Belirli ve düzenli aralıklarla (günlük, haftalık vb.) yayımlanan süreli yayınların genel adıdır. Örnek: 1609'da Strassburg'da çıkan Avisa Relation oder Zeitung ilk mevkute örneklerindendir.
M.Ö. 59'da Sezar'ın emriyle Roma'da yayımlanan, halkı bilgilendirmeyi amaçlayan günlük bültenlerdir. Modern gazetelerin atası ve haber toplama görevlileri ilk muhabirler olarak kabul edilir.
Matbaadan önce el yazması olarak dolaşan, ticari ve siyasi bilgileri içeren metinlerdir. Venedik'te 'Avvisi' adıyla doğmuş, Avrupa'da haber ihtiyacını karşılamıştır.
Matbaanın yaygınlaşmasıyla haber mektuplarının daha kapsamlı ve basılı hale gelmiş şeklidir. Tek yapraklık mektuplardan daha fazla bilgi içerirler.
Gazetelerin haberleri işleyip iletmesi sonucu oluşan, toplumsal olaylar hakkında halkın ortak kanaatidir. Basının en temel işlevlerinden biridir.
Düşünce ve kanaatlerin sansürsüzce iletilebilmesi hakkıdır. 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ile yasal statü kazanmıştır.
Amerika'da 1833'te The Sun gazetesiyle başlayan, gazetelerin çok düşük bir fiyatla (bir penny) satılarak kitlelere ulaşmasını sağlayan yayıncılık anlayışıdır.
Yayımlanan bir haberin gerçeği yansıtmadığını belirten yalanlama metnidir. M.Ö. 1750'de III. Thoutmes döneminde ilk örneklerine rastlanır.
Sayfa kalıpları yerine tek tek harflerin birleştirilmesiyle oluşturulan baskı yöntemidir. Uygur Türkleri tarafından geliştirilmiş, Gutenberg ile Avrupa'da yayılmıştır.
Siyasi veya dini otoritelerin, basını denetim altına almak için uyguladığı yayın öncesi kısıtlama ve yasaklama faaliyetidir.
Venedik'te basılı haber mektuplarının satıldığı en küçük bakır para birimidir. Zamanla bu mektupların genel adı haline gelmiştir.
John Milton'un İngiliz Parlamentosu'nda basın özgürlüğünü savunmak için yaptığı konuşmanın metnidir. Basın özgürlüğü tarihinin en önemli belgelerinden biridir.
İlgi çeken, insan hikayelerine odaklanan haber tarzıdır. James Gordon Bennet'in Morning Herald gazetesinde sıkça yer verilmiştir.
Gazete ve dergi gibi belirli periyotlarla çıkan yayınların genel adıdır. Mevkute ile eş anlamlı kullanılır.
İngiltere'de 1712'de gazetelere konulan, fiyatları yükselterek halkın erişimini kısıtlayan mali bir engeldir.
Osmanlı topraklarında yaşayan, genellikle Avrupa kökenli veya Batı kültürüyle iç içe geçmiş azınlık veya yabancı topluluklar. Metinde, ilk Fransızca gazeteleri çıkaran ve İzmir'de yoğunlaşan grup olarak geçer.
Osmanlı Devleti'nde resmi tarih yazıcısı. Takvim-i Vekayi'nin başında bulunan Esad Efendi bu unvana sahip bir devlet görevlisidir.
Osmanlı hükümetini ve sadrazamlık makamını temsil eden merkez. Gazetelerin resmi görüşlerini belirleyen ve denetleyen otoriteyi ifade eder.
Osmanlı Devleti'nin yabancı devletlere tanıdığı ekonomik ve hukuki ayrıcalıklar. Metinde, yabancı gazetelerin doğrudan kapatılmasını zorlaştıran bir engel olarak belirtilmiştir.
Devletin aldığı kararları, yasaları ve icraatları halka duyuran yayın organı. Takvim-i Vekayi, Osmanlı'nın ilk resmi gazetesi kabul edilir.
Doğrudan devlet tarafından çıkarılmasa da devletten maddi destek alan ve devletin görüşlerini yansıtan yayın. Ceride-i Havadis bu kategoriye girer.
Bir işi yapma veya bir yayın çıkarma konusunda devletten alınan özel izin veya ayrıcalık. Gazetelerin yayımlanabilmesi için bu iznin alınması gerekiyordu.
Bir dilden başka bir dile çeviri yapma. Takvim-i Vekayi'nin içeriği, Le Moniteur Ottoman'dan Türkçeye tercüme edilerek oluşturulmuştur.
Bir konu hakkında halkın genel düşüncesi. Gazeteler, Osmanlı'da kamuoyu oluşturmak ve Avrupa'daki yanlış algıları düzeltmek için kullanılmıştır.
Gazete sayfasındaki dikey yazı bölümleri. Vekâyî-i Mısriye, bir sütunu Türkçe, diğer sütunu Arapça olacak şekilde düzenlenmiştir.
Bir yayını düzenli olarak almak için ücret ödeyen kişi. Vekâyî-i Mısriye'de yeterli abone bulunamadığı için memurlara zorunlu abonelik getirilmiştir.
Toplumsal, siyasi veya ekonomik yapıyı daha iyiye götürmek için yapılan düzenlemeler. Gazeteler, bu reformları halka tanıtmak için bir araç olmuştur.
