Toprak; bitkilerin tohumlarının çimlendiği, kökleriyle tutunduğu ve besin maddelerini (toprak çözeltisi vasıtasıyla) aldığı en temel mekânsal unsurdur. Toprak oluşumu (pedogenez), anakayanın mekanik parçalanma ve/veya kimyasal ayrışmaya uğramasıyla başlar; kimyasal ayrışma ürünlerinden yeni maddelerin sentezlenmesiyle ve profil içerisinde horizondan horizonlara madde taşınmasıyla devam eden çok yavaş, binlerce yıllık bir süreçtir.
H. Jenny tarafından 1941 yılında kaleme alınan 'Factors of Soil Formation' adlı eserde toprak oluşumu temel faktörlerle formüle edilmiştir: Anakaya (p), İklim (cl), Topoğrafya (r), Organizmalar (o) ve Zaman (t). Bu faktörler içerisinde toprak oluşumunu ve şekillenmesini en çok etkileyen etken iklimdir. Sıcaklık, fiziksel parçalanmayı ve kimyasal ayrışma hızını doğrudan kontrol ederken; yağış ise yıkanma, çözünme, minerallerin ayrışması ve birikme süreçlerini yönlendirir.
Anakayanın cinsi, mineralojik bileşimi, tanecik boyutu (iri/ince) ve kimyasal yapısı (killi/kumlu oluşu) yerel toprak özelliklerini doğrudan belirler. Topoğrafya ise rölyef ve eğim koşulları aracılığıyla yüzey sularının sızmasını veya akıp gitmesini etkiler. Düz ve az eğimli sahalarda sular alt katmanlara nüfuz ederken, eğimli yamaçlarda yüzeysel akış artar; yükselti ise iklim elemanlarını değiştirerek dikey yönlü kuşaklanmaya yol açar.
Bakı faktörü, yamaçların aldığı güneş radyasyonu miktarını belirleyerek sıcaklık, nem ve bitki örtüsü üzerinde farklılıklar yaratır. Örneğin kuzey yamaçlar genellikle daha fazla yağış alır, daha yoğun bitki örtüsüne ve buna bağlı olarak daha zengin organik madde profiline sahip olur. Organizmalar ise ilk ayrışma aşamasından itibaren bitki artıklarıyla organik madde sağlar, kök sistemleriyle anakayanın havalanmasını ve agregasyon yoluyla toprak strüktürünün oluşmasını destekler.
Türkiye'nin toprak çeşitliliği; iklim, topoğrafya, ana materyal, bitki örtüsü ve zaman etkenlerinin çok kısa mesafelerde değişiklik göstermesinin doğal bir sonucudur. Ülke genelindeki ilk kapsamlı toprak haritası 1950 sonrasında Tarım Bakanlığı bünyesinde Oakes yönetiminde hazırlanmış (1/800.000 ölçekli), ardından TOPRAKSU çalışmalarıyla 1/25.000 ölçekli il haritalarına dönüştürülmüştür.
Geleneksel ve eski sınıflandırma sistemine göre Türkiye toprakları oluşum özelliklerine göre üç büyük takıma ayrılır: Zonal topraklar, İntrazonal topraklar ve Azonal topraklar. Zonal topraklar, özelliklerini doğrudan iklim ve bitki örtüsü kuşaklarından alır (Örn: Tundra, Kireçsiz kahverengi topraklar, Kırmızı Akdeniz toprakları).
İntrazonal topraklar, iklimden ziyade ana kaya, jeomorfolojik koşullar veya drenaj özelliklerinin baskın olduğu alanlarda gelişir (Örn: Rendzinalar, Grumusoller/Vertisoller). Azonal topraklar ise herhangi bir horizonlaşmanın (katmanlaşmanın) görülmediği, taşınmış malzemelerden oluşan genç topraklardır (Örn: Alüvyal, Kolüvyal topraklar).
Türkiye genelinde haritalanmış büyük toprak gruplarının alansal dağılımı incelendiğinde, en geniş yayılışa %20'nin üzerindeki payıyla kahverengi orman toprakları sahiptir. Bunu kahverengi topraklar (%14,57) ve kireçsiz kahverengi orman toprakları (%14,04) izlerken; kestanerengi topraklar yaklaşık %9,38'lik bir orana sahiptir.
Karadeniz Bölgesi, ortalama yükseltinin fazla olduğu (%70'i 500-1750 m arasında), dağlık ve daima yağış alan bir coğrafyadır. Yıllık yağışın kıyıda 1000 mm'yi, Rize çevresinde 2000 mm'yi aşması, toprak pH değerlerinin 7'nin altında olmasına ve asidik karakter kazanmasına yol açmıştır. Bölgede en yaygın toprak tipleri asit reaksiyonlu kahverengi orman toprakları ile gri kahverengi podzolik topraklardır; ayrıca yağışın 1000 mm'yi geçtiği yüksek ve kuzey yamaçlarda kırmızı sarı podzolik topraklar gelişmiştir.
