Bir eylemin, olayın, duygunun, konunun veya rolün sözel ve sözsüz kendiliğinden davranışlarla, taklit yoluyla temsili olarak canlandırılması sürecidir. Eğitimde hem bir öğretim yöntemi hem de başlı başına bir etkinlik alanı olarak kullanılır.
Katılımcıların katarsis (duygusal boşalım) elde etmelerini ve içgörü kazanmalarını hedefleyen, uzman klinik psikologlarca uygulanan psikolojik bir tedavi yöntemidir. Çocuklarda ve yetişkinlerde psikolojik uyum ve gelişim sağlamak amacıyla terapi ortamında yürütülür.
Çocukların yaratıcılıklarını geliştirmek amacıyla yapılan ve temel hedefi bir oyun yaratmak olan drama türüdür. Amerika'da Winifred Ward ve McCaslin gibi uzmanlar tarafından çocuk merkezli süreçleri tanımlamak için yaygınlaştırılmıştır.
Çocuğun hemen her konudaki eğitimi için uygulanan, önceden belirlenmiş net eğitim amaçları olan ve amacı oyun sergilemek değil, süreci yaşayarak öğrenmek olan pedagojik bir eğitim tekniğidir. İngiltere'de Peter Slade ve Brian Way gibi öncüler tarafından geliştirilmiştir.
Bir olayın, öykünün, kavramın veya rolün taklit edilerek canlandırıldığı, eğitici drama etkinliklerinin oyuna benzeyen yönlerini ifade eden terimdir. Bu terim drama etkinliklerini lego, boz-yap veya elim sende gibi geleneksel kurallı çocuk oyunlarından ayırt etmek için kullanılır.
Psikodramada ve tiyatroda bireyin canlandırma yoluyla bastırılmış duygularını dışa vurarak yaşadığı duygusal boşalım ve arınma durumudur. Eğitici dramada bu durum sadece hafif düzeyde rahatlama ve gevşeme egzersizleriyle sınırlı tutulur.
Profesyonel yetişkinler veya eğitilmiş çocuklar tarafından, çocuk izleyicilere yönelik olarak sahnelenen, ezberlenmiş diyaloglar, kostüm ve sahne düzeni içeren sanatsal gösteridir. Eğitici dramanın aksine seyirci odaklıdır ve estetik kaygılar taşır.
İzleyici konumundaki çocuk grubunu belirli bir konu hakkında bilgilendirmek amacıyla profesyonellerce sahnelenen tiyatro türüdür. Rol yapmayı, ezber diyalogları ve seyirci karşısında oynamayı gerektirmesi yönüyle eğitici dramadan ayrılır.
Seyircilerin de oyunun gidişatına zaman zaman dahil edildikleri tiyatro türüdür. Eğitici dramadan farkı, çocukların sürecin başından sonuna kadar kendi özgür seçimleriyle geliştirdikleri bir etkinlik olmamasıdır.
Bir çocuğun drama etkinliklerine katılabilmesi için sahip olması gereken, çevresindeki canlı ve cansız varlıkların hareketlerini ve seslerini canlandırabilme ön koşul becerisidir. Drama çalışmalarının temel çıkış noktasını oluşturur.
Çocuğun bir nesneyi veya durumu zihninde canlandırarak, hareketler ve semboller yoluyla ifade edebilme yeteneğidir. Taklit etme becerisinin ve drama etkinliklerine katılımın en önemli bilişsel boyutlarından biridir.
Çocukların yoksulluk, göç veya ailevi sorunlar gibi olumsuz ve stresli yaşam koşulları karşısında psikolojik ve bedensel sağlıklarını koruyarak ayakta kalabilme becerisidir. Eğitici drama, sağladığı sosyal destekle bu yeteneği doğrudan güçlendirir.
Bireyin sadece bilişsel gelişimini ve mesleki hazırlığını değil; kişilik gelişimini, duygusal dünyasını ve sosyal becerilerini de bir bütün olarak eğitmeyi amaçlayan çağdaş eğitim felsefesidir.
Farklı dil, din, ırk ve kültürel geçmişe sahip çocukların bir arada eğitim gördüğü ortamlarda, farklılıkların dezavantaj değil zenginlik olarak kabul edilmesini sağlayan eğitim yaklaşımıdır. Drama, empati geliştirme yönüyle bu yaklaşımı destekler.
Eğitimin kalıcılığını artırmak amacıyla birden fazla duyu organına ve Gardner'ın Çoklu Zekâ Kuramı'nda belirttiği farklı zeka alanlarına aynı anda hitap eden öğretim yaklaşımıdır. Eğitici drama bu yaklaşımın en somut uygulama aracıdır.
Katılımcının önceden yazılmış bir metne bağlı kalmaksızın, o anda içinden geldiği gibi, kendi duygu ve düşünceleri doğrultusunda rol oynaması ve canlandırma yapması sürecidir. Viola Spolin'in drama yaklaşımının temelini oluşturur.
Bireyin kendi davranışlarının, duygularının ve zihinsel süreçlerinin nedenlerini anlama, kendi durumunun farkına varma becerisidir. Psikodrama ve eğitici drama süreçleri katılımcılarda bu farkındalığı geliştirmeyi amaçlar.
Drama grubundaki bireylerin canlandırmalar ve tartışmalar esnasında birbirleriyle kurdukları sözel ve sözsüz iletişim sürecidir. Çocuğun sosyalleşmesini sağlayan en temel mekanizmalardan biridir.
