Klasisizm17. yüzyılda Fransa'nın monarşik ve kuralcı siyasal yapısından doğan, temelini akıl ve sağduyunun oluşturduğu sanat ve felsefe akımıdır. Bu akım, duyguları arka plana atarak aklın kabul etmediği hiçbir şeyin geçerli olmadığını savunur.
Romantizm18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başında klasisizme ve aydınlanmacı aklın kurallılığına tepki olarak doğan; duyguları, sezgileri, bireyselliği ve doğa sevgisini ön plana çıkaran düşünce akımıdır.
Aydınlanma EleştirisiRomantiklerin ve Nietzsche'nin, aklın aşkınlığını ve insanı tek tipçi bir rasyonaliteyle yönetme çabasını yetersiz bularak reddettikleri felsefi tutumdur.
Doğa FelsefesiRomantizmde rasyonel bilimin ve deneysel düşüncenin yerini alan, doğanın insan ile Tanrı arasındaki bağı kurduğunu ve bu nedenle yüceltilmesi gerektiğini savunan yaklaşımdır.
Parçacılık / Aforizma TarzıNietzsche'nin geleneksel sistem filozoflarının aksine bütünlük arz eden büyük sistemler kurmayı reddettiği, eserlerinde fragmanlar ve aforizmalar kullanan yazım biçimidir.
Çekiçle Felsefe YapmakNietzsche'nin acıma duygusu gütmeden, yanlış olduğunu düşündüğü tüm geleneksel değerleri ve metafizik kabulleri acımasızca yıkma yöntemine verdiği addır.
Hristiyanlık KarşıtlığıNietzsche'nin, Hristiyanlığın zayıflara merhamet göstererek insanları güçten düşürdüğünü, onları zayıflattığını ve doğal değerleri tersine çevirdiğini öne sürerek eleştirdiği ahlak karşıtı duruşudur.
Tanrı ÖldüNietzsche'nin metafizikten, dinin öngördüğü ikinci bir dünyadan ve geleneksel hakikat anlayışından kökten kopuşu ifade etmek için 'Böyle Buyurdu Zerdüşt' adlı eserinde kullandığı çığlıktır.
Üstinsan (Übermensch)Tanrı'nın öldüğünün farkında olan, öteki dünya inancından vazgeçerek içinde yaşanılan dünyanın biricikliğine coşkuyla sarılan ve yaşamı tüm çelişkileriyle olumlayan Nietzscheci insan tipidir.
Güç İstenciİnsanın dünyada var olmasını sağlayan ve üst insanın yaşamın çelişkilerine dayanabilmesi için sahip olması gereken en temel yaşam enerjisi ve istençtir.
Sonsuz DönüşNietzsche'ye göre zamanın sonsuz, evrenin ise sınırlı olması nedeniyle her şeyin sonsuz kez yeniden yaşanacağını savunan ve bu düşünceyi olumlamayı amaçlayan trajik bilgelik ilkesidir.