Matbaada dizgi işlerini yapan kişi. Ceride-i Havadis'in idarecisi Mehmed Nuri Bey, mürettiplikten başlayarak yükselmiştir.
Bir kişi veya kurum hakkında yetkili makamlara verilen şikayet veya ihbar yazısı. Ceride-i Havadis'in II. Abdülhamid döneminde kapatılmasına bir jurnal neden olmuştur.
Devletin temel tüketim maddelerinde fiyat spekülasyonlarını engellemek için uyguladığı fiyat belirleme mekanizmasıdır. Bu sistem, serbest piyasa ekonomisinin ve buna bağlı olarak enformasyon ihtiyacının doğmasını engellemiştir.
Osmanlı'da bugünkü ilköğretim seviyesine denk gelen, genellikle cami veya vakıf bünyesinde faaliyet gösteren geleneksel eğitim kurumlarıdır. Ezbere dayalı ve Arapça ağırlıklı eğitim vermişlerdir.
1831'de yayımlanmaya başlayan, Osmanlı Devleti'nin ilk resmi Türkçe gazetesidir. İçeriği devletin resmi ideolojisiyle sınırlı kalmış, eleştirel yayıncılıktan uzak durmuştur.
Yabancı sermayeli, dış basından çeviri haberlere ağırlık veren ve devletten ödenek alarak varlığını sürdüren bir Osmanlı gazetesidir. Halkın ilgisini çekmekte zorlanmıştır.
1869 yılında Safvet Paşa tarafından yürürlüğe konulan, eğitim sistemini modernleştirmeyi ve ilköğretimi zorunlu kılmayı hedefleyen kapsamlı bir düzenlemedir.
Yöneticinin 'Zıllullah' (Allah'ın yeryüzündeki gölgesi) olarak görülmesi sonucu, halkın sorgulama yapmadan emre itaat etmesini sağlayan toplumsal zihniyet yapısıdır.
Eğitimde ezberci geleneksel yöntemlerin yerine, modern materyallerin (kara tahta, harita vb.) ve pedagojik yaklaşımların kullanıldığı yeni eğitim sistemidir.
Macar asıllı, Osmanlı'da ilk Türk matbaasının kurulmasına öncülük eden isimdir. 1727 yılında matbaayı kurarak ilk Türkçe eserlerin basılmasını sağlamıştır.
Toplumun yazılı eserlere olan ilgisi, okuma alışkanlığı ve bu eserlerin yaygınlaşması sürecidir. Osmanlı'da el yazması geleneğinin baskınlığı nedeniyle geç oluşmuştur.
Deney ve gözlemden uzak, dogmatik bilgilerin ezberlenmesine dayanan, değişime kapalı eğitim yöntemidir. Osmanlı'daki medrese eğitiminin temel karakteridir.
1795 yılında kurulan, çağın askeri ve teknik ihtiyaçlarını karşılamayı hedefleyen modern bir meslek okuludur.
Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılda başlayan idari, hukuki ve eğitimsel yenilikler dönemidir. Gazeteciliğin kurumsallaşmaya başladığı süreçtir.
Sosyal hizmet kurumlarının (mektep, hamam vb.) devlet bütçesinden ziyade hayırseverler tarafından finanse edilmesini sağlayan ekonomik ve sosyal yapıdır.
Gazetenin sadece haber aktaran bir araç olmaktan çıkıp, yazarın siyasi, sosyal ve ekonomik konulardaki görüşlerini, yorumlarını ve eleştirilerini kamuoyuyla paylaştığı gazetecilik türüdür. Tercüman-ı Ahval, bu türün ilk örneğidir.
Bir eserin (roman, piyes, makale dizisi vb.) gazetede bölümler halinde, günlerce veya haftalarca devam edecek şekilde yayımlanmasıdır. İlk örneği Tercüman-ı Ahval'de Şinasi'nin 'Şair Evlenmesi' eseriyle görülmüştür.
Gazetenin en önemli yazarının veya editörünün, günün en önemli siyasi veya sosyal olayını yorumladığı, genellikle gazetenin birinci sayfasında yer alan makaledir. Tercüman-ı Ahval'de 'Politika-ı zamaneye dair bend-i mahsusadır' başlığıyla başlamıştır.
Gazetenin yayın politikasını belirleyen, gazetenin kimliğini yansıtan başyazıları kaleme alan kişidir. Ali Suavi, Muhbir gazetesindeki başyazılarıyla bu görevin en etkili örneklerinden birini sergilemiştir.
İktidarın uygulamalarını, devletin politikalarını ve toplumsal sorunları sorgulayan, çözüm önerileri sunan gazetecilik anlayışıdır. Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkâr bu anlayışın öncüleridir.
Hükümetin, bir gazetenin yayın içeriğini sakıncalı bulması durumunda, gazetenin yayımını belirli bir süre durdurması cezasıdır. İlk kez Tercüman-ı Ahval'e uygulanmıştır.
Devlet dairelerinde kullanılan ağır ve anlaşılmaz Osmanlıca yerine, halkın günlük hayatta kullandığı, kolay anlaşılır dilin gazetelerde kullanılmasıdır. Tasvir-i Efkâr ve Muhbir bu konuda öncüdür.
Toplumu ilgilendiren konularda halkın sahip olduğu ortak görüş ve kanaatlerin bütünüdür. Tasvir-i Efkâr, dinamik bir kamuoyu oluşturmayı devletin bekası için şart görmüştür.
