Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin batı kesimi olan Orta Fırat Bölümü, Fırat Nehri ile iki ana parçaya ayrılmaktadır. Fırat Nehri'nin doğusunda kalan kesim Şanlıurfa Yöresi'ni oluştururken, batısındaki engebeli alanlar Gaziantep ve Adıyaman yöreleri olarak ikiye ayrılır. Şanlıurfa Yöresi genel olarak hafif dalgalı bir görünüm arz eden Şanlıurfa Platosu'nun egemenliği altındadır.
Bu plato üzerinde doğuda volkanik bir kütle olan Karacadağ (1919 metre), orta kesimde Tektek Dağı (747 metre) ve batıda Karadağ yer almaktadır. Platonun güney kesimlerinde ise tarımsal açıdan büyük önem taşıyan Halfeti, Suruç, Harran ve Viranşehir ovaları bulunmaktadır. Yörenin en önemli akarsuyu batı sınırından geçen Fırat Nehri'dir.
Hidrografik açıdan yörede Halil-Ür Rahman ve Aynızeliha gölleri dikkat çeker. Bu göller Şanlıurfa'nın Gölbaşı semtinde kaynak suları üzerinde oluşmuştur. Ayrıca enerji ve sulama amacıyla Fırat Nehri üzerinde kurulan Atatürk Barajı (1992) ve Birecik Barajı (2000) ile Karkamış Barajı yörenin su kaynakları yönetiminde kilit rol oynamaktadır.
Şanlıurfa Yöresi; Şanlıurfa, Siverek, Viranşehir, Ceylanpınar, Suruç, Birecik, Bozova, Hilvan, Akçakale, Harran ve Halfeti gibi yerleşme birimlerinden oluşmaktadır. Şanlıurfa kenti tarih boyunca Selçuklular, Haçlılar, Eyyûbiler, Memlûklar, Akkoyunlular, Safevîler ve Osmanlılar gibi pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, 1516 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Kurtuluş Savaşı'nda Fransız işgaline karşı gösterilen büyük direniş ve 11 Nisan 1920'deki kurtuluş mücadelesi sonucunda şehir, TBMM tarafından 1984 yılında 'Şanlı' unvanını almıştır. Kent, yerleşime en uygun alanlar olan kuzey ve doğu yönlerinde büyüme eğilimi göstermektedir. Şanlıurfa merkezindeki tarihi ve arkeolojik sit alanları için koruma planları uygulanmaktadır.
Balıklıgöl çevresi ve geleneksel çarşıları kapsayan alanlarda 1992 yılından bu yana yenileme, canlandırma ve tasarım projeleri yürütülmektedir. Ayrıca 1992 yılında kurulan Harran Üniversitesi, kentin akademik ve kültürel gelişiminde önemli bir cazibe merkezi haline gelmiştir.
Şanlıurfa'da tarımsal faaliyetler arpa, buğday, mercimek, pamuk, çeltik ve kenevir üretimi üzerine yoğunlaşmıştır. Halfeti ve Birecik'te zeytincilik yapılırken, son dönemde zeytin ağaçlarının yerini daha kârlı olan fıstık ağaçları almaktadır. Tektek Dağları'ndaki yabani fıstık ağaçlarının aşılanmasıyla Antep fıstığı üretimi hızla artmaktadır.
GAP projesinin en önemli ayaklarından biri olan Şanlıurfa Tünelleri, Atatürk Barajı'ndan alınan suyu ovalara ulaştırmaktadır. Bitkisel tarımın yanı sıra sığır, koyun, kıl keçisi ve hindi yetiştiriciliği yapılan hayvancılık gelişmiştir. Ayrıca Türkiye'nin en iyi yarış atları bu yörede yetiştirilmekte, Ceylanpınar'da ceylan koruma projeleri yürütülmektedir.
Sanayi sektöründe gıda (%40) ve tekstil (%29) ilk iki sıradadır. Un, tuğla-kiremit, pamuk ipliği ve çimento fabrikaları bulunmaktadır. Kültür turizmi açısından Göbeklitepe (15 bin yıllık tapınak), Harran'ın konik kubbeli evleri, Tektek Dağları Milli Parkı, Şuayıp Şehri Harabeleri ve Birecik'teki Kelaynak kuşları bölgeye uluslararası düzeyde turis çekmektedir.
