Afrika kıtasında her zaman küçük kırsal yerleşimler geniş bir coğrafi alan kaplamış ve bu yerleşmelerin aralarına birkaç kent merkezi serpiştirilmiştir. Yerleşme kalıpları; ekolojinin, ekonominin, iletişim yollarının çeşitliliğine, doğal kaynakların ve ticaret merkezlerinin dağılımına bağlı olarak bölgesel farklılıklar gösterir. Kıtada üretimin genel olarak düşük olması, özel öğeler haricinde, her biri kendi kendine yeten ve taşımaya veya ticarete bağımlı olmayan küçük köy yerleşimlerinin yaygınlaşmasına yol açmıştır.
Kırsal alanlardaki konutların inşasında genellikle kısa ömürlü malzemeler kullanılmaktadır, bu nedenle evler pek sağlam değildir. Kerpiç veya taştan inşa edilen konutlar, çamur ve ahşaptan yapılanlara göre çok daha uzun süre dayanıklıdır. Özellikle Batı Afrika’nın savan bölgesinde konutlar mimari açıdan oldukça ayrıntılı ve özenli bir şekilde hazırlanmaktadır. Bölge halkının yaşam koşulları, iklim özellikleri ve yerel imkanlar yapı malzemelerinin seçiminde başrol oynar.
Geçmişte dal ve yapraklarla kaplı geleneksel çatı örtülerinin yaygın olduğu kırsal kesimlerde, günümüzde metal damlı evlere de sıklıkla rastlanmaktadır. Yerleşik tarımın yapılmadığı topluluklar ile göçebe toplulukların yerleşmeye yönelik gereksinimleri birbirinden tamamen farklıdır. Göçebe çobanlar sürülerini sürekli farklı otlaklara taşıdıkları için kolay sökülüp kurulabilen pratik ve hafif konutlar tercih ederler.
Afrika kıtasında kırsal yerleşmelerin kuruluş yeri seçimi rastgele değil, çeşitli coğrafi ve fiziki etkenlere dayanmaktadır. Bu faktörlerin başında verimli toprakların bulunması gelir. Kıta genelinde çöl alanlarının, ekvatoral yağmur ormanlarının ve kurak-yarı kurak sahaların geniş yer kaplaması tarımsal üretimi sınırlandırdığı için, verimli topraklara olan yerleşim talebi her zaman çok yüksek olmuştur. Örneğin Nil Nehri boyunca sıralanan kırsal konutlar, bu bölgedeki kırsal nüfus yoğunluğunu doğrudan artırmıştır.
Suya yakınlık, özellikle savanlar ve yarı çöl alanlarının bulunduğu bölgelerde en hayati yerleşim nedenidir. Hayvancılık ve temel tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için su kaynaklarına erişim zorunludur. Bununla birlikte, plantasyonların veya ticari tarımın yapıldığı kırsal alanlar demiryolu veya karayoluna yakın konumlarda kurulmuştur; çünkü kolay ulaşılabilirlik ticari ürünlerin pazara ulaştırılması açısından elzemdir.
Savunmanın kolay olması, tarihi süreçte köylerin kuruluş yerini belirleyen bir diğer kritik unsurdur. Eski köyler genellikle düşman saldırılarını uzaktan görebilecekleri, savunma avantajı yüksek yüksek alanlara kurulmuştur. Günümüzde ise savanlarda vahşi hayvan saldırılarından veya salgın hastalıklara yol açan çeçe sineği gibi zararlılardan korunmak amacıyla alçak düzlükler yerine plato sahaları tercih edilmektedir. Köylüler gündüz alçak tabanlardaki tarlalarında çalışır, akşamları ise güvenlik amacıyla plato kenarındaki evlerine çekilirler.
Siyasi, idari veya ticari nedenlere bağlı olarak devlet eliyle kurulan kırsal yerleşmeler de mevcuttur. Herhangi bir bölgede kurulan yeni bir plantasyon alanı veya maden işletmesi, etrafında yeni kırsal yerleşmelerin doğmasını tetikler. Devlet kararlarıyla stratejik noktalarda idari amaçlı kurulan köyler de kırsal yerleşme ağının çeşitlenmesinde önemli bir paya sahiptir.
Afrika’da kırsal kesimde kullanılan konut tipleri bölgeden bölgeye büyük bir çeşitlilik gösterir. En basit yerleşme tipi çadırlardır; savan ve çöl ortamlarında odun kıtlığı nedeniyle kerpiç yaygın olarak kullanılır. Kerpiç evler sıcak ve soğuğa karşı yalıtım sağlasa da, sağanak yağışlar toprağın erimesine ve büyük felaketlere yol açabilir. Bunun yanında, bir direk etrafında toplanan çubukların örülmesi ve çamurla kaplanmasıyla yapılan evler de oldukça yaygındır.
Güney Mali’de Nijer Nehri’nin dik yamaçlarında yaşayan halklar, tahıl ürettikleri plato sahalarında dikdörtgen planlı, güneşte kurutulmuş kerpiç ve taştan evler inşa etmişlerdir. Saman çatıla örtülen bu evlerin kapıları dekoratif süslerle bezelidir ve tahıl ambarlarının kapılarında bereketi simgeleyen insan figürleri yer alır. Güney Afrika’daki Zulular ise tarım ve hayvancılığı birlikte yürüttüklerinden, savan otlarından yaptıkları iskeletleri kaplayarak geleneksel arı kovanı şeklinde konutlar meydana getirirler.