Osmanlı Devleti'nde yabancı dillerden çeviri yapan ve diplomatik yazışmaları yürüten, birçok aydının yetiştiği önemli bir bürokratik kurumdur. Agâh Efendi ve Şinasi burada görev yapmıştır.
Osmanlı Devleti'nde meşrutiyet, hürriyet ve anayasal düzen isteyen, Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi gibi isimlerin yer aldığı aydın grubudur.
Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü, Balkanlar'daki azınlıkların durumu ve Batılı devletlerin Osmanlı üzerindeki nüfuz kurma çabalarını içeren karmaşık siyasi sorundur.
Devlet kurumlarında veya toplum yapısında yapılan iyileştirme ve düzenleme çalışmalarıdır. Muhbir gazetesinde bu konudaki müdahaleler sıklıkla eleştirilmiştir.
Gazete sayfalarının düzeni, haberlerin, başlıkların ve görsellerin yerleşimi. Muhbir gazetesi, mizanpajı ve sade diliyle geniş kitlelere hitap etmiştir.
Osmanlı Devleti'nin başkenti olan İstanbul'u ifade eden terimdir. Tasvir-i Efkâr gazetesinde 'Payitaht' başlığı altında İstanbul haberleri verilirdi.
Gazetelerde dış dünyadan gelen siyasi, ekonomik ve askeri haberlerin yer aldığı 'Dış Haberler' bölümüdür.
Gazetelerde ticari, resmi veya özel duyuruların yer aldığı ilan bölümüdür. İlk özel gazetelerde bu bölüm standart bir içerik olarak yer almıştır.
1857 yılında yürürlüğe giren ve matbaaların açılmasını izne bağlayan düzenlemedir. Basını doğrudan değil, matbaalar üzerinden dolaylı olarak denetlemeyi amaçlayan bir sansür aracıdır.
1867'de Sadrazam Âli Paşa tarafından çıkarılan, basının yargı kararı olmaksızın doğrudan hükümet emriyle kapatılabilmesine olanak sağlayan idari bir tedbirdir.
Tanzimat döneminde devletin yönetim biçimini ve basın üzerindeki baskıları eleştiren, birçoğu yurtdışına çıkmak zorunda kalan aydınlar grubudur. Namık Kemal ve Ziya Paşa bu grubun önde gelenlerindendir.
1860'lardan itibaren başlayan, devletin siyasi ve idari uygulamalarını eleştiren fikir gazeteciliğine verilen isimdir. Hükümet tarafından devletin imajını zedeleyen bir faaliyet olarak görülmüştür.
Matbaa açmak isteyenlerin başvuruda bulunması gereken ve yayınların içeriğini denetleyen eğitimle ilgili devlet kurumudur.
Osmanlı döneminde asayişten sorumlu olan ve matbaa izin süreçlerinde Meclis-i Maârif ile birlikte yetkili kılınan güvenlik birimidir.
1857 yılında Maârif-i Umumiye Nezaretine bağlı olarak kurulan ve basın faaliyetlerini takip etmekle görevli olan idari birimdir.
Dönemin muhalif yayınlarından biri olup, Kararname-i Ali sonrasında kapatılan ve yazarları yurtdışına gitmek zorunda kalan önemli bir gazetedir.
Paris'te yayınlanan cumhuriyetçi bir gazete olup, Mustafa Fazıl Paşa'nın Sultan Abdülaziz'e yazdığı mektubun yayımlandığı mecradır.
Osmanlı döneminde İstanbul şehri için kullanılan, 'mutluluk kapısı' anlamına gelen ve yayınların denetim merkezini ifade eden yer adıdır.
Mısır Valiliği'nde 1866'da değiştirilen, yönetimin babadan oğula geçmesini esas alan sistemdir. Mustafa Fazıl Paşa'nın valilik şansını kaybetmesine neden olmuştur.
David Urquhart tarafından kurulan ve Osmanlı'nın dış işleri ile ilgili konularda fikir üreten, mektubun içeriğiyle ilgili iddiaları destekleyen cemiyetlerdir.
Haber vermenin ötesinde, toplumsal ve siyasi konularda görüş bildiren, eleştirel bir yayıncılık anlayışıdır. Tanzimat döneminde 'sakıncalı' olarak nitelendirilmiştir.
1865 yılında kurulan, mutlakıyetten meşrutiyete geçişi ve anayasal düzeni savunan aydınlar grubudur. Örn: Belgrad Ormanları'nda gizli bir toplantı ile kurulmuşlardır.
Hükümdarın yetkilerinin bir anayasa ve halk meclisi ile sınırlandırıldığı yönetim biçimidir. Yeni Osmanlılar, devletin çöküşünü durdurmak için bu sistemi savunmuştur.
Avrupalı devletlerin Osmanlı topraklarını paylaşma ve imparatorluğu tasfiye etme planlarıdır. Muhbir gazetesi, bu meseleyi sıkça gündeme getirmiştir.
Hukuki kurallara dayanmayan, yöneticilerin kişisel arzularına göre hareket ettiği yönetim anlayışıdır. Yeni Osmanlılar, bu durumu eleştirerek kanun hakimiyetini istemiştir.
Osmanlı topraklarında yaşayan tüm unsurların (Müslüman ve gayrimüslim) birliği ve beraberliğidir. İttihad gazetesi bu fikri savunmuştur.