Çocuğun koşma, zıplama, eğilme, taklit etme gibi tüm bedenini kullanarak gerçekleştirdiği fiziksel aktivitelerdir. Eğitici drama etkinlikleri büyük ölçüde bu hareketlere dayalı olarak yürütülür.
Eğitici dramada ortaya konacak nihai üründen veya oyunun mükemmelliğinden ziyade, çocuğun canlandırma esnasında geçirdiği deneyimlere, hissettiği duygulara ve kazandığı farkındalıklara odaklanılması durumudur.
Eğitici dramanın bir diğer adı olup, çocuğun gelişimsel özelliklerini dikkate alarak, eğitimsel hedeflere ulaşmak amacıyla okul ortamında öğretmen liderliğinde yürütülen drama uygulamalarını ifade eder.
Toplumsal yaşamı düzenleyen dürüstlük, iş birliği, empati, dayanışma gibi insani değerlerin çocuklara kazandırılması sürecidir. Eğitici drama, rol oynama yöntemiyle değerlerin yaşantısal olarak aktarılmasını sağlar.
Öğrenme ortamlarını öğrencinin lehine değiştirmek amacıyla insan psikolojisinin verilerini işe koşan, bireyin doğuştan getirdiği olumlu potansiyeli en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen ve yapılandırmacı eğitimin temelini oluşturan yaklaşımdır.
Öğrenme sürecinde çocuğun aktif yapısını, duygularını ve psikolojik gereksinimlerini merkeze alan, onu toplumsal kalıplarla zorla biçimlendirmek yerine kendi potansiyelini koruyarak geliştirmeyi amaçlayan eğitim anlayışıdır.
Hümanist yaklaşımda çocuğun potansiyelini gerçekleştirmesi, kendine güven duyması ve bağımsız kararlar alabilmesi için eğitim ortamında ona tanınan, tek sınırı başkalarını rahatsız etmemek olan geniş hareket ve seçim alanıdır.
Öğrencinin hazır bilgiyi pasif bir şekilde almak yerine, öğretmenin minimum müdahalesiyle kendi gözlemleri, denemeleri ve etkinlikleri sonucunda bilgiye bizzat ulaşması sürecidir.
Çocuğun keşfettiği bilgileri kendi yaşantılarıyla ilişkilendirerek, kendisi için kişisel olarak anlamlı ve işlevsel hale getirmesi sürecidir.
Okul ortamında öğrenci, öğretmen, yönetici ve veliler arasında gerçekleşen, bireylerin performansını ve psikolojik sağlıklarını karşılıklı olarak etkileyen dinamik kişilerarası etkileşimlerin bütünüdür.
Katılımcıların bir lider eşliğinde, kendi yaşantılarından yola çıkarak bir konuyu, kavramı ya da olayı rol oynama ve canlandırma gibi tekniklerle, süreç odaklı ve değerlendirme tartışmasıyla işledikleri eğitsel yöntemdir.
İki yaşından küçük çocukların, çevrelerindeki diğer insanlarla sosyal etkileşime girmeksizin, kendi bedenleriyle ve nesneleri duyusal olarak keşfetmekle meşgul oldukları tek başına oyun oynama evresidir.
İki yaş civarındaki çocukların, aynı ortamda yan yana bulunmaktan hoşlanmalarına rağmen, birbirleriyle etkileşime girmeden kendi bağımsız oyunlarıyla meşgul oldukları oyun evresidir.
Üç yaşından itibaren başlayan, çocukların grup halinde, sosyal etkileşime, işbirliğine, rol paylaşımına ve belirli kurallara dayalı olarak oynadıkları oyun evresidir.
Çocuğun bir nesneyi başka bir nesnenin yerine koyarak (örneğin tencere kapağını direksiyon yapmak) sanki oymuş gibi davrandığı, zihinsel gelişimin ve sembolik düşünmenin göstergesi olan oyun türüdür.
Üç yaş civarında görülen, çocukların grup halinde ortak kurallar belirleyerek, toplumsal rolleri ve durumları canlandırdıkları, drama etkinlikleriyle doğrudan ilişkili olan oyun türüdür.
Çocuğun pasif bir izleyici olmak yerine, canlandırılan durumun bizzat içinde yer alarak, doğrudan deneyimler ve eylemler yoluyla kalıcı davranışlar kazanması sürecidir.
Özellikle küçük çocukların, bedenlerini kullanarak, nesneleri hareket ettirerek ve fiziksel eylemler gerçekleştirerek zihinsel şemalar oluşturması ve dünyayı anlamlandırması sürecidir.
Howard Gardner'ın Çoklu Zekâ Kuramı'nda tanımlanan, bireyin bedenini duyumsayarak, hareketler, mimikler, dans ve rol oynama yoluyla öğrenmesini sağlayan zekâ alanıdır.
Nesnelerin ve ortamın zihinsel görüntülerini oluşturma, dönüşümleri kavrama ve parçalardan bütünü canlandırabilme yeteneğidir; dramada sahne ve mekan kullanımıyla doğrudan ilişkilidir.
Öğrencinin öğrenme sürecinde pasif bir alıcı olmak yerine, kendi ilgisi doğrultusunda araştıran, sorgulayan, deneyen ve sürece yön veren merkez konumda olmasıdır.
