← Ünite 14

Ünite 14: Stratejik Ortaklıklar ile Yönetsel Etik ve Etik Sistemleri — Konu Anlatımı

1Stratejik Ortaklıkların Tanımı ve Kapsamı

Günümüzün küreselleşen dünyasında, artan rekabet koşulları ve çevresel belirsizlikler, işletmelerin tek başına, sadece kendi olanak ve kaynaklarıyla ayakta kalmasını son derece zorlaştırmaktadır. Bu durum, işletmeleri birbirleriyle çeşitli işbirlikleri ve dayanışma ağları kurmaya yöneltmektedir. Stratejik ortaklık, iki ya da daha fazla bağımsız işletmenin, belirli bir stratejik amacı gerçekleştirmek amacıyla güçlerini birleştirmesiyle oluşan anlaşmaların genel adıdır.

Bu ortaklıklar sayesinde işletmeler; teknolojilerini, kaynaklarını, yeteneklerini ve ürünlerini karşılıklı yarar sağlayacak şekilde bir araya getirir, değiştirir veya entegre ederler. İşletmelerin tek başlarına imalat, pazarlama, Ar-Ge ve lojistik gibi tüm faaliyetlerde başarılı olması imkansız olduğundan, uzmanlık alanları dışındaki faaliyetleri başka işletmelerden transfer etmeleri bu ortaklıkların temel çıkış noktasını oluşturur.

İşletmelerarası dayanışma yelpazesi, en uçta bilgi paylaşımı gibi basit formal olmayan ilişkilerden, diğer uçta ise şirketlerin tamamen birleşerek (merger) tek bir yapı haline gelmesine kadar geniş bir çizgide uzanır. Ortak girişimler ve konsorsiyumlar da bu yelpazenin önemli duraklarıdır. İşletmeler bu yolla sinerji yaratarak rekabette üstünlük elde ederler; yani elde edilen sonuç, bireysel sonuçların toplamından daha büyük olur.

2Stratejik Ortaklıkların Kuruluş Nedenleri ve Türleri

İşletmelerin stratejik ortaklık kurma nedenleri dört ana grupta toplanmaktadır: Örgütsel nedenler (yeniden yapılanma, kolektif bilgi edinme, kapasite artırımı, tedarik zincirlerini genişletme); ekonomik nedenler (maliyetleri azaltma, risk paylaşımı, ölçek ekonomisi elde etme); stratejik nedenler (potansiyel rakiplerle işbirliği yaparak rekabeti önleme, çevresel belirsizliği azaltma); ve politik nedenler (yasal engelleri aşma, etki ve konum geliştirme).

Stratejik ortaklık türleri oldukça çeşitlidir. Lisans anlaşmaları, patent hakkı korumasındaki bir ürünün belirli süre ve ücret karşılığında üretilmesine veya pazarlanmasına izin verir (Örn: Massey-Ferguson traktörlerinin Uzel Makine tarafından üretilmesi). Satış yetkisi verme veya acentelikte ise bölgesel işletme ana işletmenin ürünlerini kendi bölgesinde satar.

Dış kaynaklardan yararlanma (outsourcing), taşeronlaştırma ve fason imalat gibi yöntemlerle ana faaliyet dışı işlerin başka işletmelere devrini kapsar (Örn: Nike ve Adidas ürünlerinin Taiwan'daki işletmelere ürettirilmesi). Üretim imtiyaz hakkı (Franchising) ise tekel durumundaki üreticinin haklarını belirli bölge ve süre için devretmesidir (Örn: McDonald's, Burger King, akaryakıt istasyonları). Diğer türler arasında endüstriyel konsorsiyum, satınalma, birleşme ve ayrı bir tüzel kişilik oluşturan ortak girişim (Joint Venture) yer alır.

3Stratejik Ortaklıkların Yararları ve Sakıncaları

Stratejik ortaklıkların işletmelere sağladığı en önemli yararlardan biri ekonomiklik ölçeğidir; sermaye yatırımı, Ar-Ge ve pazarlama harcamalarında maliyet avantajı yaratır. Ayrıca uzmanlık gerektiren alanlarda teknoloji transferi sağlar, paylaşılan kaynaklar sayesinde riskleri azaltır, yeni pazarlara girişi kolaylaştırarak rekabeti şekillendirir ve ülkelerin ticari kısıtlamalarını (yeni korumacılık) aşmaya yardımcı olur.

Buna karşın stratejik ortaklıkların bazı sakıncaları da bulunmaktadır. Yararların ve risklerin ortaklar arasında dengesiz dağılması çatışmalara ve motivasyon düşüklüğüne yol açabilir. Ortakların yükümlülüklerindeki eşitsizlikler, uzun ve zorlu sözleşme görüşmeleri, karar alma süreçlerindeki anlaşmazlıklar da diğer olumsuzluklardır.

Ayrıca farklı ulusal veya kurumsal kültürler ile dillerden kaynaklanan iletişim problemleri, sanayideki rekabetin doğurduğu misillemeler ve hükümetlerin olumsuz tepkileri de stratejik ortaklıkların başarısını tehdit eden önemli risk faktörleri arasında yer alır.