Ali Suavi tarafından savunulan, Osmanlıca yerine Türkçenin özleşmesini ve halkın anlayacağı dilin kullanılmasını öngören görüştür.
İtalya'da faaliyet gösteren gizli bir dernektir. Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin tüzük hazırlığında bu derneğin tüzüğü örnek alınmıştır.
Cemiyetin güvenliğini sağlamak için 6 kişilik küçük gruplar halinde yapılanmasıdır. Sadece 'baş'lar birbirini tanırdı.
Osmanlı Devleti'nde modernleşme ve reform hareketlerinin yapıldığı dönemdir. Yeni Osmanlılar, bu dönemdeki paşaların parlamenter sistemi reddetmesini eleştirmiştir.
Mehmed Bey ve Hüseyin Vasfi Paşa önderliğinde Cenevre'de kurulan ve İnkılab gazetesini çıkaran siyasi gruptur.
Halkın seçtiği temsilcilerden oluşan ve hükümet icraatlarını denetleyen yasama organıdır. Mehmed Bey, kanunların bu meclisten geçmesi gerektiğini savunmuştur.
Padişahın fermanı ile verilen haklardır. Ali Suavi, Hıristiyanların zaten bu fermanlarla İslamlarla eşit haklara sahip olduğunu savunmuştur.
Devletin temel yapısını ve vatandaşların haklarını belirleyen en üst hukuk metnidir. Yeni Osmanlıların temel amaçlarından biri anayasa hazırlatmaktı.
Tanzimat döneminde basın üzerinde uygulanan, yayınların sık sık kapatılmasına veya tatil edilmesine neden olan baskıcı bir matbuat nizamnamesidir. Basın özgürlüğünü kısıtlayan bir 'kabus' olarak nitelendirilmiştir.
Tanzimat döneminde devletin yönetimine ve politikalarına muhalif olan, basın yoluyla fikirlerini yaymaya çalışan aydınlar grubudur. Namık Kemal ve Ebuzziya Tevfik gibi isimler bu grubun önde gelenlerindendir.
Siyasi ve sosyal eleştirilerin, hiciv ve karikatür yoluyla halka ulaştırıldığı yayın türüdür. Diyojen, bu türün ilk müstakil örneğidir.
Osmanlı'da ilim ve bilimi yaymak amacıyla kurulan bir cemiyettir. Mecmûa-i Fünûn dergisini yayınlayarak Batı düşüncesini Osmanlı'ya taşımıştır.
Tanzimat aydınlarının en çok savunduğu, ancak Kararname-i Ali gibi düzenlemelerle sürekli baskı altına alınan temel haktır. Terakki ve İbret gibi gazetelerde sıkça işlenmiştir.
Fen, matematik, tarih ve coğrafya gibi konularda derinlemesine bilgi veren, düzenli yayınlanan süreli yayınlardır. Mecmûa-i Fünûn buna en iyi örnektir.
Mümeyyiz gazetesinde de işlenen, tüm tebaanın (Müslüman, Hristiyan, Yahudi) vatanın evladı olarak görülmesini savunan bir siyasi ideolojidir.
Basın faaliyetlerini düzenleyen ve kısıtlayan yasal çerçevedir. Utarid gazetesi, bu nizamnamenin sadece Türkçe yayınlara uygulanmasını eleştirdiği için kapatılmıştır.
Tanzimat döneminde halkın yoğun rağbet gösterdiği geleneksel eğitim kurumlarıdır. Mümeyyiz gazetesi, bu okullarda verilmeyen bilgileri tamamlamayı amaçlamıştır.
Osmanlı'da Batı dillerinden çeviriler yapan ve aydınların yetiştiği bir kurumdur. Tahir Münif Efendi gibi birçok önemli isim buradan yetişmiştir.
Devletin iç ve dış politikasına dair haberlerin ve yorumların yer aldığı yayınlardır. Basiret ve İbret dönemin en önemli siyasi gazetelerindendir.
Matbaada harfleri dizen, gazetenin basım aşamasında görev alan kişidir. Basiretçi Ali Efendi, gazeteciliğe Takvîm-i Vekâyî'de mürettip olarak başlamıştır.
Bir kişinin bir kaleye hapsedilerek sürgün edilmesi cezasıdır. İbret gazetesi yazarları bu cezaya çarptırılmıştır.
Bir gazetenin yasal sorumluluğunu taşıyan ve yayın iznine sahip olan kişidir. Filip Efendi ve Rüşdü Efendi bu dönemde sıkça gazete imtiyazı almışlardır.
Gazete ve dergilerde bölümler halinde yayınlanan roman veya tercüme eserlerdir. Hadika gazetesinde sıkça yer almıştır.
Görsel unsurların (karikatür, teknik çizim) metinle birlikte kullanıldığı yayınlardır. Ayine-i Vatan ilk resimli gazete, Mirat ise ilk resimli dergidir.
Siyasi otoritenin icraatlarının mizah yoluyla eleştirilmesidir. Diyojen'deki 'Hazine' fıkrası buna somut bir örnektir.
Tanzimat basınının halkı bilgilendirme, okuma-yazma ve bilimsel farkındalık yaratma misyonudur. Terakki ve Mecmûa-i Fünûn bu işlevi ön plana çıkarmıştır.
Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye'nin yayın organı olan, düzenli yayın aralığına sahip ilk Türkçe dergidir. Fen bilimleri ve Batı düşüncesini yaymayı amaçlamıştır.
Münif Paşa ve Halil Şerif Bey tarafından kurulan, Osmanlı'da ilim ve bilimin yayılması için konferanslar düzenleyen ve dergi çıkaran cemiyettir.
Ali Haydar Bey tarafından kurulan, tarih ve coğrafya içerikli, okullarda okutulması hedeflenen düzenli yayın aralığına sahip ikinci Türkçe dergidir.
Mustafa Refik Bey tarafından çıkarılan, Osmanlı'nın ilk resimli Türkçe dergisidir. Teknik ve ziraat konularına odaklanmıştır.
Tanzimat dönemiyle başlayan, gazete ve kitap arasında konumlanan, belirli periyotlarla çıkan süreli yayıncılık faaliyetidir.
Metinlerin görsel öğelerle (çizim, fotoğraf) desteklendiği yayın türüdür; Mirat bu türün ilk örneğidir.
Mecmûa-i Fünûn çevresinde doğan, 'fenler evi' anlamına gelen yükseköğretim kurumu fikridir.
Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye tarafından açılan, gazete ve dergi koleksiyonlarının bulunduğu halka açık okuma salonudur.
Ali Haydar Bey tarafından kurulan ve Mecmûa-i İber-i İntibah'ı neşreden dernektir.
Dönem kaynaklarında dergi, gazete veya risale yerine kullanılan, süreli yayınları ifade eden genel terimdir.
Osmanlı bürokrasisinde batılı dilleri bilen aydınların yetiştiği, birçok dergi yazarının görev yaptığı kurumdur.
Mithat Paşa tarafından Tuna vilayetinde kurulan, ihtiyaç sahibi çocukların barınma ve eğitimini sağlayan modern kurumlardır.
Mirat dergisinde yayınlanan, ülkelerin ekonomik kalkınma sebeplerini ve yerli üretimin önemini anlatan yazı dizisidir.
Mecmûa-i Fünûn'da 6. sayıdan itibaren yer verilen, Avrupa ve Amerika'daki siyasi gelişmelerin özetlendiği bölümdür.
Ahmed Midhat Efendi ve Ebuzziya Tevfik gibi isimlerin sürgündeyken veya sürgün sonrası çıkardıkları yayınları kapsayan dönemdir.
Dönem yayıncılarının dergi yerine sıklıkla kullandıkları, kitapçık formatındaki yayınları ifade eden kavramdır.
Fen, sosyal bilimler ve eğitim konularını ağırlıklı olarak işleyen, toplumu aydınlatmayı hedefleyen dergilerdir.
Dergilerin yayını için ruhsat alınmasını zorunlu kılan, Dağarcık dergisinin kapanmasına gerekçe gösterilen düzenlemedir.
Mecmûa-i İbretnüma gibi dergilerde yer bulan, geleneksel edebiyat türlerinden olan ağıt şiirleridir.
Eğitim ve öğretim faaliyetlerini kapsayan, Tanzimat dönemi dergilerinin en temel odak noktası olan kavramdır.
Osmanlı Devleti'nin ilk anayasasıdır. 23 Aralık 1876'da ilan edilmiş olup meşrutiyet sistemine geçişin hukuki temelini oluşturur.
II. Abdülhamid'in baskıcı rejimine karşı meşrutiyeti savunan aydınlar grubudur. İttihat ve Terakki Cemiyeti etrafında örgütlenmişlerdir.
Hafiye teşkilatı tarafından toplanan ve devlete karşı faaliyetleri ihbar eden raporlardır. Dönemin sindirme aracı olarak kullanılmıştır.
Basın ve yayın organlarının içeriklerinin basım öncesi veya sonrası devlet tarafından denetlenmesi ve kısıtlanmasıdır. 1878'den itibaren çok sıkı uygulanmıştır.
Padişahın yanında bir meclisin bulunduğu ve anayasal düzenin geçerli olduğu yönetim biçimidir. I. Meşrutiyet 1876'da ilan edilmiştir.
Jurnal teşkilatında görevli olan ve muhalifleri takip edip ihbar eden gizli görevlilerdir.
Basın faaliyetlerini düzenleyen ve kısıtlayan yasal düzenlemelerdir. 1864, 1888 ve 1895 yıllarında çeşitli maddeler eklenerek ağırlaştırılmıştır.
Gazete ve dergilerde roman veya hikayelerin bölümler halinde yayımlanmasıdır. Servet-i Fünun'da sıkça kullanılmıştır.
Servet-i Fünun yazarlarının kullandığı ağır ve anlaşılmaz dil nedeniyle Ahmet Mithat Efendi tarafından onlara takılan 'bozguncu' anlamındaki isimdir.
Servet-i Fünun dergisi etrafında toplanan, yeni bir edebi anlayışı benimseyen sanatçı topluluğudur.
Çinko üzerine kimyasal yöntemlerle resim basma sanatıdır. Servet-i Fünun'un görsel kalitesini artırmak için kullanılmıştır.
Gazete dağıtıcısıdır. Döneminde içerik hakkında konuşmaları bile yasaklanarak cezalandırılmışlardır.
Dönemin emniyet teşkilatıdır. Basın üzerindeki baskı ve sorgulamalarda aktif rol oynamıştır.