Şanlıurfa, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin kritik bir karayolu kavşak merkezidir. Adana-Şanlıurfa otoyolu bölgenin ana ulaşım omurgasını oluşturur. Şanlıurfa'dan Mardin, Diyarbakır ve Akçakale yönlerine giden karayolları ağı mevcuttur.
Demiryolu ulaşımı kapsamında Türkiye-Suriye sınırı boyunca uzanan 221 kilometrelik hatta, Gaziantep-Nusaybin arasında haftada 3 gün tren seferleri düzenlenmektedir. Atatürk Baraj Gölü üzerinde ise karşılıklı feribot taşımacılığı yapılarak iki yaka arasındaki ulaşım sağlanmaktadır.
Hava yolu ulaşımı açısından kentin gelişimine büyük katkı sağlayan GAP Uluslararası Havaalanı hizmete girmiş olup, yörenin ulusal ve uluslararası bağlantılarını güçlendirmiştir.
Orta Fırat Bölümü'nün batı engebeli kesiminde yer alan Gaziantep Yöresi'ne ortalama yükseltisi 800 metre olan Gaziantep Platosu hâkimdir. Bu plato Fırat Nehri kolları tarafından yer yer derin vadilerle yarılmıştır. Kireçtaşı sahalarında dolin ve polyeler (örneğin kuzeydoğudaki Güllüce polyesi) görülür.
Platonun kuzeyinde Araban ve Yavuzeli ovaları, güneyinde ise Oğuzeli ovası yer alır. Yörenin kuzeybatısında Kartal Dağı bulunur. Hidrografik olarak Fırat Nehri ve Nizip Çayı yörenin en önemli su kaynaklarını oluşturur.
Yörede yer alan idari ve coğrafi yerleşmeler; Gaziantep, Nizip, Araban, Oğuzeli, Şehitkamil, Şahinbey, Elbeyli, Karkamış ve Yavuzeli'dir. Tarihi adı Ayıntap olan Gaziantep; Roma, Bizans, Selçuklu, Dulkadiroğulları ve Memlûk dönemlerinden sonra 1516'da Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Gaziantep yöresinde tarımsal ürün olarak buğday ve arpa baştadır; dikili alanlarda ise antep fıstığı ve zeytin üretimi ön plandadır. Hayvancılıkta aile işletmeleri şeklinde büyükbaş, ayrıca koyun ve keçi besiciliği yaygındır. Gaziantep, GAP Bölgesi'nin sanayi ve ticarette en gelişmiş ili konumundadır.
Şehirde gıda, tekstil (makine halısı, akrilik iplik, battaniye), plastik, makine imalat, deri ve kimya sanayileri çok gelişmiştir. Faal durumda 4 adet Organize Sanayi Bölgesi bulunmaktadır. Turizm potansiyeli çok zengin olan yörede Dülük Antik Kenti, Karkamış Harabeleri, Zeugma Antik Kenti ve Rumkale yer alır.
Gaziantep aynı zamanda zengin müze ağıyla dikkat çeker; Gaziantep Mozaik Müzesi, Arkeoloji Müzesi, Savaş Müzesi, Emine Göğüş Mutfak Müzesi ve Bayazhan Kent Müzesi bunlardan sadece birkaçıdır.
Gaziantep, kara ve demiryolu ağlarının kesişim noktasında yer alan kritik bir ulaşım merkezidir. Adana-Şanlıurfa otoyolu kentin güneyinden geçmektedir. Ayrıca kuzeyde Kahramanmaraş ve güneyde Kilis karayolu hatları bölge içi bağlantıları sağlamaktadır.
Demiryolu ulaşımında, ana hattan Narlı'da ayrılan bir kol Gaziantep üzerinden Karkamış'a ulaşmakta ve Narlı-Karkamış arasında yük ve yolcu trenleri işletilmektedir.
Hava ulaşımı için 1976 yılında hizmete giren Gaziantep Havalimanı, 2006 yılında yapılan genişletme çalışmalarıyla uluslararası havalimanı statüsü kazanmıştır.
