Bu bölümde temel fiziki coğrafya faktörlerini ve bu faktörlerin tarımsal üretime etkisi
üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede Türkiyenin topografik özellikleri kapsamında yükselti ve
eğim değerlerinin tarımsal üretimine etkisi, iklim ve iklimi oluşturan sıcaklık, yağış, rüzgar,
nem ve bulutluluk gibi unsurların tarımsal üretimin biçimlenmesindeki katkısı, toprak
koşullarının Türkiyedeki durumu ve tarımsal üretimdeki yeri, nihayet su kaynaklarının
nitelikleri, Türkiye’deki durumu ve tarımsal üretimdeki önemi işlenmiştir.
Belirtilen çerçevede Türkiye’nin bir bütün olarak yükseltisi fazla bir ülke olduğu,
ortalama yükseltisinin 1000 m’nin üzerinde olduğu, yükseltinin artmasıyla eğim değerlerinin
de yükseldiği öğrenilmiştir. Türkiye’de mekanın %62,2’sinin dik eğimli arazilerden oluştuğu
ve bunu da tarımsal üretimi kısıtlayıcı bir etki yarattığı öğrenilmiştir.
Sadece topogtafik özellikler değil, iklim ve iklimi oluşturan hava olaylarının da tarımsal
üğretimin biçimlenmesinde önemli bir etkisi olduğu, bu kapsamda Türkiye’de birbirinde
farklılaşan iklim tiplerinin yaşandığı anlaşılmaktadır. İklim unsurlarından sıcaklık değerlerinin
bölgeler arasında büyük farklıklar oluşturduğu, kıyı kesimlerinn yüksek sıcaklık ortalamalarına
sahip olduğu anlaşılmıştır. Yine yağış şartları aısından da ektrem değerlerin yaşandığı
öğrenilmiştir.
Tarımsal üretim süreçlerinde etkili olan diğer bir faktörün toprak şartları olduğu,
Türkiye’nin geçirdiği jeolojik süreçler ve dış faktörlerin etkisiyle çok çeşitli toprak tiplerini
bünyesinde barındırdığı, en fazla zonal toprakların görüldüğü öğrenilmiştir. Sadece oprağın
türü değil aynı zamanda toprağın verimlilik ölçüsünün de tarımsa üretim açısından büyük önem
arzettiği anlaşılmış, bu kapsamda toprakların sekiz verimlilik sınıfına ayrıldığı öğrenilmişir.
Son olarak su kaynaklarının tarımsal üretimde önemli bir role sahip olduğu anlaşılmiştir.
Bu çerçevede yağışla birlikte oluşan yer üstü ve yer altı su kaynaklarının tarımsal üretim
açısından büyük değer taşıdığı öğrenilmiştir. Bu çerçevede su kaynakalrının yurt genelinde
dengeli bir dağlış göstermediği anlatılmıştır.
