← Ünite 10

Ünite 10: Okul Öncesi Eğitimde Eğitici Drama Etkinliklerini — Konu Anlatımı

1Giriş ve Erken Çocuklukta Dramanın Önemi

Çocuğun sosyal bir varlık olarak gelişmesi, kendi kimliğini ve bedenini tanıması, sağlıklı ve yaratıcı bir kişilik oluşturması yaşadığı toplum açısından büyük bir öneme sahiptir. Drama uygulamaları, sunduğu çok yönlü kazanımlarla çocuğun donanımlı bir birey haline gelmesinde ve topluma sağlıklı bir şekilde katılmasında kritik bir rol oynar. Drama aracılığıyla çocuk, çevresindeki insanları tanır, onlarla sağlıklı iletişim kurar, uyum sağlar ve karşılıklı güven duygusunu geliştirir.

Erken çocukluk eğitim kurumlarında drama, günlük eğitim programlarının her sürecinde etkin bir şekilde kullanılır. Çocuklar drama etkinlikleri sırasında yaptıkları işe yüksek düzeyde konsantre olmayı, grup arkadaşlarıyla kaynaşmayı, paylaşmayı ve karşılaştıkları sorunlara yaratıcı çözüm yolları üretmeyi öğrenirler. Bu süreçte yeni fikirler üreterek farklı ve beklenmedik durumlara uyum sağlama becerilerini geliştirirler.

Drama, çocukların mutlu, sosyal, başarılı ve sağlıklı birer birey olduklarının farkına varmalarını sağlayan bütünsel bir eğitim aracıdır. Erken çocukluk dönemi, kişilik gelişiminin temellerinin atıldığı en kritik dönem olduğundan, bu süreçte uygulanan eğitici drama etkinlikleri çocukların zihinsel, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimlerini doğrudan destekler.

2Yaratıcılık ve Yaratıcı Düşünce Süreci

Yaratıcılık, genel anlamda bilinen ve var olan unsurlardan yepyeni, özgün bileşimler ortaya koyma, kalıplaşmış düşünce yapılarından sıyrılarak sorunlara benzersiz çözüm yolları bulma yetisidir. Bir başka deyişle yaratıcılık; ana yoldan ayrılma, yeni deneylere açık olma ve zihinsel sınırları aşma sürecidir. Her insanda doğuştan gelen, az ya da çok var olan potansiyel bir güçtür.

Düşünce yapısı mantıksal ve yaratıcı düşünce olmak üzere ikiye ayrılır. Mantıksal düşünce bilgi birikimine, deneyimlere, geçmişe ve dikey düşünme biçimine dayanırken; yaratıcı düşünce tamamen yeni, özgün, geleceğe dönük ve yanal (çok yönlü) düşünme biçimini temsil eder. Yaratıcı düşünce, alışılmış düşünüş tarzlarını reddeder; duyguları, sezgileri, varsayımları ve beş duyunun zekayla birleşimini içerir.

Çocukların yaratıcı düşünce becerilerini kazanmaları, onların zeka ve duygu gelişimlerine muazzam katkılar sağlar. Bu süreçte çocukların derin ve keskin bir duyarlılığa, açık ve güçlü bir algılama kapasitesine ulaşmaları hedeflenir. Modern dünyadaki hızlı değişimlere çocukların uyum sağlayabilmesi için yaratıcı düşünceyi benimsemeleri ve 'öğrenmeyi öğrenme' becerisini kazanmaları gerekmektedir.

3Yaratıcılığın Gelişimi ve Engelleri

Çocuklarda yaratıcı yeteneklerin gelişiminde taklit çok önemli bir başlangıç noktasıdır. Bebeklikten itibaren duyulan sesler, görülen hareketler taklit edilerek bir repertuar oluşturulur. Zamanla bu taklitler hayal gücüyle birleşerek özgün yaratımlara dönüşür. Oyun, resim, hikaye anlatma ve drama gibi etkinlikler yaratıcılığın en üst noktaya ulaşmasını sağlayan temel ifade araçlarıdır.

Yaratıcılığın gelişimi için bebeklikten itibaren duyuların uyarılması ve zengin uyarıcı çevre olanaklarının sunulması gerekir. Çocukların çağrışım ve bellek yoluyla oluşturdukları zihinsel imgeler on üç yaşına doğru en yüksek noktaya ulaşır. Bu dönem yaratıcı düşünce için en verimli evredir ve bu evrenin niteliği aile ile eğitimcilerin sunduğu olanaklara doğrudan bağlıdır.

Buna karşın, yaratıcılığı baltalayan pek çok olumsuz faktör mevcuttur. Baskıcı ve otoriter tutumlar, alaycı ve küçük düşürücü yaklaşımlar, aşırı kuralcı değerlendirme ve not sistemleri, çocukların hata yapma korkusu yaşamasına ve yaratıcılıklarının engellenmesine yol açar. Ayrıca, başarının tek amaç haline getirilmesi, cinsiyete göre katı oyuncak seçimleri ve çocukların sürekli direktiflerle yönlendirilmesi de yaratıcı potansiyeli söndüren başlıca engellerdir.