Öğrencinin akranlarıyla ve öğretmeniyle girdiği sözel, bedensel ve diyalog tarzındaki iletişimler sayesinde yeni bilgi, beceri ve kurallar edinmesi sürecidir.
Drama sırasındaki karşılıklı konuşma ve diyaloglar sayesinde konuların daha derinlemesine öğrenilmesini ve katılımcıların birbirlerinin bakış açılarını daha net fark etmelerini sağlayan yaklaşımdır.
Bireyin sosyal bir ortamda diğer insanların (modellerin) davranışlarını gözlemlemesi, taklit etmesi ve onlarla birlikte yaşantılar geçirmesi yoluyla toplumsal kuralları ve becerileri edinmesidir.
Drama etkinliği öncesinde veya sonrasında yapılan soru-cevap ve grup tartışmaları yoluyla, yaşanan deneyimlerin etiketlenmesi, kavramlaştırılması ve zihinde kalıcı hale getirilmesi sürecidir.
Öğrenme sürecinde duyguların uyarılması, fark edilmesi ve yaşanması yoluyla, bilgilerin belleğe daha güçlü kodlanması ve bireyin sosyal çevreye uyumunun kolaylaştırılmasıdır.
Farklı yeteneklerdeki çocukların ortak bir eğitsel amaç, problem çözme veya canlandırma için birbirlerine yardım ederek, sorumluluk paylaşarak birlikte çalışmaları sürecidir.
Bireyin nesne ve olayları belirli ortak özelliklerine göre gruplandırması, ayırt etme ve genelleme yaparak zihinsel kategoriler oluşturması sürecidir.
Çocuğun hayal gücünü kullanarak kendisini başka bir kişinin, nesnenin veya canlının yerine koyup onun gibi davranması, dramatik canlandırmanın özünü oluşturan niteliktir.
Ortamda fiziksel olarak bulunmayan nesne, durum veya olayları zihinde canlandırarak özgün ve yeni çözüm yolları üretebilme potansiyelidir. Drama, çocuğun bu doğuştan gelen gücünü serbest bırakarak karmaşık çevreye uyumunu kolaylaştırır.
Bireyin kendi kişiliği, yetenekleri, yapabildikleri ve yapamadıkları hakkında geliştirdiği gerçekçi algı ve değerlendirmelerin bütünüdür. Çocuğun sosyal çevresiyle kurduğu etkileşimler ve aldığı geri bildirimler sonucunda şekillenir.
Çocuğun dış baskılardan, yargılanma veya eleştirilme korkusundan uzak bir şekilde kendi fikirlerini üretebilmesi ve kararlarını verebilmesidir. Müdahale edilmeyen doğaçlama drama çalışmalarında bu beceri üst düzeye çıkar.
Bir başkasının rolüne girerek olaylara onun bakış açısıyla bakabilme, onun hissettiği duyguları ayırt edip adlandırabilme yeteneğidir. Dramadaki rol oynama çalışmaları bu becerinin gelişimini doğrudan destekler.
İletişim sürecinde tarafların birbirini dinlemesi, mesajlarına uygun tepkiler vermesi ve etkileşimi dengeli bir şekilde sürdürmesidir. Drama içindeki grup çalışmaları bu ilkenin yaşayarak öğrenilmesini sağlar.
Grup içi iletişimde ve etkinliklerde başkalarının haklarına saygı göstererek kendi konuşma veya eylem sırasını sabırla bekleyebilme becerisidir. Demokrasi eğitiminin ve sağlıklı iletişimin temel taşlarından biridir.
Sınıf veya grup içinde çocukların kendi aralarında küçük, kapalı gruplar oluşturarak diğer akranlarını dışlaması durumudur. Drama, tüm grubu bir araya getirerek bu klikleşmenin yarattığı izolasyon riskini azaltır.
Özellikle büyük kentlerde çocukların evlerinden uzak semtlerdeki okullara servislerle taşınması sistemidir. Bu durum çocukların okul dışı arkadaşlık ilişkileri kurmasını zorlaştırır ve dramanın okuldaki birleştirici rolünü daha da önemli kılar.
Drama liderinin veya öğretmeninin, etkinlik süresince çocukları güdüleyip sürece katarken aynı zamanda onların sosyal becerilerini, kaygılarını ve akran ilişkilerini dikkatle izleme ve değerlendirme rolüdür.
Dilin sosyal ortamlarda, farklı rollere, durumlara ve kurallara uygun olarak işlevsel ve amaca yönelik bir şekilde kullanılması becerisidir. Drama, dilin bu yönünü geliştirmek için taklit ortamları sunar.
Çocuğun drama oyunları ve canlandırmalar yoluyla iç dünyasında biriktirdiği korku, engellenmişlik, acı ve gerilim gibi olumsuz duyguları güvenli bir şekilde dışa vurarak rahatlaması sürecidir.
Drama esnasında gerçek bir nesnenin yerine, onu temsil edecek başka bir nesnenin (örneğin bir sopanın at yerine kullanılması) zihinsel ve fiziksel olarak sürece dahil edilmesidir.
Çocukların harekete dayalı teknikleri kullanarak, yaparak ve yaşayarak öğrenmelerini sağlayan, kendilerini ve dünyayı tanımalarına katkıda bulunan yapılandırılmış bir eğitim yöntemidir.