Jön Türk hareketinin en güçlü örgütüdür. Meşrutiyeti yeniden kurmak amacıyla faaliyet göstermiştir.
Eğitimden sorumlu bakanlıktır. Dönemde yayınların denetiminde (Tetkik-i Müellefat Komisyonu aracılığıyla) merkezi rol oynamıştır.
Muhalif aydınların veya gazetecilerin İstanbul'dan uzaklaştırılmasıdır. Mithat Paşa'nın Taif'e sürülmesi buna örnektir.
Kitapların basım öncesi denetimini yapan ve ruhsat veren kuruldur.
1909'da Servet-i Fünun dergisi çatısı altında beyanname yayımlayarak kurulan yeni edebi topluluktur.
II. Abdülhamid'in istibdat yönetimine karşı çıkan, meşrutiyet ve anayasal düzeni savunan aydın muhalif grubudur. Örnek: Ahmed Rıza ve Prens Sabahaddin gibi isimler bu hareketin öncüleridir.
Hükümdarın yetkilerinin bir anayasa ve meclis ile sınırlandırıldığı yönetim biçimidir. Jön Türklerin en temel siyasi hedefidir.
Osmanlı Devleti'ni oluşturan tüm etnik ve dini unsurların (Türk, Rum, Ermeni, Arnavut vb.) birliği ve beraberliği fikridir. Osmanlı gazetesinde sıkça vurgulanmıştır.
Sultan II. Abdülhamid dönemindeki baskıcı, mutlakiyetçi ve sansürcü yönetim tarzıdır. Jön Türklerin tüm yayınları bu yönetime karşı yapılmıştır.
Devletin tüm gücünün merkezde toplanması ve yeniliklerin devlet eliyle yapılması gerektiğini savunan görüştür. Ahmed Rıza ve Şurayı Ümmet bu görüşün temsilcisidir.
Yerinden yönetim anlamına gelir; yerel meclislerin güçlendirilmesini ve liberal bir ekonomik yapıyı savunur. Prens Sabahaddin'in liderliğindeki cemiyetin temelidir.
Bireysel girişimi ve özel teşebbüsü esas alan, devletin ekonomideki baskın rolünü azaltmayı hedefleyen liberal ekonomik görüştür.
1876'da ilan edilen Osmanlı'nın ilk anayasasıdır. Jön Türkler, bu anayasanın yeniden yürürlüğe konulmasını ana amaç edinmişlerdir.
Sultan II. Abdülhamid'in eniştesi olup, ailesiyle Avrupa'ya kaçarak Jön Türk hareketine maddi ve manevi destek veren önemli bir isimdir.
1902 ve 1907 yıllarında Paris'te toplanan, Jön Türklerin strateji ve yöntem belirlemek için bir araya geldikleri kongrelerdir.
Mevcut düzeni kökten değiştirmek için başvurulan, askeri veya sivil ayaklanma yöntemidir. Kongrelerde propaganda mı yoksa ihtilal mi sorusu tartışılmıştır.
Yönetimin, muhalif yayınların halka ulaşmasını engellemek için uyguladığı baskı ve kapatma politikasıdır. Jön Türk gazeteleri sürekli sansürle karşılaşmıştır.
Ahmed Rıza tarafından çıkarılan, merkeziyetçi görüşü savunan ve İttihat ve Terakki'nin yayın organı olan gazetedir.
Mizan gazetesinin kurucusu, Cenevre kolunun lideri ve Jön Türk hareketinin önemli bir figürüdür.
Adem-i merkeziyetçi görüşün lideri, Teşebbüs-i Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'nin kurucusudur.
Matbaada kullanılan harf dökümleri veya baskı kalıplarıdır. Jön Türkler gazete basmak için hurufat bulmakta zorlanmışlardır.
1908 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin baskısıyla 1876 Anayasası'nın tekrar yürürlüğe girmesiyle başlayan, parlamenter sistemin yeniden kurulduğu dönemdir.
Dönemin en güçlü siyasi aktörü olan, Makedonya'daki askeri direnişle Meşrutiyet'i ilan ettiren ve zamanla otoriterleşen siyasi teşekküldür.
İttihat ve Terakki'nin merkeziyetçi politikalarına karşı çıkan, liberal ve adem-i merkeziyetçi görüşleri savunan 1909 tarihli siyasi partidir.
13 Nisan 1909'da gerçekleşen, meşrutiyet karşıtı bir ayaklanma olup, sonrasında II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesine yol açan siyasi kırılma noktasıdır.
İmparatorluk sınırları içerisindeki tüm unsurları din, dil ve ırk ayrımı gözetmeksizin eşit kabul ederek bir arada tutmayı amaçlayan fikir akımıdır.
Yönetimde yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılmasını ve merkezi otoritenin sınırlandırılmasını savunan, Prens Sabahaddin tarafından desteklenen görüştür.
Meşrutiyet sonrası basın özgürlüğünü düzenlemek amacıyla çıkarılan, ancak zamanla kısıtlayıcı hükümlerle ağırlaştırılan basın yasasıdır.
Basın yoluyla yapılan yayınlardan zarar gören kişilere, iddialara karşı kendi görüşlerini kamuoyuna duyurma imkânı tanıyan yasal haktır.
İslam dünyasının sorunlarını çözmek için İslamî kimliği merkeze alan, ancak modernleşmeye ve meşruti sisteme açık olan fikir akımıdır.
