler bu formu kullanarak çocukların anlık gelişimsel konumlarını net bir şekilde tespit eder, geride kalan veya üstün gelişim gösteren çocukları belirler ve her çocuğun bir sonraki aşamaya geçebilmesi için ihtiyaç duyduğu doğru desteği ve etkinlikleri kolayca planlar.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250