Doğu Afrika’daki Masai halkı, evlerinin ana malzemesi olarak tezek kullanır ve bu evler kadınlar tarafından inşa edilir. Dışarıdan gelebilecek vahşi hayvan saldırılarına karşı pencereleri olmayan, yalnızca küçük bir havalandırma deliği bulunan bu 20 metrekarelik evlerin ortasında ocak yer alır. Ndebele halkı ise kilden inşa ettikleri konutların dış duvarlarını kadınların rengarenk, geometrik desenlerle boyamasıyla adeta birer sanat eserine dönüştürerek bereket ve sadakatlerini yansıtırlar.
Doğal ve ekonomik bakımdan çevresindeki yerleşimlere göre daha avantajlı konumda olan köyler zamanla büyüyerek kasabalara ve hatta şehirlere dönüşebilmektedir. Bu dönüşümde savunma büyük rol oynar; yarımadalar, adalar ve tepeler kolay savunuldukları için Lagos, Mombasa ve Tunus gibi merkezlerin gelişimine zemin hazırlamıştır. Stratejik önem ise Dakar, Freetown ve Cape Town gibi limanların okyanus ticaretinde ve deniz üssü olmasında kritik etki yaratmıştır.
Ana güzergahların, yani yolların kesiştiği noktalar ticaret ve savunma için elverişli mekanlardır; Hartum, Cezayir ve Bulawayo bu duruma örnek gösterilebilir. Gambiya’daki Bathurst veya Nairobi gibi idari merkezler ise fiziki olarak her zaman en elverişli yerler olmasalar bile yöneticilerin tercihiyle kurulmuştur. Ayrıca enerji kaynaklarına yakın kurulan sanayi tesisleri (Jinja, Tema, Rand) veya yeni maden yataklarının işletmeye açılması (Enugu, Thika) kasabaların hızla büyümesini tetiklemiştir.
Afrika kıtası, %40'lık şehirleşme oranıyla dünyanın en düşük şehirli nüfusa sahip kıtasıdır. Ancak kentleşme hızı açısından kıtada radikal değişimler yaşanmakta ve önümüzdeki yıllarda bu oranın hızla artacağı öngörülmektedir. Kıtanın kültürel ve ekonomik bakımdan iki farklı bölgeye ayrılması, şehirsel yerleşmelerin yapısında da açıkça kendini gösterir. Kuzey Afrika, Tropikal Afrika’ya kıyasla daha yüksek şehirleşme oranlarına sahiptir.
Kuzey Afrika’da genellikle bir veya iki büyük şehrin geliştiği, gelişmekte olan ülkelere özgü bir şehirleşme yapısı hâkimdir. Mısır’da şehirli nüfus %43.5 iken Libya’da %77.7, Cezayir’de %73, Fas’ta %57 ve Tunus’ta %66.3’tür. Libya’da şehirler petrol zenginliğine bağlı olarak gelişirken, Mısır ve Mağrip ülkelerinde ticaret ve sanayi ön plandadır. Sahra’nın güneyindeki Tropikal Afrika ise dünyanın en az şehirleşmiş ancak en hızlı kentleşen bölgesidir; kırsaldan şehirlere göç eden kalabalıklar büyük bir dönüşüm yaratmaktadır.
Tropikal Afrika’da ülkeler arası oranlar büyük farklılıklar gösterir; örneğin Nijerya’da şehirli nüfus %49.6 iken Malawi ve Uganda’da %15-16 civarındadır. Yalnızca Zambiya (madencilik şehirleri nedeniyle) ve Güney Afrika Cumhuriyeti (%65) yüksek şehirleşme oranlarına sahiptir. Güney Afrika Cumhuriyeti, gelişmiş sanayisi ve Johannesburg, Cape Town gibi metropolleriyle kıtanın ekonomik ve finansal çekim merkezidir.
Afrika şehirleri tarihsel süreç ve kültürel etkiler doğrultusunda farklı dokulara sahiptir. Kuzey Afrika şehirleri, 7. yüzyıldan itibaren Arap nüfusun ve İslam dininin etkisiyle 'İslam şehri' özelliği kazanmıştır. Bu şehirlerde yerel mimaride kapalılık ve mahremiyet ön plandadır, merkeze cami ve çarşı kompleksi yerleştirilir ve mekan etnik, mesleki ya da dini birliğe dayanan yarı-özerk mahalleler şeklinde örgütlenmiştir. Camiler peyzajda hakim konumdadır.
Sömürge dönemi, Afrika şehirlerinin dokusunda silinmez izler bırakmıştır. Avrupalıların tarım ve maden ürünlerini limanlara taşımak için kurdukları Nairobi, Kampala, Maputo ve Kinşasa gibi şehirler sömürge mirasُdır. Batı zonda (Nijerya’nın kuzeyi) yer alan Kano ve Kaduna gibi geleneksel Afrika şehirleri ise sömürge güzergahından uzakta kaldıkları için özgün yapılarını kısmen korumuş ve periyodik pazar alanlarıyla dikkat çekmiştir.
Afrika’da tamamen batı tarzı, yüksek binalardan oluşan merkezi iş alanlarına (C.B.D.) ve geniş banliyölere sahip Amerikan tipi modern şehirler de yer alır (özellikle Güney Afrika’da Johannesburg ve Durban). Ancak bu farklı tarzlara sahip hemen tüm Afrika şehirleri, 'uydu kasaba' adı verilen ve aslında gecekondu halkalarından oluşan yerleşim kuşaklarıyla çevrelenmiştir.