← Ünite 13

Ünite 13: Toplumsal Kontrol Mekanizmasını Tersine Çevirme Girişimi Olarak "Biyo-haber Talebi" — Konu Anlatımı

1Giriş: Bilgi ve Enformasyon Arasındaki Ayrım

Akademisyenlerin büyük kısmı bilgi (knowledge) ve enformasyon (information) kavramlarının birbirinden farklı olduğu konusunda hemfikirdir. Enformasyon hiçbir zaman gerçek bir bilgi değildir; bilginin kurgulanmış, değiştirilmiş ve kapitalist sistem için tehlike oluşturmayacak hale getirilmiş biçimidir. Bu nedenle günümüz 'enformasyon toplumu' asla gerçek bir bilgi toplumu özelliği göstermez.

Küresel ekonomik iktidarın merkezindeki sanayi ülkelerinde 'bilgi toplumu', 'bilgiye dayalı ekonomi' veya 'bilginin yönlendirdiği ekonomi' gibi kavramlar seçkinler için kullanılırken, toplumun büyük kesimi için 'enformasyon toplumu' kavramı kullanılmaktadır. Aykut Göker'in belirttiği gibi, Yeni Dünya Düzeni toplumun büyük çoğunluğunu enformasyon toplumuna dönüştürürken, seçilmiş küçük bir kesimi bilgi toplumuna dönüştürmeyi amaçlamaktadır.

Bilgi sahibi olmak iktidar getirdiği için sistem bu bilginin paylaşımını engeller ve enformasyon ile bilgi arasındaki ayrımı siler. İletişim teknolojilerinin (bilgisayar, internet vb.) kullanıcısı olmak, bireye yanlış bir şekilde bilgi çağı bireyi olduğu yanılgısını verir. Oysa bu teknolojiler kişiyi kapitalist sistemin manipülasyon aracı olan enformasyon toplumuna dâhil eder.

2Foucault ve Biyo-İktidar Anlayışı

Batı'nın Klasik Çağ'dan bu yana iktidar anlayışında derin bir dönüşüm yaşanmıştır. Artık iktidar sadece tasarruf hakkına sahip, cezalandıran veya yok eden bir mekanizma olmaktan çıkmıştır. Foucault'ya göre günümüz iktidarı; boyun eğdirdiği güçleri kışkırtma, güçlendirme, denetleme, gözetleme, çoğaltma ve düzenleme işlevlerine sahip bir yapıya bürünmüştür.

İktidarı güçlü kılan en önemli unsur, işleyişinin yalnızca olumsuz düzlemde (yasaklar, baskılar) gerçekleşmemesidir. İktidarın olumlu etkileri de vardır; bilgi üretir, zevk yaratır ve caziptir. Jeremy Bentham'ın Panoptikon'undan izler taşıyan bu anlayış, toplumun ve bireylerin kılcal damarlarına sızarak tüm ilişkileri biçimlendirir.

Bu bağlamda bir 'biyo-iktidar' veya bedensel-iktidar ağı mevcuttur. Beden siyasal bir alanın içine doğmuştur; iktidar onu kuşatmakta, damgalamakta, terbiye etmekte, işe koşmakta ve ondan işaretler talep etmektedir. Küresel sermaye bu iktidar anlayışıyla toplumsal bilgisizleştirmeyi ve denetimi sağlamaktadır.

3Kodlanmış Bilgi ve Örtük Bilgi Ayrımı

Küresel sermayenin yarattığı enformasyon bombardımanı, soru sormayan, sorgulamayan ve iktidarın icraatlarına rıza gösteren edilgen bireyler üretir. Bu süreçte 'bilgiye erişimin kolaylaştığı' yanılgısı işlenir. Oysa kolaylaşan şey gerçek bilgi değil, 'kodlanmış/açık bilgi'dir (codified knowledge).

Kodlanmış bilgi; dil gibi bazı kodlar kullanılarak iletilebileceği, saklanabileceği ve herkese açık hâle getirilebileceği bir ortama aktarılmış bilgidir. Buna karşın 'gizli/örtük bilgi'ye (tacit knowledge - know-how) erişim eskisinden çok daha zor hâle gelmiştir. Örtük bilgi açıkça ortaya konmamış, ancak onu kazanmış olan uzman beyinlerde bulunan bilgidir.

Pazardaki rekabet üstünlüğü, bilgisayarların taşımadığı bu örtük bilgiye sahip olmakla mümkündür. Uruguay Turu Nihai Senedi ile fikri mülkiyet haklarının küresel ölçekte güvence altına alınması tesadüf değildir. Toplumdan gizlenen örtük bilgiler yerine sunulan enformasyon, toplumda her şeyden haberdarmış hissi yaratarak hegemonyayı pekiştirir.

4Kapitalizmin Kontrol Krizleri ve Medya

Kapitalist sistem sürekli genişleme ve sermayenin yeniden üretimi üzerine kuruludur. Aşırı üretim, dağıtım veya tüketim krizleri ortaya çıktığında James Beniger'in 'Kapitalizmin Kontrol Krizleri' dediği durum baş gösterir. Bu krizleri aşmak, kitlesel talebin kontrolünü ve kışkırtılmasını gerektirir.