4Drama ile İlgili Temel Kavramlar

Dramayı derinlemesine anlamak için eylem, edim, oyun, iletişim ve etkileşim kavramlarının analiz edilmesi gerekir. Eylem, bir durumu değiştirme ve ileriye götürme çabasıdır; oyun ve emek olmak üzere iki temel psikolojik biçimi vardır. Edim ise eylem süreçlerinin durakları, yani gerçekleştirilmiş iş anlamına gelir ve eyleme kıyasla daha yüksek bir zihinsellik barındırır.

Oyun, çocuğun dünyasındaki en etkili öğrenme ve deney ortamıdır. Çocuklar oyun oynarken birbirleriyle etkileşime girer, sorunlara kendi çözümlerini üretir ve yaratıcılıklarını geliştirirler. İletişim ise yaratıcı dramanın kalbidir. Drama çalışmalarında ortaya konan her ürün, katılımcıların ve izleyicilerin bir arada olduğu, karşılıklı duygu ve düşünce aktarımının yapıldığı dinamik bir iletişim ortamı yaratır.

Etkileşim kavramı, birden çok öznenin karşılıklı olarak birbirini etkilemesi sürecidir. İnsanın insanla karşılaşması olan etkileşim, dramadaki grup dinamiğinin temelini oluşturur. Katılımcılar drama sürecinde gönderilen mesajları çözümler, tepkide bulunur ve bu karşılıklı etki-tepki zinciri sayesinde toplumsallaşma sürecini en doğal ve etkili şekilde deneyimlerler.

5Drama, Yaratıcı Drama ve Eğitsel Drama Ayrımı

Halk dilinde acıklı olayları çağrıştıran 'dram' kelimesinin aksine, drama Yunanca 'dran' (yapmak, etmek, eylemek) kökünden gelir ve katılımcıların anlamlı bir eylemi canlandırmasını ifade eder. Drama, kişiler arasında doğrudan iletişimi sağlayan, mış gibi yapabilmeye dayalı, seyirci ve oyuncu ayrımı olmayan, önceden yazılmış bir metne ve provaya ihtiyaç duymayan bir grup etkinliğidir.

Yaratıcı drama, bir durumu, fikri, kavramı veya problemi tiyatral teknikler ve oyun etkinlikleri yardımıyla, önceden yazılmış bir metin olmaksızın doğaçlama yoluyla canlandırmaktır. Katılımcıların kendi birikimlerini ve hayal güçlerini özgürce kullanmalarını gerektirir. Süreci yöneten drama liderinin ise tiyatro tekniklerini bilen, oyunculuktan anlayan eğitimli bir uzman olması şarttır.

Eğitsel (eğitici) drama ise çocuğun her konuda eğitimini sağlamak amacıyla kullanılan bir öğretim tekniğidir. Sınıf ortamında soyut konuların somutlaştırılmasını, öğrencilerin kendilerini ifade etmelerini, empati kurmalarını ve iş birliği yapmalarını sağlar. Eğitsel drama sayesinde öğrenciler bilgileri yaşayarak ve sorgulayarak öğrenirler, bu da öğrenilenlerin kalıcı olmasını sağlar.

6Dramatik Etkinlik Türleri ve Dramanın Yararları

Okul öncesi eğitimde dramatik etkinlikler; taklidi oyun, hareket çalışmaları, pandomim ve dramatizasyon olmak üzere dört ana başlıkta toplanır. Taklidi oyunlar çocukların çevrelerindeki canlı ve cansız varlıkları taklit ederek bedenlerini tanımalarını sağlar. Hareket çalışmaları vücut kontrolünü ve dengeyi geliştirirken, pandomim olayları sadece jest ve mimiklerle, sessizce anlatma becerisini kazandırır. Dramatizasyon ise bir hikayenin tamamını veya bir kısmını özgünce oyunlaştırarak canlandırmaktır.

Dramanın çocuk gelişimine faydaları sayısızdır. Çocukların problemlere karşı duyarlı olmalarını sağlar, fikir akıcılığı ve zihinsel esneklik kazandırır. Hayal gücünü harekete geçirerek anında çözüm üretme yetisini geliştirir. Ayrıca, çocukların iç dünyalarında bastırdıkları rahatsız edici duyguları oyun yoluyla dışa vurmalarına (katarsis) yardımcı olur ve öğretmene çocukların sosyal problemlerini teşhis etme fırsatı sunar.

Dil gelişimine olan katkıları da çok büyüktür; çocukların kelime hazinesini artırır, kendilerini ifade ederken özgüven kazanmalarını sağlar ve farklı sosyal durumlara uygun dil kalıplarını kullanmayı öğretir. Drama, çocukların ahlaki değerleri keşfetmelerine, empati kurmalarına, arkadaşları ve öğretmenleriyle olumlu ilişkiler kurarak demokratik ve çağdaş birer birey olarak yetişmelerine zemin hazırlar.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250