Çocuğun drama etkinlikleri sırasında düşüncelerinin yargılanmadan kabul edilmesiyle gelişen, kendi kararlarını özgürce alabilme ve özgün fikirler üretebilme becerisidir.
Çocuğun drama yoluyla kendi yeteneklerinin, sınırlarının, güçlü ve zayıf yönlerinin farkına vararak kendine yönelik geliştirdiği bütünsel farkındalık düzeyidir.
Çocuğun drama etkinliklerindeki rolü ve karşılaştığı problem durumlarını çözmek için pes etmeden, kararlılıkla ve odaklanarak çaba göstermeye devam etmesi durumudur.
Drama etkinliklerinde çocukların duygu ve düşüncelerini kelimeler olmadan, beden dili, jestler, mimikler ve duruşlar aracılığıyla ifade etme becerisidir.
Drama sürecinde çocukların ortak bir amaca ulaşmak, bir senaryoyu canlandırmak veya bir problemi çözmek için birlikte uyum içinde çalışması durumudur.
Çocuğun drama canlandırmaları sayesinde hem kendi iç dünyasındaki duyguları fark etmesi hem de canlandırdığı karakterler üzerinden başkalarının duygularını anlama becerisidir.
Drama etkinliğinin sonunda lider ve çocukların bir araya gelerek süreçte yaşananları, hissedilenleri ve kazanımları tartıştığı, dramayı oyundan ayıran kritik aşamadır.
Çocuğun drama esnasında kendi kimliğinden sıyrılarak bir başkasının, bir nesnenin veya bir canlının yerine geçip onun gibi düşünüp davranması sürecidir.
Drama etkinliklerinin çocukta problem çözme, analiz etme, hayal kurma ve yaratıcı düşünme gibi bilişsel süreçleri tetikleyerek geliştirdiği genel zekâ potansiyelidir.
Montessori'ye göre durağan ve bitmiş olmayan, var olan nesnelerin hayal gücüyle sonsuz sayıda yeni nesneye dönüştürülebildiği, gelişmeye açık dinamik drama ortamıdır.
Çocuğun doğum tarihine göre belirlenen kronolojik yaşı yerine, dikkat süresi, ilgi düzeyi ve taklit becerileri gibi bilişsel yeteneklerine göre belirlenen gelişimsel yaşıdır.
Vygotsky'nin, çocuğun tek başına yapabildiği mevcut gelişim düzeyi ile bir yetişkin rehberliğinde yapabileceği potansiyel gelişim düzeyi arasındaki farkı tanımlayan kavramıdır.
Dramada mükemmel bir sonuca, gösteriye veya tiyatral başarıya değil; çocuğun etkinlik sırasındaki yaşantısına, katılımına ve deneyimlerine odaklanan eğitim anlayışıdır.
Carroll tarafından ortaya konan, öğrenme kalitesinin öğrencinin konuya aktif olarak dikkatini verebildiği süre ve kendisine tanınan yeterli zaman miktarı ile ilişkili olduğunu savunan kuramdır.
Drama grubundaki bazı çocukların sürekli olarak sadece en yakın arkadaşlarıyla gruplaşması ve popüler olmayan çocukların dışarıda kalması durumudur.
Öğretmenin her drama etkinliğine başlarken 'drama oyunu oynayacağız' ifadesini kullanmasıyla çocukların kendilerini bu özel sürece hazırlamalarını sağlayan zihinsel işarettir.
Çocuğun araştırma dürtüsü, konsantrasyonu ve içsel güdülenmesiyle doğrudan ilişkili olarak kendini tüm benliğiyle drama etkinliğine vermesi durumudur.
Ortamda fiziksel olarak bulunmayan nesnelerin, olayların veya geçmiş yaşantıların gözler kapatılarak zihin gözüyle yeniden tasarlanması ve içselleştirilmesidir.
Zihinde canlandırılan veya drama oyununda yaşanılan içsel süreçlerin resim, kolaj, hareket veya oyun hamuru gibi somut araçlarla dış dünyaya aktarılmasıdır.
Öğretmenin kazanımları belirlediği, mekanı düzenlediği, önceki etkinliği bitirip çocuklara rolleri ve kuralları tanıttığı dramanın ilk aşamasıdır.
Çocukların belirlenen rolleri üstlenerek 'gibi yapma' ve harekete dayalı canlandırmaları en özgür şekilde gerçekleştirdikleri dramanın ikinci aşamasıdır.
Drama oyunu bittikten hemen sonra, yaşanan deneyimlerin bilişsel olarak kodlanması ve anlamlandırılması için öğretmen rehberliğinde yapılan soru-cevap sürecidir.
Drama sonrasında konuyu pekiştirmek amacıyla yapılan resim, kolaj, şarkı söyleme veya çalışma sayfası boyama gibi tamamlayıcı çalışmalardır.
Drama etkinliği devam ederken, çocukların düşünmesini sağlamak amacıyla oyunun kısa sorularla anlık olarak durdurulup yönlendirildiği müdahale tekniğidir.
Öğretmenin çocuğun duygularını anladığını göstermek amacıyla kullandığı baş sallama, öne eğilme ve gülümseme gibi sözsüz iletişim davranışlarıdır.
Eğitim ortamında o anda yaşanan olaylara, gelişmelere ve hissedilen duygulara odaklanarak iletişimi güncel tutma yaklaşımıdır.