Sistem, kontrol krizlerini önlemek için Bretton Woods, MAI ve Uruguay Turu gibi uluslararası anlaşmalarla ekonomik alanı pürüzsüzleştirir. Günümüz iletişim teknolojileri ise sermayeye mükemmel bir denetim altyapısı sunar. Medya, bilgi kırıntılarıyla süslenmiş enformasyon bombardımanıyla toplumsal kontrole yardımcı olur.

McLuhan'ın belirttiği gibi teknolojiler yalnızca kullanılan icatlar değil, insanları yeniden icat eden araçlardır. Frankfurt Okulu da kitle medyasının standartlaştırılmış ürünler üreterek aynı standartlıkta bireyler yarattığını vurgulamaktadır.

5Medya, Kültür Emperyalizmi ve 'Ekmek ve Sirk'

İkinci Dünya Savaşı sonrasında sermaye birikimini maksimize etme anlayışı, toplumsal kontrolü zorunlu kılmış ve kitle iletişim araçlarını Armand Mattelart'ın 'gezegen köy' veya McLuhan'ın 'küresel köy' dediği yapıya dönüştürmüştür. Pierre Bourdieu'nün 'enformasyonun döngüsel dolaşımı' dediği tekdüzelik, kültürel çeşitliliği yok etmektedir.

Neoliberal dönemde kamu hizmeti anlayışı terk edilmiş, medya magazinleşme ve tekelleşme eğilimi göstermiştir. McChesney'e göre kapitalist toplum, çoğunluğun demoralize ve depolitize edildiği koşullarda en iyi işler. Finans Times'ın tespitiyle, kapitalist demokrasinin başarısı 'ekonominin politikasızlaştırılması' ile mümkündür.

Kültür alanındaki yozlaşma kültür emperyalizmiyle gerçekleşir. 70'li yıllarda ortaya çıkan popüler kültür, kapitalizmin ideolojisini barındırır. Roma İmparatorluğu'ndaki 'Ekmek ve Sirk' formülü günümüzde popüler kültür ve eğlence dünyası aracılığıyla tekrarlanmakta, halk eğlenceye boğularak gerçeklerden koparılmaktadır.

6Haberin Toplumsal Kontrol Sağlamadaki İşlevi

Reklamlardan sıkılan ve bunlardan kaçan tüketicilere karşı kapitalist sistem yeni bir yöntem keşfetmiştir: Haberler. Gerçeği yansıttığı varsayılan haberler, tüketicinin en çok etkilendiği içeriktir. Eşik bekçilerinin haber değerlerini yanlı seçmesi, toplumun yapısını olumsuz etkiler ve çıkar çevrelerini meşrulaştırır.

Teun Van Dijk haber değerini, seçkin kimselere ve uluslara medyada ayrıcalıklı yer verilmesini sağlayan ideolojik ölçütler olarak tanımlar. Araştırmacılar (örn. Tılıç), 1990 sonrası Türk medyasında bilgilendirici habere rastlamanın zorlaştığını, patronların çıkarlarıyla örtüşen içeriklerin seçildiğini göstermiştir. Ana akım medya işçi haklarını, sendikaları dışlamakta; sermaye odaklı yayın yapmaktadır.

Robert A. Hackett ve gazetecilerin 'dengelilik' ilkesi, ideolojik yeniden üretimi gizlemeye yarar. Herbert Schiller ise medyanın enformasyonu ve haberleri parçalayarak, aralara reklamlar sıkıştırarak tüketim ekonomisine hizmet ettiğini belirtir. Dezenformasyon, misinformation, euphemism ve distortion gibi yöntemlerle gerçeklik algısı bozulmaktadır.

7Biyo-Haber Talebi ve Çözüm Önerileri

Ignacio Ramonet, günümüzdeki sansür biçiminin verilerin yasaklanması değil, enformasyonun aşırı ölçüde bollaşması ve doyum noktasına ulaşması olduğunu belirtir. Buna 'demokratik sansür' denir. Enformasyon bolluğunda boğulan gazeteci esas olanı kaçırır.

Ramonet'ye göre kapitalist medyanın bozulmasının önüne geçmek için gazeteciliğin amacına uygun, çarpıtılmamış, bilgilendirici ve bilinçlendirici haber türü olan 'Biyo-haber'e ihtiyaç vardır. Nasıl daha az zehirli biyo-yiyecekler alabiliyorsak, biyo-habere de ulaşabilmeliyiz. Bu bir lütuf olarak beklenmemeli, yurttaşlar tarafından talep edilmelidir.

Noam Chomsky'nin belirttiği gibi medya sermayeden alınarak halkın denetimine verilmelidir. Bu amaçla akademisyenler bilimsel çalışmalar yapmalı, politikacılar medya hukukunu yurttaş lehine düzenlemeli, sivil toplum örgütleri medya okuryazarlığı seminerleri vermeli, yurttaşlar sesini yükseltmeli ve gazeteciler sermayenin kalemşörlüğünden vazgeçmelidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250