← Ünite 6

Ünite 6: Yabancılaşma ve Kamuoyu — Önemli Kavramlar

Yabancılaşma
Bireyin kendi öz varlığına, emeğine veya toplumsal normlara olan bağını yitirerek, başkalarının kanaatlerine göre şekillenmesi ve kendine yabancılaşması durumudur. Örneğin, bir çalışanın kendi yaratıcılığını kullanamadan sadece monoton işler yapması, emeğine yabancılaşmasıdır.
Kamuoyu
Toplumun ortak kanaatlerini yansıtan, bireylerin dışlanmamak için uyum sağlamak zorunda kaldığı yazılı olmayan kurallar bütünüdür. Rousseau'ya göre kamuoyu, bireyin davranışlarını kontrol eden dördüncü bir hukuk biçimi gibi işler.
Güçsüzlük
Seeman'ın yabancılaşma boyutlarından biri olup, bireyin kendi hayatı üzerinde kontrol sahibi olamaması ve başkaları tarafından yönlendirilmesidir. Birey, kendi eylemlerinin öznesi olamadığını hissettiğinde güçsüzlük yaşar.
Anlamsızlık
Bireyin yaptığı işin veya eylemin monotonlaşması sonucu, o eylemin bir değerinin kalmaması ve bireyin kendini gerçekleştirememesidir. Örneğin, yaratıcılıktan uzak, sürekli tekrar eden bir iş süreci anlamsızlık yaratır.
Normsuzluk
Bireyin sahip olduğu değer yargılarının, içerisinde bulunduğu toplumun veya grubun değerleriyle çatışması sonucu kendi normlarından vazgeçmek zorunda kalmasıdır. Bu durum, bireyin toplumsal sisteme uyum sağlamak için kendi doğrularını terk etmesidir.
Kendine Yabancılaşma
Bireyin kendi kişiliği, geçmişi ve beklentileri ile içinde bulunduğu sistemin talepleri arasındaki dengesizlik sonucu kendisinden soyutlanmasıdır. Kişi, kendi içsel boşluğunu doldurmak için dışsal nesnelere tapınmaya başlar.
Aktarma (Transfer)
Freud'un nevrotik hastalar için kullandığı, bireyin kendi içsel yetersizliğini yenmek için tüm insani niteliklerini bir nesneye veya kamuoyuna yansıtmasıdır. Birey, kendi gücünü kamuoyunun gücüne aktararak kendini güçlü hissetmeye çalışır.
SponsorluReklam Alanı · 300 × 250
Burjuva Kamusal Alanı
Habermas tarafından tanımlanan, 17. ve 18. yüzyıllarda eleştirel ve rasyonel tartışmaların yapıldığı platformdur. Ancak sanayileşme ile bu alan, eleştirel tartışmaların yerini tüketim eylemlerinin aldığı bir yapıya dönüşmüştür.
Depolitizasyon
Bireylerin siyasal süreçlere olan ilgisini yitirmesi ve olaylar karşısında pasif, edilgen bir konuma itilmesidir. Kamuoyunun sadece tüketim odaklı hale gelmesi, bireylerin siyasetten uzaklaşmasına neden olur.
Bütüncü Yönelim
Kişiliğin kamuoyu üzerindeki etkisini anlamak için kullanılan bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, kişiliğin temel örgütleyici ilkesini bütünüyle kavramaya odaklanır.
Kişilik Özelliği Kuramı
Siyasal davranışları analiz ederken, bireyin sahip olduğu belirli bir kişilik özelliğinin veya boyutunun siyasi eylemler üzerindeki etkisini inceleyen yaklaşımdır.
Kanaat Boşluğu
Halkın siyasal olaylara ilgisiz kalması sonucu oluşan boşluktur. Bu boşluk, kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden az sayıda grup veya hükümet tarafından doldurulmaya çalışılır.