Nissen tarafından önerilen, sınıf içi eğitimin çocukların yakın geçmişte yaşadıkları gerçek hayat deneyimleriyle ilişkilendirilerek daha anlamlı hale getirilmesini savunan yaklaşımdır.
Tiyatro gibi seyirciye sunulan estetik bir ürünü değil, katılımcıların grup içindeki yaşantılarını ve rol üstlenme süreçlerini temel alan drama türüdür.
Drama öğretmeninin çocuklara sadece söz hakkı vermekle kalmayıp, etkinliklerin ve rollerin seçiminde onların özgür kararlarına saygı duymasıdır.
Drama oyununda hareket yoluyla edinilen izlenimlerin, tartışma aşamasında sözel olarak ifade edilerek zihinde kalıcı bilgi haline getirilmesi sürecidir.
Leavers'a göre çocuğun tüm dikkatini etkinliğe vermesi, çevredeki diğer uyarıcılardan etkilenmeden çalışmayı sürdürmesiyle ortaya çıkan katılım göstergesidir.
Çocukların kendi söz ve hareketlerini anında üretmek zorunda kalmaları nedeniyle yaşayabilecekleri başarısızlık algılama ve kaygı duyma olasılığıdır.
Piaget'ye göre zihinde canlandırma sürecinde, dış dünyadaki nesne ve olayların zihinsel görüntüler yoluyla içselleştirilerek taklit edilmesidir.
Drama sürecinde yarışma unsurunun dışlanması ve çocukların birbirlerini koşulsuz kabul etmesiyle grupta oluşan güvenli ve kaynaşmış iklimdir.
Drama oyunundan hemen sonra çocukların gözlerini kapatarak oynadıkları oyunu zihinlerinde görsel olarak sembolleştirmeleridir. Bu süreç yaratıcı güçleri uyarır ve en fazla bir-iki dakika sürmelidir.
Çocukların drama oyununda yaptıkları hareketlerin, canlandırdıkları rollerin, nesnelerin ve karakterlerin sözcüklere dökülerek adlandırılması ve tanımlanması aşamasıdır.
Drama esnasında çocukların hissettikleri gerçek duyguların sorulması ve çocukların bu duyguları ifade ederek kendilerinin ve başkalarının duygusal dünyalarının farkına varmalarını sağlayan tartışma düzeyidir.
Drama oyunundaki kavramlar, olgular ve nesnelerle ilgili akademik bilgileri ortaya çıkarmayı, yeni sözcükleri ve akademik kazanımları anımsatmayı amaçlayan düzeydir.
Çocukların drama oyununda canlandırılan tema ile kendi gerçek yaşam deneyimleri arasında köprü kurmalarını ve edindikleri kazanımları günlük hayata genelleyebilmelerini sağlayan düzeydir.
Çocukların kendilerine sunulan gerçeğin ötesini tahmin etmelerini, yaratıcılıklarını ve problem çözme becerilerini kullanarak hayali sorunlara çözümler üretmelerini amaçlayan tartışma düzeyidir.
Drama sonrasında ele alınan kavramları pekiştirmek amacıyla şarkı, tekerleme, boyama, kesme-yapıştırma gibi diğer öğretim teknikleriyle yürütülen ilişkili çalışmalardır.
Eğitici drama çalışmalarının etkisini artırmak amacıyla anne-babaların bilgilendirilmesi, evde oyunların tekrarlanması veya velilerin doğrudan okulda drama sürecine dahil edilmesi uygulamasıdır.
Drama çalışmalarının sınıf dışına taşınarak müze, park gibi gerçek mekanlarda, çocukların motivasyonunu artıracak ve kalıcılık sağlayacak şekilde uygulanmasıdır.
Drama oyunu sırasında konuya uygun atmosferi (orman, ev içi vb.) yaratmak amacıyla duvara veya perdeye büyük ve renkli görüntülerin yansıtılması tekniğidir.
Çocukların inisiyatif alarak araştırma yaptığı, iş birliği geliştirdiği ve elde ettiği bilgileri eğitici drama gibi yöntemlerle sistemli bir şekilde sunduğu hümanist eğitim yaklaşımıdır.
Drama sonrasındaki tartışma sürecinde yaşanan olayların ve bilgilerin sözel olarak tekrarlanması yoluyla uzun süreli belleğe kaydedilmesini kolaylaştıran öğrenme stratejisidir.
Dramada yaşananların adlandırılıp tanımlanması ve çocuğun geçmiş yaşantılarıyla ilişkilendirilerek bilgilerin anlamlı ve kalıcı hale getirilmesi stratejisidir.
Dramada öğrenilen bilgilerin sözel olarak özetlenmesi ve aralarında mantıksal ilişkiler kurularak zihinde yeniden düzenlenmesi yoluyla kalıcılık sağlayan stratejidir.
Öğretmenin katılımcı gözlem yoluyla çocukların sosyal süreçlerini, duygularını, sözel iletişimlerini ve akran ilişkilerini gözleyip yorumladığı değerlendirme türüdür.
Drama programının etkililiğini ölçmek amacıyla standart testler, ölçekler, deney ve kontrol grupları kullanılarak yapılan istatistiksel değerlendirme yöntemidir.
Niceliksel değerlendirme araştırmalarında, üzerinde çalışılan eğitici drama programının doğrudan uygulandığı ve gelişimleri ölçülen çocuk grubudur.