Adıyaman Yöresi'nde kuzeye doğru yükselen ve Fırat Nehri'ne doğru alçalan plato yapısı hâkimdir. Torosların uzantısı olan Malatya Dağları yörenin kuzeyini kaplar. Başlıca dağlar Akdağ (2551 m), Tucak Dağı (Ulubaba Dağı) ve Nemrut Dağı'dır. Güneye indikçe Adıyaman-Kâhta, Gölbaşı, Çakırhöyük ve Azaplı-İnekli ovaları yer alır.
Hidrografya açısından Kâhta Çayı ve Fırat Nehri öne çıkar. Fırat Nehri yörenin güneydoğusundan geçerken Göksu ile birleşir. Yörenin Gölbaşı, İnekli ve Azaplı adında doğal gölleri bulunur ve bu göller birbirine kanallarla bağlanmıştır.
Adıyaman'ın 35 km güneyinde kurulan Atatürk Barajı 817 km² göl alanına sahip olup, Samsat ilçesi ve çok sayıda köyü sular altında bırakmıştır. Barajın hidroelektrik santrali 1991-1994 yılları arasında devreye girmiş, sulama faaliyetleri ise 1993'te başlamıştır.
Adıyaman Yöresindeki başlıca yerleşmeler Adıyaman, Besni, Gölbaşı, Kâhta, Tut ve Samsat'tır. Adıyaman'ın eski adı Hısn-ı Mansur'dur (Mansur'un Kalesi). Halk arasında zamanla Hüsnü Mansur ve meyve bahçelerinden dolayı Vadi-i Leman (Güzel Vadi) denilmiş, 1926 yılında resmen Adıyaman adını almıştır.
Şehrin ilk yerleşim çekirdeği 5 km kuzeydoğudaki Neolitik döneme uzanan Perre (Pirin) Antik Kenti'dir. Kommagene Krallığı döneminde parlayan Perre, sonradan terk edilmiş ve Bizans döneminde bugünkü yerinde yeniden kurulmuştur. Kent sırasıyla Roma, Bizans, Emevi, Memluk, Selçuklu, Dulkadiroğulları ve Osmanlı idaresini yaşamıştır.
2006 yılında kurulan Adıyaman Üniversitesi kentin kültürel ve akademik kalkınmasına öncülük etmektedir.
Adıyaman'da tarım tahıl ağırlıklıdır; buğday, arpa, mercimek ve nohut en çok üretilen ürünlerdir. Sulu tarım alanlarında pamuk ve mısır önem kazanmıştır. Tütüne getirilen kota kısıtlamaları üreticileri zeytin, Trabzon hurması ve antep fıstığı gibi alternatif ürünlere yönlendirmiştir. Hayvancılıkta küçükbaş (koyun-keçi) ilk sıradadır.
Sanayi, 1967'de kurulan Sümerbank Pamuklu Sanayi Tesisi ile başlamış, ardından un ve tekstil fabrikaları artmıştır. Adıyaman (1991), Besni (2005), Gölbaşı (2005) ve Kâhta (2008) organize sanayi bölgeleridir.
Yöre Türkiye petrol üretiminde hayati bir yere sahiptir. 1958'deki ilk keşiften sonra TPAO faaliyetleriyle Karakuş ve Cendere sahaları başta olmak üzere Adıyaman, Türkiye'de üretilen ham petrolün yaklaşık %60'ını tek başına karşılayan en önemli petrol üretim merkezi haline gelmiştir.
Arkeolojik turizm açısından Adıyaman'daki Nemrut Dağı 2150 metre zirvesindeki Geç Helenistik Dönem'e ait tapınaksal mezar anıtıyla yeryüzünün en değerli kültür varlıklarındandır. Bu anıt 1987'de UNESCO Dünya Mirası listesine alınmış, 1988'de Milli Park ilan edilmiştir.
Karayolu ulaşımı Kahramanmaraş-Malatya aksından sağlanan bağlantıyla yürütülür. Demiryolu ulaşımı ise batıdaki Gölbaşı'ndan geçen Adana-Fevzipaşa-Malatya hattı ile sağlanmaktadır.
Atatürk Barajı nedeniyle kesilen eski Adıyaman-Siverek yolu feribot seferleriyle yeniden bağlanmıştır. Yörede ayrıca 1998 yılında hizmete giren Adıyaman Havalimanı hava ulaşımını sağlamaktadır.