Türk kimliğini ve kültürünü ön plana çıkaran, Balkan Savaşları sonrası İttihat ve Terakki'nin resmi ideolojisine dönüşen milliyetçi fikir akımıdır.
Proletarya ve burjuvazi arasındaki sınıf çatışmasını temel alan, İştirak mecmuası gibi yayınlarla Osmanlı'da tanıtılmaya çalışılan ekonomik ve siyasi görüştür.
Gazetelerin hukuki sorumluluğunu üstlenen, 1912 değişikliğiyle yükseköğrenim mezunu olma şartı getirilen gazete yöneticisidir.
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin görüşlerini benimseyen, dönem siyasetinde belirleyici rol oynayan kişi veya gruplardır.
Yayınların basılmadan önce devlet tarafından denetlenmesi ve sakıncalı görülen kısımların çıkarılması uygulamasıdır.
II. Abdülhamid döneminde sarayın muhalifleri takip etmek için kullandığı gizli istihbarat görevlileridir.
30 Ekim 1918'de imzalanan ve Osmanlı Devleti'nin fiilen sona erdiği, toprakların işgale açık hale geldiği ateşkes antlaşmasıdır. Bu metinde, Türk basınının bölünmesine ve milli mücadelenin başlamasına neden olan temel kırılma noktası olarak ele alınmıştır.
İşgale karşı Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde kurulan ve daha sonra tek çatı altında birleştirilen direniş örgütleridir. Basın, bu cemiyetlerin amaçlarını halka duyurmak ve milli bilinci uyandırmak için bir araç olarak kullanılmıştır.
ABD Başkanı Wilson'un ilkelerinden yola çıkarak Amerikan mandasını savunan bir gruptur. Metinde, aralarında Halide Edip Adıvar gibi isimlerin de bulunduğu bu cemiyetin, barışın sağlanması için ABD himayesini bir çıkış yolu olarak gördüğü belirtilmiştir.
29 Nisan 1920'de TBMM tarafından çıkarılan, meclise ve milli mücadeleye karşı yapılan her türlü muhalefeti, bozgunculuğu ve zararlı yayınları vatan hainliği sayan kanundur. Bu kanun, basındaki karşıt görüşleri susturmak için yasal bir dayanak oluşturmuştur.
TBMM’ye bağlı olarak kurulan ve halkı milli mücadelenin gerekliliği konusunda bilgilendirmeyi amaçlayan kuruldur. Yunus Nadi başkanlığında faaliyet gösteren bu heyet, aynı zamanda ülke genelinden istihbarat toplamıştır.
Milli mücadelenin iç ve dış kamuoyuna doğru bir şekilde anlatılması ve propaganda faaliyetlerinin yürütülmesi için kurulan resmi kurumdur. Basının bir 'dördüncü kuvvet' olarak örgütlenmesini sağlamıştır.
6 Nisan 1920'de kurulan ve milli mücadelenin resmi haber kaynağı olan ajanstır. Amacı, yabancı haber ajanslarının etkisini kırarak Ankara hükümetinin sesini dünyaya duyurmaktır.
Kurtuluş Savaşı sürecinde Ankara hükümetini destekleyen, bağımsızlık fikrini savunan süreli yayınların genel adıdır. Bu basın, halkı birleştirici bir rol üstlenmiştir.
İşgal döneminde İstanbul'da yayınlanan, genellikle işgalcilerle işbirliği yapan veya milli mücadeleye karşı çıkan yayın organlarıdır. Peyam-ı Sabah ve Alemdar bu grubun en belirgin örnekleridir.
Mustafa Kemal önderliğinde kurulan ve Sivas Kongresi sonrası yürütme organı gibi çalışan temsil heyetidir. İrade-i Milliye gazetesi, bu heyetin kararlarını halka duyurmak için kullanılmıştır.
Mustafa Kemal'in basın için kullandığı bir terim olup, basının milli mücadeleye sağladığı 'fikri yardım' ve destek anlamına gelir. Basının, ordu kadar önemli bir kuvvet olduğunu ifade eder.
İşgal kuvvetlerinin denetiminde olan ve milli mücadeleye karşı aciz bir politika izleyen merkezi hükümettir. Basın üzerindeki sansür ve baskıların ana kaynağıdır.
I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı topraklarını işgal eden İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan gibi devletlerdir. İstanbul basını üzerindeki sansürün temel uygulayıcılarıdır.
Milli mücadele döneminde halkı bilinçlendirmek veya düşmanı yıpratmak için kullanılan yöntemlerdir. Mustafa Kemal, basını bu propaganda faaliyetlerinin en etkili aracı olarak görmüştür.
İşgal kuvvetleri ve İstanbul hükümeti tarafından, milli mücadele yanlısı haberlerin halka ulaşmasını engellemek için uygulanan baskı mekanizmasıdır. Gazetelerin kapatılmasına veya yazılarının sansürlenmesine yol açmıştır.
TBMM tarafından kurulan ve Kurtuluş Savaşı'nı yöneten meşru hükümettir. Hakimiyet-i Milliye gazetesi bu hükümetin resmi yayın organıdır.
Matbaacılıkta kullanılan harf kalıplarıdır. Metinde, Anadolu'daki gazetelerin kısıtlı imkanlarla (az sayıda hurufatla) basıldığına dair bir örnek olarak geçmektedir.