4Yönetsel Etik Kavramı ve Evrensel İlkeler

Yönetsel etik, meslek etiğinin bir alt dalı olup, yönetim süreçleri düzleminde etiğin ele alınmasıdır. Belirli bir örgüt içinde doğru davranışlara ulaşmak için gerekli ilke ve standartları ifade eder. Kamusal alanda ise yönetsel etik; idari çalışanların kararlar alırken etik standartları kullanmasını, kişisel ve profesyonel sorumluluk bilinciyle hareket etmesini kapsar. Literatürün gelişiminde 1970'li yıllardaki Public Administration Review (PAR) dergisinde yayınlanan makalelerin büyük katkısı olmuştur.

Yönetsel etiğin ana amacı, bir örgüt içerisinde yönetici tutumlarının nasıl olması ve nasıl olmaması gerektiğini normatif bir metodolojiyle belirlemektir. Yöneticilerin ahlak dışı davranışlardan kaçınmasını sağlarken karşılaştıkları sorunlarda rehberlik eder. Bir yöneticinin benimsemesi gereken evrensel etik ilkeler arasında dürüstlük, açık sözlülük, adaleti gözetmek, sorumluluk bilinci, tolerans, sevgi-saygı göstermek, ırk-cinsiyet ayrımı yapmamak, hukuka uymak ve çalışanların hakkını vermek yer alır.

Öte yandan bir yöneticinin kesinlikle kaçınması gereken davranışlar arasında rüşvet, kayırmacılık (nepotizm, kronizm vb.), irtikap, zimmet, yıldırma ve baskı, ihmalkarlık, istismar, ben merkezcilik (egosantrizm), dalkavukluk, taciz, kötü alışkanlıklar, görev ve yetkiyi kötüye kullanma ile dedikodu gibi olgular bulunmaktadır.

5Teleolojik ve Deontolojik Etik Yaklaşımları

Teleolojik etik yaklaşımı (sonuçsalcı yaklaşım), bir eylemin tek başına iyi veya kötü olmadığını, doğurduğu sonuca göre değerlendirilmesi gerektiğini savunur. Eğer bir eylem arzu edilen neticeyi ve faydayı doğuruyorsa etik olarak doğrudur. Bu yaklaşımın birinci kolu olan bencillik (egoizm) ilkesi Niccolo Machiavelli ve Max Weber öncülüğünde gelişmiş olup, bireysel çıkarı merkeze alır.

Teleolojinin ikinci kolu olan faydacılık (utilitarianism) ilkesi ise Jeremy Bentham ve John Stuart Mill öncülüğünde ortaya çıkmıştır. Faydacılık, eylemin sonucunda etkilenenlerin sağladığı toplumsal fayda ve mutluluğa odaklanır; bireysel çıkar yerine genel refahı gözetir.

Deontolojik etik yaklaşımları (ödev ahlakı) ise sonuçtan bağımsız olarak eylemin özündeki niyet, ilke, yasa ve yükümlülüklere odaklanır. Haklar Teorisi 'nelere hakkım var?' sorusuyla temel hak ve özgürlükleri korur. Adalet Teorisi tarafsızlık, eşitlik ve dürüstlüğü esas alır. Immanuel Kant tarafından ortaya konan Kant Ahlakı ise ahlakın temelini sezgiye veya faydaya değil akla dayandırır; ahlaki davranışı her koşulda yerine getirilmesi gereken evrensel bir ödev olarak görür.

6Etik Dışı Davranışların Kaynakları ve Yolsuzluk Türleri

İşletmelerde etik dışı davranışlar kişisel veya kurumsal menfaat uğruna kuralların ihlalidir. Bu davranışların kaynakları dört grupta incelenir: Bireyden kaynaklanan sebepler (demografik özellikler, kıdem, değerler, risk değerlendirmesi); kurumdan kaynaklanan sebepler (kurumun geçmişi, yönetim felsefesi, etik kodlar ve eğitim); çevreden kaynaklanan sebepler (ekonomik, siyasal ve sosyo-kültürel çevre); ve eylemden kaynaklanan sebepler (etkilenen gruplar, durumsal faktörler, gri alanlar).

İşletmelerde karşılaşılan en önemli etik dışı sorunlardan biri yolsuzluktur. Maddi çıkar içerikli yönetsel yolsuzluklar arasında rüşvet (karşılıklı anlaşarak görev kuralına aykırı menfaat sağlama), zimmet (teslim edilen para veya malı yasadışı şekilde üzerine geçirme), irtikap (kamu görevlisinin görevini kötüye kullanarak vatandaştan baskıyla menfaat temin etmesi) ve rant kollama (baskı gruplarının devletten yapay kaynak elde etme çabaları) yer alır.

Manevi çıkar içerikli yönetsel yolsuzluklarda ise ekonomik güç yerine ayrıcalık tanımaya yönelik maddesel olmayan güçler kullanılır. Bunlar; kayırmacılık (nepotizm, kronizm, patronaj gibi akraba, eş-dost ve siyasal kayırma biçimleri), oy ticareti (parlamentoda siyasal kararların karşılıklı destekle çıkarılması) ve lobicilik faaliyetleridir. İşletmeler bu sorunları önlemek için etik ilkeler oluşturmalı, ödül-ceza sistemleri kurmalı, örgütleme, koordinasyon, motivasyon ve iletişim unsurlarını etkin şekilde işletmelidir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250