Türkiye'de çalışma hayatının düzenlenmesi ve denetlenmesi amacıyla kurulan en temel idari yapı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'dır. Bakanlığın tarihsel kökenleri Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanmaktadır. İlk olarak 27 Mayıs 1934 tarihli İktisat Vekâleti Teşkilatı ve Vazifeleri Hakkında Kanun ile İktisat Vekâleti bünyesinde 'İş ve İşçiler Bürosu' adıyla mütevazı bir birim oluşturulmuştur. Bu büro, çalışma hayatına ilişkin ilk kurumsal çekirdeği teşkil etmiştir.
8 Haziran 1936 tarihli ve 3008 sayılı İş Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, İş ve İşçiler Bürosu daha geniş yetkilerle donatılarak 'İş Dairesi' hâline getirilmiştir. İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği olağanüstü koşullar ve sanayileşme adımları, müstakil bir bakanlığın kurulmasını zorunlu kılmıştır. Bu doğrultuda Çalışma Bakanlığı, 7 Haziran 1945 tarihli ve 4/591 sayılı Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ile resmen kurulmuş ve hemen ardından 22 Haziran 1945 tarihli ve 4763 sayılı Çalışma Bakanlığı'nın Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun çıkarılmıştır.
Bakanlığın kurumsal yapısını pekiştiren ve taşra teşkilatını düzenleyen daha kapsamlı bir adım ise 28 Ocak 1946 tarihli ve 4841 sayılı Çalışma Bakanlığı'nın Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile atılmıştır. Bu kanun, 4763 sayılı ilk kanuna kıyasla çok daha geniş bir görev tanımı yapmış, merkez ve taşra teşkilatlarının işleyiş esaslarını belirlemiştir. Günümüzde bakanlık, çalışma barışını korumak, iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak ve sosyal güvenlik sistemini yürütmekle görevli en üst düzey ulusal otoritedir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde iş sağlığı ve güvenliği politikalarını üretmek ve koordine etmekle görevli ana birimdir. Bakanlığın 1945 yılındaki kuruluşunda bu görevler 'İşçi Sağlığı Genel Müdürlüğü' tarafından yürütülmekteydi. Ancak denetim hizmetlerinin farklı bir birimde örgütlenmesiyle bu yapı 'İşçi Sağlığı Daire Başkanlığı'na dönüştürülmüştür. 2000 yılında yapılan modernizasyon çalışmaları kapsamında birim yeniden yapılandırılarak 'İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü' adını almıştır.
İSGGM'nin temel görevleri arasında İSG konularında ulusal mevzuat çalışmalarını yürütmek, ulusal politikaları belirlemek ve bu politikalara uygun İSG programları hazırlamak yer alır. Genel Müdürlük, ulusal ve uluslararası düzeydeki kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyonu sağlar. Ayrıca, işyerlerinde etkin denetim yapılabilmesi amacıyla ilgili birimlere önerilerde bulunur ve bu önerilerin sonuçlarını yakından takip eder.
Genel Müdürlük aynı zamanda yetkilendirme ve standart belirme merciidir. İSG alanında ölçüm, değerlendirme, teknik kontrol, eğitim, danışmanlık ve uzmanlık hizmeti verecek kişi ve kuruluşları inceleyerek yetkilendirir. Kişisel koruyucu donanımların ve makine koruyucularının imalatını ve ithalatını yapacak kuruluşların standartlara uygunluk usul ve esaslarını belirler. İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi amacıyla araştırma ve planlama faaliyetlerini organize eder.
İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi Müdürlüğü (İSGÜM), 1968 yılında Türkiye ile Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) arasındaki anlaşma çerçevesinde kurulmuştur. Uluslararası Çalışma Koşullarını ve Çevresini İyileştirme Programı (PIACT) kapsamında faaliyete geçen İSGÜM, İSGGM'nin alt birimi olarak çalışmaktadır. Temel amacı, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden gerekli olan ölçüm, analiz ve test hizmetlerini sunmak, laboratuvarların ISO/IEC 17025 standardına uygun kalitede hizmet vermesini sağlamaktır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi (ÇASGEM), kökeni 1955 yılında kurulan Yakın ve Orta Doğu Çalışma Enstitüsü'ne (YODÇE) dayanan köklü bir eğitim kurumudur. 2003 yılında 4947 sayılı Kanun ile bugünkü adını alan ÇASGEM; çalışma hayatı, sosyal güvenlik ve İSG konularında ulusal ve uluslararası düzeyde eğitim, araştırma, yayın ve danışmanlık faaliyetleri yürütür. İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, mühendis ve diğer sağlık personeline yönelik sertifika programları ve eğitimler düzenler.