Marmara Bölgesi, ortalama 280 m yükseltiye sahip olup topraklarının %60'ı alçak kesimlerde yer alır. Bölgede kireçsiz kahverengi orman toprakları, kireçsiz kahverengi topraklar ve kahverengi orman toprakları hâkimdir. Trakya'nın Ergene Havzası ve güney Marmara'daki killi çökeller üzerinde ağır kil içeren vertisoller, kireçtaşının bulunduğu güney kesimlerde ise kırmızı kahverengi Akdeniz toprakları (terra rossa) ve rendzinalar görülür.
Ege Bölgesi, Asıl Ege ve İç Batı Anadolu olarak iki farklı karaktere sahiptir. Asıl Ege'de kıyı kesimindeki kireçtaşları üzerinde kırmızı Akdeniz toprakları yayılış gösterirken, akarsu vadilerinde (Gediz, Büyük ve Küçük Menderes) verimli alüvyal topraklar yer alır. İç Batı Anadolu'da ise yüksek sahalarda kahverengi orman toprakları, volkanik sahalarda ise Kula çevresinde volkanik litosoller dikkat çeker.
Karadeniz'in Bafra ve Çarşamba deltalarında taban suyu yüksekliğine bağlı olarak hidromorfik alüvyal ve grimsi-mavimsi renkli topraklar oluşurken; Marmara ve Ege'deki çöküntü havzalarında drenaj yetersizliğine bağlı olarak tuzlu-alkali ve hidromorfik özellikler de gözlenebilmektedir.
Akdeniz Bölgesi, Toros Dağları'nın baskın olduğu, karstik topografyanın ve yüksek oranda kalker anakayanın yer aldığı bir sahadır. Bölgenin en karakteristik ve aktif süreçlerle gelişen toprak tipi kırmızı Akdeniz topraklarıdır (Terra rossa). Dolin, uvala ve polye tabanlarında kalınlaşan bu topraklar yüksek kil ve %8'e varan organik madde oranına sahiptir. Dağlık kesimlerde kahverengi orman toprakları geniş yer tutarken, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin suladığı Çukurova ve Yukarıova'da alüvyal topraklar yaygındır.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi, sade yüzey şekillerine sahip olup en yaygın toprak sınıfı kırmızımsı kahverengi topraklardır. Gaziantep, Adıyaman ve Şanlıurfa platolarında görülen bu topraklar yüksek kireçli, pH'sı 7,5'in üzerinde ve tarım alanlarında organik maddesi %1'in altında olan karakterdedir; erozyon bölgenin en büyük sorunudur. Karacadağ üzerinde ise bazaltik karakterli volkanik litosoller yer alır.
Doğu Anadolu Bölgesi, 1800 m'yi aşan ortalama yükseltisi, sert karasal iklimi ve volkanik kütleleriyle dikkat çeker. Bölgede Malatya, Elazığ, Iğdır gibi ovalarda kahverengi topraklar ve kestanerengi topraklar yaygındır. Bingöl, Erzurum, Kars dolaylarında geniş lav akıntıları ve bazaltlar üzerinde litosoller gelişmiştir; ayrıca yüksek dağlık alanlarda kireçsiz kahverengi topraklar ve yüksek dağ çayır toprakları bulunur.
Bölgenin kapalı havzalarında ve yüksek taban suyuna sahip ova tabanlarında (Erzincan, Erzurum, Çaldıran) hidromorfik alüvyal topraklar ve tuzlu-alkali oluşumlar gözlenmektedir.
İç Anadolu Bölgesi, etrafı yüksek dağlarla çevrili, az yağış alan çanak şekilli bir yapıya sahiptir. Bölgede kireç içerikli anakayaların yaygın olması, kahverengi toprakların çok geniş alanlar kaplamasına zemin hazırlamıştır. Yukarı Sakarya, Bozok Platosu, Yukarı Kızılırmak havzası ve Tuz Gölü çevresinde bu topraklar yaygındır; tarım alanlarında organik madde %1-2 iken merada %4'e çıkabilir.
Volkanik faaliyetler sonucu oluşan Karadağ, Karacadağ, Hasan Dağı, Melendiz ve Erciyes Dağı çevrelerinde kireçsiz kahverengi topraklar ve regosoller gelişmiştir. Volkanik kül ve andezitli sahalarda geçirgenliği yüksek, bazaltik sahalarda ise kil oranı yüksek topraklar görülmektedir.
Tuz Gölü çevresinde, Akgöl havzasında ve Çumra'da eski göl tabanlarındaki tuzların drenajla atılamaması ve yüksek buharlaşma nedeniyle şiddetli rüzgâr erozyonuna açık tuzlu alkali topraklar (halomorfik topraklar) oluşmuştur. Konya ve Ereğli ova tabanlarında ise alüvyal ve hidromorfik alüvyal topraklar (Hotamış ve Hortu bataklıkları çevresi) geniş yer tutar.
Genel olarak Türkiye toprakları; iklim çeşitliliği, anakaya farklılıkları ve karmaşık topografik yapısı sayesinde mikroklima alanları yaratarak çok zengin ve çeşitli bir toprak mozaiğine ev sahipliği yapmaktadır.