Deney grubuyla aynı özelliklere sahip olan ancak eğitici drama programı yerine farklı etkinliklerin uygulandığı, karşılaştırma amacıyla kullanılan gruptur.
Bedensel hareketlerin ve kinestetik deneyimlerin zihinde anlamlandırılması ve kodlanması için kullanılan sözcükler ve dilsel ifadelerdir.
Öğretmenin drama sürecinin dışından değil, bizzat grubun içinden bir üye olarak çocukların davranışlarını, ilişkilerini ve duygularını doğal akışında izlemesi yöntemidir.
Her çocuğun drama sürecini, rolleri ve etkinlikleri kendi bireysel algı süzgecinden geçirerek kendine has ve benzersiz bir şekilde deneyimlemesi durumudur.
Diğer insanların davranışlarını, jestlerini veya nesnelerin hareketlerini gözlemleyerek tekrarlama yoluyla öğrenme sürecidir. Örneğin, dramada bir çocuğun üzgün bir insanı canlandırmak için arkadaşının yüz ifadesini taklit etmesi bu kavrama örnektir.
Çocuğun bir uyarıcıya, düşünceye veya yönergeye, onunla ilgili bir davranışta bulunabilecek kadar yeterince uzun süre odaklanabilme yeteneğidir. Drama liderinin rol dağıtımını ve kurallarını kesintisiz izleyebilmek bu beceriyi gerektirir.
Tekrar edilmediği takdirde bilgilerin yaklaşık bir dakika gibi çok kısa bir süre boyunca depolandığı geçici bellek alanıdır. Drama liderinin az önce verdiği anlık bir komutu akılda tutup uygulamada kullanılır.
Öğrenilen bilgilerin, geçmiş yaşantıların ve deneyimlerin kalıcı olarak saklandığı ve gerektiğinde geri çağrıldığı bellek bölümüdür. Tren doğaçlamasında daha önce gerçek hayatta görülmüş bir trenin görüntüsünün hatırlanması buna örnektir.
Ortamda fiziksel olarak bulunmayan nesne, olay veya durumları zihinsel olarak tasarlayabilme ve hayalinde yaşatabilme sürecidir. Rahatlama çalışmasında gözlerini kapatan çocuğun kendini yeşil bir ormanda hayal etmesi bu beceriyle ilgilidir.
Bir nesneyi, canlıyı veya olayı kendi beden hareketlerini ve duruşunu kullanarak ifade etme ve temsil etme becerisidir. Bir çocuğun kollarını iki yana açıp sallayarak rüzgarda eğilen bir ağacı bedenleştirmesi bu kavrama örnektir.
Bir nesneye gerçek işlevinin dışında yeni bir anlam yükleyerek, onu başka bir nesneymiş gibi kullanma becerisidir. Drama etkinliğinde çocuğun elindeki plastik bir tabağı araba direksiyonu gibi kullanarak sürmesi bu duruma örnektir.
Drama sürecinde ve etkinlik sonrasındaki değerlendirme aşamasında duygu, düşünce ve yaşantıların konuşma dili kullanılarak karşılıklı olarak paylaşılması sürecidir. Grup içi diyaloglar ve tartışmalar bu beceriye dayanır.
Drama lideri tarafından verilen sözel komutları ve görev tanımlarını doğru şekilde algılayıp, anlamlandırıp uygulamaya koyabilme becerisidir. Alıcı dil becerisi ve dikkat düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.
Kavram eğitiminde ve zihinde canlandırma süreçlerinde kullanılan, bilgilerin zihinsel olarak görselleştirilmesini ve organize edilmesini sağlayan yapılandırılmış yöntemdir.
Kişinin kendisinin olmayan bir rolü davranışlarla oynamasıdır. Eğitici dramada asıl amaç, çeşitli rolleri oynayarak anlamak ve öğrenmektir; örneğin bir çocuğun şoför rolünü oynayarak onun davranışlarını kavraması gibi.
Drama etkinliği sırasında farklı rolleri oynayan çocukların rollerini karşılıklı olarak değiştirmeleridir. Örneğin, heykeltıraş rolündeki çocukla çamur rolündeki çocuğun yer değiştirerek etkinliği tekrarlaması bu tekniğe örnektir.
Öğretmenin drama çalışması sırasında etkinliğin dışında kalarak sözel açıklamalar ve yönergelerle süreci yönlendirmesidir. Rahatlama çalışmasında yerde uzanan çocuklara öğretmenin dışarıdan yönerge vermesi buna örnektir.
Öğretmenin drama etkinliği sırasında grubun bir parçası olarak sürece doğrudan katılmasıdır. Öğretmenin çocuklardan biri gibi davranarak onlarla birlikte zıplaması, sürünmesi ve rol oynaması bu tekniği ifade eder.
Tüm çocukların aynı anda ikişerli, üçerli veya dörderli gruplar halinde ortak bir etkinliği kendi tarzlarında yapmalarıdır. Bu çalışmada izleyici bulunmaz ve tüm grupler aynı mekanda eşzamanlı çalışır.
Çocukların yazılı bir metne bağlı kalmaksızın, sözel ya da sözel olmayan basit ve kendiliğinden gelişen ifade tarzlarıyla bir durumu veya olayı canlandırmasıdır. Serbest drama etkinliklerini ifade eder.