İş Teftiş Kurulu Başkanlığı ise 1979 yılında yürürlüğe giren 'İş Teftiş Tüzüğü' ile kurulmuş olup, çalışma hayatına ilişkin mevzuatın sahada uygulanıp uygulanmadığını denetleyen en yetkili organdır. İş müfettişleri aracılığıyla işyerlerinde denetimler yapar, mevzuattaki eksikliklerin giderilmesi için raporlar hazırlar ve iş kazası riskinin yüksek olduğu acil durumlarda derhal işe el koyarak faaliyeti durdurma dahil gerekli önlemleri alır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Birinci Dünya Savaşı'nın ardından 1919 yılında imzalanan Versay Antlaşması ile Milletler Cemiyeti'ne bağlı olarak kurulmuştur. Kurulma amacı, savaş sonrası dönemde ortaya çıkan ağır çalışma koşullarını iyileştirmek, sosyal reformlar gerçekleştirmek ve dünya barışını sosyal adalet yoluyla tesis etmektir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında kabul edilen Filadelfiya Bildirgesi ile örgütün temel amaç ve ilkeleri genişletilmiş, teknik işbirliği ve kalkınma odaklı yeni bir döneme girilmiştir.
ILO'yu Birleşmiş Milletler'in diğer tüm uzmanlık kuruluşlarından ayıran en önemli özellik, sahip olduğu 'üçlü' (tripartite) temsil yapısıdır. Örgütün tüm karar alma süreçlerinde ve organlarında hükümet temsilcilerinin yanı sıra işçi ve işveren temsilcileri de eşit söz ve oy hakkına sahiptir. Bu yapı, ulusal düzeyde de sosyal diyaloğun geliştirilmesini teşvik eder. Her yıl toplanan Uluslararası Çalışma Konferansı'na üye ülkeler iki hükümet delegesi, bir işçi ve bir işveren delegesi ile katılım sağlarlar.
ILO'nun yürütme organı olan Yönetim Kurulu, 28 hükümet, 14 işçi ve 14 işveren temsilcisinden oluşur. Örgütün sekretarya, araştırma ve yayın faaliyetleri ise İsviçre'nin Cenevre kentinde bulunan Uluslararası Çalışma Ofisi tarafından yürütülür. Türkiye, ILO'ya 1932 yılında üye olmuştur. ILO'nun kabul ettiği uluslararası sözleşmeler, Anayasamızın 90. maddesi uyarınca iç hukukumuzda kanun hükmünde kabul edilmekte ve bunlara karşı Anayasa Mahkemesi'ne aykırılık iddiasıyla başvurulamamaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 1945 yılında San Francisco'da toplanan BM Konferansı'nda Çin ve Brezilyalı delegelerin ortak önerisiyle kurulması kararlaştırılan bir uzmanlık kuruluşudur. 19-22 Temmuz 1946 tarihlerinde New York'ta düzenlenen Uluslararası Sağlık Konferansı'nda 61 ülkenin imzasıyla WHO Anayasası kabul edilmiştir. Anayasanın yürürlüğe girmesi için gereken 26 üye ülkenin resmi onayı 7 Nisan 1948'de tamamlanmış ve bu tarih her yıl 'Dünya Sağlık Günü' olarak kutlanmaya başlanmıştır. Türkiye, örgüte 2 Ocak 1948'de imza atmış, 9 Haziran 1949 tarihli ve 5062 sayılı Kanunla anayasayı onaylayarak resmen üye olmuştur.
WHO'nun temel görevi, uluslararası sağlık çalışmalarında yönlendirici ve koordinatör makam olarak hareket etmektir. Salgın (epidemik) ve dünya çapındaki (pandemik) hastalıklarla mücadele etmek, üye ülkelerin sağlık altyapılarını güçlendirmek, ana-çocuk sağlığını korumak ve ruh sağlığını iyileştirmek örgütün öncelikli alanlarıdır. Ayrıca gıdalar, biyolojik ve farmasötik ürünler için uluslararası standartlar geliştirir. WHO, iş sağlığı alanında da çalışanların fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halinde olmalarını sağlamak amacıyla diğer kuruluşlarla ortak projeler yürütür.
Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (OSHA-EU) ise Avrupa Birliği üyesi ülkelerde işyerlerinin daha sağlıklı, güvenli ve üretken olmasını sağlamak amacıyla kurulmuştur. Ajans, üye ülkeler arasında bilgi paylaşımını ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılmasını hedefler. Devlet, işçi ve işveren temsilcilerinden oluşan üçlü bir yönetim yapısına sahiptir. Her yıl Ekim ayının ikinci haftasını İSG Haftası olarak kutlayan ajans, geniş bir bilgi ağı yönetmektedir. Türkiye, OSHA-EU çalışmalarına aday ülke statüsünde, gözlemci olarak katılım sağlamaktadır.