1925'te Şeyh Sait isyanı sonrası çıkarılan, hükümete huzuru bozan yayınları yasaklama yetkisi veren yasadır. Örnek: Bu kanunla Tanin gazetesi süresiz kapatılmıştır.
1921 Anayasası'nı ifade eder. Cumhuriyetin ilanıyla bu kanunda değişiklik yapılarak yönetim şekli cumhuriyet olarak netleştirilmiştir.
3 Mart 1924'te halifelik makamının kaldırılmasıdır. Basında bu konuda ikiye bölünme yaşanmış, hükümet yanlısı olmayanlar yargılanmıştır.
1924'te kurulan ilk muhalefet partisidir. Programındaki dini söylemler ve adem-i merkeziyetçilik nedeniyle kapatılmıştır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında rejim karşıtı faaliyetleri yargılayan özel mahkemelerdir. Basın mensupları da bu mahkemelerde yargılanmıştır.
Basını denetlemek ve yönlendirmek için kurulan devlet kurumudur. Basının hükümetle uyumlu çalışmasını sağlamıştır.
Ankara merkezli, hükümetin görüşlerini yansıtan ve cumhuriyetin ilanını destekleyen gazetedir.
Hüseyin Cahit Yalçın'ın başyazarlığını yaptığı, muhalif tutumuyla bilinen ve Takrir-i Sükun ile kapatılan gazetedir.
Velid Ebuzziya'nın başyazarlığını yaptığı, hilafet yanlısı yayınları nedeniyle İstiklal Mahkemesi'nde yargılanan gazetedir.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın savunduğu, yerinden yönetim ilkesidir. Hükümet tarafından isyana zemin hazırladığı gerekçesiyle eleştirilmiştir.
1924 Anayasası'nda yer almasına rağmen, Takrir-i Sükun ile 'kanun dairesinde' sınırlandırılan haktır.
Basının toplumsal modernleşme projesine hizmet etmesi ve hükümetin ideolojik aygıtı olarak çalışması modelidir.
Milli Mücadele dönemi için kullanılan ifadedir. Basın organlarının bu dönemdeki tavırları, cumhuriyet dönemindeki meşruiyetlerini etkilemiştir.
Mustafa Kemal'in kurduğu ve dönemin tek partisi olan yapıdır. Basından bu partinin politikalarına destek beklenmiştir.
Olağanüstü durumlarda uygulanan denetim rejimidir. 1923'te kaldırılmasına rağmen, isyan dönemlerinde tekrar devreye girmiştir.
Arap harflerinin birbirine bitiştirilmeden, ayrı ayrı yazılması gerektiğini savunan akım. Dr. Milaslı İsmail Hakkı ve Celal Sahir gibi isimler bu yöntemin okumayı kolaylaştıracağını savunmuştur.
Mevcut olanın düzeltilmesi, iyileştirilmesi süreci. Alfabe tartışmalarında Arap harflerine hareke eklenmesi veya harf sayısının azaltılması gibi önerileri kapsar.
Cumhuriyet döneminde Arap alfabesinin terk edilerek Latin alfabesine geçilmesi süreci. Okuryazarlığı artırmak ve batı medeniyetine entegre olmak temel amaçtır.
Sultan Abdülaziz döneminde Fransızların yardımıyla açılan ve Fransızca eğitim veren okul. Türk çocuklarının Latin alfabesiyle tanışmasına vesile olmuştur.
Türkçe'nin Latin alfabesiyle yazıldığı en eski örneklerden biri olan, yabancılar tarafından hazırlanan sözlük ve gramer kitabı.
Tanzimat döneminde bilimsel ve kültürel konuları tartışan dernek. Münif Paşa ve Fethali Ahundzade gibi isimler burada alfabe üzerine sunumlar yapmıştır.
Namık Kemal'in Arap alfabesinden vazgeçilmesini tanımlamak için kullandığı, 'gereksiz ve boş işlerle uğraşmak' anlamına gelen ifade.
1928 yılında Latin alfabesini hazırlamak üzere kurulan resmi heyet. Alfabe projesi, gramer ve uygulama sistemini belirlemekle görevliydi.
Ahmet Vefik Paşa'nın hazırladığı sözlük. Türkçe kelimeler ile Arapça/Farsça kelimeler arasında ilk kez bilinçli bir ayrım yapılmıştır.
Osmanlı'da batılılaşma hareketlerinin başladığı dönem. Alfabe tartışmalarının ilk kez ciddi bir şekilde aydınlar arasında konuşulduğu tarihsel süreçtir.
Arap alfabesinin korunmasını savunanların, Müslüman toplumlar arasındaki kültürel bağı korumak için öne sürdükleri temel gerekçe.
Eğitim ve öğretim sistemi. Alfabe tartışmalarında eğitimin yaygınlaşamamasının temel nedeni olarak gösterilen alan.
Cumhuriyet döneminde Latin alfabesine geçişi savunan aydınlar grubu. Hüseyin Cahit Yalçın, Celal Nuri ve Falih Rıfkı Atay bu grubun önde gelenlerindendir.
Arap harflerinde ünlüleri göstermek için kullanılan işaretler. Münif Paşa, okumayı kolaylaştırmak için harflere hareke konulmasını önermiştir.
Eğitim birliği. Alfabe değişikliği ile eğitimin daha kolay ve hızlı bir şekilde halka yayılması hedeflenmiştir.