Çocukların gözlerini kapatarak öğretmenin yönergeleri doğrultusunda belirli görüntüleri hayal etmeleridir. Örneğin, önlerindeki elmaya bakan çocukların gözlerini kapatıp o elmayı zihinlerinde canlandırmaları istenir.
Drama etkinliklerinin canlandırılacak konuya uygun bir müzik eşliğinde yapılarak yaşantıların ve duyguların ifade edilmesidir. Ritme uyarak yürümek veya Albinoni'nin Adagio'su eşliğinde rahatlamak bu tekniğe dahildir.
Düşünceleri, duyguları ve yaşantıları hiçbir sözcük kullanmadan, yalnızca beden hareketleri ve jestlerle anlatma tekniğidir. Çocukların diş fırçalama veya el yıkama hareketlerini sözsüz canlandırması buna örnektir.
Çocukların önceden bildikleri ya da yeni öğrendikleri öykü ve olayları hareketlerle ve sözlü ifadelerle canlandırmasıdır. Kırmızı Başlıklı Kız öyküsünün belirli bir sahnesinin canlandırılması bu tekniğe örnektir.
Drama etkinliğinin ardından çocukların yaşadıkları deneyimleri bireysel veya grup olarak kağıda aktarmalarıdır. Çocukların dramada canlandırdıkları olayları büyük bir kağıda hep birlikte çizmeleri bu tekniğe örnektir.
Kukla perdesi olmaksızın, gruptaki her çocuğun elindeki kuklalar aracılığıyla drama oyununa aktif olarak katılmasıdır. Çekingen çocukların kendilerini güvende hissederek kukla üzerinden konuşmasını sağlar.
Dokunarak, bakarak, işiterek ve tadarak öğrenmeyi içeren, genellikle tek bir duyuya odaklanılan çalışmalardır. Gözleri bağlı bir çocuğun dokunduğu nesnenin özelliklerini anlatması bu tekniğe örnektir.
Duygu ve düşüncelerin zıplama, yuvarlanma, sallanma gibi büyük beden hareketleriyle dışa vurulmasıdır. Çocukların belirli bir tekniğe bağlı kalmadan içlerinden geldiği gibi özgün stilleriyle dans etmelerini amaçlar.
Cevabı içinde gizli olmayan, çocukların düşünme ve bilgi üretme kapasitelerini harekete geçiren soru tipidir. 'Oyuncağını kaybeden çocuk neler hisseder?' sorusu bu kavrama örnektir.
Çocukların doğru cevaba ulaşabilmeleri için öğretmen tarafından ek ipuçları içeren sorular sorulmasıdır. Gemideki eksikliği bulamayan çocuklara 'fırtınada batarsanız neye bineceksiniz?' diye sormak buna örnektir.
Karşılıklı diyalog sırasında karşıdaki kişinin söylediği ifadenin toparlanarak ona geri söylenmesidir. Çocuğun anlaşıldığını hissetmesini ve mesajın grupta netleşmesini sağlar.
Grup tartışması sırasında çocukların ifade ettiği tüm içsel ve yaşantısal duyguların öğretmen tarafından eleştirilmeden, yargılanmadan onaylanmasıdır. Çocuğun psikolojik sağlığını destekler.
Öğretmenin çocuğun duygularını kabul etmesi ve ona ilgi göstermesiyle çocuğun hissettiği psikolojik rahatlama ve güven durumudur. Çocuğun yeni iletişim yolları denemesini kolaylaştırır.
Drama sonrasındaki tartışmada canlandırmanın kalitesine değil, çocuğun katılımına, gösterdiği çabaya ve işbirliğine yönelik verilen onaylayıcı dönütlerdir.
Tartışma sonunda konuşulan ve vurgulanan önemli bilgilerin öğretmen veya öğrenciler tarafından tekrarlanarak bilişsel bilginin kalıcılığının sağlanması sürecidir.
Öğrenilecek bilgilerin veya sosyal ilişkilerin öğretmen tarafından bir problem şeklinde formüle edilerek çocukların merakının uyandırılması tekniğidir.
Eğitici dramada öğretmenin oyunun dışında yer alarak sözel yönergelerle bazen de model olarak grubu dışarıdan yönlendirmesini ifade eden yabancı kökenli terimdir.
Kişinin kendi kimliği dışındaki bir karakterin davranışlarını, duygularını ve sosyal rollerini canlandırmasını ifade eden uluslararası drama terimidir.
Drama etkinliklerinin günlük eğitim planına yerleştirilerek okul içi ve okul dışı eğitim durumlarıyla (örneğin postane gezisiyle) ilişkilendirilerek yürütülmesidir.
Çocukların sosyal ilişki kurma süreçlerinin başlangıcını oluşturan, isim söyleme, tanışma ve karşıdaki kişiye ismiyle hitap etme becerilerini kazandırmayı amaçlayan etkinliklerdir. Bu çalışmalar çocukların kendilik ve benlik kavramlarının gelişmesine katkıda bulunur.
Birbirini tanımış olan çocuklar arasındaki sosyal ilişkileri ve etkileşimi, büyük motor hareketlere dayalı oyunlar aracılığıyla geliştirmeyi hedefleyen çalışmalardır. Çocukların grupta 'biz' duygusunu ve sosyal bütünleşmeyi yaşamalarını sağlar.
Çocukların dikkatlerini kendi bedenlerine yoğunlaştırarak bedensel ve zihinsel gerginliklerinden arınmalarını sağlayan etkinliklerdir. Bu çalışmalar çocukların stresini azaltır ve sonraki eğitim etkinliklerine daha iyi konsantre olmalarına yardımcı olur.
Çocukların işitme, görme, dokunma gibi farklı duyularını kullanarak çevrelerindeki uyarıcıları fark etmelerini ve bu yolla somut bilgiler edinmelerini sağlayan bilişsel gelişim destekli etkinliklerdir.
Aktif dinleme yoluyla dış çevredeki, odadaki veya kendi bedenindeki sesleri fark etme ve nesneleri çıkardıkları seslere göre ayırt etme becerisini geliştiren duyu çalışması alt türüdür.
Çocukların görsel uyarıcılar üzerinde dikkatlerini yoğunlaştırarak hem fiziksel hem de sosyal çevreleri hakkındaki görsel farkındalık düzeylerini yükseltmeyi amaçlayan çalışmalardır.
Çocukların nesnelere dokunarak onların sertlik, yumuşaklık, sıcaklık, pürüzlülük gibi niteliklerini kavramalarını ve dokunma duyusuyla bilgi edinmelerini sağlayan etkinliklerdir.
Çocukların önceden hazırlanmış bir metne bağlı kalmaksızın, belirlenen bir durum veya rolde içlerinden geldiği gibi konuşup davranarak kendilerini serbestçe ifade ettikleri yaratıcı süreçtir.
Çocukların malzeme olarak kendi veya arkadaşlarının bedenlerini kullanarak kavramları, geometrik şekilleri ya da durumları canlandırdıkları sözlü veya sözsüz hareket kompozisyonlarıdır.
Rollerin, duyguların ve olayların gelişiminin hiç konuşmadan, sadece yüz mimikleri, jestler ve beden hareketleriyle anlatıldığı, anlatımı zenginleştiren doğal seslerin kullanımına izin verilen drama türüdür.
Çocukların hakkında ön bilgiye sahip oldukları belirli temaları (mevsimler, meslekler, deniz altı dünyası gibi) drama yoluyla canlandırarak derinleştirdikleri çalışmalardır.
Çocukların bildikleri bir öykünün veya günlük bir olayın belirli bölümlerini karakterlerin seslerini, sözlerini ve hareketlerini taklit ederek ya da yeniden kurgulayarak canlandırdıkları etkinliklerdir.
Çocuğun kendi kimliği, yetenekleri ve sınırları hakkında geliştirdiği algıdır. İsim öğrenme ve selamlaşma çalışmaları çocuğun kendini diğerlerinden ayırt etmesini sağlayarak bu kavramı destekler.
Bir gruptaki çocukların hissettiği genel psikolojik atmosferdir. Olumlu bir grup ikliminde çocuklar kendilerini kaygısız ve rahat hissederek öğrenme yaşantılarından en üst düzeyde yararlanırlar.
Dramaya katılan çocukların etkinlik süresince üstlendikleri rolleri karşılıklı olarak değiştirmeleridir. Bu teknik çocukların farklı bakış açılarını deneyimlemelerini ve empati geliştirmelerini sağlar.
Çocukların vücutlarındaki belirli kas gruplarını sırasıyla önce gerip ardından gevşeterek bedenlerindeki gerginlik ile rahatlama arasındaki farkı ayırt etmelerini sağlayan tekniktir.
Çocuğun sadece duymakla kalmayıp, sesin kaynağına, ritmine ve anlamına odaklanarak işitsel uyarıcıları zihninde anlamlandırması sürecidir.
Çocuğun çevresindeki nesnelerin renk, biçim, konum ve detay gibi görsel özelliklerini dikkatli bir şekilde inceleyerek daha önce fark etmediği ayrıntıları görebilme becerisidir.
Çocuğun görmeden, sadece dokunma duyusunu kullanarak nesneleri yapısal özelliklerine (örneğin pürüzlü-pürüzsüz) göre zihninde sınıflandırabilmesi becerisidir.
Çocuğun hata yapma veya alay edilme endişesiyle drama etkinliklerinde riske girmekten kaçınması durumudur. Öğretmenin sürece odaklanması bu engeli ortadan kaldırır.
Çocukların bir problem karşısında tıkandıklarında hep aynı çözümü denemeleridir. Öğretmen 'nasıl' yapılacağını söylemeden 'ne' yapılabileceğini sorarak bu durumu aşmalarını sağlar.
Dramada sadece gerçek nesnelere bağlı kalınarak hayal gücünün sınırlandırılmasıdır. Hayali nesnelerin kullanımı (örneğin boş elle dondurma yalama) bu engeli aşar.
Drama süreci tamamlandıktan sonra konunun pekiştirilmesi amacıyla yapılan resim, boyama, kesme-yapıştırma veya plastik hamurla şekillendirme gibi sanatsal ve bütünleyici çalışmalardır.
Dramada ele alınan konuların ev ortamında anne-babalarla birlikte yapılan etkinliklerle (örneğin evde korkuluk resmi yapma veya tekerleme söyleme) desteklenmesi sürecidir.
Dramada kelimeler kullanılmadan, sadece yüz ifadeleri (mimikler), el-kol hareketleri (jestler) ve beden duruşu aracılığıyla duygu ve düşüncelerin karşı tarafa aktarılmasıdır.